NTV

Anneanneler Mars’tan, anneler Venüs’ten

Türkiye

Eğer annenizle ergenlik çağında yaşadığınız çatışmayı çatışma sanıyorsanız, siz bir de çocuğunuz olduktan sonra yaşanacakları görün derim.

Baştan kabul edelim. Anne kız ilişkisi zaten biraz sorunlu bir ilişkidir. Bu ilişkideki tek anne, annenizken denkleme bir annenin daha eklenmesi, anneannedeki devrelerin tamamen yanması ile sonuçlanır. Zira denklemde artık iki anne vardır ve ikisi tamamen ayrı telden çalmaktadır. Günümüz Türkiye’sinde başlıca anneanne davranışları şu şekildedir:

’Tabağındakini bitir, arkandan ağlar ’’
Anneannelerin en büyük tutkusu tabağı çocuğa sıyırtmaktır. Tabakta kalmış iki pirinç tanesi, çeyrek köfte bile bir anneannenin sinirini bozmaya yeter.

Çocuğun kaç köfte yemiş olduğunun önemi yoktur, Marslı anneannenin o çeyrek köfteyi yedirmek için yapmayacağı yokttur. Duygu sömürüsü ve yalan dolan bunların başında gelir. Çocuk kafayı çeviridikçe, anneanne çevik hareketlerle elinde çatal, zavallıcığın küçük ağzını yakalamaya çabalar.

‘’ Vah vah bu çocuk çok acıkmış’’
Eğer çocuk kendi hür iradesiyle tabağı silip süpürürse, anneanne yine çok dertlenir. Zira çocuk belli ki acıkmıştır ve bir çocuğun acıkmasına fırsat verilmesi anneannenin defterinde yazmaz. ‘’Ah yavrum. Vah nasıl da yiyor. Tüh tüh çok acıkmış.’’ feryatlarına, dizlere vurulan eller eşlik eder.

‘’İç organları üşür’’
Anneanneler çocukların, acıkma, üşüme gibi biyolojik ihtiyaçları hakkında iletişim kurmasından hoşlanmazlar. Eğer çocuk ‘’üşüdüm’’ ya da ‘’acıktım’’ diyorsa evde seferberlik ilan edilir. Herşeyden önce; çocuğun üşüdüğünü veya acıktığını hissetmesine izin vermek başlı başına büyük bir ihmaldir.

Çocuktan gelen bu bildirimler, fazlasıyla ciddiye alınsa da mesela ‘’doydum’’ kelimesi anneannelerin üzerinde hiç bir etki yaratmaz.

Anneannelere göre; çocuklar doyduklarını bilmezler. Bir çocuğun üşümediğini, değil kendisi annesi bile anneanneye kanıtlayamaz. Çocuğun sırtına elini sokup; ‘’anne bak sıcacık’’ derseniz, anneanneden cevabı alırsınız; ‘’olur mu kızım, iç organları üşür.’’

Ağustos ayında Ladin anneannesi tarafından pikeye sarılmış. Anane kollar çıplak diye hala huzursuz.
Ağustos ayında Ladin anneannesi tarafından pikeye sarılmış. Anane kollar çıplak diye hala huzursuz.

‘’Sırtı terler, sırtına mendil koy’’
Anneanneler çocukları dolma gibi giydirip terletirler, lakin bu terin çocuğun sırtında kurumaması konusunda çok hassastırlar. Sırta ter bezi koyma, anneanne dünyasında adeta bir tutkudur.

’Saçlarının dibi ıslak kaldı’’
Bir anneanneyi torununun bünyesinin zayıf olmadığına ikna edemezsiniz. Ufacık bir hapşırık, seferberlik nedenidir ve muhakkak ki annenin korkunç bir ihmali sonucu, canından kıymetli torunu şifayı kapmıştır.

Bu tür durumlarda anneanneler; ‘’ben sana demiştim’’ kartını oynamaya bayılır. Kimbilir kaç gün önce bir kenara not edilen büyük günahınız, o anda gün yüzüne çıkacaktır. ‘’ Ben sana demiştim, banyodan sonra çocuğun saçlarının dibi ıslak kaldı’’.

‘’ Dışarı çıkarma, esiyor’’
Doğu ile Batı arasında kaldığından, Türk hava sahası hep eser. Anneanneler, bir türbülans canavarının çocukları hasta etmek üzere tetikte beklediğine inanır.

Bir ananenin sisteminde, gazete sayfasının hızlıca çevrilmesinden kaynaklı esintiyi algılayacak kadar hassas dedektröler vardır.

Hal böyle olunca; bir çocuğun açık havaya çıkartılması için gerekli olan anenanne standartlarına ulaşmak güçtür. Yılda taş çatlasa 5 - 10 gün bir çocuğun soka çıkması için uygun anneanne koşullarını taşır.

Her anneannenin görmek için yaşadığı an.
Her anneannenin görmek için yaşadığı an.

‘’Ayşe Hanım teyzene, öpücük var kızım’’
Anneanneler torunlarını birer sirk maymunu olarak görür. Özellikle eş dost ile karşılaşıldığında anneanne torundan güzel bir şov, tam bir performans bekler. Çocuğun mevcut haleti ruhiyesi, anneanneyi bağlamaz.


Ayşe Hanım teyzene öpücük yolla, Tülay Ablana okulda öğrendiğin şarkıyı söyle, halana teşekkür et... Liste böyle uzayıp gider. Tanımadığı insanlar, zavallı çocuğu mıncıklamak suretiyle taciz ederken; torunundan arzu edilen performansı alamayan anneanne, son koz olarak duygu sömürüsü silahını çeker: ‘’ Ama bak Necmettin amcan seni çok seviyor’’, ‘’ama bak halan sana bebek almıştı, şimdi küsecek’’.

‘’Yanına bir kaşık da yoğurt koy’’
Anneanneye göre; yoğurt ve inek sütü cennetten çıkmadır. Hiçbir anneanne, inek sütünün miktarını kontrol altında tutmaya çalışma nedeninizi açıklayamazsınız. Demir eksikliği, fazla kalsiyumun vücut tarafından kullanılmayıp atılması, ne anlatsanız kar etmez.

‘’ Çocuğun uykusu yok, biraz daha oynasın’’
Anneanneler kendi hareketlerinin sonuçlarına hiçbir zaman katlanmak zorunda değildir. Çocuğun uyku ve yemek düzenin bozulması, şımarması, aburcubura alışması ananeyi bağlamaz.

Nihayetinde tüm bunların sonuçlarıyla baş başa kalacak olan annedir. Anneanneler, bu nedenle sıklıkla ve büyük bir rahatlıkla çocuğun huyunu, suyunu ve düzenini bozmakta bir sakınca görmezler.

Esra Sert'in "Acemi Anne" köşesini Facebook'tan takip etmek için tıklayın.