NTV

CHP lideri Kılıçdaroğlu: Anayasa değişikliğini AYM'ye götürmeyeceğiz

ntv.com.tr, Anadolu Ajansı

Türkiye
kemal-kılıçdaroğlu-chp.jpg

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği düzenlemesini Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyeceklerini açıkladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.

Partili gençler, Kemal Kılıçdaroğlu'nu salona gelişinde, "İzmir Marşı"nı söyleyerek karşıladı.

Toplantıya, Ankara Üniversitesindeki görevlerinden KHK ile ihraç edilen bazı akademisyenler de katıldı.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Siyaset kurumunun görevi vatandaşın sorunlarını çözmektir. Siyaset kurumun yapacağı en hayırlı iş vatandaşın derdini çözmektir. Vatandaşların kredi kartı ve tüketici kredisi borcu 424 milyar lirayı aştı. Bu borçla ilgili olarak iktidar kanadından bir Allah'ın kulu çıkıp da 'Sevgili vatandaşım seni bu borçtan kurtacağım' diyor mu Diyemiyor Söyleyemez. Onlar da emin olun sonunda 'hayır' diyecekler, göreceksiniz. Bir de icra dairelerine intikal eden var; onun miktarı da 18 milyar lira. Sadece geçen yıl vatandaş bankalara 48 milyar lira faiz ödedi. Vatandaşın derdi bu, bunu çözmek istiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan vatandaşların yarısı icralık. 

Her evde işsiz var. Ankara'daki beylerin evleri hariç. Onlarda paralar var, dolarlar var, ayakkabı kutuları var. Ama bizim vatandaşın evinde işsiz çocukları var. Yıllardır, aylardır bekliyorlar, 'çocuğum acaba iş sahibi olacak mı' diye.

Kura çekimi, doğru ve adil. Ama bir bakıyorlar ki kura çekilecek torbada kazananların isimleri var, bir kişinin de ismi iki kere çıkıyor. Sahtekarlığın bu boyuta ulaştığını hiç görmemiştim. Buna ne diyeceğiz Hayır, diyeceğiz. Kim diyecek? Elbistan halkı, Kahramanmaraşlılar diyecek. 'Biz zulme, sahtekarlığa hayır diyoruz' diyecek. Eğer bunlara hayır demezseniz yarın hangi felaketlerle karşı karşıya kalacağımızı bütün Elbistanlı kardeşlerimin bilmesini isterim. Vatandaşın derdi bunlar. Peki bunların derdi ne 'İlla ben başkan olacağım, başkanlığı getireceğim'. Vatandaşın derdi başka, sizin derdiniz başka. Vatandaş borç batağında, çocuğu işsiz, aldığı maaş, emekli aylığı yetmiyor.

Hep beraber Türkiye'yi aydınlığa çıkaracağız. Hep beraber Türkiye için hayırlı bir iş yapacağız. Hiç kimse merak etmesin.

"20 TEMMUZ'DA BAŞKA DARBE YAPILDI"

Sizin çocuğunuz hapiste olursa nasıl tepki verirdiniz? Bütün anneler bu zulüm 'yeter' demeli. 15 Temmuz’da hep birlikte dik durduk ve darbeyi püskürttük. Ama 20 Temmuz’da başka darbe yapıldı. 12 Eylül'de Kenan Evren'in darbe yapıp başkan olduğu dönemde ihraç edilen öğretmen sayısı 3 bin 854 kişi. 20 Temmuz darbesinden sonra 160 günde ihraç edilen öğretmen sayısı 30 bin 470. 30 bin 470 öğretmeni kapının önüne koydular. O yetmedi banka hesaplarına el koydular. O da yetmedi, ömür boyu kamuda çalışmayacaklar. Özel sektörde çalışmak istiyorlarsa SGK kaydına not düştüler, 'Bunlar darbecidir' diye. Kimse korkudan iş veremez. Kenan Evren'in bile yapamadığını bunlar yapıyor. Bir aileyi tümüyle aç bırakmak kimin görevidir Kim yapabilir, hangi insan yapabilir bunu 12 Eylül döneminde ihraç edilen akademisyen sayısı 120. 20 Temmuz darbesinden sonraki dönemde ihraç edilen akademisyen sayısı 4 bin 811. İnsanda biraz vicdan, ahlak olur. Bir akademisyenin hangi koşullarda nasıl yetiştiğini acaba bunlar biliyorlar mı?

Akademisyenler partilerde görev üstlenir ya da hizmet verebilir. Düşüncesini beğenmediğiniz akademisyenleri bir kanun hükmünde kararnameyle kapı önüne koyuyorsunuz. Bilim insanını hep el üstünde tutarız. Alimin ölümü alemin ölümü gibidir deriz. Hangi gerekçeyle bu üniversite hocalarını kapı önüne koyuyorsunuz?

Siz kalkıyorsunuz, düşüncesini beğenmediğiniz üniversite hocalarını bir KHK ile kapının önüne koyuyorsunuz. Hiçbir yere başvuramayacak. Bizim inancımızda da ahlakımızda da bilim insanına saygı vardır, el üstünde tutarız. O nedenle söylenir; 'Alimin ölümü alemin ölümü gibidir' diye. Siz alimi bu kadar yücelten bir kültürden, gelenekten geliyorsunuz. Hangi gerekçe ile bu üniversite hocalarını kapının önüne koyuyorsunuz? 12 Eylül'de tutuklanan gazeteci sayısı 31, 20 Temmuz darbesinden sonra tutuklananan gazeteci sayısı 150’yi aştı.

"HAYIR DERSENİZ TÜRKİYE NEFES ALACAK"

Zalimlikte rekor kırdılar. 15 günlük çocuğu annesinden ayırdılar. Biz itiraz ettik de anne ile çocuğu buluşturduk. Kalkmış diyorlar ki 'Kim hayır derse bunlar terörist sayılır. Akla bakın. En güzel cevabı bir şehit annesi veriyor. Diyor ki 'Ben hayır diyorum. Ben şehit anasıyım. Ne yapacaksın bana Sen benimle tabuta mı sarıldın Benim oğlum nişanlıydı, düğünü olacaktı. Sen ne hakla beni tehdit edersin. Ben de seni tehdit ediyorum. Hakkım haram olsun' diyor. Onlar 'hayır' diyenleri terörist, 15 Temmuz yanlısı olarak gösteriyorlar. Biz de diyoruz ki ister 'hayır' desin, ister 'evet' desin, bu vatandaşların tamamının benim başımın üstünde yeri var. Aramızdaki fark siyahla beyaz kadardır. Bizde sevgi, hoşgörü; onlarda kin var. Onun için diyorum, 'hayır' dediğiniz andan itibaren bu Türkiye derin ve güzel bir nefes alacak ve rahatlayacak. Hayır diyeni terörist olarak tanımlarsan söyleyecek bir lafın yok demektir. Bel altı vuruyorlar.

TELEVİZYONDA DÜELLO ÇAĞRISI

Sayın Binali Yıldırım’a, Sayın Devlet Bahçeli’ye çağrıyı yapıyorum. Sizin istediğiniz bir kanal olsun, sizin istediğiniz gazeteciler olsun. Gelin oturalım konuşalım. Vallahi söz veriyorum; bana 15 dakika, onlara yarım saat versinler. Ben ona da razıyım. Niçin bunları söylüyorum Çünkü söylediğimin doğru ve haklı olduğunu biliyorum. Onlar da yanlış olduğunu biliyorlar. Vallahi soru da sormayacağım. Yeter ki oturalım, medeni insanlar gibi konuşalım. Şimdi 'Ne gereği var' diyecekler. Çok gereği var. Vatandaş değişikliklerin ne getirip ne götürdüğünü tam bilmiyor. Vatandaşın bilme hakkı var.

Nisan'ın 16'sında yapılacak referandum bir parti seçimi değil, bir demokrasi seçimi. Demokrasiden yana mı tavır takınacağız, otoriter yönetimden yana mı tavır takınacağız? O nedenle tüm vatandaşlarımdan istirham ediyorum; sandığa giderken düşünün. Oturalım, konuşalım. Yakınınızla konuşun, dostunuzla konuşun, başka düşünceleri olan arkadaşlarınızla konuşun. Ama her şeyden önce kendi vicdanınızla bir tartın, ölçün. Çünkü sorun bir partinin, bir kişinin sorunu değil, sorun Türkiye sorunu. Sorun evlatlarımızın sorunu, vatan sorunu, bayrak sorunu, demokrasi sorunu. Bir araya gelelim, oturup, konuşalım. A partisi, B partisi, sağ, sol olayı değil. Bu bir demokrasi olayı.

"TÜRKİYE'NİN ÇİVİSİ ÇIKAR"

Elini vicdanına koy ve şu soruyu vicdanında tart; cumhurbaşkanı taraflı mı olsun, tarafsız mı olsun? Cumhuriyet kurulduğundan beri tarafsız. 80 milyonu temsil ettiği için tarafsız olmalıdır. Tarafsız olmasını istiyorsan, hayır oyunu kullanacaksın. Bir parti genel başkanı olursa cumhurbaşkanı olamaz. Bize göre tarafsız olmalı, bir partinin genel başkanı olamaz. Çünkü cumhurbaşkanı devletin sigortasıdır. Partinin genel başkanı olarak görürsek devletin sigortası atmış olur. Bir maceranının içine sürükleniriz.

Kışlaya, camiye, adliyeye siyaset girmesin diyoruz. Siyaset buralara girdiği zaman Türkiye’nin çivisi çıkar. Cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı olarak hakim tayin etmemeli.

Sevgili vatandaşım elini vicdanına koy ve düşün. Bir başkan çıkıp tek taraflı bir irade ile 'Ben bu Meclisi feshediyorum' desin mi, demesin mi? 'Feshetmesin' diyorsan, gideceksin hayır oyu vereceksin kardeşim. Böyle bir yetki bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e verilmemiştir. Diyorlar ki 'Böyle bir şey yok'. Kendi getirdiklerini de bilmiyorlar. Bir kişi kalkıp milli iradenin temsil edildiği Meclis’i fesh edemez. Diyorlar ki 'böyle bir şey yok'. Kendi getirdiklerini de bilmiyorlar. Sevgili vatandaşım, elini vicdanına koy, ölç, biç, tart sandığa öyle git. Ben sana 'düşünerek sandığa git' derken bunu kastediyorum. Bir kişi kalkıp milli iradenin yüzde 100 temsil edildiği bir Meclisi feshetmemelidir. Feshederse orada demokrasi yara alır.

Değişiklik referandumda kabul edilirse başkanın kaç yardımcısı ve kaç bakanı olacak. Bu sorunun cevabı yok. İstersen bin başkan yardımcısı, 50 bakan olabilir. Bu uygulama Türkiye Cumhuriyeti’ni maceraya sürükler mi, sürüklemez mi?

Hükümet kuruluyor. Güven oyu istiyor. Meclis güven oylaması verirse hükümet yoluna devam ediyor. Anayasa değişikliğinde güvenoyu yok. 'Ben niye Meclis’e gideyim' diyor. Elini vicdanına koyarak sandığa git. Bir hükümet 550 milletvekilinden güven oyu istemeli diyorsan, buna hayır diyeceksin. Bin 500 başkan yardımcısını az bulabilir, 10 bine de çıkarabilir. Bunlardan biri yolsuzluğu karıştıysa gensoru önergesi bile veremiyor. Buna hayır diyorsan, hayır oyu kullanmalısın.

Bir kişi devletin yapısı ve işleyişini düzenleyecek. Kim müsteşar olacak, kim genel müdür olacak, kim büyükelçi olacak bir kişi belirleyecek. Bacanağını, damadını, kızını tayin edecek. Buna engel var mı, yok. Kararname yetkisi alıyorlar. Terörle ilgisi olmayan düzenleme yaptılar. Hocalarımız burada, hangisi terörist? Bu yetkiyi bir kişiye verirseniz Türkiye felakete sürüklenir. Bütün muhtarlıkları kapattım diyebilir. Adam fesh etme yetkisi almış, muhtarlığı mı kapatmayacak? Başbakanlığı kapatıyor. Muhtar kardeşlerime sesleniyorum. Ben nasıl demokrasiyi savunuyorsam, sen de savunacaksın.

"O PARA HARAMDIR"

550 milletvekili sayısını 600’e çıkarıyorlar. Niye çıkarıyorsun kardeşim? 550 milletvekili bile fazla normali 450 milletvekili. 600'e çıkarıyorlar ne için Yetkisi yok, gensoru veremiyor, hükümet programı hakkında görüş beyan edemiyor, oturacak maaşını alacak. Niçin? 'Onlar da evet desinler, kimse itiraz etmesin, Anayasa değişikliği böyle geçsin' bir anlamda güvencesi olacak. 550 milletvekilini 600'e çıkarıyorsunuz, ek 50 milletvekilinin aldığı para haramdır, haram, doğru para değildir.
Şimdi sevgili vatandaşım vicdanında ölç, tart 16 Nisan'da sandığa gideceksin. Niye kardeşim? Senin çocuğun işsiz. Sor bakkala, manava, lokantacıya durumu iyi değil. Niye? 50 tane daha milletvekilini artırıyorsun? 5 yıllık maliyeti kaç biliyor musunuz 187 milyon 950 bin lira, yani eski parayla 187 trilyon lira bu vatandaşın cebinden çıkacak. Yazık günah değil mi? Vicdanında ölç, biç, tart ve sandığa öyle git. Bu bir parti seçimi değil, bu normal bir seçim değil. Bu bir demokrasi, bir ahlak oylamasıdır. Onun için gideceksin ve Türkiye'de en hayırlı işi yapacaksın, toprak renginde, kahverengiye tercih yapacaksın?

"SURİYE'DE DE CUMHURİYET VAR"

Bu bir rejim değişikliğidir diyorum. "Hayır yok diyorlar. Libya'da, Suriye'de, İran'da, Mısır'da, Irak'ta cumhuriyet var mı Var. Bizim Cumhuriyetimizle onların cumhuriyeti aynı mı Aynı değil. Sen ne yapıyorsun. Irak'taki, Suriye'deki gibi bir tek adam rejimi getiriyorsun. Meclis, üçüncü sınıf bir Meclis oluyor, hiçbir yetkisi olmayan, sadece maaş alan bir Meclis. O kadar ki artık vatandaş da gelmeyecek milletvekilinin yanına. Çünkü hiçbir bakan, başkan yardımcısı Meclis'ten olmayacak.

23 Nisan 1920'de TBMM'nin açıldı ve bayram olarak çocuklara armağan edildi. Şimdi o çocuklar demiyecekler mi 'Baba, anne bizim Meclisimize ne oluyor? Bu Meclis bize bayram verdi, bu Meclisi siz neden üçüncü sınıf Meclis haline getiriyorsunuz?' diye çocuklarınız size soru sormayacak mı?

Şimdi Binali Bey, Erdoğan'ın söylediğinin aksine bir cümle kullanabilir mi? Mümkün değil. 500 metre öteden görse, 80 düğmesini 10 saniyede ilikler. Çift başlılık yok, ortada çift başlılık yok. Ama bu Anayasa değişikliği geçerse asıl o zaman çift başlılık oluyor. Çünkü tepedeki başkan hem başkan hem bir partinin genel başkanı, bir adamda iki şapka, yeni çift başlılık. Vilayetlere bakalım, orada ne olacak? Orada da çift başlılık. Vali kimi temsil ediyor? Başkanı. Partinin il başkanı kimi temsil ediyor O da başkanı temsil ediyor. Bunlar kavga etmeyecekler mi? Edecekler. Yani millete doğruları söylemiyorlar. Bize diyorlar ki 'Siz doğruları söylemiyorsunuz.' Ben de diyorum ki benim doğruları söylemediğime inanıyorsan ve kendine güveniyorsan gel arkadaş, beraber çıkalım, senin kanalında çıkalım. Sen bana anlat ben de kapı gibi bu anayasada yapılan değişiklikleri sana söyleyeceğim, bak bakalım kim yalan söylüyor, kim doğru söylüyor.

Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu, Genelkurmay, Merkez Bankası, bakanlıklar hepsi varken, Türkiye Cumhuriyeti'ni terör örgütlerine teslim ettiler. Valisi, kaymakamı, emniyet müdürü hepsi bir baktılar ki bir terör örgütü. Devletin kozmik odasına, harimi ismetine teröristleri soktular.

Şimdi ben bütün vatandaşlarıma sesleniyorum, seçimde gitsin oyunu hangi partiye istiyorsa versin ama bu normal bir referandum değil. Türkiye'nin bekası, geleceği, huzurumuz, barışımız için önemlidir. Diyorlar ki 'Hayır çıkarsa kavga olur', hiçbir kavga olmaz. Hayır çıkarsa Türkiye derin ve güzel bir nefes alır. Hayır çıkarsa ne olur Sayın Erdoğan yine Cumhurbaşkanlığı görevinde kalacak, Binali Bey gene başbakan olacak, bakanlar görevlerini yapmış olacaklar ama ne olacak? Millet diyecek ki 'Sevgili yöneticiler, Sayın Cumhurbaşkan anayasal sınırlarına çekil, Sayın Başbakan 'Otur Türkiye'yi adam gibi yönet, sana yetki verdim.' 'Devleti yönetiyorsunuz, hesabını verin' diyecek. Dolayısıyla herkes görevine dönmüş olacak.

'CHP, 18 yaşında seçilmeye karşı diyorlar'. Hiç de karşı değiliz. Halka doğruyu söylemiyorlar. 18 yaşında milletvekili olabilirsin diyor, güzel ama devam ediyor, diyor ki askerlikle ilişiği olanlar milletvekili olamazlar. Peki askerlik yaşı kaç 21. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Gençlerin oyunu almak için onları kandırıyorlar. Sevgili gençler, 18 yaşını aşan ve ilk kez oy kullanacak gençler size sesleniyorum, bu sahtekarlığa izin vermeyin.

18 yaşında milletvekili seçilenlerin, askerlikten muaf olacağı" yönünde açıklamaların yapıldığını aktararak, "Kendi çocuğunu yapacak, ömür boyu askerlikten muaf olacak. Garip gurebanın çocuğu nereye gidecek El Bab'a gidecek, eksi 35-40 derecede terörle mücadele edecek.

PROVOKASYON UYARISI

Bir minibüste, 'başı örtülü bir kızımızın başının zorla açıldığı' söyleniyor. Şunu söylüyorum, biz CHP olarak, herkesin giyim kuşamının güvencesiyiz, teminatıyız.

Anayasa değişikliği hukuka aykırıdır. Egemenliği milletten alıp, tek adama veren bu değişiklik, başlı başına demokratik Cumhuriyeti ve hukuk devletini yok etme projesidir. Anayasa değişikliğinin bütün sakıncalarını önce TBMM Anayasa Komisyonunda daha sonra TBMM Genel Kurulu'nda ısrarla ve kararlılıkla anlattık. Milletin meclisini yok etme projesine TBMM'den onay çıkmaması için, milletvekili arkadaşlarım takdire şayan ve tarihe geçecek bir mücadele verdiler. Hepsine yürekten teşekkür ediyorum.

"ANAYASA MAHKEMESİ'NE GİTMEYECEĞİZ"

90 yıl önce 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' diyerek kurulan TBMM ne yazık ki milletin hakimiyetini yok eden bu değişikliği kabul etmiştir. Şimdi söz, karar ve yetki milletedir. Konu milletin divanına gelmiştir, Meclisin yanlış hesabı milletten dönecektir, sözün asıl sahibi, son sözü söyleyecektir. Kuşkusuz anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine gitme yolumuz bulunmaktadır. Ancak sorun salt bir hukuk tartışması sorunu değil, halkın konuya doğrudan el koyup siyasal olarak kesin bir şekilde çözmesi sorunudur. Halkın egemenliğini koruyacak olan yine halkın öz iradesi ve gücüdür. Amasya Tamiminde denildiği gibi, 'Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır.' Halkın iradesiyle korunamayan bir egemenliğin başka hiçbir güçle korunması mümkün değildir. Bu nedenle, sandıkta kararın verileceği 16 Nisan'a kadar önümüzdeki 60 günü milletin hakemliğine emanet edeceğiz. Söz konusu olan milletin egemenliğiyse, bu konuda asıl yüce divan halkın divanıdır, milletin divanıdır. İşte bunun için Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyeceğiz, başvurmayacağız.

ETİKETLER