'Bakan Kavaf'ın açıklamaları üzücü'

Kadına yönelik şiddet... AİHM'in Nahide Akgün hakkında Türkiye aleyhine verdiği karar ve Bakan Kavaf'ın değerlendirmeleri... Konunun taraflarından Kadının İnsan Hakları ve Yeni Çözümler Derneği Temsilcisi Evre Kaynak NTV'ye konuştu.

Haberler 11.06.2009 - 01:04

NTV'de, kadına yönelik şiddet konusunda açıklamalarda bulunan Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Bakan Selma Aliye Kavaf'ın değerlendirmelerine yanıt geldi.

Bakan'ın sözlerini ve kadınlara yönelik şiddeti İnsan Hakları ve Yeni Çözümler Derneği Temsilcisi Evre Kaynak Canlı Gaste'de değerlendirdi.

Kaynak'ın açıklamaları şöyle:
Bakan'ın açıklamaları tek kelimeyle üzücü. Çok özetle bakmamız gerekirse, son dönemde yapılan resmi veya bağımsız araştırmalar, 'de her 3 ya da 4 kadından birini şiddete uğradığını ortaya koyuyor. Buna rağmen sığınakların yatak kapasitesi bu ülkede 1115'i geçmiyor.

Namus cinayetleri hala ağırlaştırılmış suç kapsamında değerlendirilmiyor. Yasa, 'töre cinayetleri bu gruba girer' diyor ama böyle bir yargılama için bile engeller var.

Gazetelerden bir tarama yapıldığında; resmi olmayan, namus kisvesi altında son 1 ayda öldürülen kadın sayısı 30. Durum böyleyken Bakan'ın tespitleri ve çözüm önerileri gerçeklikten uzak.

Bakan'ın yanıldığı nokta, tamamen bilimsel yöntemlerle yapılan araştırmaların da ortaya koyduğu gibi, eğitim düzeyinin şiddetin ortaya çıkmasını ortadan kaldırmadığı ya da azaltmadığı yönünde. Türkiye'de ve dünyanın neresinde olursa olsun, kadına yönelik şiddet toplumsal bir sorun. Türkiye'de de yüksel okul mezunu ya da akademisyen olsun, kadına karşı aile içi şiddet yaşanmaya devam ediyor. Çözümün eğitimden geçtiğine yönelik iddiaları ortadan kaldırmak için biz bugüne kadar çok uğraştık.

Çaresi nedir dersek; bütünlüklü bir yasal sistem ve ilgili bütün tarafların katılımıyla uygulamaya geçirilmesi için gerekli siyasi iradenin olması gerekir. Türkiye'de kurumsal bellek yok. Her yeni Bakan'a biz meseleyi sıfırdan anlatmak zorunda kalıyoruz. Neredeyse tekerleği yeniden icat etmeye çalışıyoruz.

Türkiye'de ilerici bir yasal çerçeve olduğu doğru ancak bunların hayata geçirilebilmesi için kadın hareketi olağanüstü çabalar sarf etti. Daha önceki TBMM komisyonu bu çabalardan haberdar. Bizimle birlikte çalıştılar.

Öncelikler konusunda ciddi bir sorun var. Oradaki bir talihsizlik de erkeklere eğitim vermek olgusu. Toplumsal cinsiyet, eşitsizlik konusunda değişimin öznesi kadınlar olmalı. Özneye yine erkeği koyarsanız 'şu anda şiddet uyguluyor ileri de herhalde kesecektir' yaklaşımı eşitliğe aykırı bir yaklaşım oluyor.

AİHM'İN KARARI
Bu karar çok önemli. Her şeyden önce emsal teşkil edecek bir karar. Aile içi şiddeti ortadan kaldırmaya yönelik gerekli yasal mekanizmaların hayata geçirilmesiş konusunda bizim yıllardır anlatmaya çalıştığımız şeylerin yasal bir organ tarafından tescili anlamına geliyor.

Bir diğer konu da, aile içi kadına karşı şiddetin bir ayrımcılık unsuru olarak altının çizilmiş olması ve bu son derece önemli. Türkiye kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması sözleşmesini onaylayan bir taraf. Şiddet de içinde olmak üzere her türlü ayrımcılığı ortadan kaldırma yükümlülüğü var. Sadece Türkiye değil 47 Avrupa Konseyi üyesi ülke açısından da emsal teşkil edeceğini umduğumuz bir karar.

Can Dündar: Siyasi irade görebiliyor musunuz? Şimdiki Bakan'ın, Bakan olmadan önce, eşini döven bir milletvekili ile ilgili olarak 'aile içi meseledir biz karışamayız' dediğini hatırlıyorum. Böyle bir Bakan ne derece siyasi irade gösterebilir?

Sadece Bakan değil, son birkaç yıldır görülen siyasi iradeden bahsetmek gerekir. 4320 sayılı kanun şiddet olaylarını önlemeye yönelik. Uygulamaya geçmesi için gerekli yönetmeliğin hazırlanması 10 yılı buldu. Son yıllarda farklı yasal taleplerimiz hep geri çevrildi. Bütünlüklü olarak siyasi irade yokluğundan söz etmek mümkün.

Sayfa Yükleniyor...