KCK sanıklarından salonu terk etti

PKK'nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK ile ilgili davanın 18. duruşmasında, sanıklar Kürtçe savunma talepleri yeniden red edilince salonu terk etme kararı aldı.

Anadolu Ajansı 28.01.2011 - 12:37

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen PKK'nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK ile ilgili davanın 18. duruşmasına 96'sı tutuklu 7'si tutuksuz 103 sanık katıldı.

Söz alan sanık avukatlarından Metin İriz, yargılamanın kilitlenme noktasına geldiğini belirterek, sanıkların Kürtçe savunma yapmasına izin veren Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi ile Şanlıurfa Asliye Ceza Mahkemeleri'nin kararlarını mahkemeye sundu.

Mahkemeden son kez sanıkların anadillerinde savunma yapmaları için talepte bulunduklarını ifade eden İriz, ''Umarız mahkeme bu talebi olumlu karşılar ve yargılama yapılır'' dedi.

Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, iddia makamının talebe ilişkin görüşünü aldıktan sonra heyet üyeleriyle bir görüşme yaptı.

Yılmaz, söz konusu Kürtçe savunma talebini, ''sanıkların Türkçe'yi bildikleri ve soruşturma aşamasında Türkçe savunma yaptıkları'' gerekçesiyle yeniden reddetti.

Bunun üzerine sanıklar adına söz alan Batman Belediye Başkanı Nejdet Atalay, Türkçe yaptığı konuşmada, yapılan yargılamada kendilerini anadilleri olan Kürtçe ifade etme imkanı bulamadıklarını söyledi.

Burada tarihi bir davanın görüldüğünü belirten Atalay, ''Bu tarihi dava iyi veya kötü bir şekilde anılacaktır. Burada Kürt sorunu yargılanmaktadır. Cumhuriyet tarihinin en önemli davalarından biridir. Yargılama, Kürt sorununun geleceği açısından belirleyici olacaktır. Türkiye demokrasisi ve Kürt sorunu açısından önemlidir'' dedi.

Anayasa'nın seçimler sonrasında değişeceğini ifade eden Atalay, bu tür benzer yargılamanın bir daha olmayacağını kaydetti.

Yargılamada bir tıkanıklık yaşandığını ileri süren sanık Atalay, şunları söyledi:

''Yargılama şeklen yürütülmeye çalışılıyor. Yargılama olmaktan çıkmıştır. Bunun nedeni bizler değiliz. Mahkeme yargılamanın bu şekilde sürmesini istiyor. Bu davanın gerçekten Kürt sorununun çözümüne katkı sunmasını istiyoruz. Yargılamayı tıkamak niyetinde değiliz. Biz bunu ispatladık. 18 duruşmadır, kendi anadilimizde savunma yapmak istedik. Ancak her seferinde bu talep reddedildi. Mahkemeye karşı saygımızı her zaman koruduk. Bize karşı da saygınlık istiyoruz. İftira ve yalanlarla dolu iddianameyi günlerce sükunetle dinledik.''

Tahliyeye ilişkin taleplerin bildik gerekçelerle reddedildiğini anlatan Atalay, ''104 tutuklunun hepsinin koşulu gerçekten aynı mı? Mahkeme eğer tutukluluk halinin devamına karar veriyorsa bunun her sanık açısından gerekçesini açıklamalıdır. Yargılananlar siyasetçidir. Kaçma veya delilleri yok etme şüphesi yoktur. Bizler hukuki davranılmasını istiyoruz. Bütün bu retçi yaklaşımlar, biz de, adil bir yargılama yapılamadığı kanaati oluşturdu. Kürtlerin savunma hakkı engellenmiştir'' diye konuştu.

Türkçe bildiklerini ancak yargılananın Kürt sorunu olduğu için savunmalarını Kürtçe yapmak istediklerini ifade eden Atalay, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Anadilde savunma bir haktır. Anadil bir insanın canından parçadır, onurudur. Mahkemenin buna karşı yaklaşımı bizi endişelendirmektedir. Mahkemeyi işin ciddiyetini anlamaya davet ediyoruz.Kürtçe için 'Bilinmeyen bir dil' ifadesi kullandığınız için hırpalandınız. Bu dava bir suç davası değildir, siyasidir. Yargılamaya konu da DTP'nin siyasi faaliyetleridir. Bu dava ayıplar listesine eklenecektir. Tarih bizleri ve sizleri anacaktır. Toplum nazarında suçlu olmadığımızı düşünüyoruz. Adil yargılama yapılırsa bu ortaya çıkacaktır.''

Konuşmasında ''Demokratik Özerlik Projesi''ne de değinen Atalay, ''Biz birlikten yanayız, tekçiliğe karşıyız. Demokratik Özerlik Projesi, bizce birlik projesidir. Toplumun gerçekliğiyle örtüşmeyen tekçiliğe çözüm olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle destekliyoruz. Bunun tartışılmasını istiyoruz. Sorunun çözümü, siyaset ve özgürlük alanının genişletilmesinden geçer. Bu yargılamanın da bu çözüme katkı sunmasını isteriz'' dedi.

Hizbullah davası sanıklarının serbest bırakıldığını, ancak kendilerinin tutukluluğunda ısrar edildiğini ileri süren Atalay, ''Bu yargılama meşru değildir. Kürtler yargılanıyor. Bizler bugüne kadar sağduyumuzu koruduk, yine korumaya devam edeceğiz. Taleplerimiz reddedildi. Böyle giderse, artık bize ihtiyaç yok. Yargılamayı bizsiz yapabilirsiniz. Bu nedenle bu duruşma salonunu terk etmek istiyoruz'' diye konuştu.

Atalay'ın konuşması, diğer sanıklar ve salonda bulunanlar tarafından alkışlandı.

Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, duruşmaya öğleden sonra saat 14.00'e kadar ara verdi.

Duruşmayı BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak ve kapatılan DTP'nin eski milletvekili Aysel Tuğluk da izledi.

ÖĞLEDEN SONRA KATILMADILAR
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, sabahki oturumda Kürtçe savunma talepleri yeniden reddedildiği için ''Böyle giderse, artık bize ihtiyaç yok. Yargılamayı bizsiz yapabilirsiniz'' diyerek salonu terk etme kararı aldıklarını mahkemeye bildiren sanıkların katılmadığı görüldü.

Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, yaşananlarla ilgili aldıkları kararı okudu.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 204/1. maddesinde yer alan ''Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğundu sürdürür ve bitirir'' hükmünü okuyan Mahkeme Başkanı Yılmaz, ''Sabahki oturumda sanıklardan Nejdet Atalay, tüm sanıklar adına beyanlarda bulunmuş, ardından tüm sanıkların ayağı kalkıp, alkışlayarak salonun disiplinini bozdukları görülmüştür. Bu nedenle ara verilerek sanıklar duruşma salonundan çıkarılmış, sanıkların yokluğunda yargılamanın yapılmasına karar verilmiştir'' dedi.

Bunun üzerine söz alan sanık avukatları, müvekkillerinin bulunmadığı bir salonda savunma yapmak istemediklerini belirterek, duruşma salonundan ayrılmak istediklerini mahkemeye iletti.

Bu arada sanık yakınlarının da yaşanan durumu alkışlaması üzerine mahkeme başkanı Yılmaz, aralarında BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak'ın da bulunduğu izleyicilerin, ''salonun düzenini bozdukları'' gerekçesiyle dışarı çıkarılmasını istedi.

Sanık yakınları ve izleyicilerin duruşma salonundan çıkarılmasından sonra mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 1 Şubat 2011 tarihine erteledi.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...