Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda büyükelçiler ile bir araya geldiği iftar programında yaptığı konuşmada, "İstanbul'da küçük de olsa asla görmek istemediğimiz, asla tasvip etmediğimiz hadiseler yaşandı. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki Türkiye, tüm soydaşları ve kardeşleri gibi Çin'deki Uygur Türkleri'nin de sonuna kadar yanındadır" diyerek şunları ifade etti.

"DEAŞ demokrasi, özgürlük ve onur mücadelesi veren Suriye halkına karşı kullanılmak üzere rejim tarafından desteklenen bir terör örgütüdür. Bu örgütün insanlık dışı, barbarca eylemlerini buradan bir kez daha kınıyorum. Bu yapılanların bizim dinimizle, ahlakımızla, vicdanımızla, kültürümüzle hiçbir ilişkisi yoktur. İnşallah bu kanser hücresinden beraber mücadeleyle her birlikte kurtulacağız. Türkiye sınırlarının yanı başında ne terörün kök salmasına, ne de tek yanlı oldu bittilere rıza göstermeyecektir. Suriye'de demografik yapıyı değiştirme girişimlerini asla kabul edemeyiz. Bu noktada uluslararası toplum Suriye'ye sadece DEAŞ merceğinden bakmayı bırakmalıdır. Suriye'de gerçek bir çözüme varılmadığı ve bu zeminde ülkede istikrar yeniden tahsis edilmediği müddetçe terör örgütlerinin etkinliği devam edecektir. 300 bin insanın ölümüne neden olan bir rejimi savunmak insanı ve vicdani değildir. İslami de değildir. Böyle bir noktada hala Suriye rejimini savunmanın uluslararası anlamda da takdir edersiniz ki asla yeri olamaz."

Erdoğan, ülkelerindeki şiddetten kaçan Suriyeliler için din ve etnik köken ayrımı gözetmeden açık kapı politikasının izlenmeye devam edildiğini belirterek, "Şu anda Irak'tan 300 bin kişi, Suriye'den 1 milyon 700 bin olmak üzere 2 milyon insana ülkemizde ev sahipliği yapıyoruz. Ülkelerini terk eden Suriyelilerin yarıdan fazlası şuanda ülkemizde barınıyor. Tüm Batı'da acaba ne kadar Suriyeli var? Yaklaşık 250 bin civarında" diye konuştu.

"OLAYLARIN ÇİN ZİYARETİM ÖNCESİ OLMASI MANİDAR"

Bu ay sonu itibariyle bir Çin seyahatinin söz konusu olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu Çin seyahati öncesinde özellikle ülkemizdeki gelişmeler manidardır. Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olarak dünyanın her köşesinde bizim soydaşlarımız var. Balkanlardan Orta Asya'ya, Kırım'dan Kuzey Afrika'ya her bölgede bütün yaşanan hadiseler bizi doğrudan ilgilendiriyor. Bu çerçevede Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan kardeşlerimize baskı yapıldığı iddiaları kamuoyumuzda hassasiyetlere yol açtı. Bilhassa medyada dolaşan önemli bir bölümünde yalan veya yanlış olan görüntüler ve haberler bu duyarlılığı ister istemez istismara açık hale getirdi. İstanbul'da küçük de olsa asla görmek istemediğimiz, asla tasvip etmediğimiz hadiseler yaşandı. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki Türkiye, tüm soydaşları ve kardeşleri gibi Çin'deki Uygur Türkleri'nin de sonuna kadar yanındadır. Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan kardeşlerimizle ilgili sıkıntıları en üst düzeyde dile getiriyoruz, getirmeye devam edeceğiz."

Türkiye'nin hassasiyetinin Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisine iletildiğini bildiren Erdoğan, ay sonunda yapacağı Çin ziyaretinde meseleyi muhataplarının dikkatine getireceğini söyledi.

Erdoğan, "İstanbul'da yaşanan provokatif olaylar ne bizim misafirperverliğimize yakışır ne de Uygur kardeşlerimizin dertlerine derman olur. Bu konuda ülkemiz kamuoyunu dikkatli olmaya çağırıyor, provokatörlerin oyununa gelinmemesini rica ediyorum" ifadelerini kullandı.