Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, terörün herkesin ortak sorunu olduğunu söyledi.

AA'ya konuk olan Bozdağ, dün İstanbul Sultanahmet'te gerçekleştirilen ve 10 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısına değindi.

"Terör sadece AK Parti'nin, sadece belli bir grubun sorunu değil, terör bütün partilerin, 78 milyon insanımızın, hepimizin ortak sorunu" diyen Bozdağ, "Türkiye'deki siyaset kurumu, terörle mücadele karşısında birlikte bir duruş sergilemeye mecburdur. Etkin bir mücadele için de bu şarttır" ifadelerini kullandı. 

"SANKİ HENDEKLERİ UZAYLILAR KAZDI"

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, terörle mücadeleye ilişkin eleştirilere de "Sanki bölgede terör örgütü yok, sanki hendekleri uzaylılar kazdı" sözleriyle yanıt verdi.

Bin 128 akademisyenin Güneydoğu'da yaşanan terör olaylarıyla ilgili bildiriye imza atmasına değinen Bozdağ, "Eminim ki bu akademisyenlerin önemli bir kısmının o bölgede yaşananlardan haberi yok. Gidip gördüklerini zannetmiyorum" dedi.

"Doğru dürüst bir Şırnak, Cizre, Silopi ziyareti yaptıklarını, Sur'da ne olup bittiğini gözlemlediklerini düşünmüyorum. Sadece kendilerine kim ne aktarıyorsa onlar üzerinden bir değerlendirme yaptıklarını düşünüyorum" diyen Bozdağ şöyle devam etti:

"Ama gitsinler baksınlar. Olay yerlerini, terör eylemlerinin olduğu yerleri değerlendirsinler. Siz bir hastaneye roketlerle saldırıyorsunuz. Onlarca roket atıyorsunuz. O hastanede doktorlar, ebeler, hemşireler, sağlık personeli oradaki insanların sağlığı için çalışıyor. Roketler atılıyor. Roket atanlara söyleyecek hiçbir sözünüz yok mu?

Sanki bölgede terör örgütü yok, sanki hendekleri uzaylılar kazdı, barikatları uzaylılar kurdu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hükümeti olmayan şeyle mücadele ediyormuş gibi. Bunların görecek gözleri demek ki yok, duyacak kulakları hakikati yok ve bunları değerlendirecek bir idrak anlayışına sahip değiller."

AİHM KARARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA

AİHM'in sokağa çıkma yasaklarıyla ilgili verdiği ret kararını da değerlendiren Bozdağ, şu ifadeleri kullandı:

"AİHM'in verdiği karar tedbir talebinin reddi yönündedir. Talepte bulunanların iddia ettikleri, oradaki vatandaşların gündelik yaşamları için gerekli olan ihtiyaçlarını karşılama noktasında, hükümetin gerekli tedbirleri aldığına ve alacağına inandığını ifade ederek reddetti. Ret, bu davanın kökten reddi anlamına gelmiyor. Sadece tedbir talebinin reddidir. Davanın esasına ilişkin görüşmeler yapılacaktır."

Bozdağ'ın açıklamalarından öne çıkan diğer başlıklar şöyle:

"Türkiye'de PKK, DEAŞ, DHKP-C saldırısı olduğu zaman sanki saldırıyı yapan DEAŞ değil, PKK terör örgütü değil de Türkiye'nin hükümetiymiş gibi sakat, hastalıklı bir anlayışla medyanın, siyasetin, akademiyanın ve STK'ların tavır aldığını görüyoruz. Önce bizim bu tavırlar karşısında kendimizi sorgulamamız lazım. Acaba terörün cesaretlenmesine mi bu tavırlar yardımcı oluyor, güç bulmasına mı yardımcı oluyor, yoksa zayıflamasına mı yardımcı oluyor? 

Kılıçdaroğlu, özür dileyen Beyazıt Öztürk'ü eleştiren bir konuşma yaptı. Roket atan, kanas kullanan kimler? PKK'ya karşı en ufacık bir yaklaşım içerisine girmiyorlar. CHP'ye oy veren vatandaşlarımıza da sesleniyorum. Sesinizi yükseltin. Böylesi bir ortamda kimin yanında olduklarını net olarak ortaya koymalarını isteyin. 

CHP'nin tavrına baktığımızda nerede bir terör eylemi varsa, bakıyorsunuz CHP'nin milletvekilleri polislerle pazarlık yapan polislere taş atan bir tavır içerisinde görürsünüz. Türkiye ile İsrail arasında sıkıntı var, İsrail haklı. Rusya ile problem var, Rusya haklı. CHP Türkiye'nin anamuhalefet partisi mi başka ülkelerin anamuhalefet partisi mi?

PKK terör örgütü, Tahir Elçi'nin gerçek katilinin kim olduğunun tespitini istemiyor. Eğer olay sırasında PKK terör örgütü tarafından bu olay kurgulanarak bir ölüm olduysa veya başka vesileyle PKK tarafından öldürüldüyse bunun da bilinmesini istemiyor. Eğer çatışma sırasında kolluktan çıkan bir kurşunla hayatını kaybettiyse bunun da bilinmesini istemiyor.

Çünkü ortada bir çatışma var, kazaen bir ölüm olduğu anlaşılacak. Kim tarafından öldürüldüğü bilinmesin ki 'katil devlet' propagandasını yapalım, 'devlet katili gizliyor' diyelim, 'devlet katilin bulunmasını istemiyor' diyelim. Onun için de delillerin toplanmasına, delillerin sağlıklı şekilde tetkikine imkan vermeyecek her türlü saldırıyı başından beri yaptı, her türlü engellemeyi yaptı.

Yeni dönemde eğer komisyon çalışmaları böyle zamana yayılırsa bu komisyondan yeni bir anayasa çıkmaz. Komisyon kendisini yeni anayasa taahhüdüyle ve bir zaman kaydıyla bağlamalıdır. 'Biz 6 ayda yeni bir anayasayı, önerisini Türkiye kamuoyuna açıklayacağız, böyle bir çalışmayı yapacağız. 3 ayda, 6 ayda da bu çalışmamızı nihayetlendireceğiz' diye kendini bağlaması lazım. Aksi takdirde 4 yıl sürer, önceki dönem gibi 'yeni anayasa yapılmasın' komisyonuna döner."