NTV

Vatikan’da belge sızdırma davasında gazetecilere beraat

DHA

Dünya
gazeteci.jpg

Dünya genelinde 1 milyar 300 milyon inananı bulunan Katolik Kilisesi’nin yönetim merkezi Vatikan’daki çürümüş mali yapı, savurganlık ve yolsuzlukları ifşa ettikleri gerekçesiyle yargılanan İtalyan gazeteciler Gianluigi Nuzzi ile Emiliano Fittipaldi beraat etti. Gazetecilere belgeleri sızdıran bir din adamı ile sivil bir görevli ise çeşitli cezalara çarptırıldı.

Gazeteci Gianluigi Nuzzi ve Emiliano Fittipaldi
Gazeteci Gianluigi Nuzzi ve Emiliano Fittipaldi

Papalık Mali İşler Komisyonu’na (Cosea) ait gizli belgelerin sızdırılması ve bunların ifşa edilmesine ilişkin Vatikan’da 8 aydır süren ve 2012’dekinin ardından ikinci kez böyle bir skandal yaşandığı için “Vatileaks 2” olarak bilinen dava sona erdi. 

Söz konusu komisyon, Papa Franceso tarafından mali şeffaflık, yoksullara para akışının daha fazla sağlanması ve mali reformlara ilişkin oluşturulmuştu. 

Vatikan Mahkemesi, Vatikan Şehir Devleti’nin çıkarlarına ilişkin gizli kalması gereken belgeleri iki gazeteciye ilettiği belirlenen komisyonun eski sekreteri Monsenyör Lucio Angel Vallejo Balda’nın 18 ay, komisyonun sivil kadın üyesi Francesa Immacolata Chaouqui’nin 10 ay hapsine, diğer sivil görevli Nicola Maio’nun ise beraatına hükmetti. 

"ELİMDE DAHA ÇOK BELGE VAR" 

Son duruşma öncesi, evindeki kasasında Vatikan’daki mali sisteme ilişkin daha sarsıcı belgeler olduğu ve duruşma sonrası hemen bunları oradaki gazetecilerle paylaşabileceğini, ancak bunu yapmayacağını belirten Francesa Immacolata Chaouqui’nin cezası 5 yıl süreyle ertelendi. 

Bu sözleri, Vatikan ve İtalyan basınınca “tehdit” olarak nitelenen Chaouqui, ceza alması halinde geçen ay doğmuş olan bebeğiyle birlikte hapis yatacağını da açıklamıştı. Öte yandan, söz konusu belgeleri kitaplaştıran gazeteciler Gianluigi Nuzzi ve Emiliano Fittipaldi hakkında ise beraat kararı verildi. 

İtalyan gazeteciler kararın ardından objektiflere böyle poz verdi.
İtalyan gazeteciler kararın ardından objektiflere böyle poz verdi.

Mahkeme, iki gazetecinin de İtalyan vatandaşı olması, suçu Vatikan değil, İtalya topraklarında işlemiş olduğu kanaatine vararak, onları cezalandırma yetkisi olmadığına hükmetti. 

Savcılık ise mütalaasında, Monsenyör Balda’nın 3 yıl 1 ay, Chaouqui’nin 3 yıl 9 ay, Maio’nun 1 yıl 1 ay, gazeteci Nuzzi’nin 1 yıl hapsini, Fittipaldi’nin ise delil yetersizliğinden beraatını talep etmişti. Nuzzi "Via Crucis" (Haç Yolu), Fittipaldi ise "Avarizia" (Para Hırsı) isimli kitaplarında yayımladıkları belgelerle, Vatikan yönetimindeki (Curia Romana) sarsıcı gerçekleri ortaya çıkarmıştı.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE TAHDİT OLARAK GÖRÜLÜYOR 

Vatileaks 2 davası, basın özgürlüğü bakımından kamuoyunda tartışmalara yol açmıştı. 

Yargılanan gazeteciler ve onların destekçileri, yolsuzlukları yapanların değil, onları ortaya çıkaranların yargılanıyor olmasına tepki gösteriyordu. 

Birçok gazetecilik ve sivil toplum örgütü, Vatikan’ı bu tutumundan dolayı kınamıştı. Öte yandan, Vatikan yasalarında basın özgürlüğüne ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmaması da, iki gazetecinin ceza alabileceği endişesine yol açıyordu. 

İtalyan halkla ilişkiler uzmanı Francesca Immacolata Chaouqui kararın ardından basına açıklamalarda bulunndu.
İtalyan halkla ilişkiler uzmanı Francesca Immacolata Chaouqui kararın ardından basına açıklamalarda bulunndu.

“Yoksul bir Kilise” şiarını edinen ve seçilmesinin üzerinden 3 yılı aşkın süre geçmesine rağmen halen buradaki şatafata son veremediği anlaşılan Papa Francesco ise, belge sızdırma skandalı ortaya çıktığında yaptığı açıklamada şunları söylemişti: 

“O belgeleri çalmak bir suçtur. Yardımı dokunmayan içler acısı bir eylemdir. O belgelerde olanları ben ve çalışma arkadaşlarım zaten biliyorduk ve bunun üzerine çalışılmasını bizzat ben istedim. Bununla ilgili alınan tedbirler de meyvelerini vermeye başladı. Bu acı gerçeğin, çalışma arkadaşlarımla ileriye götürdüğümüz reformları gerçekleştirmekten alıkoymayacağına dair sizi temin ederim.” 

Papa, basın özgürlüğü kaygıları üzerine, iftira, çarpıtma ve hakaret olmadığı sürece basının her şeyi haberleştirebileceğini de belirtmişti. 

Vatikan’da gizli belgeleri sızdıran ve onları yayanların yargılanmasının önü, 2012’deki diğer skandalın ardından, 2013 yılında Papa Francesco’nun isteğiyle yürürlüğe giren bir yasayla açılmıştı. 

Söz konusu dava da, bu anlamda bir ilk olma özelliğini taşıyordu. 

Beraat kararının ardından açıklama yapan gazeteci Gianluigi Nuzzi, bunun tüm gazeteciler için önemli olduğunu söyleyerek, “Bu, demokrasinin ve basın özgürlüğünün bir temelidir” dedi. 

Emiliano Fittipaldi ise, “Vatikan cesur bir karar verdi. Bu, suçlama bakımından Kafkaesk bir davaydı, ancak bu karar, akıllı bir adımdır. Kurallara uygun yapılan gazetecilik, her zaman kabul görür” dedi. 

HAYIR PARALARINI YEDİLER 

Sızdırılan belgeler ışığında Kasım ayında piyasaya sürülen “Avarizia” ve “Via Crucis” kitapları, Kilise yönetiminde üst düzey din adamlarının dudak uçuklatan harcamaları ve Vatikan’ın zenginliğini gün ışığına çıkarmıştı. 

Papalık Sarayı’ndaki 300 metrekarelik daire yerine, Vatikan sınırlarındaki bir konukevinde 50 metrekare bir odada yaşamayı seçen Papa’nın aksine, birçok kardinalin 400-500 metrekare büyüklüğündeki dairelerde ikamet ettiği, seyahatlerinde birinci sınıf uçuşları tercih ettikleri anlaşılmıştı. 

Bu durum, “Vatikan’da mütevazı yaşayan bir tek Papa var gibi görünüyor. Kilisenin prensleri ise lüksten vazgeçemiyor” yorumlarına yol açmıştı. 

Öyle ki, Papa’nın bir süre önce Curia Romana’nın aşırı harcamalarını dizginlemesi için ekonomi bakanlığına atadığı Avustralyalı Kardinal George Pell’in bile, kendisi ve yakın çevresi için sadece 6 ayda 500 bin Euro özel harcama yaptığı, bir terzi faturasının 2500 Euro’dan aşağı düşmediği görülmüştü. 

Vatikan’ın, büyük bölümü Roma’da olmak üzere, Londra, Paris ve Cenevre gibi kentlerde toplam 4 milyar Euro değerinde lüks gayrimenkule sahip olduğu, bunların yanı sıra, dünyanın birçok yerinde gizli varlıkları da bulunduğu ifşa edilmişti 

Bu arada, hayır işleri için kullanılması gereken kiliseye yardım paralarının yüzde 80’i ise, diyakozlar ve din adamlarının savurgan harcamalarına giderken, sadece yüzde 20’sinin yoksullara dağıtıldığı da belgeler arasındaydı. 

Bu belgelere göre, 2013 yılında toplanan yardım paraları 73, 2014 yılında ise 66 milyon Euro’ya ulaşmıştı. 

Bunun yanı sıra, kendi sınırları içinde yaşayanlar için çok ucuza benzin ve sigara alan Vatikan’daki bazı din adamları ve çalışanların, bunları dışarıya satarak, milyonlarca Euro kar elde ettiği de belgelenmişti.