ABD'deki İran yaptırımları davasında suçunu kabul ettikten sonra savcılıkla iş birliğine giden ve Türkiye'deki mal varlıklarına el konulan Rıza Sarraf'ın ağabeyi Can Sarraf'ın eşi Nesrin Sarraf, eşinin mal varlıklarına ihtiyati tedbir uygulanmasını için başvuruda bulundu.

Nesrin Sarraf'ın avukatı Deniz Ketenci tarafından nöbetçi İstanbul Aile Mahkemesi'ne sunulan ihtiyati tedbir talepli dilekçede, Nesrin Sarraf ile Can Sarraf'ın 2005 yılında evlendikleri, 2011 ve 2016 doğumlu iki çocukları bulunduğu belirtilerek, eşinin mutluluğu ve refahı için her türlü fedakarlığı yapan Nesrin Sarraf'ın aksine davalı Can Sarraf'ın, evlilik birliği süresince ağır kusurlu davranışlarda bulunduğu ve Nesrin Sarraf'ı yıprattığı, evlilik birliğinin sona ermesine neden olduğu aktarıldı.

"Davacı Nesrin Sarraf’ın evliliği boyunca davalı Can Sarraf’ın ilgisiz ve sorumsuz davranışlarına, duygusal ve maddi şiddetine maruz kalmış ve davalı tarafından defalarca kez farklı kadınlarla aldatılmıştır." ifadesi kullanılan dilekçede, davalı Sarraf'ın son derece yüksek gelire, hatta harcayabileceğinden çok daha fazla paraya sahip olmasına rağmen evliliği boyunca eşine maddi şiddet uyguladığı ve hiçbir zaman nakit para vermediği öne sürüldü.

"İRAN'DA 11 GÜN TUTUKLU KALDI"

Nesrin Sarraf'ın eşinin işleri ve yargıya yansıyan birtakım problemleri nedeniyle Dubai, İran ve Türkiye'de yaşamak zorunda kaldığı anlatılan dilekçede, "Evlendikten sonra Dubai'de yaşayan müvekkilimiz, davalının İran'daki işleri nedeniyle bir süre sonra İran'a taşınmış, ancak bir sene sonra davalı İran'da kara para aklama suçundan tutuklanmıştır. Tahran'da 11 gün tutuklu olarak yargılandıktan sonra İran'dan çıkış yapmış ve bir daha bu ülkeye gitmemiştir. Müvekkilimiz tek başına İran'a gidip Tebriz'deki dairelerini kapatmıştır." ifadesi kullanıldı.

Can Sarraf'ın eşini hamileliği boyunca yalnız bıraktığı, onunla ilgilenmediği, 2013'te soruşturma geçirdikten sonra eşini Dubai'ye gitmeye zorladığı bildirilen dilekçede, Nesrin Sarraf'ın, eşinin eski sevgilisiyle birlikte olmaya devam ettiğini ve başka kadınlarla da kendisini aldattığını daha sonra öğrendiği, eşinin pişman olduğunu belirtmesi üzerine son bir şans vererek evliliğine devam ettiği ancak aldatılma durumunun sürdüğü öne sürüldü.

"13 YILLIK EVLİLİK HAYATI BOYUNCA ALDATILDI" 

Dilekçede, "Özlemini duyduğu aile ortamını kurmaya çalıştığı sırada müvekkilimizi arayan bir kadın, eşinin gerçek yüzünü görmesini sağlamıştır. Kadın, kendisini aldattığı tüm kadınların resimlerini, yazışmalarını, kadınlara alınan hediyeleri, kadınlar için tutulan evleri, kadınlarla çıkılan yurt içi ve yurt dışı seyahatlerinin tüm belgelerini isim isim müvekkilimize vermiştir. Müvekkilimiz 13 yıllık evlilik hayatı boyunca aldatıldığını, bu kadınlarla olan gayriahlaki hayatını rahatlıkla devam ettirebilmek için kendisinin ve çocuklarının uzak tutulduğunu öğrenmiştir." ifadeleri yer buldu.

Nesrin Sarraf'ın gelinen noktada 31 Temmuz 2018'de eşinin ağır kusurlu davranışları ve zinası nedeniyle İstanbul 10. Aile Mahkemesi'ne boşanma davası açtığı belirtilen dilekçede, davalı Can Sarraf'ın boşanma davası açıldıktan sonra çeşitli sebeplerle mevcut mal varlığı değerlerini azaltmak için girişimlerde bulunduğuna dikkat çekilerek, daha fazla hak kaybına uğranmaması için mal rejiminin tasfiyesi davasını açmanın zorunlu hale geldiği anlatıldı.

"BOŞANMA DAVASINDAN SONRA MAL VARLIĞINI EKSİLTME YOLUNA GİTTİ" 

Dilekçede, Nesrin Sarraf'ın eşinin yüksek bir mal varlığı edinmesinde manevi desteğiyle çok büyük katkıda bulunduğu belirtilerek, "Ancak ne var ki davalı müvekkilimizden mal kaçırmak, mal rejimi tasfiyesi sonucu müvekkilimizin hak kazanacağı birtakım mali değerlerin ifasını imkansız hale getirmek ve başkaca sair amaçlarla gerek evlilik birliği içerisinde gerek boşanma davası açıldıktan sonra mal varlığı değerlerini eksiltme yoluna gitmiştir." denildi.

Davalı Sarraf'ın son derece lüks bir hayat yaşadığı ancak mal varlığını ailesiyle paylaşmadığı savunulan dilekçede, "Davalı maddi gelirini şahsi lüks harcamalarına ve müvekkilimizden gizli zina ortaklarına harcamaktadır. Bu nedenle davalının evlilik birliği içerisinde edinmiş olduğu mal varlığı değerlerinin gerçek durum ve somut deliller göz önünde bulundurularak tespit edilmesi ve buna göre müvekkilimizin katılma alacağının hesap edilmesi talep olunmaktadır." ifadelerine yer verildi.

"RIZA SARRAF AĞABEYİNİN MAL VARLIĞINI YURT DIŞINA KAÇIRDI" 

Evlilikte edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin tasfiyeye dahil edilmesi gerektiği ve Nesrin Sarraf'ın davalının sahip olduğu, devrettiği hisseler üzerinden, boşanma davası tarihine kadar yüzde 50 oranında katılma alma hakkına sahip olduğuna da dikkat çekilen dilekçede, davalının daha önce üzerine kayıtlı menkul ve gayrimenkuller ile şirket hisselerini 3. kişilere devrettiği ileri sürüldü.

Dilekçede, şunlar kaydedildi:

"Bununla birlikte davalı Can Sarraf, Rıza Sarraf'ın ağabeyi olup, Rıza Sarraf 2016 yılında Amerika'da gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra Can Sarraf üzerine kayıtlı tüm mal varlığını yurt dışına kaçırmıştır. Davalı yine adına kayıtlı malları 3. kişilere devretmeye başlamış, Türkiye'deki şirketlerini zaman içerisinde tasfiye etmiştir. Yurt dışında başka kişiler adına şirketler kurarak ticari faaliyetlerini bu şirketler üzerinden yürütmeye başlamıştır. Dolayısıyla tüm servetini yurt dışına kaçıran davalının üzerinde gerçekte olandan çok daha az mal varlığı görünmektedir. Bu nedenle mahkemenizden, davalının gayrimenkullerinin araştırılıp tespiti ile mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmesini talep etmekteyiz."

Dilekçede, Can Sarraf'ın devredilmiş veya edilmemiş gayrimenkullerinin tespiti istenirken, gayrimenkullerin varlığı halinde tapu sicilleri üzerine yüzde 50 oranında ihtiyati tedbir kararı uygulanması talep edildi.

Davalı Can Sarraf'ın yurt dışında son derece değerli taşınmazlarının bulunduğu ve yüzde 50'lik pay tedbiri konulması için bunların tespit edilmesinin de istendiği dilekçede, davalıya ait kara ve deniz araçları, şirket hisseleri, kar payları ve devredilen şirket hisselerinden elde ettiği gelirlerin de mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmesi talebinde bulunuldu.

Dilekçede, davalı Can Sarraf'ın boşanma davası sonrası bu şirketlerden bazılarını 3. şahıslara devrettiği aktarılırken, İran, Dubai ve Türkiye'de kimi tasfiye edilen onlarca şirket ismi sıralanarak, bunların tespit edilmesi ve yüzde 50'lik pay tedbiri konulması istendi.

"YURT DIŞINDAKİ MAL VARLIĞI DA TESPİT EDİLSİN" 

Can Sarraf'ın en son 2016 yılında İsviçre'de bir şirket kurarak tüm parasını yurt dışına çıkardığı iddia edilen dilekçede, "Kurucuları iki farklı isim olsa da şirket tamamen Can Sarraf'a aittir. Tüm servetini bu şirkete aktararak maddi birikiminin tümünü yurt dışına kaçırmıştır. Davalı hali hazırda bu şirket üzerinden ticari faaliyetlerini yürütmekte olup servetine servet katmaktadır. Şirketlerden elde edilen kar payı, huzur hakkı ve sair kazançlar üzerinde müvekkilimizin yasal katılma alacağının bulunduğu açıktır. Bu nedenle mahkemeden söz konusu şirketlerin gerçekte davalıya ait olduğunun tespiti ile müvekkilimizin daha fazla hak kaybına uğramaması ve mağduriyetinin önlenmesi için şirketlerin hisselerine ivedilikle ihtiyati tedbir uygulanması talep olunmaktadır." denildi.

Dilekçede, Türkiye'nin yanı sıra, İsviçre, İran, Azerbaycan ve Dubai yetkili makamlarına yazı yazılarak davalının ve şirketlerinin taşınır, taşınmaz, hava aracı, deniz aracı, kara aracı olmak üzere tüm mal varlıklarının ve banka hesaplarının sorularak tespit edilmesi, varlıklar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi de istendi.