NTV

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na sert tepki

Anadolu Ajansı

Türkiye

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun anayasa değişiklik teklifini eleştirirken kullandığı "Cumhurbaşkanı ve başbakan iki ayrı partiden seçilirse, güçler ayrılığı yaşanır" ifadesine tepki göstererek, “Yeni sistemle başbakanlık kaldırılacak" diye konuştu.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir radyo programında, anayasa değişiklik teklifini eleştirirken, "Cumhurbaşkanı ve Başbakan iki ayrı partiden seçilirse, güçler ayrılığı yaşanır" ifadesini kullanmıştı. O açıklamaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tepki gösterdi. Erdoğan önce, yeni sistemle başbakanlık makamının kaldırılacağını hatırlattı ve ardından da Kılıçdaroğlu'nun anayasa değişiklik teklifini bilmediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Arena Spor Salonu'nda Türkiye Gençlik Kulübü Federasyonu'nca (TÜGEF) düzenlenen, "TÜGEF Gelecek İçin Evet Diyor Programı"ndaki konuşmasına "Sizlerin şahsında Türkiye'nin bütün gençlerini selamlıyorum. 18-25 yaş arasında olup da 16 Nisan'dan sonra seçilme hakkı elde edecek gençleri ayrıca selamlıyorum." sözleriyle başladı.

TÜGEF Başkanı Osman Gökçek'in, 15 Temmuz gecesi ilk direniş meşalesini yakanlardan biri olduğunu belirten Erdoğan, 15 Temmuz akşamı saat 24.00 civarında televizyondan gençleri ve milleti, darbecilere karşı direnmeye çağıran Gökçek ve şahsında ve tüm Ankara gençliğine dik duruşları ve kararlılıkları için teşekkürlerini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜGEF'in 2015 yılındaki toplantısında "Bu gençlik tarih yazacak" sözlerini hatırlatarak, bu gençliğin 15 Temmuz'da tarih yazdığını belirtti.

Bu tarihin, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere, Türkiye'nin her köşesinde darbecilerin, darbe heveslilerin karşısına dikilerek yazıldığını vurgulayan Erdoğan, "Milyonlarca insanın canı pahasına tarihe nakşettiği 15 Temmuz direnişi, şehitleri ve gazileriyle milletimizin şeref sayfaları arasında müstesna bir yere sahiptir." dedi.

Erdoğan, konuşmasında, şair Arif Nihat Asya'nın "Fetih Marşı" isimli şiirinden, "Delikanlım, işaret aldığın gün atandan. Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan. Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan. Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın, Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın." dizelerini okudu.

"FATİH'İN TORUNLARI OLDUKLARINI BİR KEZ DAHA CÜMLE ALEME İSPATLADILAR"

 15 Temmuz gecesi gençler ve milletle, darbecilerin üzerine yüründüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

"Sadece darbecileri değil, arkalarındaki güçleri de milletimizle ve gençlerimizle birlikte gün ışımadan darmadağın ettik. Hamdolsun, milletimizin her bir ferdi, o gece gösterdiği kahramanlıkla Fatih'in torunları olduklarını bir kez daha cümle aleme ispatladılar. 15 Temmuz'da tankla, topla, helikopterlerden yağan bütün o mermilerle, silahlarla yapamadıklarını ekonomiyle, siyasi ve sosyal kaoslarla gerçekleştirmek isteyenlere fırsat vermemek için 16 Nisan'da oylanacak anayasa değişikliğini hazırladık. 15 Temmuz, bu aziz milletin, bu inançlı milletin, bu yürekli milletin aynen İstiklal Marşı'nda ifade edildiği gibi 'Arkadaş, Yurduma alçakları uğratma, sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın. Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.' İşte siz bunu yaptınız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin 16 Nisan'da yine tarih yazacaklarına inandığını belirterek, "Gençler 16 Nisan özellikle sizin gününüzdür. Halk oylamasında hem ülkemizin yeni yönetim sistemini hem de geleceğimizi gençlerimize emanet etme kararımızı oyluyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasa değişikliğinin maddelerinden birinin 18-25 yaş arasındaki gençlere seçilme hakkı tanınması olduğunu anımsatarak, "Şimdi birileri diyor ki 'Meclis'i ve Bakanlar Kurulu'nu çoluk çocukla mı dolduracaksınız?' 18-25 yaş arasındaki gençlerimizin seçme hakkı zaten var, gençlerimiz medeni kanunumuza göre 18 yaşından itibaren reşit kabul ediliyor. Yani bu gencimiz evlenebilir, iş kurabilir, yurt dışına gidebilir, askere gidip vatan hizmeti yapabilir, anne olabilir ama seçimde aday olamaz, seçilip görev yapamaz, böyle çarpık bir mantık olabilir mi?" diye konuştu.

 "Bu yaşlardaki gençlerimize madem bu sorumlulukları veriyoruz öyleyse seçilme hakkını da vereceğiz." dediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

"Çünkü biz gençlerimize inanıyoruz, güveniyoruz. Açık konuşuyorum gençlere güvenmeyenlerin itimatsızlığı gençlerimize değil, bizatihi kendilerinedir. Bu nesil Fatih'in neslidir. 21 yaşında bir çağı kapatıp, bir çağı açan Fatih'in torunları yeni bir çağın açılmasına hazırlanıyorlar. Kendi tecrübesine, birikimine, kabiliyetine güvenen hiç kimse gençlerin seçilme hakkı elde etmesinden rahatsızlık duymaz. Büyük Türkiye'yi, güçlü Türkiye'yi inşa etmek için gençlerimize her zamankinden daha çok ihtiyacımız var."

"SÖZ SAHİBİ YAPMAKTA KARARLIYIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 hedeflerimize ulaşmak, 2053 ve 2071 vizyonlarını şekillendirmek için gençlerle birlikte çalışmak mecburiyetinde olduklarını vurgulayarak, "15 Temmuz'da Ankara'da ve İstanbul'da darbecilerle aslanlar gibi çarpışan, ülkesinin ve milletinin istiklalini koruyan gençlerimize güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Yurt içinde ve dışında gösterdikleri kahramanlıklarla terör örgütlerine dünyayı dar eden asker, polis, korucu gençlerimize güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Ankara Arena'yı dolduran şu gençlerimize güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Yürekleri ve bilekleriyle okullarında, iş yerlerinde, evlerinde, hayatın her alanında var olan gençlerimizi siyasette ve yönetim mekanizmalarında da söz sahibi yapmakta kararlıyız." değerlendirmesinde bulundu. 

"Sizlerin nezdinde tüm gençlerimize soruyorum." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "16 Nisan'da istiklalinize ve istikbalinize sahip çıkmaya var mısınız? 16 Nisan'da sizlere dudak bükenleri mahcup etmeye var mısınız? 16 Nisan'da kendiniz ve ülkeniz için sorumluluk üstlenmeye var mısınız?" diye konuştu.

 Erdoğan, bu ifadeleri sonrasında salondaki gençlerin "Evet" şeklinde karşılık vermesi üzerine, "Gençlerimiz bu heyecanla, bu sevgiyle, bu coşkuyla, bu enerjiyle sahip çıktıkları sürece Allah'ın izniyle kimse bu ülkeye, bu millete diz çöktüremez. Hep birlikte 'evet' diyoruz. Sizin gibi gençlere sahip olduğumuz için, böyle bir milletin mensubu bulunduğumuz için Allah'a ne kadar hamd etsek azdır." dedi.

Türkiye'nin 16 Nisan'da yönetim sistemi konusundaki tercihini belirleyeceğine işaret eden Erdoğan, "Yeni sistemle yürütme, yasama ve yargı organları arasındaki ilişkileri yeniden oluşturuyoruz. Amacımız milletimizi, ekonomimizi güçlendirmek, terörle mücadelemizi başarıya ulaştırmak, yatırımlarımızı sürdürmek için gereken güçlü yönetim sistemine kavuşturmaktır." ifadesini kullandı.

"ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇTİKTEN SONRA DA SORUN ÇÖZÜLMEMİŞTİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin son iki yüzyılının çoğunlukla krizlerle, çekişmelerle ve kavgalarla geçtiğini belirterek, şunları söyledi:

"Sadece çok partili siyasi hayata geçtiğimiz 1950'den beri yaşadığımız sıkıntılar bile yönetim sistemimizi değiştirmemiz için tek başına yeterlidir. 1920'de Büyük Millet Meclisimiz açıldığından beri 'Hakimiyet kayıtsız, şartsız milletindir.' diyoruz ama maalesef her dönemde millete ait olan bu hakimiyetin pek çok ortağı olmuştur. Tek parti CHP'si döneminde, bakın dikkat edin tek parti CHP'si döneminden bahsediyorum, Türkiye'yi millet ve onun temsilcilerinin yönetmediği ortadadır. Gazi Mustafa Kemal ile İnönü, İnönü ile Recep Peker arasındaki iktidar çekişmelerini bilmeyen mi var? Çok partili hayata geçtikten sonra da sorun çözülmemiştir."

Cumhurbaşkanları ile başbakanlar arasındaki çekişmelerin darbelere, muhtıralara ve ekonomik krizlere kadar varan sorunlara yol açtığına vurgu yapan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye'yi Kenan Evren'e ve onun başını çektiği 12 Eylül yönetimine mahkum eden süreç nasıl başlamıştır biliyor musunuz? Ben burada sizlere anlatayım. Dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ile dönemin Başbakanı Demirel ileride genelkurmay başkanı da olacak kara kuvvetleri komutanının ataması konusunda görüş ayrılığına düşüyorlar. Demirel, Ali Fethi Esener'in, Korutürk ise Adnan Ersöz'ün kara kuvvetleri komutanı ve dolayısıyla genelkurmay başkanı olmasını istemektedir. Bu tartışma öylesine büyür ki iş karşılıklı istifa restleşmelerine kadar gider. Sonuçta 30 Ağustos tarihi gelince bu iki isimden biri atanamayınca zorunlu olarak Kenan Evren göreve gelir. Böylece 12 Eylül darbesine giden yolun taşları döşenmeye başlar."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, var olan yönetim sisteminde cumhurbaşkanı ile başbakan arasında geçmişte yaşanan anlaşmazlıklara ilişkin örnekler verdi. 

Geçmişte merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile Süleyman Demirel arasında yaşanan anlaşmazlığı anımsatan Erdoğan, "Özal, cumhurbaşkanı olup Çankaya'ya çıkınca dönemin ana muhalefet lideri ağıza alınmayacak hakaretlerle Özal'a saldırır. Hani bizim dönemimizde muhalefet partilerinin çeşitli törenlere, toplantılara katılmama huyu vardı ya... İşte bu yöntem Demirel'den mirastır." diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönem Demirel'in, Özal'ı boykot etmek için bununla beraber pek çok şey yaptığını belirterek, "Artık partisi üzerinde gücü kalmayan Özal, Demirel'in koalisyon yoluyla iktidarı ele geçirmesine de mani olamamıştır. Özal'ın hayatını kaybetmesine kadar çok ağır şekilde süren bu kavganın ülkemize hem dış politikada hem içerde çok ciddi maliyetleri olmuştur." değerlendirmesinde bulundu. 

Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanı seçilmesi sonrasında da benzer sorunların yaşandığını aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Partisi ile arası açılan Demirel, siyasetin zayıf dengelerini kullanarak bürokratik oligarşiyle el ele verip ülkeyi fiilen yönetmeye kalkmıştır. Ahmet Necdet Sezer döneminde de bu çift başlı yapının ülkemize ağır maliyetlerine şahit olduk. Halbuki kuraldır, iktidar ortak kabul etmez. Yetkisi olan ama millete karşı sorumluluğu olmayan güçleri meclisin ve siyasetin iradesine ortak ettiğinizde böyle krizler kaçınılmazdır. Millet sorumluluğu kime vermişse hesabı da ondan sorulur. İşte bu anlayışla yeni sistemde cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık görevlerini birleştiriyor, milletin karşısına tek bir muhatap çıkartıyoruz. Bu ülkede artık cumhurbaşkanı ile başbakan kavga etti diye millet bedel ödemek zorunda kalmasın istiyoruz. Bu ülkede artık atanmışların değil, sadece doğrudan milletin yetki verdiği makamın sözü geçsin istiyoruz."

"ÜLKEMİZE YAPTIRILAMAYANLAR İÇİN YÖNETİM SİSTEMİNİ DEĞİŞTİRİYORUZ" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar neyi yapamadınız da sistemi değiştiriyorsunuz?" denildiğini belirterek, "Bizim bugüne kadar elde ettiğimiz her başarının gerisinde sistemin sağladığı kolaylık değil milletimizinden aldığımız güç var." diye konuştu. 

Salonda bulunan gençlerin kendisine "Dik dur eğilme, bu millet seninle." şeklinde slogan atması üzerine de Erdoğan, "Hiç endişeniz olmasın. Dimdik ayaktayız. Hiçbir beşeri gücün önünde eğilmedik. Sadece Allah'ın huzurunda, rükuda ve secdede eğildik." karşılığını verdi.

Erdoğan, son 14 yılda milletin AK Parti'ye ve kendisine verdiği destek sayesinde Türkiye'nin pek çok sorunun üstesinden geldiğini belirtti.

Bu desteğe karşın çıkarılan engellerin de unutulmaması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2007'de bize cumhurbaşkanı seçtirmemek için Cumhurbaşkanı'nın yargısının, medyasının, 27 Nisan bildirisinde olduğu gibi askerinin ne tezgahlar çevirdiğini unutmadık. Bu oyunlar başarılı olamayınca bu defa partimizi kapatma davasıyla nasıl üzerimize geldiklerini unutmadık. O da olmayınca Gezi olaylarından 17-25 Aralık'a, çukur eylemlerinden 15 Temmuz'a kadar başvurmadık rezillik bırakmadıklarını unutmadık. 7 Haziran seçimlerinde hiçbir parti tek başına iktidar olacak çoğunluğu sağlayamayınca tıpkı 1970'lerde, 1990'larda olduğu gibi boylarına bakmadan ülkeyi ve siyaseti dizayn etmeye kalkanları unutmadık." ifadelerini kullandı. 

Erdoğan, Türkiye'nin bir daha böyle sıkıntılara duçar olmaması, böyle acıları yaşamaması, böyle kayıplara maruz kalmaması için yönetim sistemini değiştirdiklerine işaret ederek, şöyle dedi:

"Biz bugüne kadar kendi yapamadıklarımız için değil, ülkemize yaptırılamayanlar için yönetim sistemini değiştiriyoruz. Siyaseti, milletin taleplerinin, beklentilerinin, ihtiyaçlarının karşılandığı bir mecra olmaktan çıkartanların önünü kesmek için yönetim sistemini değiştiriyoruz. Meclisi hükümet icraatlarını tıkama vasıtası haline getirmek isteyenlere meydanı bırakmamak için yönetim sistemini değiştiriyoruz." 

KILIÇDAROĞLU'NUN KONUŞMASI DİNLETİLDİ 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında,"Hayır oyunun hiçbir vebali yok" dediğini aktararak, "Bunlar hayatları boyunca hiçbir konuda sorumluluk almadılar ki anayasa değişikliği için alsınlar." ifadelerini kullandı. 

Erdoğan, konuşmasına ara vererek, Kılıçdaroğlu'nun dün katıldığı bir radyo programında yeni anayasa ve cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik şu ifadelerini salondakilere dinletti: 

"Düşünün yeni modeli kurduk. Halk seçti cumhurbaşkanını, başbakan da başkası oldu. Cumhurbaşkanı başka bir partinin, başbakan da başka bir partinin genel başkanı. Asıl kavga o zaman çıkacak. Asıl onu düşünmemiz lazım. Cumhurbaşkanı tarafsız olursa başbakan onun tarafsızlığına saygı göstererek, onun uyarılarını dikkate alır ama cumhurbaşkanı taraf olursa başbakan da başka bir partinin genel başkanı, cumhurbaşkanı başka bir partinin genel başkanı. Asıl kavga o zaman çıkacak. Niye bunu söylemiyorlar, neden bu anlatılmıyor millete?" 

"İNSAN ŞU 18 MADDEYİ BİR OKUMAZ MI" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ses kaydının dinletilmesinin ardından şu değerlendirmeyi yaptı: 

"Bakın bu zat ana muhalefet partisinin genel başkanı. Dersini hiç çalışmamış. Hayatı bunun hep böyle geçmiş. İşte siz kendi kulaklarınızla duydunuz, 'hayır'ın gerekçesini anlatırken ne diyor ana muhalefetin başındaki zat, 'Cumhurbaşkanı başka bir partinin, başbakan başka bir partinin genel başkanı olunca, asıl kavga orada çıkacak.' diyor. Ya burada artık başbakan olmayacak ki... Başbakan değil, sadece cumhurbaşkanı olacak. Başkası yok. Burada başbakan yok. O iş kapanıyor artık. Ya bunu dahi öğrenememiş. Bu zata 5 tane koyun verin, 5 tane keçi verin kaybeder gelir. Kendi yalanlarına esir olanların hezeyanları işte böyle gelir, ayaklarına dolanır. Bilmiyor ya. İnsan şu 18 maddeyi bir okumaz mı. Ben buradaki gençlerime bunu sorayım, ona ders verir ders." 

Kılıçdaroğlu'nun sistemin ne getirdiğini dahi bilmediğini kaydeden Erdoğan, "Karşı çıktığı sistemin ne getirdiğini dahi bilmiyor. Onun bu dedikleri eski sistemde oluyordu. Cumhurbaşkanı partili olmasa da başka bir zihniyetten, başbakan başka bir zihniyetten olduğunda kıyamet kopuyordu. Biz işte böyle sıkıntılar yaşanmasın diye cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığı birleştiriyoruz. Anladın mı Sayın Kılıçdaroğlu. Artık sen bu sıkıntıları yaşamayacaksın, cumhurbaşkanlığı ile başbakanlık birleşiyor. Sadece cumhurbaşkanı oluyor, olay bu." diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistemde şayet cumhurbaşkanı ile Meclis arasında bir anlayış farklılığı çıkarsa, "Memleketin önü tıkanmasın" diye parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçiminin de birlikte yapılacağına dikkati çekti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun "Cumhurbaşkanı seçim kararı alırsa ne olacak" dediğini aktaran Erdoğan, "Cumhurbaşkanı seçim kararı alırsa parlamentoyla beraber aynı gün seçime gidecekler. Kendisi bir kenarda kalamaz. Yani cumhurbaşkanı seçimi de parlamento seçimi de yapılacak. Peki aynı kararı parlamento alır mı? Parlamento da alır. Parlamento alırsa aynı kararı, hem parlamento hem cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak." şeklinde konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile halkın 100 bin imza toplayarak cumhurbaşkanlığı için aday da gösterebileceğini ifade ederek, mevcut yasalarda böyle bir hakkın bulunmadığına dikkati çekti.

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle, Meclis'in hiçbir görevinin kalmadığını öne sürdüğünü hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistemde Meclisin eskiden yapmadığı halde bundan sonra yapacağı pek çok denetim görevi bulunduğunu belirtti. Buna karşılık artık gensoru ve güvenoyu görevlerinin olmayacağını kaydeden Erdoğan, "Akşam yatıyoruz sabah kalkıyoruz filanca bakan hakkında bir gensoru. Yani gensorudan netice alamayacaklarını bildikleri halde... Bıktık, bıktık. Niye bunu yapıyorlar? Parlamentoyu çalıştırmamak için. İşte şimdi bu kalkıyor yerine ne geliyor, milletvekillerin asıl sahibi kim, müvekkil kim? Millet. Millet diyor ki bu yetki benim. Gensoruyu da güvenoyunu da kim yapacak, millet. 5 yılda bir yapacak. 'Sen bu işi başaramadın çekil', başardıysa 'Yürü' diyecek." ifadelerini kulandı.

Meclisin anayasa değişiklikleri, kanunlar, kanun değişiklikleri, uluslararası anlaşmaların onaylanması, soru önergeleri, soruşturma, araştırma komisyonları ve diğer tüm görevlerinin aynen devam edeceğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunun söylediklerinin tamamı yalan. Tabii Meclisi çalıştırmamayı iş yapmak olarak gören zihniyete bunları anlatmak gerçekten çok zor. Anlamayınca da işte böyle saçmalıyor. 'Yönetimi bir kişiye teslim ederseniz bir güç çıkar onu kandırırsa devleti 12 saatte ele geçirir' diyen kişi aslında halktan yetki almadan devleti yönetmeye çalışanların feveranını dile getiriyor demektir. Bu zat bu. Böyle bir kafaya ne darbeleri, ne vesayeti ne bürokrasinin millete neler çektirdiğini anlatmak mümkün olmuyor. Ülkemiz; borsa inmiş, çıkmış, döviz kuru dalgalanmış, ihracat yükselmiş düşmüş, istihdam artmış eksilmiş, umurunda olmayan bir siyaset anlayışın zulmünden kurtulsun diye cumhurbaşkanlığı sistemini getiriyoruz."

"KAĞITHANE'YE GİDECEĞİ YERE KAĞITTEPE'Yİ ARADI"

Yeni sistemde cumhurbaşkanının milletin yarısından bir fazlasının desteğini alması gerektiğini bildiren Erdoğan, bunun için milletin güvenliği tesis edilince, ekonominin düzeleceğine, yatırımların artacağına, istikrarın da temin edileceğine inandığını, böyle bir programın da olması gerektiğini kaydetti.

Salondakilere, "16 Nisan'da yeni bir sürecin başlamasına hazır mıyız?" diye soran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunlar biliyorsunuz sandığı bulup oy kullanmayı bile beceremediler. Kağıthane'ye gideceği yere Kağıttepe'yi aradı. Bunları gördük. 80 milyonun yarısından fazlasının desteğini alabilmesi elbette hayaldir. Her zaman söylüyorum, bunlar cumhurbaşkanlığı sisteminden korkmuyor, bunlar milletten korkuyor. Her zaman olduğu gibi bu konuda da milletin vereceği kararın başımızın üzerinde kesinlikle yeri vardır. "

"VARSIN 'HAYIR'I SAVUNANLAR SAÇMALAYIP DURSUNLAR"

Milletin kendisi, çocukları, geleceği, güvenliği ve refahı için neyin doğru olduğunu bildiğini, kendilerine düşen hakikatleri anlatmak olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan'da sözün, kararın ve mührün millette olduğunu, milletin tarihi bir oranla "Evet" diyerek, Türkiye'yi geleceğe taşıyacak cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini sahipleneceğine inandığını dile getirdi.

Herkesin 16 Nisan'da ne için "Evet" dediğini bilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Varsın 'Hayır'ı savunanlar saçmalayıp, dursunlar, biz kafalardaki tüm sorulara berrak cevaplar vererek, 'Evet'imizi anlatacağız." diye konuştu.

Erdoğan, yeni sistemin terör örgütlerinin kabusu olacağını, sağlayacağı istikrarla, ekonominin güçlenmesini temin edeceğini ve adımların atılmasını kolaylaştıracağını, işsizliği azaltacağını, eğitim ve sağlık sistemini daha güçlü hale getireceğini, doğrudan milletin iktidarını temin ederek demokrasiyi güçlendireceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilerle birlikte "Tek millet için evet, tek bayrak için evet, tek vatan için evet, tek devlet için evet." dedi.

"Bu milleti bölemeyecekler" diyen Erdoğan, "Bu topraklar üzerinde Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka bir devlet olabilir mi? Dar ederiz, dar. Tendürek'te yakalar vururuz, Cudi'de yakalar vururuz, Bestler Deresi'nde yakalar vururuz, Kandil'de yakalar vururuz." ifadelerini kullandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sabrettik, Gaziantep'te 56 kardeşimizi şehit ettiler, DEAŞ. Girdik mi Cerablus'tan? Girdik. Rai'den girdik mi? Girdik. Dabık'tan girdik mi? Girdik. El-Bab tamam mı? Tamam. Şimdi de konuşuyoruz, diyoruz ki 'Eğer bu terör örgütlerini bir kenara koyarsanız, gelin Münbiç'i beraber temizleyelim, Rakka'yı beraber temizleyelim'. Bu süreçte özellikle parlamento çalışmalarında gerek Binali Yıldırıma gerek Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli'ye huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Bu dayanışma millidir, bu dayanışma yerlidir ve bunun inşallah meydanlarda da böyle devam etmesi gerekir. Ben istiyorum ki AK Parti'ye gönül veren kardeşlerim MHP'ye gönül veren kardeşlerim el ele vermek suretiyle, şu seçim boyu bir dayanışma göstererek, oyunlara gelmeden 16 Nisan'da zaferi her beraber ilan edelim. Cumhuriyet Halk Partisi'ne, HDP'ye, Saadet Partisine, Büyük Birlik Partisine gönül veren kardeşlerime sesleniyorum 'Gelin bir olalım, beraber olalım, iri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım' diyorum."

"Türkiye'yi Suriye'de istemeyenlere inat, oradaki kardeşlerimizle daha çok birlik olacak, daha büyük bir alanda varlık göstereceğiz." diyen Erdoğan, "Türkiye'yi Irak'ta istemeyenlere inat Şii - Sünni demeden, Türkmen - Arap - Kürt demeden, oradaki tüm kardeşlerimizle dayanışma içinde geleceğe yürümeyi sürdüreceğiz. Türkiye'yi Avrupa'da istemeyenlere, Almanya, Fransa'da, Hollanda'da, Avusturya'da, Belçika'da istesinler, istemesinler. Türkiye'yi şu anda Avrupa'daki tüm kardeşlerim dinliyor, bu toplantı oradan izleniyor, şu anda bizi dinliyorlar. Biz oralardaki kardeşlerimiz ile gönül diliyle konuşuyoruz, zaten. Sıkıntımız yok." değerlendirmesini yaptı.

ETİKETLER