Güneydoğu'da iki dil, DTK'nın 'özerk Kürdistan' taslağı, Meclis'teki Kürtçe konuşma ve son olarak BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin arasındaki atışma.

Mehmet Ali Şahin'in "Başka bir kongre, başka bir meclisi tanımıyoruz. Bu sevda peşinde koşanlar durumlarını lütfen değerlendirsinler. Sonuçlarına katlanmak zorunda kalırlar'' tepkisine Demirtaş jet yanıt verdi. BDP Eşbaşkanı'nın sözleri sert tondaydı: "Meclis Başkanı, 12 Eylül 1980 ruh haliyle konuşuyor. O dönem 30 yıl önceydi. Ama çok merak ediyorsa, o duygulara sahipse yakında tekrar seçim olacak, kendisi emekliye ayrılır. Bir kutu yağlı boya ile bir fırça alır Marmaris'e yerleşir. Orada onun gibi düşünen zatla birlikte resim yapar mutlu olur. Ama Türkiye o dönemleri geçti artık."

Ankara'da tansiyon yükselince bugün TBMM Başkanı Şahin ve BDP Eşbaşkanı Demirtaş bugün biraraya geldi. 35 dakika süren görüşmeye BDP Grup Başkanvekilleri Bengi Yıldız ve Ayla Akat Ata ile Muş Milletvekili Sırrı Sakık da katıldı.

Görüşmeden sonra Demirtaş kameraların karşısına geçerek açıklama yaptı:

"Sayın Meclis Başkanı'mızı özellikle son günlerde basın üzerinden yürüyen tartışma nedeniyle ziyaret etme ihtiyacı hissettik. Çünkü bu tür tartışmaların yanlış anlaşılmalara mahal verebileceğini, hepimizi temsil eden bir kurumun gereksiz bir şekilde taraf olmasına ve yıpranmasına neden olacağını düşünüyorduk.

Ziyaretimizde hem son günlerde medya üzerinden yürüyen tartışmadaki görüşlerimizi aktardık hem de basın üzerinden tartışmanın yanlış olabileceğini aktardık. Yüzyüze diyalog içerisinde bütün sorunlarımızın çözülebileceğine dair inancımızı paylaştık.

En nihayetinde, Türkiye'nin temel bütün sorunlarının çözüm yerinin TBMM olduğunu, bizim de TBMM'de grubu olan bir parti olarak bütün tartışmaları dikkatle izlediğimizi belirttik. Elbetteki bu tartışmalardan çıkan sonuçlarla ilgili olarak bir çözüm projesi ortaya çıkacaksa yine bunun anayasal ve yasal düzenlemelerle yerinin TBMM olduğunu ifade ettik.

Sayın Meclis Başkanı da elbetteki parlamentonun başkanı ve bütün milletvekillerini temsil ediyor. Kendisi de parlamentonun çözüm rolüne önem verdiğini ifade etti. Biz biraz daha açık bir şekilde, siyasetin rolünün güçlendirilmesi, partilerin Türkiye'nin ciddi sorunlarına çözüm arayışları konusunda önünün kesilmemesi, tartışmaların şiddet içermedikçe ve şiddeti teşvik etmedikçe özgür bırakılması gerektiğini paylaştık. Ve tam da barış arayışlarının güçlenip umutların arttığı bir dönemde demokratik siyasete ağırlık vermenin daha doğru olacağını ifade ettik. TBMM Başkanı'ndan da özellikle partimizle ilgili bir yanlış anlaşılma varsa bunu kendilerine yüzyüze anlatabileceğimizi belirttik.

Daha önce çözüm projelerini içeren ve Meclis'e sunduğumuz 'demokratik özerklik' kitapçığı vardı ve bugün TBMM Başkanı'na tekrar verdik kitapçığı, çözümden neyi hedeflediğimizi anlattık.

Biz sayın Meclis Başkanı'nın siyasi bir tarafgirliğinin olmadığını, siyasi tartışmaların partiler, sivil toplum kuruluşları ve medya tarafından yapılması gerektiğini aktardık. Siyasi partileri hedef alan bir açıklamanın siyasete zarar verdiğini vurguladık. Bizim açımızdan olumlu bir görüşmeydi, sayın Şahin'in açıklamaları da pozitifti.

Yine şunu da belirttik, bizim Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde iki dil diye bir talebimiz yok. Genel Kurul'da ille de Kürtçe konuşma yapacağız diye bir dayatmamız, hele hele meydan okuma deniyor ki böyle bir tarzımız yok. Sadece Kürtçe ile ilgili bir sorun var ve soruna dikkat çekmek için arkadaşlarımız birkaç cümle Kürtçe konuştular. Meclis kürsüsünde milletvekilleri sorunları dile getirmek için çeşitli yöntemler kullanırlar, bu da onlardan birisidir. Ana dilinden birkaç cümle sarfetmek kıyameti koparmaz. O Meclis kürsüsü Kürtlerin de kürsüsüdür. Bu kadar tahammülsüzlüğü yadırgıyorum. Kusura bakmasınlar ama kürsüden ne küfürler savruluyor, sarhoş sarhoş konuşmalar yapılıyor. Bu normal oluyor da iki cümle Kürtçe konuşuldu diye neredeyse ordu darbe yapacak! Bu olacak iş mi? Bu konuda BDP milletvekilleri zaten dikkatlidir.

Bu ülkede Türkçe resmi dildir ancak bütün ana diller özgürce konuşulmalıdır, eğitim dili olabilmelidir, basın yayında kullanılabilmelidir. Bu talebimizi siyasi bir program olarak ortaya koyuyoruz. Demokratik özerklik konusunu da bir yerinden yönetim olarak öneriyoruz. Bunun için de bir anayasa değişikliği gerektiriyor, değişiklik olmadan kimse böyle bir uygulamaya da geçemez. Herkesin tartışmaya katkı sunması lazım, bunu başka yerlere çekmenin anlamı yok. Bu ülkede bir Kürt halkı var, onların bir ana dili var, o ana dilin özgür olması, Türkçe kadar özgür olması ve talep edilmesi en doğal haktır. Çözüm olacaksa Türkiye'nin birliği içerisinde olacaktır. Bunun dışındaki eleştiriler elbetteki anlamlıdır. Fakat tehditvari açıklamaları biz demokrasi dışı değerlendiriyoruz."

TBMM BAŞKANI: SÖZ VERDİLER
Demirtaş'tan kısa bir süre sonra TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin kameraların karşısına geçti.

Şahin'in görüşmeyle ilgili değerlendirmesi şöyle:

"Ziyaret talebi kendilerinden geldi. TBMM Başkanı olarak tüm gruplarımızla zaman zaman görüşme ihtiyacı ortaya çıkabiliyor.

Birkaç gündür Türkiye'nin gündeminde olan ve tartışılan konuları değerlendirdik. Hemen şunu ifade edeyim, faydalı bir görüşme oldu. Aslında dün veya daha önceki gün verdiğim mesajla bugün kendilerine söylediğim şeyler aşağı yukarı aynı paraleldedir. Türkiye'de her sorunun çözüm yerinin TBMM olduğunu ifade ediyorum, Demirtaş ve arkadaşlarına da aktardım. Onlar da farklı bir düşünce taşımadıklarını, kendilerinin de TBMM'de görev yaptıklarını ve aynı düşüncelerle burada bulunduklarını ifade ettiler.

Vermek istediğim mesajların ne olduğunu kendilerine anlatma fırsatı buldum. Bizim bir tek vatanımız var, ana dillerimiz farklı da olsa bir tek milletiz. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü hepimizin üzerinde hassasiyetle durması gereken bir konudur. Özellikle milletvekilleri bu konuda daha hassas olmalı.

İki dille ilgili düşüncelerinin biraz daha net bir şekilde ortaya konulması ricasında bulundum. Sayın Demirtaş da, BDP olarak Türkçe dışında başka bir dili resmi dil olarak önerme düşüncelerinin olmadığını söyledi. 'Ancak ana dillerin konuşulması ve bunların günlük hayatta değerlendirilmesi konusunda diğer siyasi partilerden daha farklı bir düşüncemiz ve beklentimiz olabilir. Bütün bunları gerçekleştirecek olan yer Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Anayasa veya yasa değişikliği olacaksa yapacak yer burasıdır' dediler. Ben de zaten bunu ifade etmek istiyordum. Bu anayasa ve yasalar yürürlükte kaldığı müddetçe, benimsesek de benimsemesek de, eleştirsek de itiraz etsek de anayasa çerçevesinde hareket etmeliyiz, söylemek istediğim şey budur. Değişiklik düşünceleri olabilir, bunları da görüşeceğimiz değiştireceğimiz yer TBMM'dir. Bu konularda fikirlerimizin büyük ölçüde örtüştüğünü gördüm. Görüşme bu çerçevede cereyan etti.

Bundan sonra daha sık görüşelim, bir takım yanlış anlaşılmalar oluyor, bunları yüzyüze görüşerek birbirimize meramımızı daha iyi anlatabiliriz düşüncesini ortaya koydular. Ben de memnuniyetle karşıladım, tabi ki ben de onlarla her konuyu daha açık ve net şekilde konuşmayı arzu ederim. Lüzumsuz gerginliklere yol açıcı söz ve davranışlarda hepimiz özen göstermeliyiz temennisinde bulunduk. İnanıyorum ki vatanımızın bütünlüğü konusunda hepimiz çok daha dikkatli davranmak durumundayız.

Demokratik Toplum Kongresi isminde bir platform olduğundan bahsettiler. Ben kendilerine 'Bu platform partinizin bir organı mıdır? Partinizle organik bir bağı var mıdır?' diye sordum. BDP heyeti, şu yanıtı verdi: 'Hayır tamamen bizim dışımızda sivil bir insiyatiftir. Bizim arkadaşlarımız da katıldı, ben de katıldım. 80'e yakın aydın buraya katıldı. Birkaç arkadaşımız ayrı meclis, güvenlik gücü gibi bir takım önerilerde bulundu. Biz bunların bir bölümüne karşı çıktığımızı orada da ifade ettik. Sadece bir fikir tartışmasıydı, parti olarak bu düşünceleri öneri haline getirerek anayasa veya yasa değişikliği yapalım diye bir teşebbüste bulunmuş değiliz. Orada düşüncelerimizi ifade ettik.'

Ben de bu sözleri not ettim. Parlamentomuza her konuda değişiklik teklifi verilebilir. Bunlar ilgili komisyonlarda görüşülür, nihayet her konuda değişiklik talebine onay verecek merci TBMM Genel Kurulu'dur. Türkiye'de sorunların çözüm yeri olarak Meclis'i gördükten ve burada herhangi bir değişiklik yapılmadan mevcut yasalar içerisinde hareket ettikten sonra diğer konuların karşılıklı nezaket sınırları içerisinde görüşülmesi inanıyorum ki Türkiye'deki tansiyonu da düşürecektir.

Meclis'te Kürtçe konuşmaya devam edilmesi halinde ne yapılır? İç tüzükte bu konuda bir düzenleme yok, ben sayın Demirtaş ve arkadaşlarının 'TBMM'de Türkçe dışında başka bir dille hitap etme gibi bir düşüncemiz yok, arkadaşlarımızı da bu konuda uyardım' sözünü önemsiyorum. Bu sözün arkasında durmalarını temenni ediyorum."