Türk-İş, kadın işçilerde, çeşitli alanlardaki hakları konusunda bilinç oluşturması ve kendilerini karşı karşıya kalabilecekleri risklere karşı koruyabilmeleri amacıyla bir eğitim projesi yürütecek. 
Konfederasyon, kadın işçilerin çalışma hayatında yaşadığı sorunlar ve olası riskler konusunda özel bir çalışma başlattı. 

''Çalışma hayatında kadınlar da var'' temel yaklaşımıyla hayata geçirilen projeyle, konfederasyonun daha önce kadın ve erkek işçilerle karma şekilde yaptığı eğitimlerde farklılığa gidilecek. 

Kadın Çalışanlara Yönelik İş Sağlığı ve İş Stresi Seminerleri Projesi kapsamında 21 Marttan itibaren kadın işçi yoğunluğunun fazla olduğu Afyonkarahisar, Düzce, Bartın, Gaziantep, Mersin, Malatya, Manisa, Aydın, Rize gibi 14 ilde kadın işçilere yönelik eğitimler gerçekleştirilecek. Eğitimlerden yaklaşık bin kadın işçi yararlanacak. 

Eğitimlerde, kadın işçilerin, çalışma koşulları ve ilgili mevzuat konularında bilinçlendirilmesi amacıyla Türk-İş ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Başkanlığı uzmanları tarafından seminerler verilecek. 

Eğitim kapsamında kadın işçilere iş sağlığı ve güvenliği, bu alandaki mevzuat, mevzuatın kadın çalışanlara sağladığı olanaklar, çalışma sırasında kullanılacak koruyucu malzemelere ilişkin bilgi verilecek. 

Proje, çalışma hayatında karşılaşılabilecek sorun ve risklerle de sınırlı olmayacak. Kadın işçilerde, yasal haklar, eğitim, sağlık, şiddet, siyasete katılım, sendikal örgütlenme konularında farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalar da yürütülecek. 

Türk-İş, sadece kadın işçilere verilecek bu eğitimlerin yanı sıra genel iş sağlığı güvenliği seminerlerinde verilen karma eğitimlerle de erkeklerin konu ile ilgili farkındalığının artırılmasını sağlamaya çalışıyor.
 
''KADIN İŞÇİNİN HAKKINA, İŞVEREN KARAR VERİYOR''  
Türk-İş'in kadın işçilerin sorunlarına yönelik hazırladığı raporda, Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliği kültürünün yerleşmemesinin, ataerkinin hala tüm ağırlığı ile devam ediyor olmasının, kadının, aile, toplum ve çalışma hayatında ezilmesine neden olduğu belirtildi. 

Aile ve toplum hayatında ezilen kadının çalışma hayatında daha iyi koşullarda çalışmasının sağlanması için birçok yasal düzenleme yapıldığına işaret edilen raporda, ancak yasaların uygulanması aşamasında sorunların halen devam ettiği vurgulandı. 

Kadının çalışma hayatında karşılaştığı sorunların yasalarla giderilmeye çalışılsa da kadına yönelik toplumsal bakış açısının değiştirilmesi yönünde de çalışmalara ihtiyaç olduğu ifade edilen raporda, bu yönde yapılacak çalışmaların, yasalarda yapılan değişikliklerin uygulamaya yansımasında önemli bir rolü olacağı kaydedildi. 

Raporda, kadın ve erkek istihdam oranları ve işsizlik oranları arasındaki büyük farkların, kadınların kayıt dışı sektörde istihdam kaynağı olarak görülmesi gibi nedenlerin istihdamda kadına ne kadar yer verilmek istendiğinin göstergeleri olduğu bildirildi. 

Eve iş verme, yarı zamanlı, geçici süreli gibi atipik çalışma biçimlerinin, kadınların sosyal güvenceden yoksun çalışmasına yol açtığına yer verilen raporda, kadınların kayıt dışı sektörde sosyal güvenlik şemsiyesinin dışında istihdam kaynağı olmasına neden olan bu atipik çalışma biçimlerinin, kadının geleceğini olumsuz yönde etkilediği vurgulandı. 

Kadınların çalışma hayatında yaşadığı sorunlardan birinin de iş yerlerinde yaşanan cinsel istismar olduğu ifade edilen raporda, kadınların gebelik ve analık hallerinin yasalarla düzenlenmiş olmasına rağmen bu kapsama giren kadınların çalışma hayatında sorun yaşamasının engellenemediğine dikkat çekildi. Raporda, süt izinlerinin hangi saatler arasında ve kaça bölüneceğine kadın işçinin karar vermesi gerekirken, bazı işverenlerin bunun kararını kendilerinin verdiği kaydedildi. 

Kreş ve bakım yurdu konusunda da yasal düzenlemeler olmasına karşın bunların da aynen süt izinlerinde olduğu gibi yetersiz kaldığı belirtilen raporda, şunlar kaydedildi: 

''Kreş ve bakım yurdu açma koşulunun iş yerinde çalışan kadın işçi sayısına bağlanması, çocuk bakımının kadının sorumluluğunda olduğunun açık bir göstergesidir. Geleneksel cinsiyetçi bakış açısı kanunlarda da kendini göstermektedir. 

Dünyanın pek çok ülkesinde ebeveyn izni, kadınların çocuk sahibi olduklarında istihdamdan uzun süre ayrı kalmamaları, babaların da babalık görevlerini üstlenmeleri ve ebeveynlerin sorumluluklarını eşit bir şekilde paylaşmaları amacıyla çıkarılmıştır. Kadın sivil toplum kuruluşları ve sendikalar, ebeveyn izninin meclisten çıkarılmasına ilişkin çalışmalar yapmasına rağmen henüz bir sonuç alınamamıştır. Her şeyden önce, erkek egemen toplumlarda ebeveyn iznine bakış açısının değiştirilmesi kaçınılmazdır.''