NTV

'Kentler, hizmet çölü oldu'

Ekonomi

"İstanbul Sultanbeyli, Gazi Mahallesi, hatta 4. Levent; Ankara İncek, Bilkent, Eryaman; İzmir Bornova, Karşıyaka gibi semtlerde bile insanlar bir ekmek, bir şişe su, bir kutu aspirin almak için metrelerce yol yürüyor."

Atılım Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Zafer Şahin, şehir plancılığında bilimsel olarak normal bir insanın yorulmadan ulaşabileceği mesafenin 800 metre olarak kabul edildiğini, bu nedenle çağdaş kentlerde eczane, market, büfe gibi hizmet birimlerinin konutlara uzaklığının 800 metre, okul, sağlık ocağı, hastane gibi mekanların ise tek vasıtayla ulaşılabilecek mesafede olması gerektiğini söyledi.
 
Hizmet birimlerinin konutlara uzaklığının 800 metreden fazla olması, okul ve hastane gibi yerlere tek araçla gidilememesi halinde o bölgenin ''hizmet çölü'' olarak kabul edildiğini anlatan Şahin, Türkiye'de kentlerin genelde bu standarda uymadığını, yeni yerleşim birimlerinin sadece ''yatakhane'' olarak tasarlandığını öne sürdü.
 
''Kentlerin, uygulanan yanlış politikalar sonucunda yaşamsal hizmetlere ulaşımın giderek güçleştiği 'hizmet çöllerine' dönüştüğünü'' ileri süren Şahin, ''İstanbul Sultanbeyli, Gazi Mahallesi, hatta 4. Levent; Ankara İncek, Bilkent, Eryaman; İzmir Bornova, Karşıyaka gibi semtlerde bile insanlar bir ekmek, bir şişe su, bir kutu aspirin almak için metrelerce yol yürüyor'' dedi.

''Hizmet çöllerinin'' arttığı kentlerde yaşam koşullarının zorlaştığını ve kentlerin sosyal dokusunun zarar gördüğünü vurgulayan Şahin, bu durumun insanların bir arada yaşama ve hoşgörü duygularını da zedelediğini öne sürdü.
 
YAŞANABİLİR BİR KENT İÇİN 
Şahin, ''Sürdürülebilir bir kentsel gelişimin sağlanması, hizmet çöllerinin ortadan kaldırılması için kentsel planlarda yaşamsal hizmetlere yürüme mesafesinde ya da tek toplu taşım vasıtasıyla ulaşılmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalı, kent merkezleri oluşturulmalı, her mahalle ve kent bölgesi için yaşamsal hizmet noktaları yapılmalı, alışveriş merkezleri hizmet çölleri oluşumunu engelleyecek biçimde konuşlandırılmalı'' diye konuştu.
 
Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve ulaşım politikalarındaki değişikliklerin kentler üzerindeki etkilerinin de incelenmesi için etki değerlendirmesi çalışmaları yapılmasını öneren Şahin, aksi takdirde kentlerin yaşam kalitesinin odağı değil, insanların ihtiyaçlarını karşılayamadıkları hizmet çöllerine dönüşmeye devam edeceğine dikkati çekti.
 
ANKARA'NIN DURUMU 
Dr. Zafer Şahin, Ankara'yla ilgili, yaşamsal hizmet alanlarının niteliği ve erişilebilirliği üzerine coğrafi bilgi sistemi ve yaşamsal hizmet tesislerinin dağılımı ve kapsama alanları incelenerek yaptıkları araştırmada, şu sonuçların ortaya çıktığını kaydetti: 

Ankara'da yaşayanların;
- Yüzde 18'i temel gıda maddelerine yürüyerek ulaşamıyor.
- Yüzde 23'ünün bulunduğu bölgede yürüme mesafesinde ve toplu taşım güzergahında eczane gibi yaşamsal sağlık olanakları bulunmuyor.
- Yüzde 12'sinin yaşadığı yerde yürüyerek ekmek satın alabileceği bir yer bulunmuyor.
- Yüzde 27'sinin yaşadığı yerde yürüyerek gazete satın alınabilecek bir yer bulunmuyor,
- Yüzde 53'ünün yaşadığı yerde yürüyerek ulaşabileceği, kitap satın alabileceği ya da herhangi bir kültür faaliyetinde bulunabileceği bir yer bulunmuyor.
- Yüzde 33'ünün haftalık pazarlar dışında yürüyüş mesafesinde taze meyve ve sebzeye erişim imkanı bulunmuyor.
- Yüzde 68'inin yaşadığı yerde yürüyerek ya da tek vasıtayla ulaşabileceği bir sinema ya da tiyatro yok.
- Okul çağındaki nüfusun yüzde 42'si yaşadığı yere ortalama 10 kilometre uzakta eğitim almak zorunda kalıyor. 

Şahin, Ankara'nın, Türkiye'deki diğer kentler arasında ''yaşam kalitesi sıralamasında en üst sıralarda yer alan bir şehir'' olduğuna dikkati çekerek, araştırma sonuçlarının kentlerdeki plansızlığı gözler önüne serdiğini belirtti.

Tarihsel perspektiften bakıldığında bu durumun geçen yıllar içerisinde iyileşmediğini savunan Dr. Zafer Şahin, plansız kentsel gelişme sebebiyle kentsel hizmetlerde geriye gidiş olduğunu sözlerine ekledi.