Financial Times’ta Delphine Strauss imzasıyla yer alan bir makalede İsrail’in Gazze saldırısının, Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunun sınırlarını ortaya koyduğu görüşüne yer veriliyor.

Gazetenin haberinde, Türkiye’nin geçtiğimiz dönemde birçok arabuluculuk girişimi yaptığı, ancak Gazze’deki kriz ile Türkiye’nin çabalarının Filistin tarafına kaydığı bunun da Ankara’nın arabuluculuk kapasitesine sekte vurduğu belirtildi.

Financial Times’ın haberinde, “Diplomasi atağıyla komşularıyla ilişkilerini düzelten ve bölgesel sorunlarda arabuluculuk rolü üstlenen AKP, son aylarda uluslararası övgüler alıyordu. Kafkaslar’da işbirliği için bastıran, nükleer politikasında İran’la diyalog kuran, İsrail ile Suriye arasında arabuluculuğa girişen ve Pakistan ile Afgan liderler arasındaki görüşmelere ev sahipliği yapan Türkiye, sonunda iki yıllığına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi oldu. Türkiye bunu, yeni elde ettiği nüfuzunun bir teyidi olarak gördü. Ama Gazze, Ankara’nın hedefleri açısından en önemli sınavlardan biri oldu. Ki bu sınav, Türkiye’ye hem bölgesel güç olarak ağırlığını gösterme fırsatı verdi, hem de nüfuzunun sınırlarını ortaya koydu.” ifadesi yer aldı.

İSRAİL ÇOK AĞIR ELEŞTİRİLDİ
Financial Times yazarına göre, İsrail - Türkiye ilişkilerini geren Gazze krizi, devlet adamlığının gerektirdiği şekilde kamuoyu baskısından bağımsız hareket edebilmenin ne kadar zor olduğunu da gösterdi: Yazar, “Ankara on yıllardır hem İsrail ile askeri işbirliğini hem de Filistinliler ile diplomatik ilişkileri sürdürme siyaseti izledi. Ama İsrail’in son saldırıları Türkiye’de büyük öfke yarattı. Bu tepkilere yanıt olarak Erdoğan, Ortafoğu ülkelerini ziyaret etti, her gün Avrupalı liderleri aradı, Avrupa Birliği dış politika sorumlusu Javier Solana ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’u ağırladı. Ama bölgesel arabuluculuk heveslerine tezat bir şekilde, çabaları Filistin tarafına kaydı ve İsrail’i çok ağır eleştirdi. Ankara’nın İsrail ile Suriye arasında yürüttüğü ve Avrupa Birliği ile Amerika’nın ortağı olduğunu gösteren arabuluculuğu silindi. Erdoğan’ın duygusal tepkisi, Türkiye’nin tarafsız bir arabulucu olarak konumuna zarar verdi.” sözlerini kullandı.

TÜRKİYE OSMANLI’NIN LİDERLİĞİNİ CANLANDIRMAK İSTİYOR
Erdoğan’ın açıklamalarının İsrail’de tepki çektiğini ve Amerika’daki Yahudi lobisini de kızdırdığını belirten yazar şöyle devam ediyor: “Son dönemde yaşananların İsrail ile köprülerin atılmasıyla sonuçlanması beklenmiyor ancak, bazı yorumculara göre, Türkiye şimdiye kadar Osmanlı dönemindeki katliamların soykırım olarak tanınmasını isteyen Ermeni lobisini engelleyen Yahudi lobisinin desteğini kaybederse Amerika ile ilişkilerde sorun yaşayabilir. (Düşünce kuruluşu) Chatham House’tan Fadi Hakura’ya göre, Türk dış politikasının Ortadoğu’daki gücü, tüm ana aktörlerle ilişki kurabilmesinden geliyor. Ama Ankara, İsrail karşıtı bir tutum alarak, arabuluculuk kapasitesine sekte vurdu. Bazı yorumculara göre Türkiye, İslam dünyasında Osmanlı’nın liderlik rolünü canlandırmak istiyor. Türkiye belki “Gazze’deki savaşın durdurulmasında başrolü oynayamadı ama İsrail ve Hamas ile ilişkilerini kullanarak Ortadoğu’da kalıcı bir barış sağlanmasına katkıda bulunabilir.”

GUARDIAN’A GÖRE GAZZE TÜRKİYE’NİN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ
Ancak uluslararası basında, Financial Times’ın aksi yönde görüş bildirenler de var. Örneğin, yine bir İngiliz gazetesi olan Guardian dün yayımlanan Simon Tisdall imzalı haberde, Gazze krizinin Avrupa ve ABD için Türkiye’nin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu yazmıştı. Haberde “Gazze’de çatışmaların kontrolden çıkmak üzere olduğu bir dönemde Türk diplomatları, Şam’da Halid Meşal’le doğrudan görüşerek diğer diplomatların ulaşamayacakları alanlara girebileceklerini gösterdiler. Geniş kapsamlı arabuluculuk faaliyetleri kapsamında Erdoğan Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır ve Suriye’de Arap liderlerle istişarelerde bulundu. Hamas’ın en önemli destekçilerinden İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’la iletişim kanallarını açık tuttu. Erdoğan’ın ılımlı İslamcı hükümeti altında Türkiye’nin Orta Doğu’da nüfuzunu başarılı bir şekilde genişletmesi “Yeni Osmanlıcılık” olarak adlandırılıyor.” ifadeleri kullanıldı.