SON DAKİKA HABERİ: AK Parti sözcüsü Ömer Çelik: Filistin'in meşru taleplerinin hiçe sayıldığı bir işgal planı yapılmıştır

SON DAKİKA HABERİ: Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, ABD başkanı Trump'ın açıkladığı sözde Ortadoğu Barış Planı'na ilişkin, "Filistin'in meşru taleplerinin hiçe sayıldığı bir işgal planı" ifadesini kullandı. Çelik, "Barış müzakerelerinin başlayabilmesi için İsrail'in işgal ve ilhak politikasının sona ermesi gerekmektedir. İsrail burada tersini yapmakta ve işggalini meşrulaştırma yapmaktadır. Ortada bir müzakere olacaksa iki tarafta masaya oturmalıdır" dedi.

29.01.2020 - 13:23

çelik.jpg

Son dakika haberi! AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Belçika Yüksek Mahkemesinin PKK terör örgütüyle bağlantılı 36 özel ve tüzel kişiye karşı savcılığın 2010 yılında başlattığı soruşturmanın yargıya taşınmasını önleyen Belçika İddianame Odası kararının insani ve hukuki değerlerle bağdaşmadığını belirtti. Çelik, "Bu kararın siyasi sonuçlarına karşı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz." dedi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Elazığ'da yaşanan depremde üzüntü veren kayıpların olduğunu hatırlatan Çelik, vefat edenlere Allah'tan rahmet, acılı ailelere de sabır diledi.

Yaralanan vatandaşlara da şifa dileyen Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın depreme ilişkin bilgi almasının ardından talimat vererek ilgili bakanların afet bölgesine gitmesini ve tüm kurumların koordinasyon içerisinde çalışmasını sağladığını dile getirdi.

Çelik, depremin ardından devletin, bütün imkan ve kapasitesiyle yaraları sarmak ve enkaz altındaki vatandaşları çıkarmak için büyük bir gayret içerisinde tüm kurumların koordinasyonuyla çok güçlü bir çalışma yaptığını söyledi.

Enkazda çalışan tüm kurum ve birimlerin büyük bir iş gerçekleştirdiklerini belirten Çelik, "Kayıplarımızdan dolayı büyük bir üzüntü duyuyoruz. Burada bir millet olmanın bize duygusunu tekrar hissettiren, tek bir millet olmanın kardeşliğini ve duygusunu tekrar hissettiren, çok önemli, sembolik anlamı çok yüksek çeşitli olaylarla karşılaştık. Her birinde insanlığımızla ilgili, milletimizle ilgili gurur duyacağımız hadiselere şahitlik ettik." diye konuştu.

"ONLARI KENDİ KÖTÜLÜKLERİYLE BAŞ BAŞA BIRAKMAK LAZIM"

Deprem bölgesinde çalışanların herkese insanlık dersi veren fedakarlıklarda bulunduğunu kaydeden Çelik, "Burada milletimizin büyüklüğünü, gönül büyüklüğünü, millet olmasının büyüklüğünü bir kere daha hep beraber müşahede etmiş olduk. Tabii çeşitli olaylarda olduğu gibi burada da maalesef bu duygunun dışına çıkan, kendini kötülüğün hizmetine sokmuş, ahlaken ve vicdanen kabul edilemeyecek ifadeler kullanan birtakım kimselerin olduğunu gördük. Onları kendi kötülükleriyle baş başa bırakmak lazım." dedi.

Deprem bölgesinde ortaya çıkan fedakarlık sahneleri, asalet ve dayanışma görüntülerinin herkesin hafızasında sonsuza kadar yer edeceğini söyleyen Çelik, "Canlarımız enkaz altında iken bu hassasiyeti gösteren herkese teşekkür ediyoruz. O kötülük yapanlar, ahlak dışı tavırlarda bulunanlar da kendi kötülükleriyle baş başa kalacaktır." diye konuştu.

Çelik, Diyarbakır annelerinin deprem bölgesine giderek destek vermesinin de verilen en anlamlı desteklerden biri olduğunu vurgulayarak, "Aziz milletimizin başı sağolsun. Orada görev yapan her kesimden buradaki afette, insanımızın yardımına koşan herkese de şükranlarımızı sunuyoruz." ifadelerini kullandı.

BELÇİKA MAHKEMESİNİN KARARI

Belçika Yüksek Mahkemesinin PKK terör örgütüyle bağlantılı 36 özel ve tüzel kişiye karşı savcılığın 2010 yılında başlattığı soruşturmanın yargıya taşınmasını önleyen Belçika İddianame Odası kararına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çelik, Belçika'da terörle mücadele konusundaki kavramları alt üst edecek, teröre doğrudan destek vermek anlamına gelecek birtakım gelişmeler yaşandığını söyledi.

"Ariadna Davası" davası olarak bilinen davada bu meseleyi yargıya taşımalarının önünün kesildiğini söyleyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlar terör örgütü PKK'yı, uluslararası normlarda bir 'iç mücadelede devlet dışı aktör' olarak tanımlıyorlar. Uluslararası hukuk normlarında, 'iç mücadelede bir devlet dışı aktör' demek, meşru bir devletle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile bir terör örgütünü eş tutmak gibi, hukukla, herhangi bir uluslararası hukuk normuyla izah edilemeyecek kadar hukuk dışı, insanlık dışı bir tutumdur. Belçika'da insanlığın evrensel değerlerinin bir kere daha teröre kurban edildiğini açık ve net bir şekilde görüyoruz. Son yıllarda küresel ölçekte yaşadığımız acı tecrübeler, 'senin teröristin, benim kahramanım' anlayışının aslında en çok da bu anlayışı savunanlara zarar verdiğini, bu anlayışı savunanları zedelediğini göstermiştir. Bu anlayışın insanlık adına ne kadar tehlikeli olabileceğini, pek çok ülke yaşadığı gibi, teröre destek veren ülkeler de çeşitli sebeplerle yaşıyorlar."

Çelik, PKK'nın, Avrupa'da uyuşturucu ticaretinin baş faili olduğunu, asker sivil pek çok insanı öldürdüğünü, PKK'yı Avrupa Birliği'nin de açıktan terör örgütü olarak kabul ettiğini hatırlatarak şöyle devam etti:

"Sürekli olarak bir terör örgütü faaliyeti içerisinde olan bir PKK terör örgütüne dönük olarak Belçika mahkemelerinin aldığı bu karar Belçika mahkemelerinin hukuki her türlü angajmandan, hukuki her türlü normdan uzaklaştığının açık bir ifadesidir. Belçika'nın, üyesi olduğu Avrupa Birliği başta olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya gibi pek çok ülke tarafından terör örgütü olarak kabul edilen bir örgütü bu şekilde aklamaya çalışması, Belçika yargısının terör karşısında içine düştüğü zaafı göstermektedir. Yarın bir gün Belçika'da bir terör örgütü çıksa, Belçika devletini hedef alsa, ki bunu asla istemeyiz, Belçika'daki asker sivil kişileri öldürmeye kalksa, bu terör örgütü oradaki çocukları zorla dağa kaçırmaya çalışsa, uyuşturucu ticareti yapsa ve başka bir ülke Belçika'da ortaya çıkmış bu terör örgütüne 'uluslararası hukuk normlarında iç çatışmanın tarafı olan devlet dışı bir aktör' dese bu Belçika için ne kadar meşruysa bu kararla o şekilde yüzleşmeleri gerekir."

"Bu mantıkla bakarsanız bu karar DEAŞ'ı da terör örgütü olmaktan çıkarır, DEAŞ'ı da sadece bir çatışmanın tarafı haline getirir." ifadesini kullanan Çelik, Belçika mahkemesinin bu kararının, terör örgütleriyle kol kola bir yaklaşım içerisinde olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Çelik, şöyle konuştu:

"İnsani ve hukuki değerlerle asla bağdaşmayan bu karara karşı, bu kararın siyasi sonuçlarına karşı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu akıl dışı karara tepki göstermeye, bu kararı her ortamda dile getirmeye ve terörizme karşı terörün olmadığı bir dünyayı, terörle mücadelenin güçlü bir şekilde desteklenmesi gerektiğini, insan hayatının üstünlüğünü tabii ki savunmaya devam edeceğiz. Bu karar Belçika mahkemesi, Belçika yargısı için ağır bir lekedir. Belçika yargısının bir terör örgütünü aklama, terör örgütünü bırakın aklamayı, hukuki birtakım argümanları kullanarak hukuk dışı destek vermesi anlamına gelmektedir."

Ömer Çelik'in açıklamalarından diğer satır başları;

"Dün gece saatlerinde Başkan Trump, adına barış planı denilen ama barışla hiçbir alakası olmayan bir plan açıkladı. İsrail geçici Başbakanı Netanyahu ile çeşitli kişilere referans verdiler. Burada  Filistin halkının meşru talepleri hiçe sayılmıştır. Bu merşru bir işgal planıdır."

"İşgal altındaki Filistin topraklarında onları köleliştirme planıdır. Kudüs'ü İsrail'in bölünmez başkenti ilan ediyor. Flistin'in başkentini Doğu Kudüs ilan ediliyor. Filistinleririn varlığını yasadışı haline getiriyor. İsrailli yerleşimciler işgalciyken bir anda ev sahi oluyor. Netanyahu dün en çok şu cümleyi kullandı: 'Filistinli mülteciler artık ülkelerine dönemeyecekler'. Bu plan bir barış planı değil bir işgal planıdır."

"Bu tamamen yasadışı yerleşimlerin meşrulaştırılması anlamına geliyor. İsrail'in bir ırkçı devlet haline getirilmesi tüm dünyanın gözü önünde gerçekleştiriyor. Tüm dünya buna sessiz kalıyor ve adına demokrasi diyorlar."

"İsrail'in güdümü altında Filistinliler için sadece bir işgal yönetimi mekanizması vadedilmektedir."

"Abbas'ın Kudüs satılık değildir ifadeleri gayet yerindedir."

"Türkiye ABD'nin Kudüs ve Golan kararlarına karşı tüm dünya nezdinde büyük bir diplomasi yürütmüştür. İslam dünyası, Avurpa birliği ile yoğun temaslar yürütüldü. İşgal altındaki yerleşim yerlerini meşrulaştırmaya çalışan planların barışa gibir katkı sağlamayacağı açıktır."

"İlk defa bir ABD başkanı Türkiye'ye sormadan Kudüs'e ilişkin tek taraflı bir plan açıkladı. Filistin'in fikri dinlenmeden tek taraflı bir plan yapılmıştı. Filistin'in hakkının daha fazla gasp edildiği bir platform kurulmuştur."

"Seçimlerde yeterli destek almayan ve hükümeti kuramayan Netanyahu'nun açıklamaları bile oldukça saldırgandır. Bu planda iki taraf yok, meşru karar yok."

"ABD çok uzun zamandır, işgal altındaki toprakları meşrulaştırma çabasındadır. ABD'nin tarafsızlık politikasının çok yara aldığını, bu planın yanlış olduğuunu ve açıklananınca çok tepki alacağını biliyorlardı."

"Amerika'nın barış planı ölü doğmuştur, hiç bir şekilde barışa hizmet etmesi söz konusu değildir."

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sıkça gündeme getirdiği Kudüs ve Ortadoğu hassasiyetimiz devam etmektedir. Barış müzakeresinin başlayabilmesi için İsrail'in işgal ve ilhak politikasının sona ermesi gerekmektedir. İsrail burada tersini yapmakta ve işggalini meşrulaştırma yapmaktadır. Ortada bir müzakere olacaksa iki tarafta masaya oturmalıdır."

"Biz Kudüs'ün Filistin'in başkenti olduğu bir anlaşma için çalışacağız. Filistin'in desteklemediği hiçbir planı desteklemeyeceğiz."

"İslam coğrafyası tarafından utanç verici olan ve anında reddedilecek bu plana karşı olarak çalışacağız. Bu plan Filistinlilerin köleleştirilmesini amaçlamaktadır. Bu plana destek vermek utanç vericidir. Mısır, Filistin davasına en bağlı olan devletlerden biridir. Her zaman  Filistin davasına ilişkin adım atmak orada öncelik olmuştur. Dün yapılan açıklamda, Mısır'ın bu işgal planını desteklemesi, Mısır devletinin Mısır halkına olan hakaretidir."

"Kudüs Fisitin'in başkenti olarak ele alındığı bir plan elzemdir. Birleşmiş Milletle uyarınca bir plan vardı. Bu pervasız bir işgal planıdır ve bu planı tamamen reddediyoruz."

SORU-CEVAP

"Tabi gördüğününz gibi İstanbul Belediye Başkanı Erzurum'a taile giderken Elazığ''a bir upramış, oraya özellikle gitmemiş. Partimiz köy köy gezerek Elazığ'daki depremzedelere yardım etmek için tüm gücüyle çalışmaktadır. Herkes kendine yakışanı yapar. Bizim arkadaşlarımız ilk günden beri sahadadır. Bu parti devletini çok konuşuyorlar. Ama kurum CHP ile kavramsallaşan bir tabirdir. Parti devleti denilince akla tarihta yaşanan acı verici olaylardan dolayı CHP gelmektedir. Ayrıca bir partinin devletin bankası olan İş Bankası'nda hissesi vardır. Onların bunu Hazine'ye devretmesi gerekir."

"(Deprem vergisi) Toplanan vergilerin çok daha fazlası deprem konusundaki çalışmalar için harcanmıştır."

Son dakika gelişmesinin ayrıntıları birazdan ntv.com.tr'de...

Sayfa Yükleniyor...