Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Türkiye-Amerika ilişkileri sadece S-400 ya da F-35'e bağlı değil. Bunlar tabii ki önemli. Suriye'den Amerikan askerlerinin çekilmesi dahil birçok bölgesel ve ikili konularımız var. Yani bir konuda anlaşamadık diye bir ülkeyle diğer konularda bağlantılarımızı kesmek zorunda değiliz." dedi.

Çavuşoğlu ile Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Türkiye'nin S-400 satın almasına ilişkin bir soru üzerine Çavuşoğlu, Türkiye'nin etrafındaki ülkelerde çok ciddi tehditler bulunduğuna işaret ederek, "Savunma sistemine acil bir şekilde ihtiyacımız var. Biz 10 yıldır, müttefiklerimize, başta ABD olmak üzere, NATO üyelerinden bu sistemi almak istedik ama maalesef bize satamadılar." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin acil ihtiyacını karşılamak için diğer ülkelerle görüştüğünü ve en uygun teklifi Rusya'dan aldığını belirterek, "Biz S-400 ile ilgili anlaşma sürecini tamamladık. Bu bitmiş bir anlaşmadır." dedi.

"TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİ SADECE S-400'E BAĞLI DEĞİL"

ABD'nin S-400'ün NATO sistemlerine ve F-35'lere tehdit oluşturabileceği yönünde bazı iddiaları olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, Türkiye'nin bu iddiaları doğru bulmadığını, S-400'lerin tamamen Türkiye'nin kontrolünde olacağını kaydetti.

Çavuşoğlu, ABD'ye ve NATO'ya tereddütleri gidermek için ortak bir çalışma grubu kurulması ve uzmanların araştırıp rapor vermesi için teklif sunulduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Başkan Trump da geçmişte Amerika'nın Türkiye'ye patriot bataryalarını satamadığını söylüyor ve bundan dolayı Türkiye'nin S-400 aldığını da kabul ediyor." ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye gelmek istediğini ve tarihin görüşüldüğünü aktaran Çavuşoğlu, "Türkiye-Amerika ilişkileri sadece S-400 ya da F-35'e bağlı değil. Bunlar tabii ki önemli. Suriye'den Amerikan askerlerinin çekilmesi dahil birçok bölgesel ve ikili konularımız var. Yani bir konuda anlaşamadık diye bir ülkeyle diğer konularda bağlantılarımızı kesmek zorunda değiliz." diye konuştu.

- NATO Kuzey Atlantik Konseyi toplantısı

NATO Kuzey Atlantik Konseyinin her yıl bir ülkeyi ziyaret ettiğini belirten Çavuşoğlu, bu çerçevede Konseyin NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg başkanlığında Türkiye'yi ziyaret edeceğini, heyetin önce Ankara daha sonra da Hatay'a geçeceğini söyledi.

Çavuşoğlu, ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da Stoltenberg ile bir görüşme gerçekleştireceğini duyurdu.

"AB'NİN BÜROKRASİSİ ÇOK YAVAŞ"​

Çavuşoğlu, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) arasındaki göçmen anlaşmasına ilişkin ise Türkiye'de 4,5 milyon civarında göçmen olduğunu, bunların 3,6 milyonunun Suriye'den geldiğini ve Türk halkının zor durumda olan insanlara sahip çıktığını belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"AB ile yaptığımız anlaşma gereği 2018'in sonuna kadar 3 artı 3,6 milyar avronun bu göçmenler için aktarılması gerekiyordu. Şu ana kadar bu miktarın sadece yaklaşık 2 milyar avrosu aktarılabildi. Yani toplam rakamın üçte biri. Burada bir yavaşlık var. Bunu AB de kabul ediyor. Süreci hızlandırmak için birlikte çalışıyoruz ama AB'nin de bürokrasisinin de çok yavaş olduğunu söylemem gerekiyor."

Çavuşoğlu, göçmen sayısında bir azalma olmadığına, sadece Suriye'den değil Afganistan, Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelerden de göçmenlerin geldiğine dikkati çekti.

Suriye'den gelenlerin güvenli bölgelere dönme konusunda istekli olduklarını kaydeden Çavuşoğlu, "Bizim iki terör örgütünden, DEAŞ'tan ve YPG/PKK'dan arındırdığımız iki bölgeye bugüne kadar 321 bin Suriyeli geri döndü." dedi.

Çavuşoğlu, Suriyelilerin, rejimin kontrol ettiği yerlere neyle karşılaşacaklarını bilmedikleri için dönmek istemediklerini kaydetti.

İdlib'deki saldırılardan sonra da Türkiye'ye Suriyelilerin geldiğini aktaran Çavuşoğlu, "Önümüzdeki süreçte Amerika'yla, Rusya'yla ve diğer ülkelerle koordine ettiğimiz, müzakere ettiğimiz güvenli bölgeleri oluşturabilirsek, milyonlarca mülteci geri dönebilir." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, uluslararası camianın rejimle görüşüp, Lübnan ve Ürdün'den dönecek mültecilerin akıbetini de garanti altına alması gerektiğinin altını çizdi.