NTV

Erdoğan: Bana gelen defter değil, kağıt parçası

Türkiye

Başbakan Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluk iddialarıyla ilgili gönderdiği mektupta "edep sınırlarını zorlayan ifadeler" olduğunu söyledi. Erdoğan, “Mektupla gönderdiği defter değil, kağıt parçası” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında konuşma yaptı.

Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

"Van depreminden sonra bölgeye 44 bin 164 çadır ulaştırdık. Toplam 118 milyon TL toplandı, bu para bölge için seferber edildi. Van’ı ve Erciş’i çok sağlıklı bir şekilde yeniden inşa edeceğiz.

Dünyaya örnek teşkil edecek bir dayanışma sergiledik. Van’la dayanışma içine giren vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. Kağıt toplayarak yardım gönderen, tekerlekli iskemleyle yardım gönderen kardeşime teşekkür ediyorum. Harçlıklarını gönderen tüm yavrularımıza şükranlarımı sunuyor, gözlerinden öpüyorum.

İçinde 5 bin lirayı unutarak bölgeye battaniye gönderene de parayı sahibine iade eden depremzeye de teşekkür ediyorum. Trabzon’da yetiştirme yurdunda kalan, bisiklet parasını Van’a gönderen Muhammet'e teşekkür ediyorum.

'DEPREM İÇİN DEĞİL, TERÖRİST İÇİN YAS İLAN EDİYORLAR'
Kimse bu milletin içinden ötekiler çıkaramaz. Düşmanlar çıkaramaz.

Türkiye, enkazlarla uğraşırken, örgüt uzantıları Van’da üç günlük yas ilan ediyorlar. Deprem için değil, öldürülen terörist için yas ilan ediyorlar. Bunlar depremden 'ne kaldırırız', 'ne götürürüz' derdi içindeler. Bunlar Van kırsalında güvenlik güçlerini tuzak hazırlayacak kadar vicdandan uzaktırlar.

Terörist taziyesinde boy gösterenler Bingöl’deki saldırıda yaşamını yitirenlere taziyeye gidecekler mi? Terör örgütü, insani değerlere, barışa, istikrara ve kardeşliğimize kastediyor.

'KÜRT KARDEŞİM ARTIK KORKMUYOR'
Kürt kökenli kardeşim artık korkmadan ‘yeter artık’, ‘benim adıma öldürme’, ‘elinin kanını bana bulaştırma’ diyor.

Terörle mücadele anlamında atılabilecek adımları atıyoruz. Terörle bölge halkını birbirinden ayırıyoruz. Güvenlik-özgürlük dengesinden taviz vermeyeceğiz. Terör örgütü sivillerin zarar görmesi için her türlü tahriki yapıyor.

Irkçı ve ayrımcı söylemi kınıyor ve şiddetle reddediyoruz.

'GELİN AZRA'YI, MUHAMMET'İ GÖRELİM'
Muhalefet, medya ile yaptığımız yaptığımız toplantıyı sansür girişimi olarak değerlendirdi. O toplantıda ‘propaganda terörün oksijenidir’ diye ifade ettik.

Gelin Azra bebeği, bisiklet parasını gönderen Muhammet’i görelim. Azra bebeği öne çıkarmayıp ırkçılığı körükleyenler bu ülkeye hayırlı bir iş yapmazlar.

'CHP PARANOYALARINDAN KURTULMALI'
Van depremi ve 25 şehidimiz nedeniyle Cumhuriyet Bayramı için genelge yayımladık. Törenleri iptal ettik. Bu genelge ne ilktir ne de tektir.

CHP, istismarcı reaksiyonunu harekete geçirdi. Huylu huyundan vazgeçmez, can çıkar huy çıkmaz. CHP 29 Ekim törenleriyle ilgili bildik refleksini gösterdi. Cumhuriyet cumhurundur. Cumhuriyet, 74 milyonun Cumhuriyeti'dir.

Kimse AK Parti’ye Cumhuriyet dersi vermesin. CHP mevcut paranoyalarından kurtulmak zorundadır. CHP değişmek istiyorsa en başta Genel Başkanı’nın uslübunu değiştirmek zorundadır.

'EDEP SINIRLARINI ZORLAYAN MEKTUP'
CHP Genel Başkanı bir mektup gönderdi. ‘Sayın Başkan’ diye başlayan, ‘Saygılarımla’ biten mektup. Ama diğer bölümlerinde edep ve haya sınırlarını zorlayan ifadeler var. Kayseri ve Elazığ’la ilgili iddialar... Malzemesiz kaldıkça o iddialara sarılıyor. Belgelerle, delillerle iddaların yalan olduğunu ispat ettik. Konu yargıda. Bana gönderdiği defter değil, kağıt parçası.

Sen Kayseri'yi bırak da ‘Yamyamları doyuramıyoruz’ diyen kendi belediye başkanının ifadelerine bak. Böyle bir genel başkanın CHP'ye yakışıp yakışmadığı CHP'nin bileceği iş. Zorla güzellik olmuyor. 'Başkan' demekle başkan olunmuyor. Kongreden çıkmakla da lider olunmuyor. Ben biraz daha teferruatlı mektupla cevabı veriyorum, bugün-yarın kendisine ulaşacak. O yine devam ettirecek, çünkü sermaye yok."