Erdoğan'dan provokasyon uyarısı

Başbakan Erdoğan, Fransa’da öldürülen 3 PKK’lı için düzenlenecek cenaze töreni için provokasyon uyarısı yaptı. Erdoğan, “Süreci dinamitlemek istiyorlar, buna izin vermeyin” dedi.

15.01.2013 - 12:08

Erdoğan'dan provokasyon uyarısı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşma yaptı.

Kimsenin kendilerine diz çöktüremeyeceğini belirten Erdoğan, “Bin yıl boyunca olduğu gibi, bugün de yarın da istiklalimize ve hürriyetimize yönelik her saldırı karşısında tıpkı ecdadımız gibi topraklarımızı kahramanca savunma noktasında en küçük bir tereddütümüzü olmaz, olamaz. Bize hiç kimse diz çöktüremez. Bizi hiç kimse teslim alamaz. Hiçbir saldırı karşısında geri adım atmadık, geri adım atmayız. Topraklarımıza gözünü dikmiş bir düşman karşısında biz, sırtımızdan vurulmayı zul kabul eder, ancak alnımızdan vurulmayı şeref addederiz” diye konuştu.

Şehitlerin hatırasına leke sürdürtmeyeceklerini ifade eden Erdoğan, ''Tek bir şehidimizin dahi aziz hatırasına leke sürmeyiz, sürdürmeyiz. Bu ülkenin, bu aziz milletin değerlerinin çiğnenmesine müsamaha göstermeyiz'' dedi.

Herkesin bunları bilmesi ve anlaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, ''Birileri sadece ve sadece kendi ırkını seviyor olabilir, birileri sadece Türkler'i, birileri sadece Kürtler'i seviyor olabilir. Birileri sadece nefretin, öfkenin, kanın, intikamın diliyle konuşuyor olabilir ama biz farklıyız. Biz, ırkı, etnik kökeni, inanç grubunu değil, biz insanı ve insanları seviyoruz. Biz, yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz'' diye konuştu.

‘ANNELER EĞLEMESİN’
Başkbakan Erdoğan, ''Bir tarafta bizim kahraman Mehmetçiğimiz şehit oluyor, diğer tarafta dağdaki terörist etkisiz hale getiriliyor. Ama ateş aynı ocağa düşüyor, acı aynı yürekleri kavuruyor, gözyaşı aynı toprağa düşüyor, kurşun hangi adrese giderse gitsin, ağlayan analar, ağlayan eli, ayağı öpülesi, o ayaklarının altına cennet vadedilmiş mübarek analar oluyor'' dedi.

Erdoğan, tam 10 yıldır ''anneler ağlamasın'' diye elini, bedenini, yüreğini ortaya koyan bir iktidar olduklarını vurguladı.

‘NAMAZ KILIYORUZ DİYE ALAY ETTİLER’
Erdoğan, şunları kaydetti:

''Şehitlerimize mahcup olmadan, ecdadımızın ruhunu incitmeden, bütün annelerin, babaların, ocakların acısını dindirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz 1980'lerde Diyarbakır zindanlarında nelerin yaşandığını çok ama çok iyi biliyoruz. Diyarbakır zindanlarında işkence yapanların şahsında, insanlık da vicdan da insaf da kurumuştu. Diyarbakır zindanlarının işkencecileri aynaya baktıklarında, adeta aynadaki görüntüleri dahi kendilerinden utanmıştı. Hiçbir gerekçe, hiçbir bahane Diyarbakır'da yaşanan o insanlık dışı o vahşi, o alçakça muameleyi maruz gösteremez.

Bu ülkede insanlar düşüncelerinden, inançlarından dolayı sadece Diyarbakır zindanlarında zulüm görmedi. 1989'lerde Diyarbakır zindanında, Mamak'ta, Metris'te yaşatılanlar dışarıda farklı kesimlere, gruplara zamana yayılmış olarak aynı derecede vahşice yaşatıldı. Gerek bu kadronun içindeki onlarca arkadaşım, gerek bu salonun dışındaki onbinlerce, yüzbinlerce kardeşim bu zulmü iliklerine kadar yaşadılar. Daha ilk gençlik yıllarımızdan itibaren, biz o zulmün duvarına çarptık. Namaz kılıyoruz diye bizimle alay ettiler, imam hatipliyiz diye bizi aşağıladılar, başörtüsü takanları dışladılar, sakalı olanı, elinde tespih olanı, hatta 'selamun aleyküm' diyerek Allah'ın selamını vereni bile ötelediler.

Kitaplarımız yasaklandı, düşüncelerimiz sakıncalı diye yaftalandı, gazetelerimiz, dergilerimiz, hatta siyaset yaptığımız partilerimiz kapatıldı.''

'BÜYÜK TÜRKİYE HAPİSHANESİ'
Erdoğan, kendisi gibi diyen birçoklarına siyasetin yollarının tıkandığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

''Siyaset yapmanın önünü türlü engellerle tıkadılar. Bizzat benim en yakın arkadaşlarım, kardeşlerim kalleşçe şehit edildiler. Eşi başörtülü olduğu için işinden edilen oldu. Eşi işten atıldığı için bunalıma giren, çocukların önünde defalarca intihara teşebbüs eden kadınlar oldu. Kendi özyurdunda kendi vergisiyle yapılmış okullarda okuyamayıp, yurtdışında çözüm arayan nice kızlarımız, gençlerimiz oldu. İnsanların çalışma hakkı, iş kurma hakkı, okuma hakkı, düşüncelerini ifade etme hakkı kısıtlandı, engellendi, yok edildi. Birçoğunun hayat hakkı elinden alındı. Komplolarla tahriklerle, türlü oyunlarla, çirkin senaryolarla inançlarımız, değerlerimiz, kutsallarımız ayaklar altını alınıp çiğnenmek istendi.

Birileri Diyarbakır zindanlarında en ağır işkenceler altında feryat ederken, bizler de bizim gibi niceleri de büyük Türkiye hapishanesi içinde, öz vatanında parya muamelesi gördü. Hiç bir zaman elimize silah almayı aklımızın ucundan bile geçirmedik. Sokağa çıkıp anarşi üretmeyi aklımızın ucundan bile geçirmedik. İllegalite yoluna sapmayı aklımızın ucundan bile geçirmedik. Çünkü biz düşüncelerimize inandık, inançlarımızı güvendik, en önemlisi de biz, aziz milletin her bir ferdiyle, bizimle aynı safta olduğuna yürekten iman ettik.

'ONLAR VURDU BİZ GÜÇLENDİK'
Onlar vurdu biz büyüdük; onlar vurdu biz güçlendik. Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer olduğunu aklımızdan hiç bir zaman çıkarmadık. Sabrettik, direndik, mücadele ettik ve işte bugünlere ulaştık. AK Parti'nin, bizim neslimizin uzun soluklu mücadelesi dünyanın en haklı hareketleri için aslında en güzel örnektir.

Düşüncesine güvenen inancına güvenen, milletine güvenen her hareket sabırla, sağduyuyla, sebatla, azimle er ya da geç mutlaka zafere ulaşacaktır. Ama bunun karşısında şiddet ve terör kesinlikle ve kesinlikle çıkmaz sokaktır.''

‘TERÖR ACIDAN BAŞKA BİR ŞEY VERMEZ’
''Şiddet fikrine, inancına davasının haklılığına inanlar için asla bir yöntem olamaz'' diyen Erdoğan, şiddetin bu ülkede elde edebileceği hiç bir kazanım olmadığını ve olamayacağını kaydetti.

Erdoğan, şiddet ve terörün bu ülkeye acıdan başka hiç bir şey vermediğini, kan ve gözyaşından başka bir şey getirmediğini bildirdi.

Tek gayemiz var, o da annelerin gözyaşını dindirmektir. Yasal dairede kalarak, meşru çizgide kalarak, milletin değerlerini gözeterek hangi yöntemle olursa olsun, biz bu gözyaşını mutlaka ama mutlaka dindirmek istiyoruz. Onun için milli birlik ve kardeşlik projesi diyoruz. Bakın bunu unutmayın, milli birlik, bundan daha güzel ne olabilir? Bu milli birliğin içerisinde her etnik unsur var, tek çatıda toplanacağız. Nedir o? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ve kardeşlik. Kardeşlikten daha güzel ne olabilir? Kardeşlik denilen aynı anneden, babadan olmak anlamına gelmez. O bizim kültürümüzde karındaştır, kardeşlik ise aynı inancı paylaşanların bir araya gelmesidir.

Daha en başında bu sorunu çözmek için yola çıktığımızda nasıl bir sürece adım attığımızı biliyorduk. Sabrımızın nasıl zorlanacağını, sinirlerimizin nasıl test edileceğini, bu süreçte nasıl yalnız bırakılacağımızı çok iyi biliyorduk. Ama biz yılmadık, yapayalnız da kalsak, bu yolda geri adım atmadık, atmayacağız. 10 yıllık süreçte yapılan bütün tahriklere, bütün provokasyonlara, tüm alçakça saldırılara rağmen umudumuzu bir an olsun yitirmedik. Bugün de bu yeni süreçte de umutluyuz. Ne olursa olsun umudumuzu kaybetmiyoruz. Temkinliyiz, dikkatliyiz ama umutluyuz. Kan ile gözyaşı ile terörist cesedi ve şehit cenazeleri ile varlık gösterebilenlerin tahrikkar söylemlerine, onların bu şekildeki bizlere tahrik unsurlarını kullanmalarına rağmen umutluyum. Kandan ve ölümden beslenenlere rağmen biz umutluyuz. Bütün siyasi beklentisini gençlerin ölümü üzerine bina edenlere rağmen umutluyuz. Allah'ın izniyle, milletimizin desteği ve hayır duasıyla tüm provokasyon ve sabotajları aşıp inşallah süreci sonuna ulaştıracağız.”

'MHP ÇAMUR DERYASINDA'
Yeni süreçte rol almak isteyen herkese seslenen Erdoğan, “Hangi siyasi düşüncede olursa olsun hepsine söylüyorum. Tüm STK'lara, tüm medya gruplarına sesleniyorum; sağduyulu, sabırlı ve sorumlu şekilde davranmaları şarttır. Biz MHP Genel Başkanı ve arkadaşlarına içine düştükleri çamur deryasında iyi oyalanmalar diliyoruz.

Bütün hakaretlerine, kendisine cevap vermeyeceğim, aslı mesnedi olmayan tüm iddia ve iftiralarına bizim de milletimizin de kulağı tıkalı olacaktır. Milletimiz inanıyorum ki Türk'e ve Türk'ün kadim geleneklerine asla denk düşmeyen bu üsluba sandıkta gereken cevabı verecektir'' diye konuştu.

BDP'YE: HATALARI TEKRARLAMA
Sürecin BDP için son derece önemli ve aynı zamanda son derece değerli olduğunu vurgulayan Erdoğan, kendilerine boşuna ''bölücü terör örgütünün uzantısıdır'' demediklerini kaydetti.

Bu süreç BDP için de çok önemli, çok değerlidir. BDP bu süreçte sorumluluk alarak geçmişteki hataları tekrarlamamalıdır.

Erdoğan, ''Paris'teki suikastın hemen ardından, suikastı Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükümeti'ne yıkmak, bu yönde iftira, itham ve telkinlerde bulunmak çok büyük bir sorumsuzluktur, densizliktir Paris'teki suikastın hemen arkasında devleti ve hükümeti suçlamak, gerçek faillere altın tepsi üzerinde fırsat sunmaktan öte bir şey değildir'' dedi.

'PERVASIZCA TERÖRİSTİN EVİNE GİTTİ'
CHP'li Hüseyin Aygün'ün taziye ziyaretine tepki gösteren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:


''Ancak CHP, her zaman olduğu gibi büyük bir zihin kamaşası içinde bocalamaya devam ediyor. Bir milletvekilleri, bakıyorsunuz dağda misafiri olan milletvekili ama yandaş medyaları ofluyorlar, kofluyorlar, abartıyorlar, neler neler düzenliyorlar. İşte buyurun şimdi de pervasızca teröristin evine taziyeye gidiyor.

Diğer bazı milletvekilleri süreçle ilgili olarak ırkçı, ayrımcı açıklamalar yapmaya devam ediyor. Bir kısmı bakıyorsunuz; mezhebi açıklamalar yapmaya devam ediyor. Genel Başkan sürece olumlu baktıklarını açıklarken, genel başkan yardımcıları, grup başkanvekilleri MİT Müsteşarı hakkında devlet ciddiyetiyle, hatta edeple, adapla bağdaşmayacak ifadeler kullanıyorlar.

Mavi Marmara gemisinde 9 kardeşimiz şehit edildiğinde, ben İsrail'e Tevrat'ın bazı emirlerini hatırlatmıştım. Benim bu hatırlatmama Tel Aviv'in cevap vermesi beklenirken, CHP'nin acemi genel başkanı çıktı, Tel Aviv adına bana cevap verdi. Aynı şekilde Suriye meselesi karşısında Türkiye Cumhuriyeti'nin yanında durmak yerine, gitti Baas Partisi'nin eli kanlı Beşşar Esad'in yanında durdu, onun sözcülüğüne soyundu. Utanmasa orayı da ziyaret edecekti. Adamlarını gönderdi, onlar bunu yaptı.

'SEN FRANSA'NIN AVUKATI MISIN?'
Şimdi de biz Cumartesi günü Fransa'ya, Paris'e birtakım sorular yönelttik, cevaplar Paris'ten değil, onların adına Çin yolunda CHP Genel Başkanı'ndan geldi. İsrail'in sözcülüğüne pek hevesli olduğunu biliyorduk, şimdi de Fransa'nın avukatlığına hevesli olduğunu böylece öğrenmiş olduk. Sen Fransa'nın avukatı mısın, sen Paris'in sözcüsü müsün, Türkiye Cumhuriyeti'nin haklı bir sorusu karşısında Fransa adına cevap vermek sana mı düştü? Bu nasıl bir acemiliktir, nasıl bir ciddiyetsizliktir?

Öncelikle hangi ülkenin Anamuhalefet Genel Başkanı olduklarını kendi zihinlerinde netleştirmelidirler. İkincisi, kendisi ve arkadaşlarıyla bu sürecin yanında mı, arkasında mı, önünde mi yoksa karşısında mı olduğunu netleştirmelidir. CHP Genel Başkanı varoluşsal sorunlarını artık aşıp ulusalcı mı, milliyetçi mi, solcu mu, sosyal demokrat mı, ne olduğuna bir an önce karar vermelidir. Çark o kadar hızlı dönüyor ki artık bilye dağılmaya başladı. Kaç kez söyledim; yine söylüyorum fakat inanın adeta bir yalan makinesi.... ''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile görüşmesine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İşte ziyaretlerini kabul ettik, kendilerini kabul etmeyen diğer iki siyasi parti, geldiler, oturduk, konuştuk ve 'Diğerleri randevu vermiyorsa illa onların randevu vermesini beklemeniz şart değil. Biz iki partinin oy itibarıyla sayısı her şeye yeter, anayasayı bile değiştirebiliriz. Siz Anayasayı değiştirecek bir sıkıntı var diyorsanız, gelin 3 arkadaşınız yanınızda, benim de 3 arkadaşım burada, hemen görevlendirelim, bu arkadaşlarımız hemen çalışmaya başlasınlar. Bu arkadaşlarımız çalışmalarını bitirdikten sonra bize getirsinler, oturalım nihai kararı verelim. Anayasa değişikliyse Anayasa değişikliği yapalım, yasa değişikliğiyse yasa değişikliği yapalım. Atılması gereken adımlar neyse bunları AK Parti atmıyorsa gidin bizi o zaman halka anlatın.' Sen daha bu konuyla ilgili bana dönüş yapmadın. Her zaman çağrımı tazeliyorum ama sen her gittiğin yerde hala dürüst davranmıyorsun, doğru konuşmuyorsun. Böyle bir anlayış olabilir mi? Allah aşkına!

Ben bunu CHP'ye gönül vermiş kardeşlerime özellikle anlatıyorum, şikayet ediyorum. Bakın böyle bir insanının peşinden gidiyorsunuz. Bu insan kimdir anlayın, tanıyın. Açık, net söylüyorum terörle mücadeleye yönelik bize bir önerisi varsa, bir öneri paketi varsa bizim kapımız sonuna kadar açıktır. En ufak bir önyargımız yoktur. Ekibimiz hazırdır. Kaldı ki bizim proje paketimiz de hazırdır. Hemen sunarız. Çünkü biz her an bunu çalışıyoruz. Biz dersini sürekli çalışan bir partiyiz, sipariş üzerine çalışan parti değiliz. Ama bunlar hazır değil. Öneri dediler karşımıza teşhisle çıktılar. Gazete kupürleri..."

İmralı'yla yapılan görüşmeden rahatsız olanların bulunduğunu dile getiren Erdoğan, ''Devletin kurumları ve yetkilileri, İmralı ile olumlu bir sürecin başlatılabilmesi ve kararlılıkla yürütülebilmesi için görüşmeleri biliyorsunuz kaç yıldır sürdürüyor, sürdürüyoruz. Sabotajlar, tahrikler, sorumsuzca girişimler olabilir. Tabii bir şeyi de karıştırıyorlar; yani Hükümet'in, devletin çeşitli birimlerini bir enstrüman olarak kullanması bile onları rahatsız ediyor. Onu da biz siyasilerin görüşmesi olarak ifade ediyorlar. Bunu da ayırt edemeyecek kadar bunlar devlet yönetiminde, siyaset yönetiminde acemidirler. O farklı bir konu, bu enstrümanların görevlendirilerek oraya gitmesi farklı bir konudur'' diye konuştu.

'KARA PROPAGANDADAN ETKİLENMEYİN'
Terörü bir meslek, bir kazanç kapısı haline getirmiş olan çevrelerin süreci baltalamak için rol üstelenebileceğine dikkati çeken Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bizim niyetimiz hayırdır, inşallah akıbetimiz de hayır olacaktır. Hayır duaları, azim, sabır ve kararlılık inşallah tüm sabotajları etkisiz hale getirecek. Bu süreç şehitlerimizin ruhunu, şehit ailelerimizin hissiyatını, ülkemizin ve milletimizin değerlerini asla ve asla zedelemeyecektir. Benim burada aziz milletimden, 75 milyondan bir ricam var; lütfen hiç kimse kara propaganda bulutlarının etkisi altında kalmasın.

İftira, itham ve yalanlara hiç kimse kulak asmasın. 75 milyonu bir ve beraber kucaklayarak biz bu sürece ilerliyoruz. Biz sadece ve sadece kardeşliğimizi pekiştirmenin mücadelesini veriyoruz. Herkes elini vicdanına koysun; etki altında kalmadan, propagandaya kulak asmadan, kalbiyle yüreğiyle, vicdanıyla bu sürece baksın.

Biz aynı kıbleye dönen tek bir milletiz. Biz bin yıldır bu topraklarda biriz, beraberiz, kardeşiz. Biz hep birlikte bu topraklarda Mevlana'dan, Yunus'tan, Hacı Bektaş'tan, Ahmed-i Hani'den, Mele Ceziri'den, Faki Teyran'dan beslenmiş, o kaynaklardan ruhunu doyurmuş bir milletimiz. Bizim yolumuzu terör, şiddet aydınlatmaz, bizim yolumuzu Yunus aydınlatacak, Ahmed-i Hani aydınlatacak. Bin yıl boyunca bugünlere böyle geldik, geleceğe de inşallah böyle yürüyeceğiz.

'SİLAHI ARADAN ÇEKECEĞİZ'
Geçmişte herkese yönelik zulümlerin, baskıların, eziyetlerin hesabını birlikte soracağız. Geçmişte yaşananların geleceğe intikal etmemesi için birlikte çalışacağız. Her ne sorun varsa konuşarak, sohbet ederek, muhabbet ederek birlikte gidereceğiz. Silahı aradan çekeceğiz, sıkılı yumrukları aradan çekeceğiz, kardeşçe kucaklaşacağız.

Burada 75 milyona bütün samimiyetimle, bütün kalbimle şu hadisi şerifi hatırlatmayı borç biliyorum. Peygamberimiz mübarek parmaklarını birbirine kenetleyerek şunu söylüyor; 'Müminin mümine bağlılığı, taşları kenetlenmiş bir bina gibidir.' İşte biz milletçe böyleyiz, böyle olmalıyız. Çok daha sağlım bir şekilde birbirimize kenetleneceğiz''

'PROVOKASYON UYARISI'
Diyarbakır ve cenazelerin gideceği illere seslenen Erdoğan, sözlerini şöyle noktaladı:

''Birçok provokasyonlar hazırlanabilir. Birçok malum dar terörist grupların tahrikiyle, teşvikiyle bu cenazeler istismar vesilesi kılınabilir. İnanıyorum ki aklıselim sahibi Diyarbakırlı vatandaşlarımız bu oyuna gelmeyecektir. Tunceli'deki, Kahramanmaraş'taki kardeşlerimiz, vatandaşlarımız bu oyuna gelmeyecektir. Hep birlikte bu oyun bozulacaktır diye düşünüyorum. Çünkü başlattığımız bu barış süreci dinamitlenmek isteniyor. Buna prim vermememiz lazım. Kendi iç hesaplaşmalarının bedelini, faturasını bu millet ödememeli. Onun için uyanık olalım diyorum, onun için teenniyle bu süreci takip edelim diyorum.''

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...