NTV

Erdoğan: ABD ile el ele verirsek mesele çözülür

ntv.com.tr

Dünya
160923-erdoğan-abd.jpg

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 4 gün süren ABD ziyaretinin son durağı bir gala yemeği oldu. Burada ABD'deki Türk toplumuna seslenen ve lobi faaliyetlerinin önemine dikkat çeken Erdoğan, ABD'ye FETÖ ve YPG - PYD eleştirisi yaptı. Erdoğan'ın Suriye'yle ilgili iddialı sözleri de, "ABD ve Türkiye, ele ele verirlerse, diğer koalisyon güçlerine ihtiyaç duymadan meseleyi çözerler" oldu.

İlişkili Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu toplantıları için gittiği New York'ta, Türken Vakfı tarafından düzenlenen üçüncü gala yemeğine katıldı.

Türken Vakfı'nın faaliyetleri ve gençlere yönelik özverili çalışmalarını takdirle izlediklerini anlatan, Türk Amerikan toplumunun, siyasi, ekonomik ve kültürel meselelerde ortak bir çıkar grubu halinde hareket etmesi gerektiğini söyledi.

"Biz sadece kendi ülkemizin değil, dünyadaki tüm mazlumların, mağdurların, gariplerin, tüm insanlığın hakkını savunuyoruz." diyen Erdoğan, "İşte BM Genel Kurulu'nda yaptığım konuşmada ifade ettiğim gibi, 'Dünya beşten büyüktür' derken BM Güvenlik Konseyi'nde kendimizin yer almasını değil, dünyadaki 193 ülkenin orada temsil edilmesini savunduğum için dünyadaki coğrafi ve dini dağılımın adil şekilde sağlanmasını talep ettiğim için bu ifadeleri kullandım." şeklinde kouştu.

"BEN DOĞRUYU SÖYLÜYORUM"

Kapsayıcılığı her zaman savunduklarını dile getiren Erdoğan, "Dünyayı aldatmaya gerek yok. İnsanlığı aldatmaya gerek yok. Siyaseti de yapıyorsak dürüst yapacağız, omurgalı yapacağız. 'Acaba şunu söylersem birileri incinir mi ' diye değil. Hak razı oluyor mu, buna bakacağız ve buna göre adımımızı atacağız. Bize yakışan bu." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin uluslararası alanda yaşadığı sıkıntılardan birinin bu duruşu olduğuna değinen Erdoğan, "Hatta hatta bazı dostlar bile gıyabımızda sırtımızı döndüğümüz zaman bunları konuşuyorlar; 'Ya Cumhurbaşkanı iyi güzel de işte o da çok dik gidiyor, çok sert gidiyor.' Hayır ya ben doğruyu söylüyorum." diye konuştu.

"İçinden çıktığım, içinde yaşadığım milletin şanı da budur." diyen Erdoğan, 15 Temmuz gecesinde bu milletin ordunun içine sızan terör gruplarına, uçak, tank ve bombalara karşı dimdik durarak demokrasi mücadelesi verdiğini ifade etti.

O gece şehit olanların canlarını boşa vermediğine dikkati çeken Erdoğan, "Bunlar bizim için adeta bir işaret fişeğidir. Bu işaret fişeği istikametinde bizler de yürümek zorundayız. Eğer aynı istikamet doğrultusunda yürümezsek hesabını veremeyiz." açıklamasında bulundu.

"HESAPLARIN ÜZERİNDE BİR HESAP VARDIR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit ve gazi ailelerine yaptığı ziyaretlerde dinlediği olaylara da değindi.

"Şehitler tepesi"nin boş kalmayacağını dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Bizim 'şehitler tepesi' boş kalmadıkça da böyle FETÖ'nün terör örgütü, bilmem nesi bu ülkede herhangi bir şey yapamayacak. Fetullahçı Terör Örgütü mensubu teröristler, devletin kendilerine emanet ettiği uçakları, helikopterleri, silahları gasbederek bir darbe girişimi başlattılar. Bu hainler, kendi vatandaşlarını katledecek, kendi meclislerini, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni, emniyet teşkilatını ve aslanlar gibi özel harekatçılarımızı F-16'larla bombalamak suretiyle ki 56 aslanımız orada şehit oldu. Bunun yenilir yutulur bir yanı yok. Bunun affedilir bir yanı yok. Bunun bedelini ödeyecekler. Öyle veya böyle ödeyecekler. 241 şehidimiz var. Bu kurusıkı konuşmakla olmaz. Bunun bedelini ödeteceğiz. Ben inanıyorum ki şu anda Türk yargısı bunun hesabını soracak ve adımlar gerek emniyetle bunun için atılıyor. Tezgah çok farklı bir tezgah ve bu tezgahın içinde neler yok ki."

Erdoğan, 17-25 Aralık'ta ilk darbe girişimini yargı ve polisin yaptığını, onların başaramaması üzerine bu defa 15 Temmuz'da Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içine sızan teröristlerin yarım kalan darbeyi tamamlamak istediklerini anlattı.

Onların bir şeyi unuttuğunu vurgulayan Erdoğan, "Tüm bu darbelerin karşısında bu millet eğer F-16'ların, tankların, topların karşısında durursa ne olur, bunu hiç hesap edemediler. Evet, hesapların üzerinde bir hesap vardır; o da Allah'ın hesabıdır. Bunu düşünemediler." değerlendirmesinde bulundu.

"Milletimizin dirayet ve cesareti, şahsımın ve hükümetimizin kararlı duruşu sayesinde bu darbe girişimi hamdolsun 16 saatte bastırıldı." ifadesini kullanan Erdoğan, 15 Temmuz'un kara bir gece olarak başladığını ancak Türk tarihine eşsiz bir kahramanlık hikayesi olarak geçtiğini belirtti.

"STRATEJİK MÜTTEFİKLİĞİN GEREĞİDİR"

Hukuki süreç devam ederken Amerikan makamlarının alabileceği başka tedbirler de olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye için açık bir ulusal güvenlik tehdidi olan bu kişi ve örgüte karşı Amerika'nın kendi mevzuatına uygun bazı adımlar atmasının aslında iki ülke arasındaki stratejik müttefikliğin de bir gereği olduğuna işaret etti.

ABD'nin ulusal güvenliği söz konusu olduğunda Türkiye'nin 11 Eylül dahil üzerine düşeni her zaman fazlasıyla yaptığını söyleyen Erdoğan, Türkiye'nin de bugün aynı yaklaşımı beklemesinin en doğal hakkı olduğunu anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1915 olaylarına ilişkin asılsız iddialar ve PKK'nın faaliyetleriyle mücadele nasıl Türk Amerikan toplumunun önceliklerinden biriyse, FETÖ ile mücadelenin de aynı şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Bu konuda ABD'de yaşayan Türklerin desteklerini beklediklerini bildiren Erdoğan, "Geçici tutuklama ve iade ve idari önlemler alınması konusunda sesinizi yükseltmelisiniz. Yerel ve ulusal siyasetçiler ile medya nezdinde çalınmadık kapı bırakmamalısınız. Sizlerin bu konudaki katkısı Amerikan kamuoyu ve medyasına yönelikçok önemli bir mesajdır. Böylece meselenin sadece Türkiye'deki iktidarın bir sorunu olmadığı,bu ihanet kesiminin Türk toplumunun tüm kesimleri tarafından reddedildiği daha iyi anlaşılabilecektir."ifadelerini kullandı.

ABD'deki FETÖ unsurlarının özellikle Kongre ve Temsilciler Meclisi nezdinde Türkiye aleyhine yoğun bir karalama faaliyeti başlattığına da değinen Erdoğan, bir FETÖ mensubunun geçen hafta Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi toplantısında 15 Temmuz'u anlattığını anımsattı.

Erdoğan, "Meseleyi darbeye maruz kalan milletimizin değil de bizzat darbe girişiminde bulunanların zaviyesinden dinleyen bir komitenin Türkiye ile ilgili nasıl bir kanaate sahip olacağını tahmin etmek herhalde güç değildir." değerlendirmesinde bulundu.

"BEN DE SENDEN TERÖRİSTİ İSTİYORUM"

Amerikalı yetkililerin kendilerine 10 teröristin isimlerini vererek bu kişilerin yakalanıp teslim edilmesini istediğini, Türkiye'nin de bu teröristleri yakaladığını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Ben de senden terörist istiyorum. Milli Güvenlik Kurulumuzun stratejik belgesine kaydolmuş bir teröristi istiyorum. Ama siz hala direniyorsunuz. Neymiş Mahkeme. Ne mahkemesi ya Teröristin ne mahkemesi olacak ki Bunun green kartı varmış. Vatandaşlıktan insanları çıkarmak bu kadar kolay da green kartı iptal etmek zor mu? 

Kusura bakmayın siz de devlet yönetiyorsunuz, biz de devlet yönetiyoruz. Birinin adı Türkiye 80 milyon, öbürünün adı da ABD hadi bizim iki katımız nüfusu olsun. Bunu yapmaya mecburuz ve bir de aramızda model ortaklık var, stratejik ortaklık var. Onun için sizlerden FETÖ grubunun ülkemiz karşıtı çabalarına engel olmanızı bekliyoruz ve sizlerin dik durması lazım. Adam gibi yaşayalım. Bir yaşayalım ama pir yaşayalım. Yapmanız gereken tek şey, çıkıp her yerde doğruları anlatmak. Türkiye'de yaşanan hadisenin siyasi bir mücadele değil, doğrudan terör eylemi olduğunu herkese ifade etmeli, Amerikan kamuoyuna hakikatleri göstermelisiniz."

"BUNLAR DÜRÜST DAVRANMAZAR" 

Uluslararası Af Örgütü'nü de eleştiren Erdoğan, bir zamanlar bu örgütün kapısını kendisinin de çaldığını ve şiir okuduğu için hapse atıldığını belirterek, onlardan destek istediğini anlattı.

Örgütün kendisini arayıp sormadığını söyleyen Erdoğan, "Bunlar dürüst davranmazlar, bunlar ideolojik yaklaşım içindedirler." dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"15 Temmuz'dan beri Cumhurbaşkanı seviyesinde 54, Başbakan seviyesinde 71, bakan seviyesinde 410, milletvekili seviyesinde bin 228 ve diğer üst düzey temaslar olarak da 7 bin 150 görüşme ile bu konuyu dünyaya anlattık, anlatıyoruz. Dış basında yayımlanmasını sağladığımız 2 binin üzerinde mülakat, 200'ün üzerinde basın toplantısı, 500'e yakın makale ile meseleyi medya aracılığıyla da kendi açımızdan izah etmeye çalışıyoruz. Buna rağmen karşımızdaki terör örgütünün hala en üst düzeyde muhatap kabul edilmesi, faaliyetlerini rahatça sürdürmesi, medyada olumlu yayınlara konu olması dünya demokrasisi adına utanç vericidir. Sizler hem bireysel hem de kurumsal düzeyde yapacağınız faaliyetlerle inşallah bu durumu tersine çevireceksiniz."

Türkiye'de, Suriye ve Irak'tan gelen 3 milyon göçmenin hayatını sürdürdüğü bilgisini paylaşan Erdoğan, 300 bin kişinin de çadır kentlerde yaşadığını ve bunun kendilerini yaraladığını dile getirdi.

Erdoğan, "Zira insanız. İstiyoruz ki karşımızdakiler de insanca yaşamanın erdemine ulaşsınlar ve şimdi bazı adımlar attık. İnşallah kısa zamanda TOKİ ile birlikte ülkemizde ve ayrıca Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge çalışmalarımızı hızlı bir şekilde sürdürüyoruz. Netice alabilirsek inşallah bu çadır kentlerde yaşayanları buralara yerleştireceğiz." açıklamasında bulundu.

Halen tel örgülerin, katı vize rejimlerinin arkasına saklanarak sorunu çözebileceklerini zanneden bir toplum olduğuna değinen Erdoğan, Türkiye'nin yıllardır Suriye sınırları boyunca bir alanı "uçuşa yasak alan" ilan ederek güvenli bölge ve bu bölgede ılımlı muhaliflerden bir milli ordu oluşturmak istediğini hatırlattı. 

SURİYE KONUSU

Konuşmasında Suriye'deki gelişmelere değinen Erdoğan, rejimin Halep'i kaybetmek istemediğini söyledi.

Halep'in aslında Türkiye'ye kardeş olduğunu, Gaziantep ile Halep arasında akrabalık bulunduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ama dert ne biliyor musunuz Halep'i sıkıştırarak, Halep halkını Gaziantep'e doğru sürmek; plan bu. Onun için biz bu plana müsaade etmeyeceğiz ve biz Suriye'nin kuzeyinde bir terör bandının oluşturulmasına müsaade etmeyeceğiz. Şu anda attığımız adım, batıda Azez ve Fırat arasındaki o koridoru bir terör koridoru olmaktan çıkartıp bir barış koridoru haline getirmektir. Bugüne kadar yaklaşık 900 kilometrekarelik bir alanı DAEŞ ve PYD terör örgütlerinden temizleyerek Suriye halkı için güvenli hale getirdik. Şimdi El-Bab'a doğru operasyon genişliyor. Uzun süredir ülkemizde yaşayan Suriyeli kardeşlerimiz, yavaş yavaş terör örgütlerinden temizlenen evlerine yurtlarına dönmeye başladı."

Türkiye'nin tüm terör örgütlerine karşı aynı ilkeli duruşu sergilediğini vurgulayan Erdoğan, ABD yönetiminin PYD ve YPG'yi desteklemesini anlamakta zorlandıklarını belirtti.

Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Diyorlar ki 'PYD ve YPG, DAEŞ'e karşı savaşıyor.' PYD ve YPG, DAEŞ'e karşı savaşıyor da El Nusra savaşmıyor mu? Ama sen El Nusra'yı terör örgütü olarak ilan ediyorsun, o zaman PYD ve YPG'yi, Türkiye'nin bir terör örgütü dediği bu örgütü niye terör örgütü olarak kabul etmiyorsun? Daha üç gün önce iki uçak dolusu silah, PYD ile YPG'ye indirildi. Nereye, Kobani'ye. Daha önce de yine Kobani boşaldığı zaman oradaki PYD ve YPG'li teröristlere üç uçak indirildi ve bunların yarısı DAEŞ'e gitti, silahların yarısı da PYD ve YPG'de kaldı. Sayın Başkan ile bunları konuştuk ama dinletemedik. Şimdi ne yazık ki yine aynı oyun oynanıyor. Buradan bir netice çıkmaz. Burada sadece kan kaybı olur."

"RIZA GÖSTERMEYECEĞİZ"

Bir terör örgütüne karşı bir başka terör örgütünü kullanmanın doğru olmadığını kaydeden Erdoğan, bunun ileride çok ciddi sancılara yol açacağını her fırsatta ifade ettiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Nitekim PYD ve YPG tarafından kontrol edilen bölgelerde etnik temizlik yapıldığı, insanların evlerinin, topraklarının, mallarının gasbedildiği, direnenlerin baskıya maruz kaldığı hatta katledildiği yönünde ciddi bilgiler geliyor; ta Haseke'den batıya doğru. Bu durum, bölgede çok uzun yıllar sürecek sancılı ve kanlı bir dönemin altyapısının kurulmaya çalışıldığını işaret ediyor. Tabii biz güney sınırımız boyunca hangi örgüt tarafından olursa olsun bir terör koridorunun oluşturulmasına asla rıza göstermeyeceğiz. Hem kendi güvenliğimiz hem de Türkmen, Arap, Kürt, hangi etnik gruba mensup olursa olsun tüm kardeşlerimizin huzuru için buna müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda maalesef Amerikalı dostlarımızla ortak bir anlayış birliğine varamıyoruz."

Suriye'nin geleceğinin terör örgütlerine değil Suriye halkına bırakılması gerektiğine işaret eden Erdoğan, bunun da özgürlüklerin ve hukuk devletinin gereği olduğunu belirtti.

Erdoğan, "Ben şimdi buradan sesleniyorum. Eğer demokrasiye inanıyorsak, demokrasiyi savunuyorsak, eğer demokratik parlamenter sistem diyorsak öyleyse niçin bir otokratik rejime Suriye'yi teslim etmenin gayreti içindeler Bu adam (Esed) değil mi 600 bin insanın ölümüne neden olan 'Geçiş süreci için onunla devam etsek'. Böyle bir mantık olur mu " ifadelerini kullandı.

Böyle bir anlayış içinde olanlar bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, ABD'nin herkese telkin ettiği ilkeleri Suriye için de savunması gerektiğini dile getirdi.

"ABD İLE BU İŞİ BİTİRİRİZ"

Erdoğan, DAEŞ karşıtı koalisyonda 65 ülkenin bulunduğunu aktardı.

Bu terör örgütünün mensuplarının sayısının ise 10 bin civarında olduğunu bildiren Erdoğan, "Bu koalisyon gücü 10 bin DAEŞ'linin hakkından gelemez mi? Bunlar girecek delik bulamazlar. Yeter ki bunun kararını verelim, adımını atalım. Bunları hep söyledik, hala da söylüyoruz. Bırakın hepsini koyun bir kenara, biz Amerika ile el ele verelim, kararı verelim, iki ülke olarak biz bu işi bitiririz." diye konuştu.

ETİKETLER