İran'da, özellikle 2009'un Haziran ayında gerçekleşen seçimlerden sonra birçok muhalif baskılar nedeniyle ülke dışına kaçtı. Kaçan kişilerin ilk duraklarından biri genelde Türkiye oldu.

Türkiye'de bulunan İranlı muhalifler hakkında bir haber yayınlayan Washington Post gazetesi ise muhaliflerin 'Türkiye'ye geldik, çünkü başka seçeneğimiz yoktu' dediğine dikkat çekti.

Washington Post'un haberinde şu ifadeler yer aldı:

"İran İslam Cumhuriyeti’nin baskısından kaçan muhalifler Türkiye’ye sığınıyor. Aralarında İranlı eşcinsellerin de bulunduğu bu kaçaklar Türkiye’de sürgün hayatı yaşıyor. Bu İranlılardan biri, Ayda Saadet, ‘Geldik çünkü başka seçeneğimiz yoktu. Hiçbirimiz burada olmak istemiyoruz’ diyor.

Saadet, yıllarını İran’ın kadınları ikinci sınıf vatandaş olarak gören yasalarıyla mücadeleye harcamış. Seçim sonrası süreçte, kadın hakları eylemcilerinden oluşan bir yeraltı örgütü kurmuş.

Saadet bugün Kayseri’de buz gibi bir apartman dairesinde hayatını sürdürmeye çalışıyor. Türkiye’de sığınmacıların siyasi faaliyetlere katılmaları resmen yasak, ancak bu kuralı çoğu zaman göz ardı ederek muhalif eylemlerini sürdürüyor.

Sığınmacıların bir kısmı Türkiye’deki İran ajanları tarafından takip ediliyor, tehdit telefonları alıyor. Yine de İran’da kalsalar muhtemelen hapiste olacakları için Türkiye’de yaşadıkları göreceli özgürlük mücadeleye devam etmelerini sağlıyor.

Türkiye'deki İranlı mültecilerin kaldığı bir ev.
Türkiye'deki İranlı mültecilerin kaldığı bir ev.

Bazıları kendileri gibi yurtdışına kaçan İranlılara yasaklı haberler gönderip, ülkelerindeki işkence, tecavüz gibi insan hakları ihlalleri hakkında raporlar hazırlıyor.

TÜRKİYE’DEKİ DURUM KÖTÜNÜN İYİSİ
Muhalif gazeteci Hasan Sarbahşiyan, Mahmud Ahmedinejad’ın önde gelen danışmanlarından birinin kızı olan muhalif film yapımcısı Nergis Kalhor gibi sanatçılar, insan hakları savunucuları ve akademisyenlerden oluşan bu grubun içinde ayrıca eşcinselliğin ölümle cezalandırılan bir suç olduğu İran’da bulamadıkları hoşgörüyü Türkiye’de arayan eşcinsel kadın ve erkekler var.

New York merkezli, İran İnsan Hakları Uluslararası Girişim örgütünün yöneticisi Hadi Gemi, “İnsanlar, Ahmedinejad’ın iktidara gelişiyle kaybolan şeffaf toplumu geri kazanmak için hep birlikte çalışıyor. Hükümetin suçlu addettiği eşcinsel kadın ve erkeklerin aktivist gruplar içindeki etkinliği gün geçtikçe artıyor” dedi.

Bu eşcinsellerden biri Isparta’da yaşayan Hamid Seferi.

İran’da eşcinsel erkeklerin işareti olan uzun saçları ve alınmış kaşlarıyla 25 yaşındaki Seferi, “Halkın arasına karışmaya çalıştım ama fark edilmemek için yapabileceğim çok şey yoktu” dedi.

HAZİRAN’DAN BU YANA 1356 KİŞİ
Haziran’dan bu yana Türkiye’ye kaçan 1356 İranlıdan biri olan Seferi, yurtdışında sığınma hakkı elde etmeye çalışıyor. Bazıları kaçakçılara 1500 dolardan fazla para ödemiş, bazıları yakalanma ve sınır dışı edilme riskini göze alıp doğrudan Batı Avrupa’ya geçmeye çalışmış.

Seferi gibiler de Türkiye, İranlılardan vize istemediği için bu ülkeye gelmiş. Ancak Türkiye’de kalmaları mümkün değil, çünkü Türkiye sadece Batı Avrupa ülkelerinin vatandaşlarına sığınma hakkı veriyor.

İnsan hakları örgütleri, hazırladıkları raporlarda, Ahmedinejad 2005’te iktidara geldikten sonra, ülkedeki eşcinsellere yapılan baskının arttığını ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz Haziran’dan bu yana örgütlü bir hareket sürdüren eşcinseller, Ahmedinejad’ın muhaliflerinin kendi davalarının savunucusu olmasını beklemeseler de iktidar değişikliğinin uzun vadede, gördükleri baskının sona ermesi için bir çözüm yolu olabileceğine inanıyor.

SAÇI UZUNLARIN SAÇLARI ATEŞE VERİLDİ
Özellikle seçimden sonra güçlenen hareketin ödediği bedel de ağır olmuş. Protestolar sırasında polis, saçı uzun eşcinsellerin saçlarını ateşe vermiş, kasıklarına sopalarla vurmuş.

Ajanlar eşcinsellere ait sosyal paylaşım siteleri üzerinden örgütlenen bu kişilerin profillerini inceleyerek işverenlerine ve ailelerine “cinsel sapkınlıklarıyla” ilgili haber vermiş. Türkiye’ye gelenlerin pek çoğu bu yüzden evden ve işten kovulduklarını, kaçmaktan başka çarelerinin kalmadığını söylüyor.

Ahmedinejad’ın Birleşmiş Milletler’de yaptığı bir konuşmada İran’da hiç eşcinsel olmadığını hatırlatan Seferi, “Sanırım o sözünü gerçekleştirmeye çalışıyor” dedi.