Başbakan Tayyip Erdoğan, AK Parti il başkanları toplantısında bir konuşma yaptı.

İlişkili Haberler


CHP lideri Kılıçdaroğlu'na eleştirilerde bulunan Erdoğan şunları söyledi: "Olmayan şeyin hiçbir zaman delili olmaz ki. Hala müflis tüccar, biliyorsunuz eski defterleri karıştırır dururmuş. Bunların hali bu. Bunlar aynı zamanda Ergenekon'un avukatlığını da yapıyor. WikiLeaks belgeleri baktılar ki Ergenekon'la aynı şeyi yapıyor. İftirayı bile yabancı diplomatlarından ödünç alıyor. Yabancı sitelerin iddialarının borazanlığını yapıyorlar. utanacakları yerde belgesini getir diyorlar. Sen gidip muhtardan belgeni alamadın oy kullanamadın, şimdi kalkmış bizden belge istiyorsun. Belge kim, sen kim? İspat edin hesapları bulun o paraları ve malvarlığını size bağışlayacağım diyorum. Açıklama yapıyor, biz haram para istemeyiz. Anadolu’da bir laf vardır. Her boyayı boyadın bir fıstık yeşili kaldı. Eski hesapları karıştırıyorlar oradan bir şey çıkmaz, çıkmayacak.

Bizzat CHP'ye oy vermiş vatandaşlar bu tarz siyasetten son derece rahatsızlar. Öyle bir genel başkan ki herkesi oy vermeye çalışıyor, kendisi gidip oy kullanamıyor. Hayır bile diyemiyor. Öyle bir genel başkan düşünün ki üzerindeki gömlek için parasını verdim aldım diyor, fatura başkasının adına çıkıyor. Ben genel başkan adayı değilim diyor, başkanlığa adaylığını koyuyor. Bunlar kamera şakası yapmaya alışmışlar.

Genel başkanlarının hükümete yönelik iftiralarının asılsız olduğunu düşünen CHP seçmeni böyle bir başkana güvenebilir mi? İspatlayamayan ya o koltuğu bırakır, ya da siyasi bedeline katlanır. Başörtüsünü komisyona havale ederler, Kürt meselesini komisyona havale ederler. Sonra da siyaset yapıyoruz derler.

'BİR TEK MUHALEFET SORUNUNU ÇÖZEMEDİK'
Bunların hangi bir tanesi bir memleket meselesine dair somut bir proje ortaya koydular. Bir proje ortaya koyamadıkları gibi sadece hakaretle projeyi birbirine karıştırdılar. Bunların herhangi bir konuda iki gün aynı düşünceyi dile getirdiklerini gören var mı? Bir tek muhalefet sorununu çözemedik. Hırçınlık ve hırs nedeniyle gözü dönmüş olanlar her yola başvurmaktan çekinmeyecek. Seçim gününe kadar her yöntemi mübah olarak görecekler."

'BUNLARIN TÜM DERDİ HABER OLABİLMEK'
Öğrenci protestolarını yorumlayan Erdoğan şunları kaydetti: "Muhalefetin öğrenci olaylarını kışkırttığını izliyoruz. O marjinal örgütlerle medyanın ve CHP'nin tek bir ortak yanını bulamazsınız. Şimdi hükümete karşı ittifak içindeler. Medya bu olayları çarşaf çarşaf sayfalarına taşıyor. CHP de bir yanına birini, diğer yanına diğerini alıyor. Kim bunlar, illegal örgüt mensupları. Bunlarla seçim kazanacaklarını zannediyorlar, boşuna uğraşıyorsunuz. Bu ülkede fikir ve düşünce özgürlüğünü şiddete bulaştıranlarla CHP'nin yöneticileri el ele verdiği sürece millet onları hiçbir zaman bağışlamayacaktır. Bunların tüm derdi haber olabilmek. Haber olabilmek için bunları sağına soluna alıyorlar. Kendilerini manşette gören eylemciler şiddetin dozunu artırıyor. Basın açıklaması yaptıklarında haber olamadıkları için yol kesiyorlar, polise ve kamu görevlilerine saldırıyorlar. 

'ORANTISIZ GÜÇ DİYORLAR, NE OLACAKTI?'
Orantısız güç kullanımı diye bir ifade var. Polisin bir görevi vardır. Bu görevi kendileri bilir. Can-mal güvenliğini sağlayacak, asayişi temin edecek. İstanbul'da rektörlerle toplantı yaptık. Bu toplantı davetli toplantıdır. Bu toplantılarda rektörlerin yanında YÖK var, 8 bakan var. Üniversitelerde yapılması gerekenleri konuşuyoruz. Davetsiz toplantıya icabet söz konusu olabilir mi? Ona baskın derler, saldırı derler. Bu gelenler iki toplantıda da biz gençliğiz bizimle ilgili toplantıyı bizsiz yapma hakkına sahip değiller girmek durumundayız diyorlar.

Ellerinde bayraklarla geliyor. Bu nasıl bayrak ki emniyet müdürüne vuruyorsun. Emniyet müdürünün kendisini korumasını kimse savunmuyor, illegal örgüt mensubunu savunuyor. Toplandıkları yerler enteresan. Hepsi kayıtlarda mevcut. Siyasi partilerin bazıları da burada orantısız güç kullanıldı diyor. Ne olacaktı? Dolmabahçe ofisine gelsinler bassınlar, orada o arzu ettiğiniz tablo mu ortaya çıksın? Her yerde bu toplantılarda belli bir yere kadar müsade edilir. Neyi protesto ettiklerini de bilmiyorum.

'KİM VURURSA, ONA DA VURURLAR'
Harç noktasında farklı şekilde zaten devlet ödüyor. Neyin eylemini yapıyorlar bunlar? Öyle köşe yazarları çıkıyor ki, yumurtanın taşın tanımını yapıyor. Önemli olan fiil, eylem önemli. Fırsat olsa tavsiye ederdim, bu kadar bol paranız var, şöyle yapın güzel yapın, akşam omlet yiyin derdim. Orada kalkıyorsunuz sizin öğretmeniniz durumunda olanlara yumurta atıyorsunuz. Bu nasıl bir özgürlük? Özgürlük buysa ben böyle bir özgürlükten yana değilim.

Okulun içini savaş meydanına dönüştürüyorlar. Aynı şeyi İstanbul'daki olaylarda yaptılar. Bizler üniversiteleri nasıl ileriye taşıyacağız bunun gayreti içindeyiz. İnsanların varlığına dahi tahammül edemeyenler özgürlükten bahsedemezler. Demokrasi perdesi altında faşizm yapmaktadırlar. Anamuhalefetin temsilcisi iktidarı faşistlikle damgalarken, bu yaptıklarınız faşizanlıktır diyerek öğrencilere hitap ediyor. Arapların atasözü var. Men dakka dukka. Kim vurursa, ona da vururlar. Bugün sırf hükümete karşılar diye faşizan eylemleri destekleyenler o kitlenin hedefi oldular. Ertesi gün çıkıp genel başkanıyla birlikte eylemi mazur göstermenin gayretine girdi."