28 Şubat sürecinde Refah ve Fazilet partilerinin kapatılması istemiyle açılan davalarda kapatmaya karşı çıkan dönemin Anayasa Mahkemesi üyesi Sacit Adalı, TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nda açıklamalarda bulundu.

28 Şubat Alt Komisyonu’na konuşan Sacit Adalı, yargı brifingine korktuğu için katıldığını söyledi.

Adalı, şu ifadeleri kullandı:

“En son brifing verilme hadisesine ben de katıldım. Utanarak ve sıkılarak ifade edeyim ki korktuğum için katıldım. Kimse ‘bunu şöyle, böyle yap’ demedi, davet gelmedi. Ama öyle hava, atmosfer, iklim yaratılmıştı ki... Sizi yönlendiriyorlar, sizin nasıl hareket edeceğinizi biçimlendiriyorlar.

Atatürk, cumhuriyet düşmanı itham edildiğimiz durumlarda siz nasıl, ne yapacağınızı bilemez duruma geliyorsunuz. O kadar psikolojik baskı uygulandı. Brifing tam bir toplum mühendisliğidir. Korkarak gittiğimi utanarak söylerken, bir cesareti de söyleyebilirim. Orada ikide bir alkış ve ayağa kalkmalara yerinde oturarak karşılık veren, alkışlamayan 5-6 kişiden biriydim.

Herkes herkesten korkmaya şüphe etmeye başladı. Birileri ürktü. Bu baskıyı yüzde yüz hissettiğimi açıkça söyleyebilirim. O atmosfer insanları yönlendiriyordu.

Askerlerimize de müteşekkirim, herkese müteşekkirim iyi ki bu işler oldu. Türkiye’nin yenileşmesi, düzenlenmesi, reforma tabi tutulması için böyle bir kargaşanın olması lazımdı.

28 Şubat’ın ekonomik hadise olduğu düşüncemi muhafaza ediyorum. Tamamen salt askeri operasyon değildir. Ne 1960 ne 1980 ihtilali, ne de 28 Şubat postmodern darbedir. Belli ellerde olan sermayenin kendisine rakip gelme tehlikesini görmesi karşısında daha bu tehlikenin doğmadan boğulması operasyonudur belki de. Nitekim birçok şirket elemine edildi. Bankaların ortadan kaldırılması yaşandı. Kendiliğinden mi oldu?

Gözbebeği ordumuz bu işi kara gözü, kara kaşı için mi yaptı? Hudutları beklemek gerekiyorken içeride düşman peydah etmenin manası neydi? ‘İrancı olacaklar, İran geliyor’ deniyordu. Şerefimle, namusumla ifade edeyim ki bu millet asla İran olmaz. O korku salınma hadisesi son derece abesti.

Türkiye bence iktidar mücadelesi yaşadı. Şimdi o iktidar mücadelesinin sivilleşme dönemini yaşıyoruz. Çok şükür taşlar yerine oturuyor. Artık kaynağını anayasadan almayan yetkinin kullanılmaz olduğu anlaşılıyor. Biz bizi ezdik.”