Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, 3G'nin Türkiye'de görüntülü konuşmadan çok daha fazla veri transferi için kullanıldığını açıkladı.

Türkiye'nin bilgi teknolojileri alanındaki ithalatının yerli üretime dönüştürülmesi gerektiğini ifade eden Acarer, Türkiye'de bu alanda çok önemli bir kapasite bulunduğunu söyledi. ''Bu sektör gerçekten kabına sığmıyor'' diyen Acarer, otomotiv sektörünün bilgi iletişim teknolojilerini (ICT) yurt dışından satın aldığını vurguladı.

Türkiye'de AR-GE harcamalarının yüzde 1'e yaklaştığına dikkati çeken Acarer, ''2000'li yılların başında binli rakamlardan kendimizi kurtaramamışken, bugün yüzde 1'e ulaşmamız çok güzel. Bu, Avrupa'da yüzde 2'nin üstünde. Henüz doyum noktasında değiliz. Ulaştırma Şurası'nda Türkiye'nin 2023 hedefi yüzde 2,5 olarak belirlendi'' diye konuştu.

Üçüncü Nesil Mobil İletişim Sistemleri (3G) imtiyaz sözleşmesinde AR-GE koşulu bulunduğunu anımsatan Acarer, ''Bu koşul, 3G sistemlerinin hizmete girmesi kadar önemlidir. 3G 'görüntülü telefon' şeklinde tanımlanıyordu ama ben 'daha geniş bir bantta, çok daha hızlı bir erişim olacak' dedim. Dediğim de çıktı, hiç kimse telefona bakarak konuşmuyor'' dedi.

Yaklaşık 1,5 milyon mobil internet abonesi bulunduğunu kaydeden Acarer, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye 2G'de zaten 2,90 ile 3G sistemlerine yaklaşmıştı. EDGE az buz bir teknoloji değil. Türkiye 3G'ye de en az 3,5'ten başladı. 4G'ye doğru hızla gidiyoruz. İmtiyaz sözleşmesinde en önemli unsurlar ARGE ve yerli kullanım koşulları. Bence bu maddeler 3G'den daha önemli. Türkiye 1G, 2G ile bir şey yapamadı, 3G'de de bir şey yapamıyor. Türkiye 3G'de sadece içerikte çok başarılı. Fakat 3G'nin ne transmisyonu ne de el terminallerinde bir şey yapabiliyor. Türkiye bu teknolojiler için çok ciddi paralar ödüyor. Türkiye'nin 3G'de tek kazancı içerikte. 3G imtiyaz sözleşmelerindeki ARGE ve yerli kullanım koşullarıyla bundan sonraki teknolojilerde avantajlar temin edeceğimizi düşünüyorum.''

Acarer, Türkiye'nin Uluslararası Telekomünikasyon Birliğine (ITU) yeniden üye seçilmesine ilişkin olarak da bu üyeliğin Türkiye'nin hakkı olduğunu, yaklaşık 160 yıl önce faaliyete geçen bu birliğin kurucu devletleri arasında bulunan Osmanlı'nın bir devamı nitelindeki Türkiye'nin, ITU'nun doğal üyesi olması gerektiğini söyledi.