İstanbul dün, bir ilköğretim okulunda yaşanan vahşete tanık oldu. Bir müdür yardımcısı, kendisini terk eden anasınıfını öğretmenini, öğrencilerin gözlerini önünde önce tabancayla vurdu, sonra boynundan ve sırtından bıçaklayıp öldürdü. Okul kan gölüne döndü, hastaneye kaldırılan genç öğretmen ise hayatını kaybetti.

Bağcılar’daki Ticaret Odası İlköğretim Okulu’nda yaşanan bu olay, öğrencileri de derinden etkiledi.

Cinayete tanık olan minik öğrencilerden biri, babasına "Öğretmenler tartıştı. Öğretmenimin boynundan salça aktı" diye anlattı. Bu olayın bilançosu, sadece bir ölü değil, ne olduğunu bile anlamayan onlarca korku dolu, minik beden...

Bu acı sahneyi hafızalarından silmek kolay olmayacak tabii ki. Çocuklar, bu durum karşısında nasıl reaksiyon gösterecek? Bu zor durumun üstesinden nasıl gelinecek?

Şimdi öğrencilerin, ailelerine ve çevrelerindeki kişilere çok daha fazla iş düşüyor.

Peki neler yapmak, nasıl hareket etmek gerekli? Görüşlerine başvurduğumuz psikologlar, yaşanan bu durumu ntvmsnbc'ye değerlendirdi...

PSİKOLOG ESRA BAYRAKTAR - UZMAN KLİNİK PSİKOLOG GÜLTEN DEMİRDÖVEN - AKADEMİSYEN DR. EKREM ÇULFA
(YEDİ-YİRMİ DÖRT PSİKOLOJİJK-PSİKİYATRİK-PEDAGOJİK DANIŞMANLIK)

Anaokulu öğrencisinin gözünün önünde böyle bir cinayetin meydana gelmesi çocuklarda nasıl bir hasar bırakır? Kalıcı sorunlar doğurabilir mi?

Anaokulu gibi henüz 4-6 yaş çocuklarının bulunduğu bir yerde böyle bir olayın yaşanması çok üzücüdür. Burada bulunan yetkililer, yeni kişilik gelişimi oluşturan çocuklarımıza sadece fiziki hizmet veren kişiler değil, aynı zamanda onların özdeşim kuracağı modeller olma özelliklerini de taşırlar. Bu yüzden diğer devlet memurlarından daha fazla sorumlulukları vardır. Çünkü hayata hazırlanan çocuklarımız buradaki kişileri kendilerine örnek alacaklardır.

Ne yazık ki bu müdürümüz, çocuklarımız için hiç bir zaman unutulmayacak bir travma örneği sergilemiştir. Bu duruma maruz kalan çocuklarda çok çeşitli psikolojik sıkıntılar meydana gelebilir. Bu sıkıntılar hayatın belli zamanlarında ortaya çıkabilir. Çünkü bu yaşta yaşanan olaylar zihne arşivlenerek konur. Onları tetikleyecek hayatta farklı bir durum meydana geldiğinde bu arşivdeki dosyalar ortaya çıkarak kişide duygu-durum-davranış bozuklukları meydana gelebilir.

Genelde cinayete tanık olan çocuklarda ne gibi sorunlar yaşanıyor? Bu konuyla ilgili yapılmış araştırmalar var mı? Sonuçları neler?
Gelişimsel süreç içerisinde anaokulu çocuklarında soyut düşünce henüz gelişmemiştir ve bu yaş döneminde çocuklarda ölüm korkusunun yaşanması çok sık karşılaşılan bir durumdur. Bu durumu gören çocuklarda, ölümü anlamladıramamaya bağlı öğretmenlerinin yok olması duygusu yaşanır ve ölüm korkusu, çeşitli fiziksel rahatsızlıklarla kendini göstermeye başlar.

Bireyselleşme duygularını olumsuz etkileyerek, aileye sıkıca bağlanma "yapışma" tavırlarını tetikleyebilir. İlerleyen dönemlerde çocuklarda kaygı bozuklukları, panik atak nöbetleri şeklinde kendini gösterebilir. Çocuklarımızda kapalı yerde kalma korkusu, ani sese ya da ani harekete aşırı tepki gösterme durumları meydana gelebilir. Fakat 4-6 yaş arasındaki çocuklar bu korkuların bundan kaynaklandığını farkedemeyecek ve dile getiremeyeceği için bunu daha çok aileler karın ağrısı, iştahsızlık, baş dönmesi, uyku bozuklukları şeklinde görecektir.

Bu cinayet bundan sonraki okul hayatlarında öğretmenleri ve okul yöneticileriyle ilişkilerini nasıl etkiler?
Çocuklarımızın okul hayatında öğretmenlerine karşı güvensizlik duyguları yaşamalarına neden olabilir. Ayrıca öğretmene bağlanma sorunları yaşayabilirler. Çünkü çocuk, ölen öğretmeninin onu terkettiğini düşündüğü için diğer hayatına girecek öğretmenlerin onu terkedeceği psikolojisini yaşayabilir. Bu sebeple öğretmene asi gelme, onu kabullenmeme, ondan uzak durma davranışları gösterebilir.

Yaşanan olay müdür yardımcısının akıl sağlığının yerinde olmadığını mı gösterir sizce? Oysa tüm öğretmenlerin pedogojik formasyon aldıklarını biliyoruz. Bu durumda onların da yardıma ihtiyacı olduğu söylenebilir mi?
Bu durumda en üzücü diğer bir taraf, bu fiili işleyen kişinin de bir eğitimci olmasıdır. Ancak kişinin özel pedogoji ya da psikoloji eğitimleri alması, kişinin psikolojisinin normal olacağı anlamına gelmez. Bu öğretmen bey belli ki patalojik bir vakadır. Çünkü kişi bir tek cisimle değil iki cisimle öldürmeye gitmiş.

Kimse sevdiğinin canına kıyamamz bunun adı kıskançlık değildir. Ancak anormal pataolojik bir psikolojiye sahip biri bunu yapabilir. Muhtemelen daha önceden ya tedavi görmüş ya da görmesi gerektiği halde görmemiş bir olgudur. Daha önce de buna yakın olaylar yaşamış olması muhtemeldir.

Türkiye'de öğretmen ve okul yöneticileri ne kadar sağlıklı? Bunun denetimi nasıl yapılabilir?
"Uzman psikolog ve pedogoglar düzenli olarak okulları ve yönetimi takip etmeleri gerekir. Psikolojik destek sadece kendini kötü hisseden kişilere değil, düzenli olarak özel yerlerdeki daha fazla sorumlulukları olan kişilere de sağlanması gerekir. Çünkü bu tür vakalar mutlaka olay meydana gelmeden önce anormal davranışlar göstermiştir, ancak kişiler uzman olmadıkları için bunu görmemiş olabilirler. Bunları durdurmak için düzenli kurumlar tarafından psikolojik destek programları düzenlenmelidir. Çünkü bu tür patalojik kişiler, ne yazık ki fazlasıyla aramızda bulunmaktadır."

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

PEDAGOG & PSİKOLOG AYKUT AKOVA
"Çocuklar henüz zihinsel, duygusal, sosyal kişilik ve fizyolojik gelişimlerini tamamlamadıklarından bu tür olaylar karşısında yetişkinden daha fazla etkilenirler. Gözleri önünde işlenen bu cinayet, onlarda korku, kaygı, sürekli bir tedirgin olma hali, kekemelik gibi konuşma bozuklukları, alt ıslatma, tikler, hiç konuşmama, uyku ve yeme içme gibi sorunlar doğurabilir. Bir çeşit depresyon hali ortaya çıkar. Bunun için uzman desteği şarttır.

Çocukların yanı sıra bu okulda çalışan öğretmenlerin de olaydan etkilenmesi söz konusudur. Depresyona girebilirler.

Aileler, çocuklarını mutlaka bir uzmana götürmeli ve tavsiyelere göre hareket etmeli. Bu olaydan bize, müdür yardımcısının ruh sağlığının bozuk olduğunu gösteriyor. Böyle bir durumun yaşanmaması için öğretmenlerin ruh sağlığı konusunda göreve başlamadan önce çok iyi incelenmesi gerekir. Çünkü onlara çocuklarımızı emanet ediyoruz."

PSİKOLOG NAREK KARASU
"Büyük korku yaratan olaylar beyin tarafından çabuk kaydedilir. Bu durum tramva yaratabilir, stres bozukluğu ve güvensizlik görülebilir.

Cinayet gibi korku ve dehşet içeren olaylar, çocukları çok olumsuz bir şekilde etkiliyebilir. Bununla ilgili yapılmış muhtelif araştırma ve gözlemler de çocukların durumdan kötü etkilendiğini desteklemektedir.

Korku ve güvensizlik yaratabilir. Okula, derse, öğretmen ve yöneticilere karşı bu güvensizliği sergileyebilirler. Bu durumda aile ve öğretmenlere büyük görev düşmektedir. Gerekli görüldüğünde profesyonel yardım alınmalıdır.

Öğretmen için bakıldığında ise yaşanan bu durum, ruh sağlığının yerinde olmadığını gösteriyor. Herkes gibi öğretmenlerin de ruh sağlığı açısından kontrolden geçmesi eğitim ve öğretimin sağlığı için doğru olucaktır.

Stres, iş yükü ve ekonomik problemler her birey kadar öğretmenleri ve okul yöneticilerini de etkiliyor. Bazıları bu sorunlarla baş edebiliyor ancak bazı bireyler durumun üstesinden gelemiyor ve yardım gerekebiliyor. Milli Eğitim Bakanlığı, psikolojik sağlığın korunmasını teşvik ederse bu alanda psikologların çalışması için verimli sonuçlar alınabilir."