Yabani mantar böreği, Afrika tavuğu, kırmızı lahana ve fondan patates...

Bir cezaevinden ziyade belki bir Fransız lokantasında karşılaşabileceğimiz bir mönü.

Ama Surrey'deki High Down cezaevindeki mutfakta adeta bir devrim yaşanıyor.

1100 mahkumun kaldığı cezaevinin tam ortasında damak tadına düşkünlere layık bir mutfak bulunuyor ve bu mutfakta, önceden yer ayırtan ziyaretçilere mahkumlar yemek pişiriyor, mahkumlar servis yapıyor.

The Clink adlı lokantanın beyni, profesyonel aşçı ve cezaevi mutfağının şefi Al Crisci.

Crisci, "Burası gerçek bir lokanta. İnsanlar para veriyor, dolayısıyla karşılığında hizmet bekliyor. The Clink, cezaevinin dışında değil, tam ortasında ve tabii bir güvenlik riski, her zaman için mevcut" diyor.

Lokantaya mali destek, Clink adlı hayır kurumundan ve bu işe meraklı müşterilerden geliyor.

Aşçı Crisci, "Müşterilerimiz arasında milletvekilleri, Lady ve Lordlar, ünlü isimler ve her türde insan var" diyor.

Konuklar güvenlik kontrolünden geçmek zorunda ve içki servisi yapılmıyor.

Bunun dışında cezaevi lokantasının Londra'nın merkezindeki lokantalardan bir farkı yok.

Lokanta mahkumlara bir değişim fırsatı veriyor; yemek pişirme, servis ve temizlik işlerinde deneyim ve beceri kazanma olanağı sağlıyor.

Böylelikle mahkumların, cezalarını tamamladıktan sonra otelcilik ve lokanta sektöründe iş bulabilme şansına sahip olacakları kaydediliyor.

2009 yılında açılan lokantada, ilk 18 ayda tam eğitim görmüş 13 aşçı ve garson yetiştirildi ve bu kişiler yiyecek-içecek sektöründe iş buldular.

Lokantada çalışan mahkumlara haftada 14,70 sterlin ödeniyor.

Hayır kurumu Clink, High Down cezaevindeki gurme restoran başarısının başka cezaevlerinde de tekrarlanmasını umuyor.

Al Crisci lokantada yüksek standart uygulandığını belirtiyor, "Burası bir diktatörlük, ben de diktatörüm. Ben ne söylersem yapmak zorundalar. Böyle olması şart: 18 mahkum çalışıyor burada ve anarşiye izin veremem" diyor.