NTV

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Artık bu ülkede hiçbir teröriste rahat yoktur

Anadolu Ajansı

Türkiye

Mardin'de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık bu ülkede hangi örgüte mensup olursa olsun hiçbir teröriste rahat yoktur. Ya girdikleri bu yanlış yoldan geri dönüp teslim olacaklar ya da bu toprakları terk edip gidecekler" dedi.

İlişkili Haber

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mardin'de 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Parkı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, Mardinlilerin açılan çukurlar ve kazılan hendekler nedeniyle çok çileler çektiğini belirtti.

"Açılan o çukurlar ve hendekler, benim buralardaki Kürt kardeşlerime, Arap kardeşlerimize reva mıydı? Buralardaki Süryani kardeşlerime reva mıydı? Ama acımasızca bunu yaptılar. Utanmadan, sıkılmadan da adam gibi dolaşmaya kalkıyorlar." diyen Erdoğan, alandakilere "16 Nisan'da bunu hesabını sormaya var mıyız?" sorusunu yöneltti. Alandaki vatandaşlar Erdoğan'a "evet" karşılığını verdi.

"İSTİKRAR OLSAYDI KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR 22 BİN DOLAR OLURDU"

Erdoğan, "İş bilenin kılıç kuşananın" dediklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mardin'in 15 sene öncesini düşünün. Nasıl bir Mardin vardı, şimdi nasıl bir Mardin var. Havalimanından tut, bölünmüş yollara varıncaya kadar. Böyle modern bir havalimanını buraya getiren kim? Niye? Biz dedik ki Mardin böyle muhteşem bir havalimanına layıktır. Şehirleri bölünmüş yollarla birbirine bağladık mı? Bağladık. Benim vatandaşım, buradaki Kürt, Arap, Süryani bilhassa bütün kardeşlerim buna layık da onun için. Eğer Türkiye 1991 yılından itibaren istikrarlı yönetimlere sahip olsaydı şu anda kişi başına milli gelir 22 bin dolar olurdu. Ama istikrar yoktu, güven yoktu. Onun için de bu sıkıntıları yaşadık. Şimdi hedef 2023 yılında Türkiye'yi bu rakamın da üzerinde bir kişi başına milli gelire ulaştırmaktır."

Tüm güçleriyle ülkeyi büyütmenin ve kalkındırmanın mücadelesini verirken karşılarına sürekli yeni engellerin çıkartıldığına dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimi krizini, 367 garabetini hatırlıyorsunuz değil mi? Bize cumhurbaşkanı seçtirmemek için Anayasanın, teamüllerin, hukukun ayaklar altına alındığını nasıl unutabiliriz? 16 Nisan'da oylayacağımız sistemin temelini işte bu krizi aşmanın yollarını ararken attık. 'Cumhurbaşkanını halk seçsin' dediğimizde yönetim sistemimizdeki değişimin ilk adımını zaten atmış olduk. Bu sıkıntıyı geride bıraktık ama sabotajlar bitmedi. Milletimiz her seçimde bize olan desteğini daha da artırdığı için bu engelleri de birer birer geride bıraktık. Baktılar ki bizimle sandıkta başa çıkamayacaklar daha alçak, daha sinsi, daha ahlaksız yollara başvurmaya başladılar."

"Türkiye Cumhuriyeti 80 milyon vatandaşımızın tamamının devletidir"
Dertlerinin Türkiye olduğununu ifade eden Erdoğan, "Ama bunların derdi çukur. Çukurla işi olanların derdi olur mu? Olmaz" dedi.

"Derdi millet olanın bombalarla, patlayıcılarla ne işi olabilir? Derdi Kürt kardeşlerimiz olanın, onların evlerini başlarına yıkanlarla, çocuklarını ellerinden alıp dağa götürenlerle ne işi olabilir?" diye soran Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Terör örgütü, birileri tarafından kendisine verilen Türkiye'ye zarar verme, Türkiye'yi oyalama, yıpratma misyonu için gözünü kırpmadan Kürt kardeşlerimizi ateşe atmıştır. Siyasetin kendilerine verdiği imkanları terör örgütünü bu yanlış yoldan döndürmek için kullanmak yerine onun emrine verenler de aynı ateşe odun taşımışlardır. Bunlar gittiler Kürt kardeşlerimle en ufak tarihi veya manevi bağı olmayan marjinal örgütlere, Kandil'deki terör baronlarına piyonluk yaptılar."

Tüm dünyayla ve ülkeyle birlikte, bölgedekilerin de kimin gelecek, güvenlik ve refah için çalıştığını ve yanlarında olduğunu, kimin de bunları yok etmek için saldırdığını gördüğünü belirten Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 80 milyon vatandaşımızın tamamının devletidir. Devletimiz meseleleri konuşarak, görüşerek, kimsenin burnu kanamadan çözmek için uzattığı eli ısıranların başını ezmeye muktedirdir. Nitekim çukur eylemlerini başlatan terör örgütünü açtığı çukurlara gömerek bu gücünü göstermiştir" diye konuştu.

Bu süreçte zarar görenlere devletin sahip çıktığını ve yapılan evlerin teslim edilmeye başlandığını anlatan Erdoğan, yıkılanların yerine daha güzelini yapmak, zararları telafi etmek ve istihdam alanı yaratmak için tüm kurumların yoğun çaba sarf ettiğine dikkati çekti.

Mazı Dağı'nda 3 bin 600 kişinin çalıştığını aktaran Erdoğan, "Ülkemizi ve özellikle bölgedeki kardeşlerimizi terör örgütünün tasallutundan tamamen kurtarmak için, güvenlik güçlerimiz günün 24 saati, yılın 365 günü çalışmakta. Artık bu ülkede hangi örgüte mensup olursa olsun hiçbir teröriste rahat yoktur. Ya girdikleri bu yanlış yoldan geri dönüp teslim olacaklar ya da bu toprakları terk edip gidecekler. Aksi takdirde askerimizle, polisimizle, korucularımızla birlikte, bunları ülkemizden söküp atacağız" ifadesini kullandı.

"ONLAR MAALESEF BOMBALARI PATLATTILAR, ÇUKURLARI AÇTILAR"

Önceki gün, İstanbul'da "hayır" kampanyasının yürütüldüğü çadıra yaptığı ziyareti hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bir çadıra girdim. 'Hayır' çadırı. Ya niye 'hayır' diyorsunuz? dedim. Bana dediler ki daha çağdaş bir Türkiye'de yaşamak için. Dedim ki, 'Şu anda yaşadığımız Türkiye çağ dışı mı?' Oradan da Yavuz Sultan Selim Köprüsü görünüyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü dört gidiş, dört geliş. Ortasından şimdi bir de hızlı tren geçecek. Ne dese beğenirsiniz? 'Ama adını Yavuz Sultan Selim Köprüsü koydunuz. Adını niye Tayyip Erdoğan koymadınız?' Ya bak ne kadar mütevazıyım görüyorsunuz. 'Sen' dedim 'Yavuz Selim'i tanımamışsın.' 18 milyon kilometrekare Osmanlı topraklarına padişahlık yapmış bir ecdada bu isim yakışmaz mı? Böyle varsın olsun. Bu 'hayır' mı? diyor. Saygı duyarız. Sen de 'evet' diyene saygı duy.

Hiçbir vatandaşımızı ne terör örgütünün, ne de onların oyuncağı haline gelen siyasi uzantıların insafına terk etmeyeceğiz. Halkın kendilerine açtığı krediyi, iradelerini, götürüp örgütün çapulcularına teslim ederek, heba edenlerin artık hiç kimseye söyleyecek sözleri kalmamıştır. Devletimizle sizlerin arasına ne olur kimsenin girmesine izin vermeyiniz. Bundan sonra muhatabımız sadece ve sadece millettir, sizsiniz. Biz çözüm süreci başlattık mı? Başlattık. Ama anlamadılar, onlar maalesef bombaları patlattılar, çukurları açtılar. Sizlerden de devletinizle aranıza kimsenin girmesine izin vermemenizi bekliyorum. Biz sizi seviyoruz, size aşığız. Biz Ferhat'ız dağları dele dele gidiyoruz. Daha çok deleceğimiz dağlar var."

"KİMLERİN 'HAYIR' DEDİĞİNE BAKIN"

Erdoğan, terör örgütleri ile bazı Avrupa devletlerinin bir olduğunu belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

"16 Nisan'da Türkiye'deki bu terör örgütü Avrupa'daki terör örgütleri ile hayır çıkarması yaptı mı? Yaptı. Bak hepsi orada bir araya geldiler. Bu kardeşiniz, İsviçre'de parlamentonun önünde bir pankart, benim resmim ve benim şakağıma da silah dayamışlar. 'Öldürün' diyor. Ben buradan AK Parti'ye, MHP'ye, BBP'ye, CHP'ye, Saadet Partisi'ne gönül veren tüm kardeşlerime sesleniyorum. Senin ülkenin cumhurbaşkanına, İsviçre parlamentosunun önünde öldürme talimatı veren bu terör örgütlerine karşı, siz sessiz mi kalacaksınız? Onlar orada beraberce ne yazık ki bunu yapıyorlar. İşledikleri suçun üzerine gideceğiz ve onları orada bırakmayacağız. Durmak yok.

Buradan Mardin'den, bölgedeki ve ülkemizdeki tüm kardeşlerime sesleniyorum. Niçin 'evet' demeniz gerektiğini merak ediyorsanız, dönüp kimlerin 'hayır' dediğine bakın. Kim 'hayır' diyor, İmralı 'hayır' diyor. Kim 'hayır' diyor, Kandil 'hayır' diyor. Kim 'hayır' diyor, Pensilvanya 'hayır' diyor. Kim 'hayır' diyor, DEAŞ, 'hayır' diyor. Öyleyse, biz istikamet üzereyiz, demek ki doğru yoldayız. Başka bir şey anlatmaya gerek var mı? Bugüne kadar Türkiye'ye en küçük bir faydası dokunmamış, tam tersine hep ayağımıza çelme takmaya çalışanlar eğer karşı çıkıyorsa, bu değişimin milletimizin lehine olduğu çok açık."

ETİKETLER