Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Biz bu ülkede bir daha terör istemiyoruz, baskı istemiyoruz' diye sesinizi yükseltin. Bunları biz biliriz, bunlar puslu havada ortaya çıkan çakallardır. Karşılarına yiğit çıktı mı susarlar. DEAŞ da öyledir, PKK da öyledir, diğerleri de. Onun için bize güvenin, biz size güveniyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, AK Parti Van İl Başkanlığınca düzenlenen "Sivil Toplum Kuruluşları ile Buluşma" toplantısında yaptığı konuşmada, Van'ın gönüllerinde müstesna bir yere sahip olduğunu belirtti.

Başbakan Davutoğlu, bugün tehlikenin sadece bir seçimi kazanıp kazanmama tehlikesi olmadığına, asıl tehlikenin bu toprakların ruhunu koruyup koruyamama meselesi olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Ben Van'a, 'şehr-i Van, şehr-i irfan' diye bakarım. Bu irfana hürmet göstermeyenler bugün gençlerimizi teröre, şiddete, bizim feyiz aldığımız bütün değerlere yabancı şekilde, doğmatik terminolojilere yönlendirme bu alanlardan birisidir. Onun için ayağa kalkmamızın vaktidir. Melelerimiz, ilim adamlarımız ayağa kalkacak ve bu irfanı koruyacaklardır. Bu irfanı korumak hepimizin görevi. Aşiretlerimiz, ailelerimiz, köklü geleneği olan bütün Van ve bütün Doğu, Güneydoğu bu irfanı korumak için ayağa kalkmak zorunda. Bu topraklar bizim, buradan bizi kimse süremez. Biz, buralarda atalardan gelen geleneği hakkıyla yaşayacağız. Van'ın ticaret erbabı, sanayi erbabı ve dahi Doğu'nun sanayi erbabı ayağa kalkacak. Biz, kalkınmak istiyoruz, biz hendeklerle sokakların kazınmasına, bir takım baskılarla kepenk indirilmesini değil. Huzur, refah istiyoruz. Hepimiz, hep beraber ayağa kalkacağız ve diyeceğiz ki 'biz kardeşiz, ebediyen kardeş kalacağız." 

Davutoğlu, "Biz ülkeyi parçalamadık, Doğu demedik, Batı demedik. 'Bu büyük ülke hepimize yeter, nasıl yüreğimiz hepimizi alabiliyorsa, bu ülke de hepimizi alır, hepimizle birlikte yükselir. Daim kardeşliğimizi egemen kılmanın önünde hiçbir engel yoktur' dedik. Feqiye Teyran'ın Kürtçe şiirlerini okuduğumda da Yunus Emre'nin Türkçe şiirlerini de okuduğumda Allah'ın yarattıklarına olan aşkı görürüm, birisi suya seslenir bir diğeri sarı çiçeğe, ama hep o derin irfandan gelen aşkla seslenir. Onun için hepimiz bu sesleri dinleyerek yeni bir Türkiye idealiyle yola çıktık. 81 vilayetimizi birbirine eşit olarak gözününde tuttuk, 78 milyonu da eşit gördük" dedi. 

"DEAŞ DA ÖYLE, PKK DA ÖYLE"

Başbakan Davutoğlu, şunları ifade etti:

"90'lara dönmek lafları falan ediliyor. Bu kara bir propaganda ürünü. Bizim yönetim anlayışımızla, faili meçhul cinayetlerle anılan, özgürlüklerin boğulduğu, insanların en temel haklarından mahrum bırakıldığı 90'lı yılları yan yana zikretmek bühtandır, iftiradır. 90'lı yılları geri getirmek isteyen terör örgütünün ta kendisidir ve onların karşısında da Ergenekoncu zihniyetin hortlamasıdır. Biz ne ona izin vereceğiz ne buna. Ne terör çetelerine izin vereceğiz ne o beyaz Toros'larla anılan faili meçhullere. 

Biz bu ülkede bir daha terör istemiyoruz, baskı istemiyoruz' diye sesinizi yükseltin. Sizden tek beklediğimiz bu, korkmayın. Bunları biz biliriz, bunlar puslu havada ortaya çıkan çakallardır. Karşılarına yiğit çıktı mı susarlar. DEAŞ da öyledir, PKK da öyledir, diğerleri de. Onun için bize güvenin, biz size güveniyoruz. Eğer sizler üzerinde bu terör örgütünün oluşturmaya çalıştığı baskı, zulüm, şiddete izin verilirse sizler buna sessiz kalırsanız sadece devletin gayretiyle bu mücadeleyi sürdürmek zorlaşır." 

"GÖVDEMİZİ, TAŞIN DEĞİL KAYANIN ALTINA KOYDUK" 

Davutoğlu, doğru bildikleri yoldan hiçbir zaman vazgeçmediklerini ifade ederek, "Siyasi risk alma, oy kaygısı, şu-bu demedik. İklimin, bir kardeşlik ikliminin gerçek anlamda tesisi için parmağımızı değil gövdemizi, taşın değil kayanın altına koyduk, gerekirse koymaya da devam edeceğiz" diye konuştu.

Kendilerinin bu anlayışla yıllardır çabaladıklarını, 7 Haziran sonrası da aynı tutumu sürdürdüklerini ancak yoğun terör saldırılarıyla karşı karşıya kaldıklarını anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz 2002'de birçok yasağı kaldırıp yeni bir dönemi açtık. 2007'de tam yeni anayasa yaparken Dağlıca saldırısıyla onu provoke ettiler, 2011'de büyük bir güçle iktidara geldiğimizde Silvan saldırısıyla onu provoke ettiler. Ne zaman Türkiye nefes alacaksa dikkat edin bu terör odakları ayağa kalkıyor. İster 'Güneydoğu meselesi' deyin, ister 'Kürt meselesi' deyin ne şekilde adlandırırsanız adlandırın ama bu sorunu bilenler olarak, yıllarca acısını çekmiş olarak sizlere sormak istiyorum, Allah aşkına 7 Haziran sonrasında ne oldu da terör yeniden başladı?

8 Haziran geçmişteki hangi tarihten daha kötüydü ki askerlerimize, polislerimize saldırmaya başladılar? 70'li yıllarda her fraksiyondan kanlı terör örgütlerinin hakimiyetindeki Van daha mı iyiydi? Güneydoğu, Doğu daha mı iyiydi? 12 Eylül cuntasının insanlık dışı, militarist uygulamalarına maruz kalan bu topraklar daha önce daha mı iyiydi? Peki 90'lar mı daha iyiydi, 'beyaz Toros' günleri mi daha iyiydi? Terörün kol gezdiği günler mi daha iyiydi ya da 28 Şubat'ın kaotik, özgürlükleri boğan süreci mi? Hangisi daha iyiydi 8 Haziran'dan?"

"TERÖRÜN HİÇBİR MAZERETİ OLAMAZ"

Başbakan Davutoğlu, 8 Haziran sonrası birbirleriyle çarpışıyor görünen DEAŞ, PKK, DHKP/C ve Suriye rejimiyle irtibatlı bazı grupların hep birden Türkiye'ye saldırmaya başladıklarını söyledi.

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Şu saydığım dönemlerde hayal dahi edilemeyen, arkadaş sohbetinde bile dile getirilmeye korkulan özgürlük talepleri, baskılardan kurtulma dilekleri tek tek bizim dönemimizde hayata geçmedi mi? Asrın barış projeleri olarak Demokratik Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik, Çözüm Süreci bütün iyi niyetimizle bu dönemde devreye girmedi mi? Yanlış anlaşılmasın, terörün hiçbir mazereti olamaz. En kötü dönemde bile terörün mazereti olamaz, olmaz da. Böylesine ortamı özgürleştiren, normalleştiren ve özgürlükleri hayata geçiren, bütün yasaklara meydan okuyan bir dönemden sonra bu irrasyonel, duygusuz, vahşi terör patlamasının herhangi bir izahı olabilir mi? Elbette izahıyla da meşgul değiliz kendisiyle de. Biz barış ortamına kim kast ederse onun hak ettiği cevabı vermeye kararlıyız." 

"NE DEAŞ, NE PKK, NE DE DHKP-C TANIRIZ"

AK Parti'nin ülkeyi hükümetsiz bırakmama kararlığının ardından DAEŞ ve PKK'nın terör eylemlerine başladığını anımsatan Davutoğlu, PKK ile DAEŞ'ın aynı hedefe yöneldiğine dikkati çekti.

Davutoğlu, artan terör saldırılarının ardından 23 Temmuz'da Çankaya Köşkü'nde düzenlenen terör zirvesinde, "Bütün bu terör odaklarının üzerine aynı kararlılıkla gideceksiniz. Biz ne DEAŞ, ne PKK, ne de DHKP-C tanırız. Bu ülkeyi hedef alanlar, bu ülkenin vatandaşlarının canlarına kastedenlerin, mallarına, namuslarına ve ırzlarına yönelenlere tek bir saniye bile nefes aldırmayacaksınız" talimatı verdiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Aynı toplantıda şunu da söyledim. Doğu ve Güneydoğu'da hiçbir vatandaşımızın herhangi bir özgürlüğü sınırlanmayacak, hiçbir vatandaşımıza ayrımcı bir muamele yapılmayacak. Taviz vermiyoruz, vermeyeceğiz. Ama şunu da vurgulamak istiyorum. 90'lara dönmek lafları ediliyor. Bu kara bir propagandanın ürünü. Bizim yönetim anlayışımız ile faili meçhul cinayetlerle anılan, özgürlüklerin boğulduğu, insanların en temel haklarından mahrum bırakıldığı 90'lı yılları yan yana getirmek bühtandır, iftiradır. 90'lı yılları geri getirmek isteyen terör örgütünün ta kendisidir ve onların karşısında da Ergenekoncu zihniyetin hortlamasıdır. Biz terör çetelerine izin vereceğiz ne o beyaz Toros'larla anılan faili meçhullere."