Baykal, partisince Uğur Mumcu Alanı'nda gerçekleştirilen mitingde, konuşmasına, Ankara'daki programı uzadığı için gecikmeli geldiği ve yağmur altında beklettiği için özür dileyerek başladı.

Karşılaştığı kalabalık ve yaşanılan coşkunun kendisini duygulandırdığını ifade eden Baykal, ''Bu kalabalık ve coşku ile birilerine mesaj vermeye geldiniz. Yağmura aldırmayan Hataylılara teşekkür ederim '' dedi.

Amik Ovası'nın Türkiye'nin en verimli toprakları olduğunun altını çizen Baykal, son yıllarda hükümetin yanlış politikası nedeniyle 1 milyon 200 dönümlük arazinin sulanamadığını savunarak, şöyle konuştu:

''Eskiden Amik Ovası'nda bir milyon dönüm alanda pamuk ekilirdi. Şimdi pamuğu Yunanistan'dan ithal ediyoruz. Temel ürünlerimiz buğday ve mısır da ithal ediliyor. Yakın gelecekte narenciye de ithal edeceğiz. Bu hükümet tarımı bitirdi. Tütüne, pancara kota koydu. Çiftçi traktörünü, tarlasını satarak tarımı terk etti.''

Esnafın kepenk kapattığını, vergiler altında ezildiğini belirten CHP Genel Başkanı Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: '''80 yılı aşkın Türkiye Cumhuriyeti'nde en fazla para kullanan AK Parti hükümeti, bunlar yetmiyor gibi kar eden büyük kuruluşları da yerli ve yabancı büyük kuruluşlara sattı. Cumhuriyetten bu yana dış borcumuz 220 milyar dolardı, AK Parti Hükümeti 6 yıl içinde 230 milyar dolar borç yaptı, ama işsizliği, tarımı, sağlığı, eğitimdeki sorunları çözemedi. Bu hükümet döneminde fabrika yapma dönemi bitti, fabrika kapatma dönemi başladı. Başbakan Erdoğan, geçmiş yıllarda büyük tesisleri kuran, barajlar, köprüler, petro-kimya fabrikaları ve üniversiteler açan, orduyu güçlendiren Atatürk, İnönü, Bayar, Menderes, Özal ve Erbakan'a teşekkür edeceği yerde, zaman zaman hakaretler etti. Şimdi soruyorum, 230 milyar dolarla yeni fabrikalar mı açtı, çiftçinin yüzünü mü güldürdü, ekonomiyi mi güçlü tuttu, işsizliği mi önledi? 10 tezgahtan 4'ü bu hükümet döneminde kapandı. Sürekli olarak TOKİ ve çift yollarla övünmekten başka neler yaptılar?''

BİR YILDA 1 MİLYON KİŞİ İŞİNİ KAYBETTİ
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'de 4 milyon olan işsiz sayısının, son bir yılda 5 milyona çıktığını belirterek, şunları kaydetti: ''Bir yılda 1 milyon kişi işini kaybetti. Başbakan, işsiz kalmanın, eve ekmek götürmemenin ne olduğunu bilemez? Kendisi çocuğunu arkadaşının, dostunun parasıyla ABD'de okutuyor. Üniversiteli gencin sorunu onu çok ilgilendirmiyor.

Başbakan, Baykal ile yatağa giriyor. Baykal ile uyanıyor. Ben diyorum ki tarafsız, ülkenin itibarlı saygın gazetecilerinin bulanacağı bir ortamda birlikte televizyona çıkalım. Her sorulana açıkça cevap verelim. Kaçıyor, çünkü söyleyecek bir şeyi yok. Başbakan olduğu günden bu yana horoz dövüşü gibi, ya Baykal'a, ya CHP'ye hatta İnönü'ye bile çatıyor. Başbakan, bize cevap yetiştireceğine ekonomiyi düzelt, yeni fabrikalar yatırımlar yap. Eylül ayında ekonominin düzelmesi için 7 maddelik formül verdik. Ama ciddiye almadın. Bize 'daha 40 fırın ekmek yemen lazım' diye tepki gösterdin.''

3011'DE İKTİDAR
Başbakan Erdoğan'ı üslup konusunda uyardığını, bunun çok yararı olduğunu ifade eden Baykal, bunu memnuniyetle karşıladığını söyledi. Deniz Baykal, Başbakanın son günlerde ''Baykal neden hiç başbakan olamadı'' konusunu gündeme getirdiğini hatırlatarak, ''Başbakanlık nasip işi. Oluruz veya olmayız. Başbakan Erdoğan 3011 yılına kadar bize zaman tanımış. Benim ne olacağım önemli değil. Başbakan, iktidardan düşünce ne olacak? Önemli olan başbakan olmak değil, adam gibi adam olmak'' dedi.

ALMANYA'DAN DENİZ FENERİ DOSYASINI BİZ GETİRDİK
Almanya'dan Deniz Feneri dosyasını Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Ali Kılıç'ın getirdiğini hatırlatan Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Eskiden yolsuzluk, hırsızlık tek başına yapılırdı, raconu vardı. Deniz Feneri, iktidar himayesinde. Şirket, dernek mevzuatına uygun binlerce gurbetçinin fitre ve zekat adı altında parasını toplayarak, alışveriş merkezleri, televizyonlar kurdular. Ramazan Bayramı'nda Almanya'ya giden Deniz Feneri üyeleri, binlerce gurbetçinin hayır için ayırdığı paraları topladılar.

Alman polisi bu derneğin kötü bir faaliyet gösterdiğini fark etti ve gereğini yaptı. Sonra döndü Türk yetkililere dedi ki 'Bundan sonra bu işleri siz takip edin'. Dosya beklenmeye başlandı. Kaplumbağanın sırtına bile koysanız bu dosya 6 ayda gelirdi. Ama bir türlü getirilmek istenmedi. MYK Üyesi Ali Kılıç, gitti dosyayı getirdi. Almanya'dan Deniz Feneri dosyasını biz getirdik. Şimdi soruyorum. Bu dine, kitaba sığar mı? Zaten Alman polisi, çok açık bir ifadeyle 'Deniz Feneri'nin gerçek zanlıları Türkiye'de' dedi. Böyle Ali-Cengiz oyunu olur mu?''