AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'yla görüşen Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye-Ermenistan görüşmeleriyle ilgili olarak, "politikamızı bölgedeki yeni gerçeklere uyarlama hakkımızı kullanacağız" dedi.

Aliyev, Barroso ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Türkiye-Ermenistan diyaloğuyla ilgili bir soru üzerine, "Pozisyonumuzu çeşitli fırsatlarla defalarca açıkladık ve bu, başka bir ülkenin iç işlerine ve egemen ülkeler arasındaki ilişkilere asla müdahale etmeyeceğimiz anlamına geliyor. Bu konuda karar almak Türkiye ve Ermenistan'ın hakkı, onların tercihleri" diye konuştu.

"Bu sorunun tarihi kökeniyle ilgili değerlendirmede bulunacaksam Türkiye ve Ermenistan arasındaki sınır 1993'te, Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgali nedeniyle kapatıldı. Bugün işgal devam ediyor" diyen Aliyev, "Tekrar söylemek isterim ki biz ülkeler arasında hiçbir ilişkiyi engelleme durumunda değiliz. Tek söylemek istediğim bizim de hakkımızın olduğu ve politikamızı bölgedeki gerçeklere uyarlama hakkımızı elbette kullanacağız. Adımlarımızı bölgede ortaya çıkabilecek duruma uyumlu hale getireceğiz" şeklinde konuştu.

"BASİT BİR CEVAP"
Türkiye-Ermenistan görüşmeleriyle ilgili "farklı kaynaklardan gelen çelişkili yorumlar duyduklarını" anlatan Aliyev, "Duyduğumuz bir kaynak diyor ki, yol haritası ön koşulsuz olacak şekilde uzlaşma sağlandı. Diğer bir kaynak bunun ön koşulsuz olduğunun iddia edilemeyeceğini söylüyor. Bu bir çeşit kelime oyununa benziyor. Bence dünya, bölge ve Azeri halkı, Yukarı Karabağ meselesinin çözümünün Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasına bağlanıp bağlanmadığını bilmek istiyor. Bu çok basit bir soru ve basit bir cevap gerekiyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Aliyev, 20 yıla yakın bir süredir Azeri topraklarının Ermeni işgali altında bulunmasının, kendileri ve "Azerbaycan'ın ve bölgenin istikrarına yönelik en büyük tehdit" olduğunu vurgulayarak, bunun sonucunda Yukarı Karabağ civarındaki Azeri yerleşim birimlerinde etnik temizlik yapıldığını ve 1 milyon Azerinin yerlerinden edildiğini hatırlattı.

Soruna uluslararası hukuka uygun çözüm bulunmasından yana olduklarını belirten Aliyev, bunun da "Ermeni güçlerinin Azeri topraklarından ön koşulsuz çekilmesini" gerektirdiğini kaydetti.

Ermeni tarafının "Yukarı Karabağlılar kendi geleceklerini tayin etsin" görüşünü savunduğunu anımsatan Aliyev, "Böyle bir tayin Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü ihlal hakkını doğurmaz. Ermeniler ulus olarak zaten kendi geleceklerini tayin ettiler. Bağımsız Ermeni devleti var" dedi.

Aliyev, Yukarı Karabağ'ın kendi geleceğini tayininin, uluslararası normlara uygun olabilmesi için Azerbaycan'ın egemenliği altında gerçekleşmesi gerektiğine dikkati çekti.

AB KOMİSYONU BAŞKANI BARROSO
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ise konunun Azerbaycan açısından hassasiyetini anladığını belirterek, "Aynı zamanda siz de AB'nin herhangi bir gerilim azaldığında mutlu olmasını anlamalısınız" dedi.

Türkiye ve Ermenistan arasındaki son gelişmelere de bu gözle bakılmasını isteyen Barroso, "Bunu memnuniyetle karşılamamız gerekiyordu ve karşıladık. Bildiğiniz gibi Türkiye ve Ermenistan arasında tarihten gelen çok önemli sorunlar var ve bu durum bölge için de geçerli. O halde evet biz olumlu gelişmeleri memnuniyetle karşıladık. Fakat bu bizim Yukarı Karabağ meselesinin çözülmesini istemediğimiz anlamına gelmez. Bunu çok açıklıkla belirtmeliyim. Biz aynı zamanda Azerbaycan ve Ermenistan'ı çözüme teşvik ediyor, çabalarının sonuç vermesini umuyoruz" diye konuştu.



İlham Alivey, Şahdeniz projesinden Türkiye'nin aldığı doğal gazın fiyatının "piyasa fiyatı ve sözleşme yükümlülükleri esas alınarak yeniden belirlenmesi gerektiğini" söyledi.

Düşünce kuruluşu Avrupa Politika Merkezi'nde konuşan Aliyev, Türkiye-Ermenistan görüşmeleri nedeniyle Azerbaycan'ın Türkiye'ye verdiği doğal gaza zam yapacağı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, Şahdeniz projesinin tek üyesinin Azeri şirketi SOCAR olmadığını anlattı.

Şahdeniz konsorsiyumuyla Türkiye arasında 2001 yılında imzalanan anlaşmanın, bin metre küp doğal gaz için üst sınırı 120 dolar olarak belirleyen fiyatın geçerlilik süresinin 1 yıl olduğunu belirten Aliyev, tarafların üzerinde uzlaşma sağladığı son sözleşmenin süresinin geçen yıl nisan ayında dolduğunu kaydetti.

Aliyev, "Şahdeniz konsorsiyumunun ortak anlayışı, yeni fiyatın müzakere edilmesi yönünde. Şu aşamada bunun (yeni fiyatın) daha yüksek veya daha düşük olacağını söylemek güç. Petrol fiyatları geriliyor belki daha düşük bir fiyat olacak. Fakat piyasa fiyatı olmalı" dedi.

Cumhurbaşkanı Aliyev, "Bu konuyu takip edenler 2008 yılında Türkiye'nin Rusya'dan 400 dolara, bazen 500 dolara doğal gaz aldığını bilirler. Cezayir'den 300 dolara ve daha fazlasına gaz aldığını bilirler. Bu bilgi sır değil. Geçen yıl Azerbaycan'dan ise 120 dolara alırken doğal gazın piyasa fiyatı 400-500 dolar seviyesindeydi. Bu durumda Şahdeniz konsorsiyumunun bu yüzden ne kadar büyük zarar ettiğini hesaplayabilirsiniz" dedi.

"Fakat her şey sözleşmelere dayanmalı" diyen Aliyev, "Biz uluslararası yükümlülüklerimize saygı gösteriyoruz. Asla uluslararası sözleşmeleri ihlal etmedik. Tüm müzakereler ortaklık, dostluk ve iyi niyet, karşılıklı çıkar, adil piyasa fiyatı ve yasal çerçeve ruhuna uygun yapılmalı. Bizim pozisyonumuz bu. O halde zamdan ya da indirimden bahsetmek uygun değil. Sözleşme yükümlülüklerimizi ve piyasa fiyatını konuşmalıyız. Eğer piyasa fiyatı olmazsa sadece ekonomik zarara neden olmaz, gelecekte işbirliği ihtimalini (olumsuz) etkiler" şeklinde konuştu.