Avustralya Başbakanı Scott Morrison, sağlık sorunu yaşayan mülteci ve sığınmacıların Avustralya’daki tedavisine doktorların karar vermesini sağlayan tasarının yasallaşmasının ardından geçen yıl kapatılan Christmas Adası Gözaltı Merkezinin yeniden açılacağını söyledi.

Morrison’un Başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin karşı çıkmasına rağmen tedaviye ihtiyacı olan mülteci ve sığınmacıların Avustralya’ya nakledilmesine doktorların karar vermesini sağlayan tasarı, muhalefet partilerinin desteğiyle dün Meclisten, bugün de Senatodan geçerek yasalaştı.

Yasaların ülkenin güçlü sınır politikalarını zayıflatacağını ve insan kaçakçılarını cesaretlendireceğini ileri sürerek karşı çıkan Morrison, geçen yıl kapatılan Christmas Adası Gözaltı Merkezinin yeniden açılacağını açıkladı.

Merkezin yeniden açılması kararını eleştiren ana muhalefetteki İşçi Partisinin Senato lideri Penny Wong, Başbakan'ın bu yıl mayıs ayında yapılması beklenen seçimler öncesinde siyasi oyun oynadığını söyledi.

TARTIŞMALI MERKEZDE İKİ MÜLTECİ HAYATINI KAYBETMİŞTİ

Avustralya’nın deniz aşırı toprağı olan Christmas Adası’nda 2003'te açılan ve mülteci ile sığınmacıların kaldığı gözaltı merkezinde 2014 yılında yaşanan olaylarda İranlı sığınmacı Reza Barati hayatını kaybetmişti. Kasım 2015’te merkezden kaçtığı ileri sürülen bir başka İranlı Fazel Chegeni Nejad’ın merkezi çevreleyen tel örgülerin yakınında ölü bulunduğu açıklanmıştı. Açlık grevlerine ve çok sayıda protestolara sahne olan merkez geçen yılın sonlarına doğru kapatılmıştı.

MANUS ADASI VE NAURU’DA TUTULANLARA AVUSTRALYA YOLU AÇILDI

İktidardaki koalisyon hükümeti yetkililerinin her fırsatta vurguladığı teknelerle gelenlerin hiçbir zaman Avustralya’ya alınmayacağı söylemi, yasayla geçerliğini kaybetti.

Manus Adası ve Nauru gözaltı merkezlerinde görev yapan doktorlar, daha önce yaptıkları açıklamada, uzun yıllar gelecekleri belli olmadan bekleyen mülteci ve sığınmacıların acilen Avustralya’ya getirilerek tedavi edilmeleri çağrısında bulunmuştu.

Merkezlerin kapatılarak buralarda tutulanların Avustralya’ya getirilmeleri için çok sayıda gösteri düzenlenmişti. Birleşmiş Milletler, tecavüz, saldırı, intihar ve cinsel taciz vakalarıyla gündeme gelen merkezlerdeki uygulamaları ‘‘insanlık dışı’’ olarak tanımlamıştı.