Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Manisa'nın ilçelerinde temaslarını sürdürüyor.

Erdoğan'ın Demirci ilçesindeki konuşmasında gündeminde yine yolsuzluk operasyonu vardı. Başbakan, Savcı Muammer Akkaş'a da sert sözlerle yüklendi.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

''Devletin içinde paralel devlet olamaz. Devletin içinde paralel devlet kurmaya gayret edenler bilsinler ki karşılarında bizi bulacaklardır. Bu hangi meşrepten olursa olsun hangi mizaçtan olursa olsun kim olursa olsun karşılarında bizi bulacaklardır.

'TEMİZ İNSANLAR KULLANILIYOR'
Bu ülkede devletin içinde hizmeti kalkıp da istismar etmek suretiyle, cemaati istismar etmek suretiyle tertemiz kardeşlerimizi maalesef bu ülkede bölmeye gayret etmek suretiyle onlar üzerinden rant elde etmek isteyenler bilsinler ki karşılarında bizi bulacaklardır. Çünkü bu ülke 76 milyonundur ve biz 76 milyonun hükumetiyiz. Bu ülkeyi bölmeye, parçalamaya kimse cüret edemez, kimsenin buna hakkı yok. Herkes yerini bilecek.

'BUNUN BEDELİNİ NASIL ÖDEYECEKLER?'
İşte son olan olayları görüyorsunuz. Uluslararası boyutu var, ulusal boyutu var. Kardeşlerim ne demek. Türkiye'nin kalkınmasını hazmedemeyenler boyuna geriyorlar. Bakın şuradaki zarar ortada, 120 milyar dolar, 11-12 günde. Bunun bedelini nasıl ödeyecekler?

Çıkıyor bir savcı efendi, makamını farklı bir şekilde kullanıyor ve gizlilik kaydı olan evrakları yanına aldığı yandaş medyayla birlikte kullanarak bu ülkede bir çok masum insanları istismar etmek suretiyle, onları deşifre etmek suretiyle hiçbir günahları olmadığı halde iftira atmak suretiyle onları bu ülkede adeta günah keçisi haline getiriyor. Bu insanlar bu toplumun içinde yarın tertemiz olsalar da soruyorum nasıl dolaşacaklar.

'DUR BAKALIM SENİNLE İŞİMİZ VAR'
Şimdi ben soruyorum bu savcı 4-5 gün önce başsavcımızın yaptığı açıklama var, çok manidardır. Biz hakim, savcılarımızın temiz olanlarını tenzih ederiz. Onlara yönelik en ufak bir sözümüz olamaz. Çünkü onlardan adalet elde ediyoruz. Ancak bu gücü kuvveti suistimal etmek suretiyle eğer bu ülkenin bölünmesine, parçalanmasına neden oluyorlarsa bunları da teşhir ederiz. Şimdi bu nasıl savcı bakınız başsavcı ondan dosyayı istiyor diye feryat ediyor beyefendi. Seninle daha işimiz var dur bakalım seninle işimiz var.

'HANGİ SAVCI SOKAĞA ÇIKAR DA BİLDİRİ DAĞITIR?'
Geçmişte militanlar benzer şekilde bildiri dağıtılıyordu biliyorsunuz. Sen de aynen militanlara benzer şekilde çıkıyorsun adalet sarayının önünde adalet değil de bildiri dağıtıyorsun. Nerede görüldü bu. Hangi savcı sokağa çıkar da sokakta bildiri dağıtır yahu. Biz bunları CHP'nin genel müdürünün yanında bazı böyle tipler vardır onlardan görüyorduk, biliyorduk. Şimdi aynen benzerini de bunlar yapıyor.

'BUNUN ADI KASET GENEL MÜDÜRÜ'
Bu CHP'nin Genel Müdürü bir zamanlar SSK'nın da genel müdürüydü. Yolsuzluklarıyla meşhurdu biliyorsunuz. Daha sonra Rahşan affıyla kurtuldu. Aynı zamanda çok garip işlerle de meşgul. Şunu bilmenizi istiyorum. Bunun adı kaset genel müdürdür. Çünkü sayın Baykal'ı bir kasetle götürdüler. Şimdi iş ortaya çıkıyor.

Demek ki bu işin arkasında birileri var ama kimler acaba sorusunun cevabı yavaş yavaş çıkmaya başladı. Tezgahı farklı kurmuşlardı ama bumerang gibi döndü şimdi kendilerini vurdu. Bunun adı tam manasıyla bir kaset genel müdürdür, kaset genel başkandır. Kendi genel başkanına bu tür tezgahı kuran bu ülkede her şeyi yapar. Çok enteresan merak ederdim."

'BURADA BİR YANLIŞ YAPTIK'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Salihli ilçesindeki toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada ise özetle şunları söyledi:

''HSYK da yetkilerini farklı kullanmaya başladı. Burada bir yanlış yaptık. Nedir o yanlış? HSYK, onu da yargılayan, denetleyen bir mekanizma vardı. Biz dedik ki demokrasinin gereğini yapalım ve millete gittiğimizde Adalet Bakanlığı'nın elinde olan bu yetkiyi kalktık devrettik. Orada yanlış yapmışız.

Eğer şu anda Anayasa'yı değiştirecek bir güce sahip olduğumuzda bu yetkiyi değiştirmek durumundayız. Çünkü kimsenin kalmaması gerekir. Yani bu ülkede Başbakan denetlenecek, bakanlar denetlenecek, parlamento üyelerinin tamamı denetlenecek, bu beyler denetlenmeyecek. Demek ki olmuyor bu iş. Bunların da denetlenmesi lazım.

'İSTER İSTEMEZ DÜŞÜNDÜRÜYOR'
Halk Bankası'na yapılan bu saldırı, kardeşlerim diğer bankaları da ister istemez ne yapıyor? Düşündürüyor. Şimdi burada bu müteşebbisler üçüncü havalimanını yapanlar, bakın onları da çağırıyorlar. Niye? Üçüncü havalimanını yapamasınlar diye.

Böyle bir şey olabilir mi? Ben şimdi bu tür art niyetli olan savcılara sesleniyorum. Sizin vatanseverliğiniz nerede ya. Nasıl oluyor da siz bu insanların önünü yapıştırma bir, yaptığınız düzenlemeyle kesiyorsunuz. Bu insanlar böyle dev bir yatırımın içerisine giriyorlar, siz onlara bir kara leke atıyorsunuz. Böyle şey olabilir mi?

'O ZAMAN NİYE KONUŞMADIN, ŞİMDİ BÜLBÜL OLUYORSUN'
'İstifa edenlerin içinde bakıyorsun bir tanesi bakan. Sen bakanken niçin bu uyarılarını yapmadın? Madem bir şeyler biliyordun, o zaman niye konuşmadın, şimdi bülbül oluyorsun. Dürüstlük bu mu? Eğer bakan olarak kalsaydın bunları söyleyecek miydin?''