NTV

A'dan Z'ye meme kanseri

Sağlık

Meme kanserinin görülme oranının arttığına vurgu yapan uzmanlar, gelişmiş batı ülkelerinde 50 yıl önce her 20 kadından birinde saptanan meme kanserinin, günümüzde her 8 kadından birinde görüldüğünü belirtiyor.

Sağlık Bakanlığı ve üniversitelerin verileri birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de her 12 kadından birinin hayatının bir döneminde meme kanseri olduğu ortaya çıkıyor.

Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Bülent Orhan, hastalığın gerçek nedeninin henüz net olarak bilinmediğini kaydederek meme kanseri tespit edilen kadınların üçte ikisinin, bilinen risk faktörlerinin hiçbirini taşımadıkları halde bu hastalığa yakalandığına dikkat çekiyor. Doç. Dr. Orhan, meme kanseri ile ilgili merak edilen noktalara şöyle açıklık getiriyor:

Meme kanseri nedir?
Meme kanseri, meme dokusunu oluşturan hücre gruplarından birinin değişime uğraması ve kontrolsüz olarak çoğalması nedeniyle oluşan tümör sonucu ortaya çıkan bir hastalık. Kanserli doku, önce yakın çevresine sonra, memeye yakın lenf bezlerine yayılıyor. Zamanında tanı konulup tedavi edilmeyen hastalarda kanser diğer organlara yayılarak tedavisi olanaksız evreye geçiyor.

Meme kanserinin risk faktörleri nelerdir?
Kadın olmak, 50-70 yaş arasında ve menopoz sonrası dönemde olmak, ailesinde ( anne veya baba tarafında) meme kanserine yakalanmış akrabaları olmak ( Akrabalık derecesi ne kadar yakın ve meme kanserli akraba sayısı ne kadar fazlaysa risk o kadar yükselir), daha önce meme kanserine yakalanmış olmak, adet başlama yaşının erken ve menopoz yaşının geç olması, hiç doğum yapmamış olmak, ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapmak, doğum yapmış fakat bebeğini emzirmemiş olmak, uzun süreli hormon tedavisi olmak, uzun süreli hormon tedavisi almak, modern şehir yaşamı ortamında yaşamak, şişmanlık; özellikle menopoz sonrası fazla kilo almak ve doymuş yağlardan zengin gıdaları fazla miktarda tüketmek ve fiziksel aktivite azlığı risk faktörlerindendir. Bu etkenler; meme kanseri gelişmesi ihtimalini artırmakla birlikte, meme kanserine yakalanan kadınların yarısından çoğu bilinen risk faktörleri taşımayan kadınlardır.

Hastalığın tanı yöntemleri nelerdir?
Kendi kendine muayene, doktor muayenesi ve görüntüleme yöntemleri ile hastalık teşhis edilebilinir.

Kendi kendini muayene etme: Meme kanserlerinin yüzde 70’ini hastalar kendi memelerini incelerken veya muayene ederken buluyorlar. Bu yüzden 20 yaşından sonra kadınlar; ayda bir kez, adet bitimi sonrası dönemde tercihen ayna karşısında kendi memelerini gözlemlemeli ve elleriyle memelerini ve koltuk altlarını yoklamalılar. Herhangi bir değişiklik fark ettiklerinde ise, en kısa sürede doktora başvurmalılar.

Doktor muayenesi: Memeleriyle ilgili hiçbir şikâyeti olmasa da her kadının 20-40 yaş arası 3 yılda bir, 40 yaşından sonra ise yılda bir kez klinik meme muayenesi için meme konusunda deneyimli bir genel cerraha muayene olması gerekiyor.

Görüntüleme yöntemleri: Meme görüntülemesi, meme kanserini mümkün olan en erken evrede saptamayı amaçlıyor. Teknolojik gelişmelere ve özellikle tarama mamografisinin yaygın olarak kullanımına paralel olarak, elle hissedilmediği halde görüntüleme yöntemleri ile saptanabilen meme kanseri olgularında belirgin artış görülüyor.

Sık kullanılan görüntüleme yöntemleri nelerdir?
Mamografi:
Mamografi meme hastalıklarının değerlendirilmesinde X ışınları kullanılarak gerçekleştirilen bir görüntüleme yöntemi. Klinik muayene ile tespit edilemeyen meme içindeki küçük kitleler ve değişiklikler mamografi ile ortaya çıkabiliyor. Mamografi meme kanseri tanısında, temel tanı yöntemi. Bu yüzden ‘altın standart’ olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 40 yaşından itibaren her kadının yılda bir kez tarama mamografisi çektirmesinin gerekli olduğu görüşünde. Mamografide kullanılan radyasyon dozu çok düşük ve zararlı değil. Şikâyeti olmayan kadınlarda tarama amaçlı, şikâyeti olanlarda ise tanı amaçlı kullanılıyor. Mamografinin önerilmediği grup; 35 yaş altı kadınlar. Nedeni ise bu yaşlarda meme dokusunun yoğun olması, mamografinin duyarlılığının azalması ve bu dönemde meme dokusunun radyasyona duyarlılığının fazla olması olarak sıralanıyor.

Ultrasonografi: Ultrasonografi mamografiye yardımcı bir tetkik. Ultrasonik ses dalgaları kullanılarak görüntüleme sağlanıyor. En önemli kullanım alanı; klinik muayenede veya mamografide saptanan kitlelerin içyapıları hakkında bilgi vermesi. Genç hastalarda ultrasonografi, mamografiye göre daha çok bilgi veriyor.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Yapısal bulgularla işlevsel bulguları birleştirme özelliği nedeniyle meme kanseri için en duyarlı görüntüleme yöntemlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Yerinde ve doğru zamanda kullanıldığında çok değerli bilgiler elde ediliyor. Günümüzde giderek daha yaygın kullanılıyor.

Biyopsi: Meme kanseri şüphesi taşıyan kitle veya lezyonlardan patolojik inceleme için örnek alma yöntemi. İnce iğne, tru-cut (otomatik kalın iğne) ile veya cerrahi teknikle şüpheli kitleden doku örneği alınıyor. Cerrahi biyopside genellikle kitlenin tamamı çıkarılarak patolojik incelemeye gönderiliyor.

Elle hissedilemeyen, meme dokusunun derin bölümlerindeki şüpheli lezyonların biyopsisi; Mamografi, ultrason veya MRI kılavuzluğunda radyolog tarafından gerçekleştiriliyor. Elle hissedilemeyen şüpheli lezyonların cerrahi olarak çıkarılmaları için ameliyattan önce radyolog tarafından tel ile işaretlenmeleri gerekiyor. Cerrah bu teli takip ederek ameliyatı memeye gereksiz yere hasar vermeden gerçekleştiriyor. İşaretlenmesindeki amaç, minimal doku volümüyle lezyonun tamamının çıkarılmasını sağlarken en iyi kozmetik sonucu elde etmek.

Meme kanseri nasıl tedavi edilir?
Son yıllarda meme kanseri tedavisinde birçok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın saptandığı safhaya göre değişiyor. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla oluyor.

Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan oluşan ekiplerce yapılıyor. Böyle bir ekip içinde cerrah, onkolog, radyasyon onkologu, radyolog, patolog, psikolog ve plastik cerrah gibi, tıbbın değişik dallarından bir araya gelmiş ve özellikle çalışma alanları meme kanseri üzerinde yoğunlaşmış hekimler bulunuyor. Hastalığın tedavisinde kullanılan dört yöntem vardır. Bunlar; cerrahi tedavi, kemoterapi, radyoterapi, ve hormon tedavisidir.

Cerrahi tedavide neler yapılır?
Meme kanserinin bugün bilinen en önemli tedavisi; tümörün ve tümörden kopan tümör hücrelerinin yayıldığı lenf nodlarının cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Bugün ameliyatta yapılan işlem ile meme kanseri; memenin tamamı alınmadan tedavi edilmekte, hastalığın hangi evrede olduğu kesin olarak ortaya konmakta ve bu sayede yapılacak ek tedavilerin şekli ( ışın, hormon, kemoterapi) açığa kavuşturulmaktadır.

Kemoterapi kanser hücresine nasıl etki eder?
Kanser hücrelerini yok edici ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılıyor. Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre verilir ve sonra ara verilir. Bu aralarda hastanın kendisini toparlaması sağlanır. Daha sonra tekrar bir süre ilaç kullanıldıktan sonra ara verilir. Bazı olgularda cerrahi tedaviden sonra, ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir.

Işın tedavisinin özellikleri nelerdir?
Işın tedavisi, meme bölgesine ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin öldürülmesini sağlamak amacıyla yapılıyor. Bu tedavinin de, diğer tedaviler gibi bazı yan etkileri bulunuyor. Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Işın tedavisinin yan etkileri yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur. Tedavi edilen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir yıl içinde azalır.

Hormon tedavisi nasıl uygulanır?
Hormonal tedavi sürecinde amaç; büyüme ve çoğalma için gerekli olan hormonların kanserli hücrelere ulaşmasını engellemektedir. Bu tedavide hormonların çalışma biçimlerini değiştiren ilaçlar kullanılmaktadır. Bunlar genellikle östrojen hormonunun etkisini veya üretimini azaltan ilaçlardır. Güvenli ve iyi tolere edilen bu ilaçların uzun süreli kullanımı gerekebilir.

Bu belirtilere dikkat edin!
• Memede elle hissedilen bir sertlik veya kitle,
• İki meme arasında son dönemde ortaya çıkan asimetri,
• Meme başında veya meme cildinde içe doğru çekinti,
• Memede kızarıklık, yara, egzama, kabuklanma, çatlama,
• Meme cildinde portakal kabuğuna benzer görünüm,
• Meme başında şekil veya yön değişikliği,
• Memede olağan dışı şişlik veya boyut artışı,
• Adet dönemlerinde memede rastlanabilenden farklı karakterde ağrı,
• Meme başından akıntı; özellikle pembe, kırmızı renkte,
• Koltuk altında sertlik, şişlik veya kitle.