NTV

Kılıçdaroğlu: Başkanlık rejim tartışmasıdır

ntv.com.tr

Türkiye

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, başkanlık sistemi tartışmalarına ilişkin "Başkanlık, rejim tartışmasıdır. Sen Cumhuriyeti diktaya dönüştürmek istiyorsun" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Mavi Marmara’da 9 vatandaşımız öldürüldü. Kıyameti kopardılar, biz de kopardık. 20 milyon dolara Türkiye’nin itibarını sattılar. Sizin itibarınızı sonuna kadar savunmak bizim borcumuzun borcudur. 20 milyon dolar hayatını kaybeden o çocukların ailelerine verildi mi? 'İsrail’e açılan davadan vazgeçtiğinize dair belgeyi imzalayın' diyorlar. O davayı biz takip edeceğiz. CHP, Türkiye’nin birleştirici gücüdür.

REKTÖRLÜK SEÇİMLERİNİN KALDIRILMASI

KHK’yla rektör seçimi düzenlemesini yaptılar. Sayın Meclis Başkanı, bu düzenlemeye benim değil, önce sizin itiraz etmeniz lazım. Parlamentoya bir kanun geldi, Torba kanunun bir maddesinde üniversitelere rektör seçiminde, seçimi kaldırıyordu. İtiraz üzerine AK Parti bunu geri çekti. Daha sonra KHK ile bu düzenlemeyi yaptılar. İlk sorum TBMM Başkanınadır; eğer Gazi Meclisin itibarını koruyacaksanız bu düzenlemeye karşı benim değil önce sizin itiraz etmeniz gerekir. Sayın Başkan niye itiraz etmiyorsunuz? Neden dut yemiş bülbüle döndünüz. Parlamentonun saygınlığını korumak benden çok senin görevin. Parlamentoda kabul edilmeyen, geri çekilen bir düzenleme KHK ile geri çıkıyorsa önce senin 'Bir dakika bu yanlıştır' demen gerekir. Aklını kiraya verenler, geleceği bir kişinin iki dudağı arasında arayanlar TBMM Başkanlığı yapamazlar. Bu kadar açık bu kadar net. Yeri gelince itiraz ediyorlar milli irade, milli irade. Üniversitelerde seçim yapacaklar. Koskoca profesörler, kendilerine başkan seçecekler. Kaldırdılar bunu. Neden? 'Üniversitelerde insanlar birbirini kötülüyormuş.' Bir yerde olay olduğu zaman tümüyle seçimleri kaldırmak mı lazım?"

"12 EYLÜL'E DÖNDÜLER"

Neye döndüler? 12 Eylül'e döndüler, Kenan Evren de öyle yapıyordu. Kendisi doğrudan atıyordu. Darbe ruhunu içselleştirmiş bir siyasal iktidarla karşı karşıyayız. Darbe ruhunu tahkim eden bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız.

Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılan seçimlerde Gülay Barbarosoğlu yüzde 86 oy almıştı, öğretim üyelerinden. Aylarca bekledi ataması yapılmadı. İnsanın demokrasiye, sandığa saygısı varsa o atamayı yapar. Aylarca beklettiler arkasından hiç yarışa girmemiş birini rektör atadılar. Bunların demokrasi anlayışı budur, bundan demokrasiden dikta yönetimini anlıyorlar. Biz de demokrasiden halkın sağduyusunu anlıyoruz. Aramızda bu kadar derin bir farklılık var.

"SEÇİMİ GERİ GETİRECEĞİZ"

Biz; demokrasi, özgürlük, insan hakları, adalet diyoruz. Onlar bunlara kulaklarını kapatıyorlar. Söz veriyorum; CHP iktidarında seçimi geri getireceğiz, öğrenciler de oy kullanacak. Üniversiteyi özerk hale getireceğiz, üniversitede her şey tartışılacak. Üniversite öğrencilerinin yurt sorunu kalmayacak.

‘Rusya uçağını düşürdük’ dediler. ‘Talimatı ben verdim’, ‘hayır ben verdim’ dediler. Talimat yarışına girdiler. Yalvardılar, yakardılar. Putin hala benim istediğimi vermediniz diyor. Acaba daha Türkiye’nin nesini verecekler. Faturayı cebini düşünen politakacı değil, vatandaş ödüyor. Yumurta üreticileri iflasla karşı karşıyalar.

"DEVLETTE LİYAKAT SİSTEMİ ÇÖKTÜ"

Devlette liyakat sistemi çöktü. Devlet yönetimi sıradan bir olay değil. Devleti yöneten kişinin gelecek hedefleri olmalıdır. Onlar ceplerini düşünüyorlar, vatandaşı düşünmüyorlar. Onlar zalimlerden yanalar biz mağdurlardan yanayız. Sabaha akşam konuşuyorlar ama tamamen boş konuşuyorlar. Halk uzun vadeli düşünmez, uzun vadeli düşünen devletin aklıdır. Kendi ceplerini düşünmekten Türkiye’nin geleceğini tehlikeye attılar. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti neden saman ithal eden ülke haline geldi? Neden canlı hayvan ithal eder hale geldik. İki Trakya büyüklüğünde alan ekilmiyor. Neden? Türk çiftçisi dünyanın en pahalı mazotunu kullanıyor? Neden Yunanistan’dan pamuk ithal eder hale geldik? Bitlis’teki tütün fabrikası ne oldu?

Bütün çiftçi kardeşlerime sözümdür. Yata ÖTV’siz, KDV’siz mazotu nasıl veriyorsan ben de çiftçinin traktörüne vereceğim. Konya büyüklüğündeki Hollanda’nın, Türkiye’nin 3-4 katı tarım ihracatı var. Bu ülkenin insanı kazanacak, bu ülkenin insani üretecek. Yöneticiler, idarecilerciler çiftçiyi düşünmüyorlar. Sözümüz söz, Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi çiftçiyi milletin efendisi yapacağız. Neredeyse her iki kişiden biri icralık durumda. 17 milyon 777 kişi borç batağında. Dolar almış başını gidiyor. Şirketler zarar ediyor. Hiçbir işadamının ağzını bıçak açmıyor. Diyorlar ki 'Doların yükselmesi Türkiye'nin gücünü gösterir'. Hayatımda böyle bir danışman görmedim. Sarayın danışmanı olması tabi böyle bir demeç vermesine yol açar. Bu nasıl bir bilgi sahibidir? Bu milleti aptal yerine koymak ne zamandan beri bunların görevi oldu? Türkiye Cumhuriyeti lirasının değer kaybetmesi, Türkiye'nin gücünü gösterirmiş... Allah akıl, fikir versin.

"BAŞKANLIK REJİM TARTIŞMASIDIR"

Tutturmuş, 'İlla başkanlık olacak'. Olmayacak arkadaş. Çiftçinin sorunu var, sanayicinin, esnafın, memurun sorunu var. Herkesin derdi var. Hapishaneler tıka basa dolu. Mağdur 1 milyon aile var. Gel, bunların derdiyle uğraşalım, bunların derdini çözelim, ekonomiyi düzeltelim. Vallahi de destek oluruz. Ne istiyorsanız getirin. 'Hayır biz onları unuttuk' diyorlar. Ne istiyorsunuz? 'Bizim bir adamımız var, biz ona başkanlık istiyoruz. İlla o başkan olacak'. Niye kardeşim, niye başkan olacak? 'Bizim aklımız yok, sadece onun aklı var, biz ona üst akıl diyoruz'. Aklını kiraya verenler ülkeyi yönetemezler, ülkeyi felaketlere sürüklerler. Başkanlık, rejim tartışmasıdır. Sen Cumhuriyeti diktaya dönüştürmek istiyorsun. Oysa 1923'te bu cumhuriyeti kuranların temel hedefi cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmaktı. Bizim de amacımız budur.

"HERKESİN KANDIRDIĞI BİRİ TÜRKİYE'Yİ YÖNETEBİLİR Mİ?"

Bunların bir genel başkan yardımcıları var. Ama kendisi profesör aynı zamanda. Nasıl bir hoca, aklım almadı. Anadolu Ajansı'na şu açıklamayı yapıyor: Fetullah Gülen terör örgütüyle ilgili; 'Haydi biz saftık bilmiyorduk, ama sen biliyordun onların terör örgütü olduğunu.' Bana söylüyor. 'Kılıçdaroğlu yargılanmalı' diyor. Biz yargılanmaktan korkmayız ama şu lafa bakın, genel başkan yardımcısı ve akademisyen. Bu öğrencileri nasıl yetiştiriyor acaba merak ediyorum. Sevgili Yasin Aktay, senin partinin önüne 2004 yılının 25 Ağustos'unda bir belge konuldu. Orada brifing verdiler, hem MİT Müsteşarlığı, hem Genelkurmay Başkanlığı verdi. 'Bu örgüt, tehlikeli bir örgüttür' dedi. Bu açıklama yapıldı. 'Bunlar himmet paraları topluyor' denildi. Bugün Meclise gelenler de aynı açıklamaları yapıyorlar, 'Söyledik tamamını' diyorlar. 'Amma da büyütmüşsünüz' demişler. 'Biz kandırıldık, saftık' diyor. Sayın Aktay'a soruyorum, herkesin gelip kandırdığı bir adam Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetebilir mi? Yarın gelip sizi bir başkasının kandırma gücü olursa ne yapacağız? Türkiye'yi felakete sürüklerse ne yapacağız? Üç terör örgütünü başımıza siz bela ettiniz. Her gelen sizi kandırdı. Yetmedi mi hala? Siz kandırılacaksanız, biz yargılanacağız, şu mantığa, akla bakın. Siz saf değilsiniz, bir şey söyleyeceğim ama burada söylemesi ayıp. Talimatı veren belli, darbe girişiminde bulunan belli. Gidersin, yakalarsın. Birileri yargılanmalı. Türkiye'yi bu hale kim getirdiyse, evet onların yargılanması lazım. İktidar olanlar, devleti yönetenler mağdur ailelere dönüp de 'Ağacın kökünü yesinler' demez. Biz de Anadolu'da bir söz vardır; o zaman senin de zıkkım kökünü yemen lazım. Biz mağdurlara sahip çıkınca bağırıyorlar koro halinde, 'Siz FETÖ'cülere sahip çıkıyorsunuz'. Yok kardeşim. Bizim tavrımız, duruşumuz açıktır. Biz haksızlığa uğrayan herkesin yanındayız. Geçmişte bizi 'Ergenekoncu' diye suçluyorlardı. Bakın bugün haklı çıktık. Mağdurlara sahip çıkmak suçsa ben o suçu işliyorum. Tüm mağdurlara sahip çıkacağım.

"MAĞDURLARA SAHİP ÇIKMAK SUÇSA..."

Devlet yönetiminde kin ve öfke yakışmaz. Devlet, mağdur yaratmaz. Mağdur ailelere ‘Ağacın kökünü yesinler’ denilmez. Biz haksızlığa uğrayan herkesin yanındayız. Mağdurlara sahip çıkmak suçsa ben o suçu işliyorum. Tüm mağdurlara sahip çıkacağım. Diyorlar ki 'Allah ne demiş, bizi o ilgilendiriyor'. Yüce yaradanın söylediği şudur: 'Adaletten sapmayınız. Adaletle hükmediniz, kul hakkı yemeyiniz' diyor. Allah aşkına bunların cepleri kul hakkı ile dolu. Kul hakkı yediniz, mağdurların burnundan getirdiniz. Linç edilen erlerin, erbaşların hakkını sordunuz mu? Adaleti gerçekleştirdiniz mi? Bu ülkede adaletle davrandınız mı? Adaletle hükmediyor musunuz? 8 milyon işsizi var bu Türkiye'nin. Sizin cepleriniz para dolu, dolar dolu. 'Allah'ın söylediği bizi ilgilendirir'. O ayakkabı kutularına dolar sokmak kimin iradesiydi? 700 bin liralık kol saati kimin iradesiydi? Hangi ahlaktan söz ediyorsunuz siz? Kendi siyasal emellerinize Yüce Yaradan'ı da alet ediyorsunuz. İnsanda biraz ahlak olur. Söylediği sözün nereye gittiğini bilir. Bu lafı etmek için kul hakkı yememek, adaletle hükmetmek, adaletten ayrılmamak, hukukun üstünlüğüne inanmak lazım. Bu lafı etmek için Karen Lim'i bir yaşındaki çocuğundan ayırmamak lazım. Siz kim, inanç kim? Siz kim, bu görüşler kim? Emin olun bunları anlamakta zorluk çekiyorum. Hep söyledim ve söyleyeceğim, zalimden yana tavır almayacağız. Zalime karşı duracağız. Zulmedenin karşısında susmayacağız. Çünkü zulme karşı susan dilsiz şeytandır."

Bu arada konuşması sırasında kürsüden gazete manşetleri gösteren Kılıçdaroğlu, "O tarihte bize kızıyorlar, 'CHP Gülen'i bitirmek istiyor' diye manşet atıyorlar" dedi.

Aynı gazetenin bir süre sonra "Gülen'i AK Parti kurtardı" manşetiyle çıkan sayfasını da gösteren Kılıçdaroğlu, "Bu, onların gazetesi. Terörle Mücadele Yasası'nda yaptıkları bir değişiklikle Fetullah Gülen'i kurtardılar. Kim yaptı bunu? Bunlar yaptı. 'Safız' diyorlar. Siz saf değilsiniz, bir şey söyleyeceğim de burada söylenmesi ayıp" ifadelerini kullandı.

ETİKETLER