Dink davasında yeni başkan

Hrant Dink cinayeti davasında eski mahkeme başkanı Sakarya'ya atandığı için, bugünkü duruşma, yeni başkanla yapıldı. Duruşma 28 Mart'a ertelendi.

07.02.2011 - 13:10

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni iken öldürülen Hrant Dink'le ilgili, 2'si tutuklu 19 sanık hakkında açılan davanın 16. duruşması başladı.


İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklardan Erhan Tuncel ve Yasin Hayal ile tutuksuz sanık Salih Hacı Salihoğlu katıldı. Duruşmada, Dink ailesinin üyeleri ile avukatları da hazır bulundu.

Duruşmayı CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, BDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ve eşi, gazeteciler Oral Çalışlar, Ali Bayramoğlu ve Yıldırım Türker ile Paris ve Brüksel barolarından avukatlar da izliyor.

Duruşma, Mahkeme Heyeti Başkanı Rüstem Eryılmaz'ın dosyaya konulması için gönderilen yazıları okumasıyla devam ediyor.

Tutuklu yargılanan Ogün Samast'ın dosyası geçen celse, 6008 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereğince ayrılarak, görevsizlik kararıyla Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti.

Eski mahkeme başkanı Sakarya'ya atandığı için, bugünkü duruşma, yeni başkanla yapılıyor.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuklu sanıklardan Erhan Tuncel'in talebi gereği telefon görüşmeleriyle ilgili HTS raporlarının Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndan (TİB) mahkemeye gönderildiği tutanağa geçirildi.

Hakkında duruşmaya zorla getirilme kararı verilen tanık Mesut Kadri'nin Yunanistan'da olduğunun tespit edildiği, Türkiye'ye giriş yasağı olması nedeniyle mahkemeye çıkarılmadığı da tutanağa geçirildi.

Duruşmada söz alan Dink ailesinin avukatlarından Fethiye Çetin, cinayetle ilgili olarak gazeteci Nedim Şener'in ''Kırmızı Cuma'' ve Adem Yavuz Arslan'ın ''Bir Ermeni Var'' adlı kitaplardan alınan bazı bölümleri, dava dosyasında bulunmadığı ve araştırılmadığı gerekçesiyle araştırılması için mahkemeye sundu.

Hrant Dink suikastı soruşturmasına 2007/972 no'lu soruşturma dosyasıyla devam edildiğini ve cinayetle ilgili yeni bulguların bu dosya üzerinden araştırıldığını belirten Çetin, 25 Ekim 2010 tarihli duruşma sonrasında yaşanan gelişmeler, kimi yayınlar ve iddialarla delil sayılabilecek yeni bulguların ortaya çıkması nedeniyle araştırma yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet Savcılığına bu yeni bulguların iletilmesini ve savcılık soruşturmasının akıbetinin sorulmasını talep etti.

KERİNÇSİZ'İN KAYITLARI İSTENDİ
Çetin, soruşturmanın hazırlık sürecinde adı geçen ''Ergenekon'' davası tutuklu sanığı Kemal Kerinçsiz'e ait iki telefon kaydının bu davayla ilgisi olabileceği kuşkusunun yüksek olması nedeniyle ''Ergenekon'' davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nden istenerek görüşme yoğunluklarının araştırılmasını talep etti.

Çetin, ''Ergenekon'' davası sanıklarından Hurşit Tolon'da bulunduğu iddia edilen Türkiye'de yaşayan azınlıklar ve vakıflarına ilişkin ''gizli'' ibareli dokümanlar ile ''misyonerlik'' isimli slayt sunumlarının da bu davayla ilgisi olabileceğini belirterek, aynı mahkemeden istenilmesini, içeriğinin araştırılmasını istedi.

Hrant Dink cinayeti sırasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü olarak görev yapan ve suikast soruşturmasını yürüten Selim Kutkan'ın herhangi bir suç kapsamında herhangi bir örgütle ilgili teknik takibe takılıp takılmadığının, takılmışsa bu bilgi ve görüşmelerin detayının, görevinden alınıp alınmadığının, alınmışsa nedeninin araştırılmasına, görev yürüttüğü sırada Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişlerinin görevlerini yapmalarına zorluk ve engel çıkarıp çıkarmadığının tespitine karar verilmesini talep eden Çetin, bu hususların araştırılmak ve soruşturulmak üzere İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın devam eden soruşturma dosyasına eklenmesini istedi.

Avukat Çetin, Genelkurmay Başkanlığı'na yazı yazılarak, istihbaratçı olarak görev yapan Erbay Çolakoğlu'nun 2006 yılında Trabzon'da misyonerlik, Pontusculuk ve azınlıklar konusunda yürüttüğü çalışmaların hangi kapsamda ve hangi görev tanımına bağlı olarak yürütüldüğünün ve MİT Müsteşarlığına da sanıkların ifadelerinde adı geçen İhsan Kasap'ın geçmişte veya halen MİT için çalışan bir muhbir olup olmadığının, Dink cinayeti sırasında görevde olan MİT Trabzon Bölge Başkanı'nın hangi tarihte ve hangi gerekçeyle görevden alındığının sorulmasını da talep etti.

DAVALARI BİRLEŞTİRME TALEPLERİ
Avukat Arzu Becerik de 14 Aralık 2010'da verilen yaşam hakkının ihlali ve cinayet önleminin alınmaması ile kamu görevlilerine açık sorumlulukların atfedildiği AİHM kararının Türkiye'nin itirazda bulunmaması nedeniyle kesinleştiğini ve bu nedenle Avrupa Konseyi tüzüğü, anayasanın 90. maddesi ve uluslararası sözleşmeler gereği bu kararın uygulanması gerektiğini söyledi.

Daha önce kamu görevlileriyle ilgili çok defa başvuruda bulunduklarını ve her seferinde bu taleplerinin reddedildiğini belirten Becerik, şimdi ellerinde mahkeme kararı olduğunu ve bu karara mahkemenin, siyasi iradenin ve gerekirse meclisin uymak zorunda olduğunu savundu.

Dink ailesinin avukatlarından Bahri Belen de söz konusu AİHM kararının tüm sanıkların tek davada yargılanması gerektiğine işaret ettiğini ve bu tek dosyada yargılamanın da davanın aydınlamasını sağlayacağını belirterek, dönemin Trabzon İl Jandarma Alay Komutanı Ali Öz ile ilgili Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi ve Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davaların bu dava dosyasıyla birleştirilmesini talep etti. Belen, böylece daha doğru sonuca ulaşılacağını öne sürdü.

TUNCEL'İN AVUKATI
Tutuklu sanıklardan Erhan Tuncel'in avukatı Erdoğan Soruklu ise müdahil avukatlarının davaların birleştirilmesi ve soruşturmanın genişletilmesi talebinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek, böylece müvekkili Erhan Tuncel'in suçsuz olduğunun ortaya çıkacağını savundu.

Tuncel'in basın yönlendirmesi ve kamuoyu baskısı sonucu azmettirici olarak gösterilmesi nedeniyle tutuklandığını, cinayetin işlenmesinde rolü çok daha üstün olan diğer sanıklar tahliye edilmesine rağmen Tuncel'in kamuoyu baskısı nedeniyle tahliye edilmediğini ve tutuklu olarak olarak 4 yılını tamamladığını belirten Soruklu, Tuncel'in tahliye edilmesini istedi.

''Erhan Tuncel soruşturmada gerçeğin ortaya çıkmasının engellenmesi için seçilmiş bir kurbandır'' diyen Soruklu, cezaevinde can güvenliğinden endişelenen Tuncel'in tutukluluk koşullarının düzeltilmesini talep etti.

Sanık Erhan Tuncel de Mahkeme Başkanı Rüstem Eryılmaz'a yönelik ''Göreviniz hayırlı olsun'' cümlesiyle başladığı konuşmasında, avukatının savunmasına katıldığını ve avukatıyla birlikte Devlet Denetleme Kurulu'yla ilgili dilekçeyi mahkemeye sunacaklarını söyledi.

Söyleyecekleri sorulan tutuklu sanık Yasin Hayal de talebi olmadığını kaydetti.

MAHKEMENİN ARA KARARI
Taleplerle ilgili görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Mustafa Çavuşoğlu, Dink ailesi müdahil avukatlarının davaların birleştirilmesi yönünde talepleriyle ilgili takdirin mahkemeye ait olduğunu belirtti.

Yeni soruşturma açılması yönünde taleplerle ilgili de görüşünü açıklayan ve Dink cinayetinde ihmali olduğu iddia edilen kamu görevlileriyle ilgili 2010/192 numarayla yeni soruşturma dosyası açıldığını belirten Çavuşoğlu, kamu görevlilerine ilişkin bilgi ve belgelerin bu dosyada değerlendirilmesine karar verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Erhan Tuncel ve Yasin Hayal'in kaçma şüphesinin devam etmesi, kuvvetli suç şüphesini gösteren olgu kriterinin mevcut dosyada devam etmesi ve koruma tedbirlerinin yeterli olmayacağı kanısı nedeniyle tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Heyet, Dink cinayetiyle ilgili olarak AİHM'in verdiği kararın uygulanmasının zorunluluğundan bahseden ve bir kısım kamu görevlileri hakkında Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi ile Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden dava dosyalarının bu dava dosyasıyla birleştirilmesi taleplerini ''dosyanın geçirdiği safahat, geldiği aşama, birleştirmenin dosyaya önemli yenilik getirmeyeceği, yargılamanın uzamasına sebebiyet verebilecek olması ve bir kısım görevlilerle ilgili başlatılan soruşturma da göz önünde bulundurularak'' reddine karar verdi.

Hrant Dink soruşturmasının devamı niteliğinde bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/972 ve 2007/890 sayılı soruşturmalarının geldiği aşamadan mahkemeye bilgi verilmesi için yazı yazılmasına hükmeden heyet, Türkiye'ye girişi yasaklanan Yunanistan'daki tanık Mesut Kadri'nin dinlenilmesinden vazgeçilmesine hükmetti.

Tutuklu sanık Erhan Tuncel'in adliye nezarethanesinde bulunduğu yerde bıçak bulunmasıyla ilgili olarak cumhuriyet başsavcılığınca ne tür işlem yapıldığının sorulmasını ve soruşturmanın genişletilmesi talebi olmadığı takdirde esas hakkında mütalaasını yazması için dosyanın cumhuriyet savcısına gönderilmesini kararlaştıran mahkeme heyeti, duruşmayı 28 Mart 2011'e erteledi.

DOLMABAHÇE’DE YÜRÜDÜLER
Dolmabahçe Sarayı önünde toplanan ve ellerinde ''Dört Yıldır Yüzleri Yürekleri Yok'' yazılı pankart taşıyan grup, çeşitli sloganlar atarak, Beşiktaş Meydanı'na kadar yürüdü.

Burada grup adına bir açıklama yapan Yavuz Bingöl, Hrant Dink cinayetinin dört yıldır yeterli şekilde soruşturulmadığını öne sürerek, ''Hükümetin bu cinayetin sahiden aydınlatılması için parmağını oynatmaya niyeti yok'' dedi.

Bingöl, ''Cinayetin yolunu açan, buna yardım eden, katili kahraman yapmaya çalışan, soruşturmayı karartmak için düzmece rapor düzenleyen devlet görevlileri soruşturulmasın, yargılanmasın diye hala herkes seferber. Bunların başında da yargı var'' diye konuştu.

Hrant Dink'in eşi Rakel Dink ve öldürülen Savcı Doğan Öz'ün eşi Sezen Öz'ün de aralarında bulunduğu grup, daha sonra sloganlar eşliğinde duruşmanın yapılacağı Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi önüne geldi.

Gruptan bazıları, duruşmayı izlemek üzere adliye binasına girdi. Diğerleri ise bir süre slogan attıktan sonra dağıldı.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...