Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de 45. Muhtarlar Toplantısı'nda konuştu.

Konuşmasına tüm muhtarları selamlayıp, "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, milletin evine hoşgeldiniz" diyerek başlayan Erdoğan, 45. muhtarlar toplantısında bir arada olduklarını belirtti. Erdoğan, üçüncü yılını geride bıraktıkları toplantıların hayırlara vesile olmasını temenni etti.

Erdoğan, demokrasi piramidinin seçilmişler bakımından ilk basamağını teşkil eden muhtarlarla bu piramidin zirvesini temsil eden cumhurbaşkanlığı arasında tesis ettikleri sıkı bağın bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğine inandığını ifade etti. Erdoğan, toplantıların hayırlı bir sonucunun da muhtarlık müessesesinin zaten hakkı olan bir konuma gelmesinin sağlanması olduğunu vurguladı.

Muhtarların, kendilerine olan güvenlerini boşa çıkarmayarak gayret ve ferasetleriyle bu konumu daha da güçlendirmelerini isteyen Erdoğan, "Unutmayınız ki 2019 yılındaki muhtarlık seçimleri her zamankinden çok daha farklı geçecektir. Muhtarlık kurumunun itibarının ve gücünün artmasına paralel şekilde bu görevlere daha çok kişi talip olacak, rekabet de kaliteyi yükseltecektir. Bunun için tüm muhtarlarımızın mahallelerine hizmet getirme, mahalle halkının gönlüne girme konusunda çok daha fazla çaba sarf etmesi gerekiyor" diye konuştu.

Son muhtarlar toplantısında, tüm muhtarlıkların hazinenin tahsis edeceği araziler üzerinde valilik ve kaymakamlıklar öncülüğünde kendi binalarına sahip olacakları müjdesini verdiğini anımsatan Erdoğan, "Böylece maaşlarının düzeltilmesinden, sigorta primlerine ve silah ruhsatlarına kadar her türlü sorunlarını çözdüğümüz muhtarlarımızın faaliyetlerini kurumsal hale getirme imkanı olacak. Muhtarlık bölgelerinin gözden geçirilerek, mahalle ve köylerin hakiki anlamda yönetilebilir yerleşim birimleri haline dönüştürülmesiyle bu süreç çok daha anlamlı hale gelecektir" ifadesini kullandı.

"ALTIN KIYMETİNDE YILLARIMIZ HEBA OLDU"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu önemli kurumunu daha da geliştirmek ve güçlendirmek için yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Türkiye, her alanda büyüdükçe, güçlendikçe önümüze çıkan sıkıntıların, sorunların çapı da artıyor. Daha düne kadar ekonomik derinliği birkaç milyar dolardan ibaret olan, diplomatik derinliği kendi büyükelçiliklerinin kapısında biten, siyasi derinliği hükümetlerinin ömrü gibi birkaç ayla sınırlı olan bir ülkeydik. Kimsenin Türkiye'de kriz çıkarmak için uğraşmasına gerek yoktu çünkü biz kendi başımıza yeteri kadar krizi musallat edebiliyorduk, bu şekilde altın kıymetinde yıllarımız heba oldu gitti.

Geçtiğimiz 15 yılda tüm sabotajlara, oyunlara senaryolara saldırılara rağmen büyük bir titizlikle koruduğumuz güven ve istikrar ortamı sayesinde bu kısır döngüyü hamdolsun kırmayı başardık. Ekonomide ülkemizi 3,5 kat büyütürken, demokrasimizin standartlarını ileriye doğru götürürken bölgesel ve küresel bir güç olarak da sürekli yükseldik."

Son 15 yılın ilk 10 yılında daha ziyade iç kaynaklı istikrarsızlık çıkarma gayretlerinin son 5 yılda çok daha farklı bir görünüm kazanmaya başladığına işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yıllar boyunca ülkemiz içinde örgütlenmiş ihanet odakları birbirinin ardı sıra harekete geçirildi. Bu gayeyle fetonun emniyet, yargı, ordu, iş dünyası ve diğer alanlardaki tüm gücünü ve imkanlarını seferber ettiğini gördük. PKK'nın tarihinde olmadığı kadar yoğun ve cüretkar saldırılara giriştiğini, şehirlerimizi işgale yeltendiğini gördük. Sınırlarımızın yanı başında ortaya çıkan en büyük insanlık ve İslam düşmanı örgüt olan DEAŞ bir yerlerden emir verilmişcesine ülkemize saldırmaya başladı. Pek çok uluslararası örgütte aynı anda ve benzer argümanlarla ülkemiz aleyhinde bir hava oluşturuldu. Avrupa Birliği'nin verdiği tüm sözleri çiğnemek pahasına ülkemize cephe alması da aynı döneme denk geliyor. Irak ve Suriye başta olmak üzere, bölgemizde yaşanan insani krizlerin bir ucu hep gelip ülkemize dayandı, dayandırıldı.

Bizim meşrebimizde dostlarına, kardeşlerine, komşularına sırt dönmek yoktur. Bunun için oynanan oyunu görmemize rağmen zulümden ve ölümden kaçan tüm kardeşlerimize sınırlarımızı ve kalbimizi açtık. Şartların normale dönmesi, bölgemizin huzura ve güvene kavuşması için çok bekledik fakat İslam adına Müslümanları katleden bir terör örgütü bahane edilerek, bir başka terör örgütünün bölgemizde palazlandırıldığını görünce artık daha fazla bekleme imkanımız kalmadı."

Erdoğan, Türkiye'yi meşgul etmek, dikkatini ve enerjisini başka tarafa yöneltmek için kurulan tuzakları birer birer bozarken asıl hedeflerinden de kopmadıklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fırat Kalkanı Harekatı ile DEAŞ ve bölücü terör örgütüne karşı ilk fiili müdahalemizi başlattık. 3 bine yakın DEAŞ'lıyı derdest ettik. Rai, Cerablus, El-Bab, 2 bin kilometrekarelik bu alanı kontrolümüz altına aldık ve 135 bin Türkiye'deki Suriye'den gelen mülteci kardeşlerimizin tekrar topraklarına dönmesini sağladık" dedi.

Bu bölgeleri imar ettiklerini ve güvenliğini de Özgür Suriye Ordusu ile Türk askerinin sağladığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte şimdi de aynısını Afrin'de yapalım istedik. Şu anda Afrin operasyonunun arkasında ne var? Afrin olayını çözeceğiz, İdlib'i aynı şekilde çözeceğiz ve mülteci kardeşlerimiz tekrar kendi topraklarına, kendi evlerine dönsün istiyoruz. 3,5 milyonu herhalde biz burada ilanihaye saklayacak halimiz yok. Onlar da zaten bir an önce kendi topraklarına dönmek istiyorlar. Bir kısmı burada kalabilir ayrı bir konu ama bu gerçeği de görelim."

Erdoğan, Irak'ın kuzeyinde sahnelenen oyunu Tahran ve Bağdat yönetimleriyle bozduklarını, bunu takiben Rusya ve İran ile İdlib'de güvenli bölge oluşturulmasına yönelik adımları attıklarını söyledi.

Son olarak tamamen kendi inisiyatifleriyle Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Operasyonu'nun düğmesine bastıklarını ifade eden Erdoğan, "Zeytin Dalı Operasyonu derken bu, sıradan aklımıza gelip de söylenen bir şey değil. Niye? Unutmayın. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de 'Zeytine yemin olsun, tine (incir) yemin olsun ki' buyuruyor. Bu bölge adeta zeytinlerle dayalı, döşeli zengin bölge" diye konuştu.

Erdoğan, hafta sonu Batmanlıların kendisini Gaziantep'den gelen zeytin dallarıyla karşıladığını anımsattı.

ZEYTİN DALI HAREKATI

Zeytin dallarıyla kentte adeta kongre değil miting yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, "Zeytine yemin olsun ki dedik, Allah'ın izniyle bu işi bitireceğiz. Hamdolsun askerlerimiz adeta orada destan yazıyorlar. Şu an itibarıyla Genelkurmay'dan aldığımız rakam bin 28 terörist etkisiz hale getirildi. Üzerine üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Şehitlerimiz kanının yerde bırakmayacağız" ifadelerini kullandı.

Şehitlerin aileleriyle görüştüğünde, ailelerin kendisinden tek istekte bulunduğunu, "Bunların kökünü kazıyın, şehidimin kanını yerde bırakmayın" dediğini ifade eden Erdoğan, ailelere sözlerinin olduğunu, bunu gerçekleştireceklerini belirtti. Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Her türlü olumsuzluğa, alçaklığa, riyakarlığa rağmen bölgeyi adım adım teröristlerden askerimiz, milletimiz, hep beraber temizliyoruz. Bunu Bay Kemal'e rağmen temizliyoruz. Ne diyor beyefendi? 'Afrin'e gitmeyin, fazla içerilere gitmeyin.' Senden mi alacağız izni? Bize milletimizin emri var, biz milletimizin talimatını yerine getiriyoruz. Ona kalsa 'Esed ile masaya oturun da bu işi konuşun' diyor. 1 milyon vatandaşını öldüren bir katille biz neyi konuşacağız? Siz yeri gelir teröristlerle el ele kol kola dolaşabilirsiniz. Teröristlerle beraber kalkar, Ankara'dan İstanbul'a yürüyebilirsiniz. Adaletsiz bir adalet anlayışıyla yürüyüş yapabilirsiniz ama biz, terör örgütlerinin icazetiyle yola çıkanlarla beraber bugüne kadar yol yürümedik ve bundan sonra da yürümeyeceğiz."

"HAYATI YALAN ÜZERİNE KURULU BU ADAMIN"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "utanmadan, sıkılmadan" kendilerini DAEŞ ile işbirliği yapmakla suçladığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu ne biçim anlayıştır, yaklaşımdır? Ama bunda yüz yok, haysiyet yok. Bunda onur yok. Ne zaman ben bunu ispata davet ettiysem hiçbir şeyi ispat etmemiştir ve hala da yerinde durmaktadır. Bununla ilgili de söylüyorum. AK Parti'nin DEAŞ'a destek olduğunu ispat et, ben bu makamda durmam, bu görevden çekilirim. Sen bunu ispat edemediğin zaman çekilir misin? Çekilemez. Hayatı yalan üzerine kurulu bu adamın. DHKP-C'liler ile yürüyen birisi. Bunlardan bir şey olur mu ya. Rahat rahat bunları kamufle edebiliyorlar. Rahat rahat bunlarla yol yürüyebiliyorlar. Kalkıyor, kağıt gösteriyor. Senin bu kağıtlarına biz alıştık. Sağolsun, bazı televizyonlar da bizim DEAŞ ile ilgili geçmişte söylediklerimizi açık, net ortaya koyuyorlar."

Erdoğan, DAEŞ ile ilgili Cerablus, Rai ve El Bab'da verdikleri mücadeleyi dünyada hiçbir ülkenin vermediğini aktardı.

"Şu anda DEAŞ'ın tehdidi altında olan, Bay Kemal, sen misin, biz miyiz?" diye soran Erdoğan, "Sana ben bir şey söyledim. Şu PYD, YPG, PKK bunların terör örgütü olduğunu ilan et. Şöyledir, böyledir, yamalı bohça yapma, açık ve net konuş. Bunlar birer terör örgütüdür de. 'El Nusra terör örgütüdür dedin mi?' diyor. Ben bunların hepsini dedim, yine diyorum. 'El Nusra da terör örgütüdür' diyorum. Sen de. PKK, PYD, YPG terör örgütüdür de görelim. 'DHKP-C terör örgütüdür' de göreyim seni. Diyemezsin. Çünkü gücünü onlardan alıyorsun. Onların desteğiyle Hakkari'de miting yapacak kadar zavallısın sen. Bize tarihi konuşturma" dedi.

"BU KURULUŞUN TÜRKLÜKLE ALAKASI YOK"

Girilen her mücadelenin, atlatılan her badirenin, yapılan her operasyonun çok önemli tecrübeler kazandırdığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu ara tweet'ler atıyorlar. Neymiş o, biz 'Türkiye ve Türklük' kavramına karşıymışız. Niye? Türk Tabipleri Birliği'nin isminden Türk'ün kaldırılmasını istediğimiz için. Evet istiyoruz. Çünkü Türk Tabipleri Birliği denilen bu kuruluşun Türklükle alakası yok, Türk kavramına da layık olan bir yanı yok. Türkiye Barolar Birliği'nin de Türkiye'ye layık olan hiçbir yanı yok. Dolayısıyla bunlar ne hukuku ne de hekimliği kendi saltanatları altına alamazlar. Şimdi çıkarılacak kanunlarla, çıkarılacak Bakanlar Kurulu kararıyla bu ülkede tüm hukukçular, tüm doktorlar kendi derneklerini, vakıflarını rahatlıkla kurabilecekler ve bunlara da kaynağında para ödemesi diye bir şey yapmayacaklar. Bunların hepsi bitecek. Ondan tutuştular. Şimdi de kalkıp tweetlerle güya yavuz hırsız ev sahibini bastırır ya bunlar da bu şekilde ev sahibini bastırmaya çalışıyorlar. Ne Türk ne de Türkiye kavramını kullanamayacaksınız artık. Onu layık olanlar kullanacak."

Erdoğan, Zeytin Dalı Operasyonu ile pek çok gerçeği farklı boyutlarıyla görme imkanı bulduklarını, bu doğrultuda süratle eksiklikleri tamamlayıp, yenilikler yaparak, ihtiyaçları gidererek yolla devam edeceklerini vurguladı.

Verilen her şehidin, hastaneye kaldırılan her gazinin yürekleri yaktığını ifade eden Erdoğan, ecdadın da bu toprakları kanla yoğurarak, vatan yaptığını söyledi.

Erdoğan, Şair Mehmet Emin Yurdakul'un "Ya gazi ol ya şehit" şiirinden, "Hadi yavrum, ben seni bugün için doğurdum. Hamurunu yiğitlik duygusuyla yoğurdum. Türk evladı odur ki yurdu olan toprağı, ana ırzı bilerek yad ayağı bastırmaz. Bir yabancı bayrağı, ezan sesi duyulan hiçbir yere astırmaz. Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım. Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım. Hadi yavrum hadi git, ya gazi ol ya şehit" dizelerini okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "ezan sesi duyulan hiçbir yere yabancı bayrak asılmasın" diye mücadele ettiklerini belirtti.

"İstiklalimiz ve istikbalimiz tehlikedeyse, bize düşen yeniden bu toprakları kanla yoğurarak vatanımız olduğunu tescil ettirmektir." diyen Erdoğan, şehit yakınlarıyla her fırsatta görüştüğünü, onların metaneti, dik duruşu, cesareti ve kararlılığının mücadele azimlerini daha da bilediğini söyledi.

Şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı, gazilere sağlık ve esenlik dileyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin bölgede uygulamaya başladığı aktif politika içeride ve dışarıda pek çoklarını rahatsız ediyor. İçeride artık gafleti geçip ihanet boyutlarına varan tavırları sizler de görüyorsunuz, takip ediyorsunuz. Bunların içinde ülkemiz bir başka devletle savaşa girse safının karşı taraf olacağını söyleyeninden, ezanlarımızdan rahatsız olanına, hatta şehitlerimize hakaret edenine kadar ne ararsanız var. Bunları CHP'nin içinde görebilirsiniz. Genel başkan yardımcılarından, sözcülerinden vesaire bunları hep görürsünüz, var. Hatta sırf Türkiye düşmanlarına malzeme vermek için yurt içinde ve dışındaki operasyonlarımızda sivillerin hedef alındığı iftirasını atabilecek kadar alçalanlara, muvazeneyi kaybedenlere rastladık."

"BUNLARA HİÇBİR ZAMAN ALDANMAYACAĞIZ"

Avrupa Parlamentosu'nda bazılarının, terör örgütünün paçavralarını boyunlarına astıklarını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kimin paçavraları bunlar PKK'nın. Kimin? Terörist başının. Avrupa Birliği ki biliyorsunuz PKK'yı terör örgütü ilan etmiştir. Terör örgütü ilan ettiği halde bunların paçavrasını nasıl oluyor da bunlar boyunlarına sarıyorlar Çünkü dürüst değiller, samimi değiller. Bunlarla beraber hareket edenler, bunlar da aynı. Biz bunlara hiçbir zaman aldanmayacağız. Onları da hiçbir zaman samimi bulmadığımızı kendilerine, yüzüne yüzüne vuracağız. Bugün ülkemizde halen 'Bizim Afrin'de ne işimiz var' diyebilen bir zihniyetin olması, kim olduğunu anlıyorsunuz, gerçekten üzüntü vericidir. Sokaktaki vatandaşımızın çok iyi anladığı, çok iyi tespit ettiği, çok iyi gördüğü gerçeği anlayamayan güya siyasetçi, güya aydın, akademisyen, sanatçı kisveli herkese 'yazıklar olsun' diyorum."

"DUYAN DA SANIR Kİ SURİYE'DE HER ŞEY GÜLLÜK GÜLİSTANLIK"

Söylenecek çok şey olduğunu, milletin canını sıkmamak, güvenlik güçlerinin moralini bozmamak için bu konuları gündeme getirmek istemediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"PKK'ya, PYD'ye, YPG'ye terör örgütü demeye dili varmayan veya bunu kerhen zikredenlere milletimizin ilk fırsatta söyleyecek bir çift sözü elbette olacaktır. Biz siyasetçi, hükümet, devlet olarak bunlar hakkında gerekenleri yapıyoruz, yapacağız. İçeridekiler bunu yapar da el oğlu boş durur mu Bizden, Suriye topraklarından bir an önce çıkmamızı isteyenler olduğunu duyuyoruz, görüyoruz. Bunu duyan da sanır ki Suriye'de her şey güllük gülistanlık, sadece Türkiye'nin varlığı işi bozuyor. Bunların mantığına göre PKK Suriye'de olabilir, DEAŞ Suriye'de olabilir. Amerika, Rusya, İran, Fransa, İngiltere ve daha nice ülke çeşitli görüntü ve bahaneler altında Suriye'de olabilir. İsrail, canı istediği zaman Suriye'de operasyon yapabilir ama Türkiye 911 kilometre sınırının bulunduğu Suriye'de olamaz. Var mı 25 kuruşa simit ya?

Ama Türkiye sadece son birkaç ayda bine yakın roketin ve bombanın ülkesine yöneltildiği Suriye topraklarına ayak basamaz ha... 700'ü aşkın taciz atışı yaptılar ve 100'e yakın kardeşimiz şehit oldu. Biz halen seyredeceğiz, 'devam edin' diyeceğiz... Türkiye, bizzat kendi ağızlarıyla ikrar ettikleri şekilde, tamamı da ülkemize saldırmak için özel olarak eğitilip teçhiz edilmiş 30 bin kişilik terörist ordusunun kurulduğu Suriye'ye yönünü dahi dönemez ha. Hasbinallah. Yahu 13-14 yaşındaki çocukları eğitip, bunları savaş meydanına gönderiyorlar. Bazen sözün bittiği yer vardır ya, işte bu konu da öyle bir şey."

"BUNLARA KALSA BİZE YAĞMURLU HAVADA BİR BARDAK SU BİLE VERMEYECEKLER"

Yaşanılan sürecin zaten bilinen bir gerçeği sahada atılan her adımda bir kez daha gösterdiğine dikkat çeken Erdoğan, "Normalde birbirleriyle can düşmanı olanlar, söz konusu Türkiye ise hemen ittifak içine giriyorlar. Hemen gizli veya açık ortaklıklar kurabiliyorlar. Bugün Türkiye yaptığı her şeyi tamamen veya kısmen diğer tüm güçlere rağmen yapıyor. Bugün Türkiye sadece ve sadece milletimizin cesareti, kararlılığı, dirayeti ve dostlarımızın dualarıyla ayakta duruyor. Eğer bunlara kalsa inanın bize yağmurlu havada bir bardak su bile vermeyecekler. Öylesine ülkemize ve milletimize karşı husumet içindeler" dedi.

Erdoğan, dün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nu İran'a gönderdiğini, bu sabah da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile detaylı bir görüşme yaptığını belirterek, "O da, 'Ben de ilgili Bakanıma, Genelkurmay Başkanıma talimat vereceğim. Siz de talimat verin, hemen görüşmeler yapılsın' dedi. Önümüzdeki hafta başında ABD'den Dışişleri Bakanı ve yanında güvenlik müsteşarı gelecekler. Onlarla burada görüşmeler yapılacak. Yoğun şekilde bu süreci devam ettiriyoruz. Çünkü Türkiye olarak biz burada kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye mecburuz. Bunun başka çıkar yolu yok" diye konuştu.

"BİZİM İÇİN SURİYE HALKI ÖNEMLİ, ESED DEĞİL"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye, Irak ve gönül coğrafyasındaki diğer yerlerin, vatan topraklarından bir farkı olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bizim için şu anda Suriye halkı önemli, Esed değil. Çünkü Esed, burada terör estirmiştir, devlet terörü estirmiştir ve bunca insanın ölümüne neden olmuştur. Halen de öldürmeye devam etmektedir. Bizim derdimiz, 3,5 milyon Suriyeli kardeşimizin, 'Bir an önce evlerimize, topraklarımıza dönmek istiyoruz' diyen bu kardeşlerimize, evlerine, topraklarına dönmelerini sağlamaktır. Samimi olanlar, buyursunlar burada beraberce her türlü hizmeti yapalım.

Suriye'de ve Irak'ta bu ülkelere ve halklarına karşı kurulan her tezgah Türkiye'ye karşı kurulmuş demektir. Bir asır önce gözyaşları içinde çekildiğimiz bu toprakları yüreğimizden sildiğimizi sananlar yanılıyorlar. Bunu da böyle bilmeleri lazım. Zaten öyle olmadığını bildikleri için hepimizi birden hedef alıyorlar. Dün bizi lime lime ederek yok ettiklerini sananlara yeniden dirilişin nasıl olduğunu göstermeksek ecdadımıza da evlatlarımıza da mahçup oluruz. Hamd olsun, milletimiz bu büyük oyunun, üzerimizdeki bu büyük sorumluluğun farkındadır."

Erdoğan, Türkiye'nin kendi uçağını, otomobilini, silahını yapmaktan üretmeye kadar pek çok girişiminin engellendiğini belirterek, bu konuda siyasetinden bürokratına, askerinden akademisyenine kadar herkesin suçu, günahı ve sorumluluğu olduğunu söyledi.

Bugün pek çok konuda sıfırdan başlayarak yerli bir savunma sanayi inşa etmeye çalışıldığını vurgulayan Erdoğan,"Önümüze engeller çıkıyor. Öyle aldatmalarla karşılaşıyoruz ki inanın bana insanın yüreği yanıyor. Allah'ın izni milletin desteğiyle, bu meselenin üstesinden geleceğiz" dedi.

Önemli projeleri bizzat takip ettiğini dile getiren Erdoğan, pek çok projede sabotajları, engelleme çalışmalarını ve göz boyama taktiklerini birer birer aşarak neticeye doğru yaklaştıklarını dile getirdi. Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız. Bu işin başka bir çıkışı yok. Hiçbir engel Türkiye'nin, Türk milletinin iradesinden daha büyük değildir. Öyle mi Madem ki bizi bu noktaya getirdiler. Öyleyse bundan sonrasını kendileri bilirler. 'Terör örgütü DEAŞ' dediler, ona karşı mücadeleyi kimle yaptılar, bir başka terör örgütü PYD, YPG onlarla yaptılar. Ya gel bizimle beraber yap. 'Biz sizin generallerin söylediklerini uygun bulmadık' dediler. Bizimkileri uygun bulmamış, kendi generallerininkini uygun bulmuş. Bak sizinkiler doğru söylemiyor. Bu bölgeyi biz tanırız, buraları biz biliriz, kim kimdir bunları biz biliriz.

Terörist teröristle yok edilmez, yanlış yapıyorsunuz Sayın Trump dedim ama maalesef o yine onlara baktı. Peki siz yolunuza, biz yolumuza dedik. Bu milletin yüreğini ve bileğini ortaya koyduğunda neleri başarabileceğini görecekler. Şu ana kadar yaptıklarımız daha ısınma turları bile sayılmaz. Asıl büyük hamlelerimizi, ataklarımızı önümüzdeki dönemde gerçekleştireceğiz."

2019'un kritik bir tarih olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin resmen ve tüm unsurlarıyla devreye girmesiyle artık bu ülkeye operasyon çekmek öyle kolay olmayacaktır" dedi.

Erdoğan, herkesin bir hesabı olabileceğini ancak en büyük hesap sahibinin Allah olduğunu vurgulayarak, "Biz Rabb'ine ram olmuş insanlar olarak bu büyük hesaba tabiyiz. Şöyle bir insanlık tarihine bakarsanız, imanlı bir yürekten, asil bir ruhtan daha büyük bir ordu, büyük bir silah, daha büyük bir güç olmadığını görürsünüz" diye konuştu.

"ELMA AĞACI DEĞİL HA"

Operasyona giden askerlerle yapılan röportajların televizyonlarda yer aldığını hatırlatan Erdoğan, "Ne diyorlar 'Hedef Kızıl Elma.' Kızıl Elma, elma ağacı değil ha, Kırmızı elma da değil ha. Onun anlamı çok ama çok büyük. O İla'yı Kelimetullah'tır. Çok önemli" açıklamasında bulundu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"O gidebileceğin noktanın sonsuzudur. Gidersin, bitmez. Yol, sonsuza dek devam eder. Soruyorum şimdi sizlere Bizim Mehmetçiğimizden daha imanlı, daha inançlı, daha büyük bir asker dünyada var mı Şahsen ben görmedim, duymadım. Rabb'im, ülkelerini, milletlerini, devletlerini, ezanlarını, bayraklarını, kardeşlerini savunmak için canları pahasına mücadele yürüten Mehmetçiklerimizi korusun, esirgesin. Rabb'im ordumuza, askerlerimize, vatanları için çarpışan kardeşlerimize, en kısa zamanda zaferi nasip etsin."

Kur'an-ı Kerim'den "Müminlere müjdele, fetih yakındır" ayetini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Allah'ın yardımı yakındır diyor. İnşallah" dedi.

"Bu dualarımıza İstiklal Marşı şairimiz, Akif'in mısralarıyla amin diyelim" ifadesini kullanan Erdoğan, "Yılmam ölümden, yaradan, askerim / Orduma 'gazi' dedi Peygamberim / Bir dileğim var ölürüm isterim / Yurduma tek düşman ayak basmasın / Amin desin hep birden yiğitler / Allahu ekber gökten şehitler / Amin, amin, Allahu ekber" dizelerini okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, kimin ne dediğine değil önce Allah'ın, sonra milletimizin ne dediğine bakarak yolumuzda yürümeye devam edeceğiz. Suriye sınırımızın tamamını teröristlerden arındıracağız. Irak'tan bize yönelen terör tehdidini ortadan kaldırana kadar, orada da ne gerekiyorsa yapacağız. Sınırlarımız içinde sonuncu terörist imha edilene kadar mücadeleyi sürdüreceğiz" açıklamasını yaptı.

Askerin eğitiminden silahına kadar ülke savunması için gereken her türlü projeyi hayata geçireceklerini bildiren Erdoğan, sadece bununla da kalmayacaklarını, ekonomide, yatırımlarda, her alanda hedeflerini adım adım gerçekleştireceklerini söyledi.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte bakın 20 gün oldu, mücadele devam ediyor mu Ediyor. Ne dedi bu alçaklar, 'Ekonomi darbe yer, ekonomi geriler. Şöyle olur, böyle olur.' Ne oldu Evelallah aynen devam ediyor. İşin bereketi burada, bereketi. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.' İşte biz ona çalışıyoruz. Ülkemizdeki tüm garipleri, yoksulları, ihtiyaç sahiplerini kucaklayacak şekilde sosyal yardım ağımızı genişleteceğiz. Ne milletimiz, kardeşlerimiz, bacılarımız var. Hepsi birden bakıyorsunuz sofrayı sermişler orada hazırlıkları yapıyorlar. Kimisi sarma sarıyor, kimisi dolma dolduruyor, kimisi bakıyorsunuz, çiğ köfte hazırlıyor... Ne yapıyorsun 'Mehmetçik'e götürüyoruz.' Böyle bir dayanışma olur mu Böyle bir ruh olur mu? Türk milletinde olur."

Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmekle kalmayacaklarını, 2053 ve 2071 hedeflerine de ulaştıracaklarını belirten Erdoğan, bu sözlerinin ardından toplantıya katılanların "Dünya lideri olacağız." seslenişleri üzerine "Aferin. Büyük Türkiye için, güçlü Türkiye için, lider Türkiye için gece gündüz çalışacağız, gayret bizden tevfik Allah'tandır" ifadelerini kullandı.