HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ankara'daki katliamda hayatını kaybeden TCDD Ankara Müdürlüğü çalışanı İbrahim Atılgan ile 9 yaşındaki oğlu Veysel Deniz Atılgan'ın Batman'ın Gercüş ilçesinde yaşayan yakınlarını ziyaret ederek, başsağlığı diledi.

Demirtaş, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bu katliamdan sevinç duyanlar, sevinç çığlıkları atanlar da oldu. Onları bir kenara bırakıyoruz. İnsani değerler etrafında birleşen bütün kardeşlerimizden Allah razı olsun. Kim olursa olsun. Çünkü bu tür acılar ve katliamlar bizleri en azından insanlıkta birleştiremezse durum katliamdan daha vahim demektir. Çok şükür şu an her yerde insanlar bu acıları paylaşıyor.

Bakın ilk dakikadan beri ısrarla altını çizerek belirtiyoruz; Devletin sorumluluğu var. Bunu neye dayanarak söylüyoruz Diyorlar ki bize, 'Neden ilk dakikadan beri ortada hiçbir şey yokken bunu ortaya atıyorsunuz Çünkü biz devleti iyi tanıyoruz. Suruç'a tanıdık, Diyarbakır'da tanıdık. Parti binalarımız yakılırken, bombalanırken tanıdık. Şimdi hükümet ve devlet temsilcileri şunu iyi görmeliler. Aslında bizi öldürerek sizin altınızı oyuyorlar. Her gün bizi katlederek sizin içiniz oyuyorlar. Ve sizler de devleti yönetenler olarak buna zemin hazırlıyorsunuz. Bizleri hedef göstererek, bu barbarlarla yeterince mücadele etmeyerek buna zemin sunuyorsunuz. Devlet içerisinde buna destek olanlar, üstünü örtenler hesabını sormayarak buna zemin sunuyor. O nedenle sorumluluk kolektiftir.

Eğer ciddi bir şekilde üstüne gidilirse zaten görülecek ki Diyarbakır'da, Suruç'ta ve Ankara'daki patlamada devletten güç ve destek alarak bunu gerçekleştirdiler. İstihbarattan ve devletten güç ve destek alarak bunu yaptılar. Aksi taktirde göz göre göre isimleri bilinen, hakkında arama kaydı olan canlı bombalar elini kolunu sallayarak bu katliamları gerçekleştiremezdi.

AKP miting yapmadan önce miting alanında onlarca detektörle güvenlik önlemi alıyor. 10 sokak öteden güvenlik önlemi alınır. Alınsın, tabii ki alınsın, biz alınmasın demiyoruz. Ama barış için Türkiye’nin 81 ilinden oraya vatandaşlar toplanırken ve saldırı yapılmadan önce devletin elinde bilgi varken, başbakanın elinde canlı bomba listesi varken siz böyle bir mitingde en küçük bir güvenlik önlemi almazsanız birinci dereceden sorumlu sizsiniz.

Cumhurbaşkanından başlayarak Başbakan ve hükümet sözcüsü artık bizi hedef göstermekten vazgeçsinler. Kan emici, bölücü değiliz. Bu ülkenin onurlu eşit özgür yurttaşlarıyız. Kendimizi öyle hissediyoruz. Siz dıştan bunları bize yakıştırıp, dayatıyorsunuz. İkincisi, devlet içerisinde sizi teslim alan, altınızı boşaltmaya çalışan güçlü odaklar var. Ve siz bunların üstüne gitmek yerine bunları kendi çıkarlarınız için kullanmaya devam ediyorsunuz. Bu yanlıştan da vazgeçmeniz lazım. Bunların üstüne gitmezseniz, vali olur, istihbaratçı olur...

Üçüncüsü IŞİD’i kendinize elverişli bir araç olarak kullanmaktan vazgeçmeniz lazım. IŞİD insanın da, İslam'ın da, ülkemizin de en büyük düşmanıdır. Onunla mücadele edecekseniz adam gibi mücadele edeceksiniz. Gencecik çocuklar slogan attı diye terörist muamelesi yapıyorsunuz. IŞİD gibi canlı bombalar ortalıkta dolaşırken onlar eylem yapmadan yakalamayız dersiniz burada bir ciddiyetsizlik ve samimiyetsizlik söz konusudur.

Katliamda hayatını kaybeden ailelerimizin metanet karşısında mahçup olduk. Bu bizim onlara karşı ne kadar borçlu olduğumuzu gösteriyor. Kan demiyorlar, daha fazla kan aksın demiyorlar. Barış istiyoruz diyorlar. Başkaların canı yanmasın diyorlar. Biz de bu ailelerimize layık olmak zorundayız.

İnsanların hergün öldüğü bir yaşamda bizler nereye kadar gidebiliriz Herkes barış sesini yükseltmeli. Acı her yerde büyüktür ama paylaşıldıkça azalır. Halkımız her yerde acıyı paylaşmalı. Ailelerimizin yanında olmalı. Çok şükür ki bu katliamı gerçekleştirenler arzu ettikleri şeyi başaramadılar. İstediler ki o katliamda ortalık karışsın, Kürt -Türk birbirine girsin, iç savaş çıksın. Bunların olmamasının nedeni insanlarımızın bilinçli olmasıdır. 

Çünkü bu katliamların amacını bilecek kadar politiktir insanlarımız. Iğdır'da, Dağlıca'da saldırıların olduğu gecede 400 binamız yakıldı. Hiçbir günahımız olmadığı halde bunlar yaşandı. 100 insanımızı Ankara'da kaybettik ailelerimiz tek bir yere saldırmadı. Böyle olması lazım. Başka türlü bu felaketleri durduramayız.

"SIRADAN BİR ZAFİYETTEN SÖZ EDEMEYİZ"

Savcı da bombanın da bombacının da Suruç'taki bombacı ile bağlantısının tespit edildiğini ifade etmişti. IŞİD bağlantısının da olduğunu söylemişti. Ama biz kendilerinin açıklamasını bekledik. Yoksa patlamadan bir gün sonra aşağı yukarı bu bilgiler ortaya çıkmıştı. Aranan kişi canlı bomba olarak kendini bir yerde patlatacağı bilgisi, istihbaratı var. Aynı zamanda mitingle ilgili de çok sayıda istihbarat bilgisi vardı devletin elinde. Yani bir canlı bombanın gelip orada eylem yapabileceğine dair bilgiler var. Dolayısıyla çok büyük bir devlet içinde iş birliği var. Sıradan bir zafiyet, sıradan bir ihmalden söz edemeyiz. Bunun üstüne gidilmesi, hesabının sorulması lazım."

SUİKAST GİRİŞİMİ İDDİASI

Bir gazetecinin "Sosyal medyada size yönelik suikast girişimleri içeren paylaşımlar söz konusu" ifadesi üzerine Demirtaş, "Herkesin yaşamı her an tehlikededir. Allah canımızı vermiş, istediği zaman da alır" dedi.