CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Van’da Beşyol Meydanı’nda düzenlenen mitingde halka hitap etti.

Konuşmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Hakkari mitingine de değinen Kılıçdaroğlu şunları söyledi; ''Hakkari'ye gitti dedi ki 'Kürt sorunu yoktur'. Daha önce sorun var dı ne oldu? 30 yıldır devam eden olayın çözümsüzlüğü, siyaset kurumunun görevini yapmamasından kaynaklanıyor. Siyaset kurumu görevini yapmıyor, çözüm üretmiyor, elini taşın altına koymuyor. Çözüm üretilmediği için çatışma bitmiyor ve huzur bu memlekete gelmiyor.

Benim sözüm var: Bedeli ne olursa olsun bu ülkeye barışı getireceğim. Bu ülkede kerdeşliği egemen kılacağım ve çatışmayı da bitireceğim. Ben sizin çocuğunuzum ve toprakların çocuğuyum. Hiçbir zaman insanları inancı ve kimliği dolayısıyla ayırmadım. İnsan inancı, dünya görüşü ve kimliği, Allah'ın yarattığı en değerli varlıktır ve benim başımın üstünde yeri vardır.''

Bir ülkede demokrasi ve özgürlük yoksa, o ülkede çatışma ve kavganın olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;

YÜZDE 10 BARAJI
“Halkın iktidarında, bu yüzde 10 barajını kaldıracağız, bu garabete son vereceğiz. Ne demek yüzde 10 barajı? Bunlar, '12 Eylül rejimine karşıyız' diyorlardı, 12 Eylül darbesini yapanları yargılayacaklardı ve hesap soracaklardı, sordular mı?

12 Eylül'ün ürünü olanlar, 12 Eylülcülerden hesap soramazlar, biz soracağız. Kim darbeyi yaptıysa hesabını sormazsam namerdim. Yüzde 10 barajı, 12 Eylül rejiminin getirdiği bir uygulamadır. Dediler ki 'siz bu baraj meselesini, popülist olsun diye söylüyorsnuz', bunun kanun teklifini bile veremezsiniz.

Arkadaşlarımıza talimat verdim derhal kanun teklifi verdik, bu kanun teklifi Mecliste duruyor. Dediler ki bütün darbeler İç Hizmet Kanunun 35. maddesine göre yapılıyor. Biz darbelere karşı değil miyiz? 35. maddeyi değiştirelim dedik. 'Siz bunu söylüyorsunuz ama kanun teklifi bile veremezsiniz' dediler, kanun teklif verdik Meclis’te duruyor.''

Yeni CHP'den, özgürlükten ve halktan yana, halkın sorunlarını dinleyen bir partiden söz ettiğini bildiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Özel yetkili mahkemeler, yani eski DGM'ler -adını değiştirdiler-. Özel yetkili mahkemeleri kaldırılım dedik, o da 12 Eylül rejiminin devamı, kaldırmadılar. Bakınız seçimle kim gelirse gelsin hepsine saygı duyacağız. Bizim partiden olur olmaz o ayrı bir şey ama seçim ve halkın iradesiyle gelmiş, ona saygı duyacağız. Siz seçimle gelen bir belediye başkanını bir değil, iki değil, üç değil, on değil, yirmi değil... Alacaksınız hapse atacaksınız. Bu halkın iradesine sınır getirmek ve halkın iradesine saygı duymamak demektir.''

'FAİLİ MEÇHULLER, GÜNAH DEĞİL Mİ?'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2002 seçimlerinde milletvekili olamadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

''Anayasa ve seçim yasasının değişmesi gerekiyordu. Seçimlerde yüzde 34 oy almıştı. Halkın verdiği oylarının yüzde 34 oyunu alan bir siyasi parti liderinin parlamentoya gelmesi lazım. Hem Anayasa değişikliği, hem de siyasi partiler kanunu değiştirdik. Recep Tayyip Erdoğan gelip milletvekili oldu.

Şunun için söylüyorum: Bizim gibi düşünmeyenlere de saygı göstermek, insanlık görevdir ama baskı ve şiddetle değil. Hukuk içinde ve hukukun üstünlüğüne inanarak. Bir demokrasi de faili meçhuller, ayıp ve günah değil mi? Bir anne ve baba, çocuğunun nerede olduğunu veya bir çocuk, babasının nasıl bir faili meçhule kurban gittiğini öğrenmek istemez mi, suçlarını öğrenmek istemez mi?

Faili meçhullerin araştırılması için 6 kez araştırma önergesi verdik, yeni CHP verdi. 6 kez AKP oylarıyla reddedildi. Biz demokratız demesinler, demokrat olan insan, insan haklarına saygı gösterir. Bir kişinin faili meçhullere kurban gitmesi insanlık ayıbı değil midir, o insan değil midir? O insana saygı gösterilmesi gerekmiyor mu? Benim gibi ve sizin gibi düşünmeyebilir ama o da bir insan, onun da düşüncesi ve mantığı var. Onun da hakkı var.''