HDP Sözcüsü ve Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, TBMM İçtüzüğü değişikliği ile Meclisin, "tamamen işlevsizleştirilmek ve iktidarın noteri haline dönüştürülmek istendiğini" söyledi. 

Baydemir, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, bir grup toplantısını daha eş genel başkanlarının yokluğunda gerçekleştirdiklerine işaret etti.

İstanbul'daki şiddetli yağışlarla ilgili sıkıntı yaşayan yurttaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Baydemir, "Elbetteki doğal afetler, depremler, sel felaketleri hükümetler tarafından önlenemezler. Bu tür felaketler, bir doğa olayı olarak ifade edilebilir. Ancak, 20 yıldır kadim şehir İstanbul'u bu hükümet yönetiyor. En büyük afetin hükümet elleriyle, rant politikalarıyla, çarpık kentleşmeyle yağmur yağdığında sele dönüştüren politikalardan kaynaklı olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum" ifadesini kullandı.

"KİMDEN GELİRSE LANETLİYORUZ"

15 Temmuz'da Türkiye'nin bir cunta kalkışması ile karşılaştığını, Meclisin dahi bombalandığını anlatan Baydemir, şöyle devam etti:

"Eğer cunta kalkışması hayat bulmuş olsaydı ne gibi bir politika bu ülkeyi bekliyorduysa, 12 Eylül cuntasından da biliyoruz ki başarıya ulaşamayan cunta kalkışmasının devamını AKP Hükümeti, AKP Genel Başkanının emriyle adım adım hayata geçirmiştir. 150 bini aşkın kamu emekçisinin ekmeğine el konuldu. Darbenin başarıya ulaşamadığı dönemde iktidar, Erdoğan, 'bu Allah'ın bir lütfudur' deyip kendi darbesini gerçekleştirdi.

"HER İKİSİNİN DE CANI CEHENNEME"

Darbe gerçekleşmiş olsaydı eş başkanlarımız yine cezaevinde olacaktı. 20 Temmuz OHAL rejimi darbesinin apoletli, pırpırlı darbecilerden ne farkı var? Darbe kimden gelirse gelsin lanetliyoruz. Kravatlıdan gelen darbenin, apoletten gelen darbeyle aynı sonuca yol açtığı açık ve net ortadadır. Dolayısıya apoletli darbenin de kravatlı darbenin de her ikisinin canı cehenneme."

Anayasa Mahkemesinin HDP'nin tutuklu milletvekilleri hakkında karar vermemesini eleştiren Baydemir, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, HDP TBMM Grup Toplantısına cezavinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanıp konuşma yapmak istemesine ilişkin TBMM Başkanlığına gönderdiği dilekçeyi okudu. Baydemir, "Bu hukuksuzluğu ortadan kaldırmanın bir yolu da budur. Bu sistem olmazsa o zaman Anayasa Mahkemesi önündeki tehdidinizi, şantajınızı, engelinizi kaldırın ve mahkeme kararını açıklasın" dedi.

Baydemir, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) bağımsızlık referandumunu desteklediklerini belirtti. KHK ile ihraç edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın açlık grevinin devam ettiğini anımsatan Baydemir, "150 bini aşkın insanın ekmeğine el konuldu. Cezaevinde herkesin fotoğraf çektirme hakkı var ama Nuriye ve Semih'in yok. Çünkü, Nuriye ve Semih'in bedeninin erimesi aynı zamanda onların iktidarının nasıl bir zulüm içerisinde eridiğinin göstergesi olacaktır. Ondan dolayı korkuyorlar" ifadesini kullandı.

İÇTÜZÜK ELEŞTİRİSİ 

TBMM İçtüzüğü değişikliği ile "Meclisin tamamen işlevsizleştirilmek ve iktidarın noteri haline dönüştürülmek istendiğini" ileri süren Baydemir, gerçeğin açığa çıkarılmasının para cezası ile cezalandırılacağını bildirdi. Baydemir, "Kürt halkı, Kürdistan, Dersim katliamı, Koçgiri, Çorum katliamı dediğimizde cezalandırılacak. Biz, Kürdistan'a Kürdistan demeye; Kürt halkına, Kürt halkı demeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Osman Baydemir, HDP olarak yaşam hakkına yöneltilen her saldırıyı kınadıklarına değinerek, şunları kaydetti:

"Dersim'de öldürülen öğretmenin, hayat hakkına sahip çıkıyoruz. Kınıyoruz. Kimden gelirse gelsin sivil hayata yöneltilen şiddeti reddediyoruz, kabul edilemez buluyoruz. Eğer siz, çatışma politikasına geri dönmemiş olsaydınız bugün yitirmiş olduğumuz bütün canlar halen hayatta olacaklardı."