Cumhurbaşkanı Talat'ın konuşmasıyla resmi kutlamalar da başlamış oldu.

Talat, Kıbrıs Türk halkının uzun yıllar boyunca temel haklarına sahip çıkma mücadelesi verdiğini, bu kazanımlarıyla yetinmediklerini, çünkü nihai hedeflerinin ''adil, kalıcı ve güvenli bir çözüm ve AB içinde hak ettikleri yeri alarak, uluslararası hukuk tarafından kabul görmek'' olduğunu söyledi.

Çözüme çok uzak olmadıklarını, ancak halka hayal kırıklıkları yaşatmak istemedikleri için sessiz ve temkinli davrandıklarını belirten Talat, gelecek güvencesi için, olası bir barış antlaşmasında, Rum tarafına tehdit içermeyen Türkiye'nin garantörlüğünü tartışma konusu yaptırmayacaklarını kaydetti.

Bütün siyasi kesimleri toplumsal uzlaşma ve Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte saptanan dış politika ve müzakere stratejisi etrafında birlik içinde olmaya çağıran Talat, çözüm ipini, hangi görüşten olursa olsun herkesin birlikte göğüslemesi gerektiğine işaret etti.

Talat, bunun nedenini, ''Çünkü Kıbrıs'ta şimdikinden daha huzurlu, daha güvenli ve istikrarlı bir hayat anlamına gelen çözümü, bize başkaları altın tepsi içinde sunmayacaktır. Bunu kendi öz gücümüzle, çabamızla, aklımızla, becerimizle elde edeceğiz'' sözleriyle açıkladı.

DUR DEYİŞİN 35. YILI
Bugünün, 1960'ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'ni, bir Elen devletine dönüştürmek hedefiyle gerçekleştirilen ve çok sayıda insanın hayatına mal olan Yunan askeri darbesine ''Dur'' deyişlerinin 35. yıl dönümü olduğunu kaydeden Talat, 20 Temmuz'la birlikte can ve mal güvenliklerinin sağlandığını, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığını, Kıbrıs'taki ortaklık haklarının tescil edildiğini, böylece gerçekçi bir çözüme doğru adım atıldığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Talat, 20 Temmuz'un çözümsüzlüğün simgesi olarak değil, çözüm yolunda bir açılım olarak görülmesini ve 1974 olaylarına, artık savaşa ve düşmanlığa ilişkin değil, barışa ve dostluğa ilişkin dersler çıkaran bir anlayışla yaklaşılmasını istedi. Kıbrıs'ta çözüm, barış ve dostluğun, Kıbrıs Türk halkının yok sayılmasıyla, adanın ekonomik, sosyal, kültürel hayatından silinmesiyle, siyasi eşitlik ve kendi kendini yönetme hakkının inkar edilmesiyle sağlanamayacağını vurgulayan Talat, ''İşte, 20 Temmuz 1974'le birlikte değişen siyasi parametreler, bu gerçekliği hem Rum tarafına, hem de dünyaya somut bir şekilde göstermiş oldu'' dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, şu anda, bu yeni ve sağlam zemin üzerinde, çok daha güvenli ve kararlı bir şekilde müzakereleri sürdürdüklerini, Kıbrıs Türk halkının haklarını elde etme ve çözüm yolunda emin adımlarla ilerlediklerini bildirdi.

KKTC Cumhurbaşkanı, bu kazanımlarla yetinemeyeceklerini, çünkü nihai hedeflerinin adil, kalıcı ve güvenli bir çözüm, Avrupa Birliği içinde hak ettikleri yeri alarak, uluslararası hukuk tarafından kabul görmek olduğunu vurguladı.

GARANTÖRLÜK
Gelecek güvencesi için, olası bir barış antlaşmasında Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlüğünü tartışma konusu yaptırmayacaklarını, bunu sulandırmayacaklarını vurgulayan Talat, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin güvencesi bizim için kaçınılmazdır. Görüşme sürecinde bu konudaki tutumumuzu kararlılıkla dile getiriyoruz, kararlılıkla dile getirmeye de devam edeceğiz. Hepimiz biliyoruz ki, 20 Temmuz Barış Harekatı, ancak Kıbrıs'ta güvenceli bir çözüme ulaştığımızda ve Kıbrıslı Türkler de uluslararası ilişkilerin sağlayacağı güvenli koşullara kavuştuğunda tam olarak hedefine ulaşmış olacaktır.

TALEPLERİMİZ RUM TARAFINA KARŞI TEHDİT İÇERMİYOR
Talat, ''Kıbrıslı Türklerin talep ettiği temel insanlık ve kendi kendini yönetme hakları, özellikle Türkiye'nin garantörlüğü, Rum tarafına karşı tehdit içermiyor. O nedenle Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafının temel haklarına, yüzlerce yıllık kendi kendini yönetme geleneğine ve siyasi kazanımlarına saygılı olmalıdır'' dedi.