Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırma Merkezi uzmanlarının "Türkiye'de GDO'lar ve toplumsal muhalefet" konulu araştırmasının sonuçları şöyle özetleniyor: "GDO’lar son 15 yıldır gerek biyogüvenlik mevzuatının oluşturulması gerekse sivil toplum kampanyaları ile Türkiye’nin gündeminde yer alıyor.

Türkiye, biyoçeşitliliğin korunmasına dair ulusal stratejilerin belirlenmesi, eylem plan ve programının oluşturulmasına dair Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 1997’de imza atmasına ve Cartagena Biyogüvenlik Protokolü’ne de 2004’te taraf olmasına rağmen 2010’a kadar Biyogüvenlik Kanunu’nu çıkarmadı. Mart 2010’da çıkarılan kanun ile Türkiye’de GDO’ların ekimine yasak getirilirken ithalat izni Biyogüvenlik Kurulu’nun risk ve sosyo-ekonomik değerlendirmesine bağlı kılındı.

Türkiye toplumun GDO’lardan genel düzeyde haberdar olduğu ve yüksek oranda da GDO’lu ürünlerden endişe duyduklarını söyleyebiliriz. Çevreciler, üreticiler, tüketiciler ve bilim insanlarından oluşan koalisyonun GDO’lu ürünlerin ekiminin ve ithalinin yasaklanması için yürüttüğü toplumsal muhalefet, konunun geniş kesimlerince bilinmesine ve ulusal mevzuatın geliştirilmesine katkı sundu. Küresel, ulusal ve yerel politik ve ekonomik süreçlerinin yorumlanması ve tarım, çevre, sağlık ve biyogüvenlik politikalarının oluşturulmasına müdahil olmak için siyasi, toplumsal ve hukuki mücadele yürüttü. Biyogüvenlik Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra şirketlerin GDO’lu gıda ithali başvurularının geri çekilmesinde rol oynadı. Önümüzdeki dönemde, ithal izni verilen GDO'lu yemlerle beslenmiş hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiketlenmesinin sıkça tartışılacağını söyleyebiliriz."