NTV

Levent Bektaş tahliyesini istedi

Anadolu Ajansı

Türkiye
Levent Bektaş tahliyesini istedi

''Ergenekon'' soruşturması kapsamında Poyrazköy'de yapılan kazılarda ele geçirilen mühimmata ilişkin haklarında dava açılan 5'i tutuklu 17 sanığın yargılandığı davanın 2. duruşması başladı.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar emekli deniz Binbaşı Levent Bektaş, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli Yarbay Ercan Kireçtepe, Binbaşı Erme Onat, Binbaşı Eren Günay ve Ergin Geldikaya ile tutuksuz sanıklar Tuğamiral Levent Görgeç, Yarbay Mustafa Turhan Ecevit, Ali Türkşen, Halil Cura, Ferudun Arslan, Sadettin Doğan, İbrahim Koray Özyurt, Muharrem Nuri Alacalı, Şafak Yürekli, Dora Sungunay, Tayfun Duman ve Mert Yanık katıldı.

Mahkeme Başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu, duruşmanın görüntülü ve sesli olarak kaydedildiğini, düzeni bozan kişi olursa Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 203 ve 204. maddeleri uyarınca dışarıya çıkarılacağını söyledi.

Duruşmada, heyet başkanının sanıklara haklarını hatırlatmasının ardından Levent Bektaş'ın savunmasının alınmasına geçildi.

Bektaş'ın avukatının talepleri doğrultusunda salona konulan barkovizyon sistemine Bektaş'ın 2 fotoğrafı ve ''Levent Bektaş ön savunma'' başlığı yansıtıldı.

Hayatında ilk defa mahkeme karşısına çıktığını belirten Bektaş, ''Heyecanlıyım, çünkü kendimi mahkemede ilk kez savunabilecek durumdayım. Bir yıl boyunca medyada hakkımızda linç edilircesine haberler yapıldı'' dedi.

Bektaş, ''kaçma şüphesinin bulunmaması, soruşturma kapsamında hakkındaki delillerin toplanması, tutukluluk durumundan dolayı maddi-manevi zarar görmesi ve 27 Nisan 2007'den bu yana tutuklu bulunması'' gerekçeleriyle tahliyesini talep etti.

Duruşmaya yarın devam edilecek.






Bektaş, 2007'de otomotiv sektöründe işe başladığını, ticarete başlayan bir kişinin ülkede siyasi ve ekonomik istikrarın bulunmasını isteyeceğini kaydetti.

Bektaş, şöyle devam etti:

''Bunlar düşünülürse, ben nasıl bir darbeye zemin hazırlayabilirim? TBMM'yi ortadan kaldırmayı düşündüğümle ilgili hiçbir somut bulgu ve delil yoktur. Biz bu devlet için defalarca ölümü göze aldık. Yıllarca ülkesi için çalışan biri, bir anda nasıl devlet düşmanı oluyor? Emekli olduktan sonra yaptığım işler de ortada. Kader birliği yaptığım arkadaşlarla görüştüğüm için örgüt bağlantım olduğu iddia ediliyor. Onlar benim arkadaşlarım. Yıllardır bu ülke ve millet için çalıştık. Onlarla görüşmem kadar doğal bir durum yoktur. Bana isnat edilen suçlar havada kalmaktadır. Adli sicili temiz olan, bu ülkeye yıllarca gönülden hizmet eden bir insanım.''

''BUNLARI SÖYLEMEK İÇİN BİR YIL BEKLEDİM''
Ofisindeki CD ve DVD'lerin bulunduğu yerlerin ortada olduğunu, iddia edildiği yönde düşünse bu malzemeleri ortada bırakmayacağını kaydeden Bektaş, DVD'lerden birinde olduğu belirtilen şifreleme programının kurulumunun da yanında olduğunu anlattı.

DVD 3'te bulunan ''Gündemim'' adlı belgeyi barkovizyondan mahkeme heyetine gösteren Bektaş, burada belgenin oluşturma tarihi olarak 27 Nisan 2009 yazdığını, oysa o tarihte Metris Cezaevinde olduğunu kaydetti.

''Bu belge, tutuklu bir insanın DVD'sinden nasıl çıkar, bunları söylemek için bir yıl bekledim'' diyen Bektaş, belgenin ek delil klasöründe de yer aldığını ve değiştirilmesinin unutulduğunu savundu.

Bu arada Bektaş'ın avukatı Celal Ülgen, mahkeme başkanından duruşmaya ara verilmesini talep etti.

Duruşmaya ara verilmesi üzerine tutuklu sanıklardan Ergin Geldikaya, duruşma salonuna okul giysisiyle gelen oğluyla görüşmek için izin istedi. Geldikaya, mahkeme başkanının izniyle oğlu ve eşiyle bir süre görüştü.

Aranın ardından savunmasına devam eden Bektaş, iddianamede yer alan tapelerin suç delili olarak yansıtıldığını belirterek, ''Telefon konuşmaları aynı zamanda bizim örgütlü bir yapı olarak bir araya gelmediğimizin en önemli delillerindendir. Normal konuşmalardır'' dedi.

''DÜNYA AHMAK ÖRGÜTLER LİSTESİNE GİRER''
İddia edilen böyle bir örgütün ''dünya ahmak örgütler listesi''ne gireceğini savunan Bektaş, tanıdığı ve eski görev arkadaşları olduğu için diğer sanıklarla görüştüğünü anlattı.

Bektaş, iddianamede adı geçen Doğu Perinçek'i tanımadığını ve hiçbir irtibatı olmadığını söyledi.

Levent Bektaş, şöyle devam etti:

''Kafes Operasyonu' diye bir tabirimiz yoktur. Böyle bir tabir kullanmam mümkün değildir. Kullansam, 'Kafes Harekat Planı' ismini kullanırdım. Çünkü biz öyle yazarız. Bizde operasyon ve eylem diye bir kelime yoktur. 'Kafes' denilen belge suikast planı değildir. Dikkatli okunacak olursa bu anlaşılır. Benim cuntacılık gibi şeylerle hiçbir ilgim yoktur. Hayatım boyunca herhangi bir siyasi düşünceye sahip olmadım. İddianameyle saldırılan benim ve arkadaşlarımın şahsından ziyade SAT Grup Komutanlığıdır. Yıllardır hizmet yaptığım devletim tarafından 12 aydır esir alındım.''

"SAHTE DİJİTAL VERİLER VE İHBAR MEKTUPLARI''
Bektaş, burada bulunmasının tek nedeninin, sahte dijital veriler ve ihbar mektupları olduğunu öne sürdü.

Yakın arkadaşlarıyla yaptığı görüşmelerin iddianamede delil olarak yer aldığını savunan Bektaş, Mustafa Levent Göktaş'la bağlantısından dolayı ''Ergenekon'' soruşturmasıyla bağlantı kurulmak için kendisine bu suçlamaların yöneltilmiş olabileceğini kaydetti.

Bektaş, askeri, sivil ve adli geçmişinin ortada olduğunu vurgulayarak, ''Darbeci, cuntacı olduğuma dair bir emare var mı? Sadece maddi olarak düşünseniz dahi bu suçlamaların benimle bir alakası olmadığı ortaya çıkar'' dedi. Kimliği belirlenemeyen kişilerce gönderilen elektronik postalara çok fazla güvenildiğini kaydeden Bektaş, ''Bunun nedeni sorgulanmalıdır. Özellikle emniyet teşkilatı içinde. Maalesef suçlu olduğumuz ön yargısıyla bütün iddialara yaklaşılmıştır'' diye konuştu.

''KOMŞU BİR ÜLKEDEN GELMİŞ OLSAYDIK...''
''Ülkemizdeki adalet farklı platformlarda farklı şekilde tecelli oluyor'' ifadesini kullanan Bektaş, komşu bir ülkeden gelmeleri halinde ışık hızıyla hakim karşısına çıkacaklarını ve tutuksuz yargılanacaklarını öne sürdü.

Bu sırada salondakilerden birinin ''Çadırda olacaktın'' diye bağırdığı duyuldu.

Bektaş, ''bazı subayların atılan iftiralar nedeniyle intihar ettiğini'' ve bunun tarihe geçtiğini kaydederek, ''Bu soruşturma 28 Şubat'ın rövanşı olarak görülüyor. Bu benim değerlendirmem değil. Ben şu anda geçmişimle yargılanıyorum. Kötü niyetli kişiler bu oyunları oturdukları karanlık odalarda bilgisayar başında yapmıştır'' şeklinde konuştu.

Levent Bektaş, Mehmet Akif Ersoy'un ''Ya Rab Bu Uğursuz Gecenin Yok Mu Sabahı?'' adlı şiirinden ''Cani geziyor dipdiri... Can vermede masum. Suç başkasınındır da niçin başkası mahkum?'' dizelerini okuyarak, 153 sayfalık savunmasını tamamladı.




İstanbul Cumhuriyet Savcıları Ercan Şafak ve Murat Yönder tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar emekli deniz Binbaşı Levent Bektaş, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görevli Yarbay Ercan Kireçtepe, Binbaşı Erme Onat ve Binbaşı Eren Günay ile tutuksuz sanık Yarbay Mustafa Turhan Ecevit'in, ''Cebir ve şiddet kullanarak TBMM'yi ortadan kaldırmaya, kısmen veya tamamen görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'', ''Cebir ve şiddet kullanarak yürütme organını ortadan kaldırmaya, kısmen veya tamamen görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'' iddialarından 2'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ile ''Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olmak'', ''Patlayıcı madde bulundurmak'', ''6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet etmek'' gerekçeleriyle de 29,5 ile 57'şer yıl arasında hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor.

Tutuklu sanık Ergin Geldikaya'nın ''Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olmak'', ''Patlayıcı madde bulundurmak'' ve ''6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet etmek'' iddialarından 17,5 ile 39 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteminde bulunulan iddianamede, tutuksuz sanıklar Tuğamiral Levent Görgeç ile Ali Türkşen, Halil Cura, Ferudun Arslan, Sadettin Doğan, İbrahim Koray Özyurt, Muharrem Nuri Alacalı, Şafak Yürekli, Dora Sungunay, Tayfun Duman ve Mert Yanık'ın da ''Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi oldukları'' gerekçesiyle, 7,5 ile 15'er yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.