Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri Töreni'ne katıldı.

Burada bir konuşma yapan Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"(Ödül alan Kenan Işık) Kendimi biraz suçlu hissediyorum. Yurtdışı tedavisinin ardından evinde kendisini ziyaret edemediğim için suçlu ediyorum. Kendisini evinde inşallah ziyaret edeceğim. En büyük temennimiz bir an önce iyileşip aramıza dönmesidir.

Bizim medeniyetimizde kültür ve sanat, beşerin yaradıcının her eserinde müsaade ettiği güzellikleri ortaya koymasının vasıtasıdır. Bilgiyi irfana ulaştırmadıkça hiçbir şeyi yerli yerine oturtamayız. Doğuştan gelen yetenek sizi kabiliyetli kılabilir. Bunu yönlendirmeyi bilemezseniz, insanlık ve toplum için kalıcı eserler ortaya koyamazsınız.

Sanatla insanların dünyasında açılan pencereler bize yeni dünya açarken geçmişten geleceğe bir bağ da kurar. Bize düşen ortak mirasa en büyük katkıyı yapmaktır. Teknolojiyi üreten onun vasıtasıyla kültür ve sanata da hakim olur. Medeniyet tek taraflı ve tek yönlü değildir. Her alanda değer üretmezseniz, iddia ortaya koymazsanız hedeflediğiniz gelişmeyi gösteremezsiniz. 

"SANATI İHMAL EDERSENİZ HEDEFİNİZE ULAŞAMAZSINIZ"

Ülkemizin sıkıntısı birkaç asırdır diğer medeniyetlerle iletişimini tek taraflı yapmasıdır. Kendimiz bir şey üretmedik. Bugün bölgesinde ve dünyada yeniden iddia sahibi olan bir ülke toplum haline gelme mücadelesi verirken bu ilişkiyi yeniden kurmak zorundayız. Güvenlik önemli ama sanatı ihmal ederseniz hedefinize ulaşamazsınız. Kültür ve sanata da özel önem veriyoruz.

"ONUN İÇİN MİLLİ SEFERBERLİK DİYORUM"

Bir yandan geleneksel sanatlarımıza sahip çıkma, ihya etme, bunları daha ileri taşıma konusunda seferberlik ruhuyla çalışmamız lazım. Onun için milli seferberlik diyorum. Yoksa eline silahı al doğru sokaklara dökül... Böyle bir şeyi hiçbir zaman kastetmedim. Tek kastettiğim bu.

Şu anda Batı'nın ilmini alıyoruz. Atalarımızın tek çiçekle bahar gelmez sözünde olduğu gibi belili alanlarda giderek medeniyet gelişmez.

"DÖNÜŞÜMÜN EN ZAYIF HALKASI"

Zaman zaman ifade ettiğim gibi, ülkemizin geçtiğimiz 14 yılda yaşadığı büyük dönüşümün en zayıf halkalarını ne yazık ki eğitim ve kültür oluşturuyor. Bu konularda hayal ettiğim düzeylere ulaşamamış olmamızdan fevkalade müteessirim. Bu bir öz eleştiridir ama gerçektir. Önümüzdeki dönemlerde bu alanlara özel önem ve öncelik vererek hem eksiklerimizi tamamlayarak hem de çok daha büyük başarılara imza atarak bu eksiğimizi gidermeliyiz.

"GENÇLERİ KÖŞEYE ATANLARA SESLENİYORUM"

Özellikle gençlerimizden kültür, sanat, edebiyat ve bilimin her alanında aktif olmalarını beklediğimizi belirtmek istiyorum. Gençlerin içinde olmadığı hiçbir faaliyetin kalıcı olması mümkün değildir. Bu anlayışla anayasa değişikliğinde seçilme yaşını 25'ten 18'e indirdik. Bazıları ülkeyi çoluk çocuğa mı bırakacağız dediler. Şu anda dünyanın 57 ülkesinde seçme-seçilme yaşı 18'dir.

27 yaşında dışişleri bakanı olanları tanıyorum. Biz hiçbir zaman 18 yaşı lüks olarak görmüyoruz. Gencimiz de ülkenin dönüşümünde gerekli yeri almalı diyoruz. Gençleri karar alma mekanizmalarının dışında tutmak hakkaniyetle bağdaşmaz. En güzel cevabı gençlerimiz verecektir. Bu gençleri şöyle veya böyle köşeye atanlara sesleniyorum. 15 Temmuz gecesi takların altına yatan gençleri bir kenara koyamazsınız. Önce neslimize güveneceğiz, gençlik bunu yapar.

Her Türk asker doğar diye bir söz var ya... Onun doğrusu her Türk şair doğar olmalıdır."