Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Seçim için belirlenen 24 Haziran 2018'in millet ve ülke için hayırlı olmasını dileyen Bozdağ, 24 Haziran'ın Türkiye için tarihi bir gün olduğunu söyledi. Bozdağ, bu tarihin sıradan bir milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimi olmadığını vurguladı.

Bozdağ, 16 Nisan 2017'de milletin parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişe karar verdiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

"O günden bugüne sistem değişti. Adeta milletimiz yeni bir araç aldı. Ama şimdi orada duruyor. Bunun kullanılmasının, faydası nedir; ondan istifade etmek istiyor ama istifade edilemiyor. 'Sistem değişti, sen dur kenarda, iki yıl daha biz devam edelim eski sistemle' Bu nedenle milletimizin yeni sistemden beklentileri bir yandan var. Öte yandan da eski sistemin devamı var, o sistemin hastalıkları var. O nedenle 24 Haziran yeni hükümet sisteminin milletin iradesi doğrultusunda uygulamaya konulacağı tarihtir. Esasında 24 Haziran, yeni bir dönemin kapısının aralanmasıdır."

Cumhuriyetin ilanından sonra değişik hükümet sistemlerinin uygulandığına değinen Bozdağ, şimdi cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildiğini anımsattı. Bu sistemle Türkiye'nin adeta makas değiştirdiğini belirten Bozdağ, "Cumhuriyetin ilanından geçen 100 yıl sonra yeni bir dönemin kapısını aziz milletimiz 24 Haziran'dan açacaktır. O son derece önemlidir" diye konuştu.

Sistem değişikliğinin hayata geçirilme ihtiyacının, mevcut sisteminin hastalıklarıyla Türkiye'nin artık yürümemesi gerektiği kanaatinin seçimin öne alınması nedenlerinin başında geldiğini ifade eden Bozdağ, "Türkiye'nin içeride ve dışarıda karşı karşıya olduğu sorunlar, bunların çözümü için atılacak cesur ve kararlı adımlar, Türkiye'nin önünde uzun bir zaman dilimine ihtiyaç duyduğunu göstermektedir" dedi.

"TÜRKİYE'Yİ YIPRATAN ŞEYLER OLABİLİRDİ"

Bozdağ, Türkiye'nin içeride ve dışarıda kendisini bekleyen güçlü ve zorlu sorunlara karşı onları aşacak bir iradeyle yoluna güçlü bir şekilde devam etmesi gerektiğine vurgu yaparak, şöyle devam etti:

"Türkiye 2019 Mart'ta bir mahalli seçim, kasımda milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimi yaşayacaktı. Bu seçim sürecinin iki yıla yayılmış olması, bu süre içerisinde siyasi pek çok senaryoyu, belirsizliği, hesabı Türkiye üzerine birtakım planlar, tuzakları gündeme getirebilir ve Türkiye'yi bu konuda yıpratan şeyler olabilirdi. Tabii bunun ekonomik sonuçları, siyasi sonuçları başka şeyleri olabilir. Seçimin erkene alınması bu anlamda Türkiye üzerinde kirli hesap yapan, herkesin hesabını bozan bir adım olmuştur. Türkiye'ye dönük tuzak hazırlayanların tuzaklarını boşa çıkaran bir hamle olmuştur. Türkiye'de senaryoyu artık başkaları değil, bu millet yazacaktır. Bu milletin senaryoya da herkes tabi olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki AK Parti milletin partisidir, dolayısıyla millete rağmen Türkiye'nin bugününde ve geleceğinde kimsenin söz sahibi olamayacağını da bu karar çok net bir şekilde ortaya koymaktadır."

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ, Türkiye'nin terörle mücadelesi, Suriye ve Irak'ta yaşanan güç ve nüfus kavgaları, yeni birtakım siyasal gelişmeler, değişmeler içinde Türkiye'nin, artık gündeminde seçim olmayan ve önüne 5 yıllık bir perspektif almış güçlü bir iradeyle yoluna devam etmesi gerektiğini bildirdi.

"ZİKZAKLARIN TÜRKİYE'NİN SAĞLIKLI YÜRÜYÜŞÜNE ZARAR VERDİĞİ BİR GERÇEK"

"Yarın seçim olursa ne olacak?", "İktidar kim olacak?", "Belediye ne olacak?", "Cumhurbaşkanlığı ne olacak?", "Erken seçim olacak mı, olmayacak mı?" zikzaklarının Türkiye'nin sağlıklı yürüyüşüne zarar verdiğinin bir gerçek olduğunu dile getiren Bozdağ, "O nedenle ülkemiz kazansın, milletimiz kazansın diye atılmış bir adımdır" şeklinde konuştu.

AK Parti'ye 2008'de kapatma davası açıldığı süreci hatırlatan Bozdağ, kendisinin o dönem partisinin grup başkanvekili olduğunu, kapatma davasına dönük savunmayı yazan heyetin içinde de görev yaptığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, o dönemde "Bu kapatma davası bir proje. Çok net gözüküyor. Ama biz buna karşı bir tedbir geliştirebiliriz. Bu davayı da şu kadar asgari uzatabiliriz" diyerek alternatifler sunduklarını hatırlatan Bozdağ, Erdoğan'ın da bunun üzerine, "Bu davayı hiç uzatmayacaksınız. En kısa sürede bitireceksiniz. Savunmalarınızı da en hızlı sürede hazırlayıp sunacaksınız. Çünkü Türkiye'nin bu davanın uzatılmasına tahammülü yok. Eğer kaybedeceksek biz kaybedelim ama Türkiye kazansın. Biz Türkiye kazansın diye buradayız" dediğini aktardı.

Bozdağ şunları söyledi:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın iki yılı vardı. Cumhurbaşkanımızın o seçimin erkene alınması kararı, esasında kendi görev süresinden de iki yıl vazgeçmesidir. Parlamentonun, görev süresinden iki yıl vazgeçmesidir. Bütün bunları, biz milletimizin ve devletimizin bekası için yapıyoruz. Milletimizin geleceği için devletimizin geleceği için böyle bir adımın atılma zarureti ortaya çıktığından dolayı da Sayın Bahçeli'nin çağrısı üzerine seçim kararı verilmiştir."

Seçimlerin yapılması için 24 Haziran tarihinin belirlenmesine ilişkin soruyu yanıtlayan Bozdağ, "24 Haziran, seçim için uygun bir tarih olduğu için. Çünkü 26 Ağustos yazın ortası ve Kurban Bayramı'nın hemen akabi ve o dönemde de Hac mevsimi ve pek çok vatandaşımız, Hac ibadeti için yurt dışında olacak" diye konuştu.

Türkiye'de vatandaşların büyük bir kısmının tatil nedeniyle ikamet yeri dışında olabileceğine işaret eden Bozdağ, ayrıca iş gücü göçü nedeniyle bazı kişilerin de kendi ikamet yerinden başka yerlerde bulunabileceğini vurguladı. Bozdağ, şöyle devam etti:

"Bütün bunlar seçime katılımı azaltabilir. O nedenle seçime katılımın üst düzeyde olmasını sağlamak herkesin yeni dönemde cumhurbaşkanı ve milletvekili seçiminde iradesini sandığa özgür ve güvenli şekilde yansımasını sağlamak için 24 Haziran kararlaştırıldı. Türkiye, seçimin daha fazla gündemde tutulmasını ve ne olacak ve nasıl olacak tartışmaları ile vakit kaybetmesin, ne olacaksa hemen olsun, biz seçimin sonuçlarını görelim, hemen önümüze bakalım, işimize bakalım, Türkiye'yi seçim tartışmaları ile uzun bir zaman meşgul etmeyelim. Çünkü bizim yapacak çok işimiz var."

"MİLLET KAZANACAKTIR, DEVLETİMİZ KAZANACAKTIR"

Bekir Bozdağ, haziran ayının seçime herkesin katılabileceği bir tarih olduğuna dikkati çekerek, okulların bu ay içinde yeni tatil olacağını, ramazan ayının akabinde bayram olacağını ve ayrıca üniversite sınavlarının da bu ay yapılacağını, isteyenlerin de sonraki süreçte ikametleri dışında yerlere gideceğini anlattı.

Bozdağ, "O nedenle bu tarih bir defa seçim için uygun bir tarih. Yani vatandaşımızın yerinde olduğu vakitte, sandığa gidip oyunu verebileceği bir rahatlık içinde yapılması bakımından. Seçim tarihi ileri atılabilir, o tamamen Meclis'in takibinde olan bir konu. Kasımda da yapılabilirdi ama Türkiye'nin gelecekte siyasete dair belirsizliklerin artırılması çoğaltılması ve başka pek çok şeyle meşgul edilmesi, Türkiye'ye zarar verecekti" dedi.

"Türkiye, zarar görmesin diye seçimin öne alınmasını kararlaştırdık. Yani daha uzağa götürmek demek, daha fazla Türkiye'yi bu tartışmalarla meşgul etmektir" diyen Bozdağ, şunları söyledi:

"Biz, artık bu tartışmaları bitirelim istiyoruz. Seçim tartışmaları bitsin, yeni sistem artık fiilen hayata geçsin, millet benimsediği yeni sistemi milletimize ve devletimize sağladığı faydaları doğrudan yaşasın artık. Türkiye'nin hızlı karar almaya, alınan kararları hızlı uygulamaya ihtiyacı var ve bu da yeni sistemin en doğal sonuçlarından bir tanesi."

Bozdağ, yeni sistem hayata geçtiği zaman Türkiye'nin hem terörle mücadelesinde hem içeride ve dışarıda gelişen olaylar karşısında hem de ekonomik konularda ve diğer pek çok konularda bugünkünden daha hızlı hareket etme kabiliyetine sahip olacağını vurguladı.

Meclis'ten geçmesi gerekmeyen bir sorun olması halinde cumhurbaşkanının kararname ile sorunu çözen bir adım atabileceğini ve böylece gerekli adımın sabah ya da akşam hemen hayata geçirileceği bir iradeye sahip olunabileceğini belirten Bozdağ, "Bütün bunlardan millet kazanacaktır, devletimiz kazanacaktır, herkes kazanacak. Onun için artık değişen sistemin hayata geçirilmesi için Türkiye'nin daha fazla beklemeye tahammülü yoktur. Yeni sistemin fiilen ve resmen artık hayata geçmesi gerekiyor" ifadesini kullandı.

Anayasanın artık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetileceği hükümlerini içerdiğine işaret eden Bozdağ, "Sistemi değiştirdik ama diyoruz ki; sisteme 'sen şöyle bir kenarda dur biz parlamenter sistemde devam edelim.' Diyelim ki, bir Mercedes almışız. Mercedes sen dur bir kenara, Hacı Murat'la biz yolumuza devam edelim. Madem ki sistem değişti, biz o yeni sistemle yolumuza devam etmeliyiz. Artık sistemin hayata geçirilmesini daha fazla geciktirmenin kimseye bir faydası yoktur" değerlendirmesini yaptı.

"EKONOMİ, BELİRSİZLİĞİ SEVMEZ, İSTİKRARSIZLIĞI, KRİZLERİ, KAOSLARI SEVMEZ"

Bekir Bozdağ, erken seçim kararının ekonomiyi nasıl etkileyeceğine ilişkin soruya şu cevabı verdi:

"Olumlu etkileyeceğine inanıyorum. Dünkü piyasaların verdiği tepki de o olumlu etkiyi çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Geleceğe dair belirsizliklerin tamamı ortadan kaldırılmıştır. Türkiye üzerinde kurulacağı söylenen planlar, tuzaklar, senaryoların tamamı bunları planlayanların elinde patlamıştır. Şimdi esas senaryoyu millet yazmaktadır. Cumhurbaşkanımızın MHP lideri ile görüşmesi sonucunda alınan bu karar, Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi olmanın bu milletin kendi evlatlarına ait olduğunu ortaya koymuştur. Ekonomi belirsizliği sevmez, istikrarsızlığı, krizleri, kaosları sevmez. Bütün bunlar ekonomiye çok büyük zarar verir."

Türkiye'nin son 16 yılda ekonomik alanda büyük değişim sağlamasının nedeninin siyasi istikrar, güçlü iktidar, iyi yönetim ve bunun doğurduğu güven olduğunun altını çizen Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlar, bizim büyük hazinelerimizdir. Parlamenter sistemde güçlü lider, güçlü parti olduğu zaman bu oluyor ama sistemin doğal sonucu değil. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde artık siyasi istikrar, güçlü iktidar, iyi yönetim ve güven, bir nevi sistemin zorunlu doğal sonucu haline geliyor. Şimdi istikrar da güçlü iktidar da kalıcı hale gelmiş oldu ve bu nedenle artık istikrar görüyor. Diyor ki yeni ekonomi çevreleri ben eminim öyle düşünüyorlardır, 'seçim olacak hemen 24 Haziran'da arkasından mart seçimi olacak. 24 Haziran'da iktidara gelen 5 yıl önüne bir perspektif alacak. 'Hükümet kurulamazsa' diye bir dert yok artık, 'koalisyon olursa' diye bir dert yok, sandıktan hükümeti millet doğrudan çıkaracak. Dolayısıyla hükümet kuruldu kurulmadı, koalisyon oldu olmadı hiçbirisi yok, 24 Haziran sabahı beş yıllık bir yol belirlenmiş oluyor ve beş yıl önüne görebilecek. Yatırım yapmak isteyen veya başka işleri yapmak isteyen hesabını kitabını buna göre yapacak. 'Yarın ne olacak, iktidar nasıl gelecek nasıl gidecek' diye bir endişe ve tereddüdü kesinlikle yaşamayacak. Bu ekonomiye çok ciddi bir ivme kazandıracak, yatırımlar artırılacak, Türkiye'ye gelen yabancı sermayeyi harekete geçirecek. Seçim var dendiğinde herkes elini cebine atmıyor. 'Bir görelim, sonuçlar bir çıksın bakalım, ne olacak. Ona göre hareket edelim' diyor. Onun için biz bu mesafeyi ne kadar kısa tutarsak bu elini cebine atmama dönemi o kadar kısa olacaktır."

Bekir Bozdağ, siyasi tecrübesine dayanarak ekonomideki iyileşmenin 24 Haziran'ı da beklemeyeceğini vurguladı.

Ekonomi çevrelerinin kimin 24 Haziran'da cumhurbaşkanı seçileceğini, iktidarın kimin tarafından yerine getirileceğini şimdiden gördüklerini düşündüğünü kaydeden Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Onların anketleri, kendi gözlemleri Türkiye'de iktidarın kim olacağını gösterdiği zaman ekonomi 24 Haziran'ı beklemeden de daha olumlu adımlar atacaktır. Ben, dünkü piyasaların verdiği tepkinin, cumhurbaşkanlığı seçim sonucunu piyasaların şimdiden gördüğünü ve satın aldığını ben anlıyorum ve öyle yorumluyorum. İnşallah öyle de olacaktır" diye konuştu.

AK Parti ve MHP'nin cumhurbaşkanı adayının belli olduğu belirtilerek, "CHP sizce kimi aday gösterecek? Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olmasını bekliyor musunuz? Muhalefet cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ittifak yapabilir mi?" sorusu ile Mecliste gazetecilere MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin seçim çağrısına ilişkin, "Ben de sizlerle birlikte duydum" ifadeleri hatırlatılarak, "danışıklı dövüş" iddialarına yönelik değerlendirmesi sorulan Bozdağ, seçim çağrısını Bahçeli'nin konuşması sırasında duyduğunu belirtti.

Söz konusu açıklamanın önceden yapılan bir görüşmenin sonucu olmadığını vurgulayan Bozdağ, "danışıklı dövüş" iddalarının muhalefet partileri ve muhalif çevrelerce ortaya atıldığını söyledi.

Bozdağ, "Düne kadar 'Haydi seçim' diyenler, şimdi seçim ortaya çıkınca bu sefer, 'Bak, bunlar seçim istiyor' diyorlar" ifadesini kullanarak, CHP'den "Biz dün 'Hodri meydan' dedik, şimdi de 'Hodri meydan' diyoruz" açıklamasının yapıldığını, bazı çevrelerin ise daha önce yapılan erken seçim olmayacağına yönelik söylemleri anımsattığını belirtti. Bozdağ, şöyle devam etti:

"Siyasette seçim ortaya çıktığı zaman 'Dün niye siz böyle diyordunuz, böyle yapıyordunuz, şöyle ediyordunuz' kısmı bir tarafa konulur, 'Madem seçim, işte biz varız.' denilir ve onun üzerine bu işin üzerine gidilir. Madem şimdi siz seçim istiyorsunuz, seçim iradesi ortaya çıktıktan sonra bu iradeyi tartışmaya açmanın seçim isteyenlere hiçbir faydası yok. Seçim istiyorsanız, samimi olarak ortaya çıkın, mücadelenizi yapın, adayınızı gösterin, başka işler yapın, ne yapıyorsanız onu yapın. Ama şu anda ben bakıyorum ki muhalefet biraz ağustosta yağmura yakalanmış gibi. Yani elinde şemsiye yok, sıkıntıya düştüğü için 'Acaba biz nereden hükümeti yıpratan bir çıkış yapabiliriz, bu seçim tartışmalarına farklı pencereler açabiliriz' diye bir şeyi, muhalefette bir aceleciliği görüyorum. Gerçi, aceleye de ihtiyaçları var. Niye ihtiyaçları var? Bizim adayımız çok net. AK Parti'nin adayı, MHP'nin adayı, milletin adayı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır."

"SİYASETİN ER MEYDANI"

AK Parti'nin adayını çok eskiden beri deklare ettiğini, MHP'nin de bunu söylediğini anımsatan Bozdağ, "Sokaktaki vatandaşa 'Cumhur ittifakının adayı kimdir?' diye sorun hep beraber, bir ağızdan 'Recep Tayyip Erdoğan'dır.' diyecek. Dolayısıyla bizim milletimizin huzuruna giderken Türkiye'yi kimin yöneteceğine dair milletimizin önüne götüreceğimiz aday bellidir" diye konuştu.

Bozdağ, karar vermesi gerekenin muhalefet partileri olduğunu belirterek, "Muhalefetin henüz kafası net bir şekilde oturmuş değil. Kafa çok karışık. Kim aday olacak? Sayın Kılıçdaroğlu ikide bir Cumhurbaşkanımıza 'Haydi hodri meydan. Gel, yarışalım. Televizyonlara çıkalım.' diyor. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımız AK Parti'nin adayı ve seçim meydanı kuruldu" ifadelerini kullandı.

Seçim meydanını, "siyasetin er meydanı" olarak nitelendiren Bozdağ, şunları kaydetti:

"Siyasetin er meydanı sandıktaki rekabettir. Şu anda siyasetin er meydanı kuruldu, başpehlivanların çıkması lazım. Demesi lazım ki 'Ben başpehlivanım.' Hakem kim? Aziz Türk milleti. Hakemliği o yapacak, pehlivan kispetini giyip çıkacak meydana. Sayın Cumhurbaşkanımız er meydanına çıkmış, siyasetin başpehlivanlarından bir tanesi. Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu, eğer diyorsa ki 'Ben de er oğlu erim ben de bir başpehlivanım', o zaman kispetini giyip, 'Ben adayım.' diye çıkması lazım. Şimdi er meydanından nasıl kaçarız onun hesabını yapıyorlar. Bunun bir manası da şudur, CHP'nin Genel Başkanı eğer cumhurbaşkanlığına aday olmazsa bu şu demektir, 'Biz CHP olarak Türkiye'nin iktidarına talip değiliz. Türkiye'yi yönetmeye talip değiliz. Bizim içimizde Türkiye'yi yönetmeye ehil bir kadro, kişi yoktur. Bizim Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu da Türkiye'yi yönetmeye, Türkiye'nin cumhurbaşkanı olarak seçilmeye ehil birisi değildir.' Daha ileri söyleyeceğim, 'Bizim içimizde AK Parti ve MHP'nin, cumhur ittifakının adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi ile yarışacak çapta ve kıratta bir siyasetçi yoktur. Bizim çapımız onunla yarışmaya yetmez. Onun için çapı ona uygun bir aday arayışımız var.' demektir bu. O zaman çıkıp bunu söyleyin. Bunu söylemekten niye çekiniyorsunuz? Şimdi şöyle diyor, böyle diyor. Çok net Kılıçdaroğlu'nun aday olmamasının, aday yapılmamasının tek anlamı, Cumhurbaşkanımızla bu er meydanında başpehlivanlık yarışına girmeyi gözüne kestirememesidir. 'Ben tuş olacağım, onun için niye çıkayım meydana' diyor."

"ZATEN SIRTI YERDEN HİÇ KALKMADI"

Kılıçdaroğlu'nun "Tuş olması durumunda ne olacağı" sorulan Bozdağ, "Başpehlivanlığı kaybeder. Zaten sırtı yerden hiç kalkmadı, her seçimde sırtı yerde. Bir daha sırtı yere düşecektir. O tabii kendi partisi içinde kendi yerini de tartıştıracaktır" dedi.

Yeni sistemde cumhurbaşkanı adayı olanların milletvekili adaylığına başvuruda bulunamayacağını hatırlatan Bozdağ, "Cumhurbaşkanı seçimi kaybettiğinde milletvekili olma şansı da olmayacağı için CHP'nin Genel Başkanlığını da kaybetme riski 24 Haziran'ın ertesinde onu bekliyor. O yüzden de 'Hiç olmazsa Türkiye'nin cumhurbaşkanı olamayacağız bari genel başkanlığı muhafaza edelim' diye hesap içerisinde olduğuna dair düşüncem var. Yok, 'Benim derdim CHP Genel Başkanlığı değil, benim derdim Türkiye. Ben CHP'yi yönetmek değil Türkiye'yi yönetmek istiyorum.' diyorsa o zaman çıkacak cumhurbaşkanlığına aday olacak" ifadelerini kullandı.

Bozdağ, CHP'nin vatandaştan nasıl oy isteyeceğini sorarak, şu değerlendirmede bulundu:

"İktidara talip değil, Genel Başkanları cumhurbaşkanı adayı değil. 'Ben iktidar olacağım.' diyebilecek mi? Diyemeyecek. O zaman kim iktidar olacak, başka birisi iktidar olacak. Eğer öyle bir şey olursa. Vatandaş iktidara talip olmayana niye oy versin? O yüzden CHP, şimdiden başka bir yere doğru gidiyor. Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu'nun hakkını yememek lazım. Bir şampiyonluğu var, nedir o? CHP kongrelerinde bütün rakiplerini yenme şampiyonluğu var. CHP'nin kendi iç kongrelerinde seçim kazanma başarısı var ama milletin sandığında ve siyasetin er meydanında elde ettiği bir seçim başarısı bugüne kadar yok. Sadece CHP'nin kongrelerinde yarışıyorsa işi çok kolay, herkesi ezip geçiyor ama er meydanı ayrı bir meydan, CHP'nin meydanı ayrı bir meydan. Tabii bu meydana çıkacak mı hep beraber göreceğiz. Benim kanaatim Kılıçdaroğlu'nun aday olmasıdır."

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ittifakları zorunlu kıldığını belirten Bozdağ, "CHP'nin oyu yüzde 25-26 bandında. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için seçmenin en az yüzde 50+1'inin oyunu almak lazım. O zaman CHP'nin oyu buna yetmiyor. Ne yapacak? Başka partilerle ya da seçmen tabanıyla ittifak yapması lazım ki bunun üzerine 26 puan koysun veya 25+1 puan ilave yapsın. CHP'de böyle bir şey yok, dışarıdan alması lazım" diye konuştu.

Muhalefetin ittifak yapmasında mani olmadığını dile getiren Bozdağ, şöyle devam etti:

"CHP ittifak yapmaktan korkuyor. Kiminle ittifak yapacak, adres belli; CHP, HDP var. HDP ile ittifak yaptığı zaman onu vatansever, devletini, milletini seven samimi CHP tabanına anlatmakta çok ciddi zorluklar yaşayacaktır. Onlar belki oyunu bu ittifak nedeniyle CHP'nin adayına vermeyecektir. O yüzden orada bir zorluğu var. Şimdi ne yapacak? Diyor ki 'Biz milleti aldatmak için bir formül geliştirelim.' O nedir? 'Birinci turda herkes kendi adayını koysun, ikinci turda en çok kim alırsa onun etrafında millet bir araya gelsin. Böylece biz aziz milletimizi kandırmış oluruz hem HDP ile fiilen, resmen ittifak yapmış oluruz hem de ittifak yapmamış gibi gözükürüz. Biz kendi adayımızı koyduk, sonuçta ikinci tura kaldığı için de onlar bizim adayımıza vermiş olur.' Bu bir şark kurnazlığıdır. Türk milleti bu şark kurnazlığına izin vermez."

"SEÇİM İKİNCİ TURA KALMAZ"

Bozdağ, seçimin ikinci tura kalıp kalmayacağına ilişkin de "Seçim ikinci tura kalmaz. Bu seçimin sonucu dün piyasaların verdiği tepkiden belli olmuştur" dedi.

Kendisinin seçim sonuçlarını bugüne kadar ekonomi verileriden takip ettiğine işaret eden Bozdağ, "Ekonomi nasıl bir tavır koyarsa genelde öyle çıkıyor ve dün seçim kararının açıklanmasını müteakip borsa 112 bini aştı, avroda dolarda düşüşler yaşandı. Bu çok önemli bir gelişme. Bu, piyasaların bu karara verdiği desteği ve kararın sonuçlarını da satın aldığını göstermektedir" ifadelerini kullandı.

Anketlerin, Türkiye'de seçimin ilk turda biteceğini gösterdiğini belirten Bozdağ, Türk milletinin, seçimin ikinci tura kalmasına izin vereceğine inanmadığını, danışıklı dövüş yapan, milleti aldatmak isteyenlere fırsat vereceğini de düşünmediğini dile getirdi.

Bekir Bozdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, milletin reyleriyle cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk uygulayıcı cumhurbaşkanı olarak milletin takdiriyle sandıktan çıkacağını söyledi.

"TAYYİP BEY İKİLİ OYNAMAYI SEVMEZ"

Bozdağ, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçiminin 24 Haziran'da yapılacağının açıklanmasına ilişkin de şunları kaydetti:

"Bu karar danışıklı dövüş değil çünkü AK Parti de MHP de millete karşı hile yapmayan partilerdir. Biz milletimizi aldatacak bir şey yapmayız. Kaldı ki Sayın Cumhurbaşkanımızı yakından tanıyan herkes bilir, Tayyip Bey ikili oynamayı sevmez, içindekini tutmayı da sevmez. İçi neyse dışı da odur, gizlemesi yoktur. Aziz Türk milletinin ta kendisidir, tepkisini de sevgisini de açık ortaya koyar. Aziz milletimizin farklı düşünmesine hiç gerek yok, böyle bir şey olmuş olsa ilk tavrı kendisi koyardı. Tayyip Bey milleti aldatan bir siyasetin icracısı bugüne kadar olmamıştır, bundan sonra da olması söz konusu değildir. O birilerinin uydurmasıdır. Burada danışıklı dövüş söz konusu değildir."

Yeni düzenlemeyle yalnızca cumhurbaşkanlığı seçimi için değil, aynı zamanda milletvekili genel seçimi için de ittifakın mümkün olduğu hatırlatılarak, "Sizce muhalefet bu kapsamda ittifak yapar mı?" sorusuna Bozdağ, şu cevabı verdi:

"Yaptığımız düzenleme hem partilerin ortak cumhurbaşkanı adayı etrafında birleşmelerine, ortak aday göstermelerine imkan tanıyor hem de partilerin kendi logolarıyla seçime girmeden başka bir partinin logosu altında seçime girmesine izin veriyor. İttifak halinde ayrı ayrı kendi logolarıyla seçime girmesine milletvekilliğinde izin verdiği gibi aynı şekilde seçime girmeden ama partilerinden de istifa etmeden bir partinin listesi içinde seçime girmesine izin veriyor. Bizim MHP ile ittifakımızın esası açıklandı; MHP kendi logosuyla seçime girecek, AK Parti kendi logosuyla seçime girecek ve Cumhur İttifakı'nın içinde beraber yer alacak."

"ŞARK KURNAZLIĞIYLA ÇIKMANIN ALEMİ YOK"

"MHP'lilerin oyunu üç hilalin altına, AK Parti'lilerin ise ampulün altına basacağını" ifade eden Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlar ittifakın toplam oyunu oluşturacak ama milletvekili dağılımı her partinin kendi aldığı oya göre yapılacak. Öbür türlüsü de mümkün, AK Parti'nin veya CHP'nin listesi içinde başka bir partinin milletvekili adayları da olabilir. Bunun kararını muhalefet kendi verecektir. AK Parti'nin yaptığı gibi aleni ittifak mı yapacak yoksa şark kurnazlığı esasıyla gizli ittifak mı yapacak yoksa bazı partiler CHP'nin listesinden mi seçime girecek? Bunun kararını herhalde kendileri verecektir. Benim onlara bir yol göstermem söz konusu olamaz, doğru da değildir ama ben bir ilke olarak şunu söylerim; milletin önüne çıkarken şark kurnazlığıyla çıkmanın alemi yok. İttifak yapılacaksa net yapılmalı, açıkça ortaya konulmalı yoksa 'ilkeler ittifakı' diyerek bir ilkesizliğin altına, 'Biz ahlaki bir şey yapıyoruz' diyerek de bir ahlaksızlığın altına imza atıp, bunu 'ahlak' veya 'ilke' diye millete yutturmanın kimseye bir faydası yoktur. Aleni olmak lazım. HDP ile ittifak yapıyorsan açıkça yap ki şu anda hepimiz çok net biliyoruz, HDP ile CHP'nin oyları ister ittifak yapsınlar isterse yapmasınlar aynı adayda birleşecektir."

"SİYASETÇİ SEÇİMDEN KAÇMAZ"

Bozdağ, seçime 66 gün kaldığı hatırlatılarak, "Seçimi ilan eden AK Parti sanırım hazır ama diğer partilerin hazırlanması için yeterli süre olmadığı eleştirilerine ne dersiniz?" sorusu üzerine şunları söyledi:

"Siyasetçi için seçim bayramdır. Çünkü o gün için ister hazırlıklı isterse hazırlıksız ol, o gün geldiğinde herkes o günü yaşar. Bayramlara da bazı aileler hazır girer, bazıları hazır girmez ama sonuçta bayram gelir ve siz o bayramı yaşarsınız. Siyasetçi seçimden kaçmaz, her daim seçime hazır olması siyasetin doğası gereğidir. Biz AK Parti olarak seçime hazırız. Biz ilçe kongrelerimizi yaptık, il kongrelerimizi yaptık. İzmir ve İstanbul hariç hepsini yaptık. Kadın ve gençlik kolları kongrelerimizi yaptık."

AK Parti'nin kongrelerine Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genel Başkanvekili ve Başbakan Binali Yıldırım'ın yanı sıra bakanların, genel başkan yardımcılarının katıldığını hatırlatan Bozdağ, "İlçe kongrelerimizi, il kongrelerimizi yaptık. İki ilimiz kaldı. Şu ana kadar 49 il kongresine Cumhurbaşkanımız katıldı. Biz 16 Nisan öncesi Türkiye'yi elden geçirdik, adeta Türkiye'nin dört bir yanını fellik fellik gezdik. Öte yandan kongrelerle partimizi, teşkilatlarımızı yeniledik" dedi.

"VAKTİ BOŞA HARCIYORLAR"

AK Parti'nin seçime hazır olduğunu, kongre sürecini tamamlayan MHP ve CHP'nin de aynı durumda bulunduğunu belirten Bozdağ, şu ifadeleri kullandı:

"CHP de hazır. O da büyük kongresini, il kongresini yaptı ama CHP bizim yaptığımız gibi bütün illeri gidip gezmezse bütün teşkilatlara genel başkan gitmezse bizim onların yerine de çalışacak halimiz yok ki. Sayın Cumhurbaşkanımız bir yandan Türkiye'yi yönetiyor diğer yandan ülkenin iç ve dış meselesiyle boğuşuyor öte yandan 49 ilin kongresine gidiyor. İstanbul'u görüyorsunuz, Ankara'nın ilçelerini gördünüz, bazı büyük ilçeleri gördünüz. Günde üç ilçede kongreye katılıyor. Cumhurbaşkanımız bunca meşgale arasında kongrelere katılacak vakti buluyor da ana muhalefet partisi niye vakit bulamasın? Onlar da bulur ama tembellik olduğu için onların vakit problemi var. Çünkü vakti boşa harcıyorlar."

ERKEN SEÇİME KİM, NE KADAR HAZIR?