Fikri Işık: Üç CASA uçağını hazır ettiler, Akıncılar'dan kaçacaklardı

Milli Savunma Bakanı Işık, Başbakan Yıldırım'ın darbe girişimi gecesi Akıncı Üssü'nün pistinin vurulması için talimat verdiğini açıkladı. Işık, ''Bunlar darbenin başarısız olduğunu anladıkları anda üç tane CASA uçağını hazır ettiler, Akıncılar'dan kaçacaklardı'' dedi.

Anadolu Ajansı 18.08.2016 - 10:08 | Son Güncelleme : 18.08.2016 - 13:16

Fikri Işık: Üç CASA uçağını hazır ettiler, Akıncılar'dan kaçacaklardı

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Işık, 15 Temmuz gecesinin çok karanlık başladığını belirtti.

Işık, "Gece ne kadar karanlıksa, sabah o kadar aydınlık oldu. Türk demokrasi tarihinin en önemli gecesini yaşadık. 15 Temmuz'u 16 Temmuz'a bağlayan gece, Türk demokrasi tarihinin en önemli gecesi oldu. Türk demokrasisinin olgunluk seviyesine ulaştığını, aslında o gece bir kez daha teyit etmiş olduk" dedi.

"YAŞANANLARI TARİH YAZACAK"

Bakan Işık, bir daha böyle bir şeyin yaşanmaması için ellerinden gelen her tedbiri aldıklarını belirten Işık, şunları kaydetti:

"Bunun, bir FETÖ'nün darbe teşebbüsü olduğu ilk andan itibaren aslında anlaşılmıştı. TSK'nın içine sızmış, asker üniforması giymiş hainlerin Türkiye'yi küresel birtakım güç merkezlerinin uydusu haline getirmek, onların emrine sunmak, onların adeta bir maşası yapmak konusundaki attıkları adım, Allah'a şükür başarısızlıkla sonuçlandı. Türkiye çok aydınlık bir sabaha uyandı. Tabii o gece yaşananlar, ileride çok detaylı yazılacak, anlatılacak. İnsanlar o gece kimin ne yaptığını, kimin ne yapmadığını bunları tarih yazacak."

''AKINCILAR'DAN KAÇACAKLARDI"

Başbakan Binali Yıldırım'ın, darbe girişimi gecesi Akıncı'daki 4. Ana Jet Üssü'nün pistinin vurulmasına ilişkin talimat verdiğini anlatan Işık, "Belki ilk açıklama olacak, pistin vurulma gerekçesi, aslında bunlar darbenin başarısız olduğunu anladıkları anda üç tane CASA uçağını hazır ettiler, Akıncılar'dan kaçacaklardı. Biz o kaçışın engellenmesi için, 'Acilen pistlerin vurulması lazım, bunlar kaçmamalı, bu hainler kaçamamalı' dedik. İki şey yaptık, bir pistlerin vurulması, iki helikopterlerin kalkışına izin verilmemesi, fiilen engellenmesi. Hatta bir helikopter ateş altına alındı ve kalkması engellendi. Eğer Sayın Başbakanımızın o emrinden sonra pist vurulmamış olsaydı bilin ki bugün darbecilerin neredeyse tamamı yurtdışına kaçmış olurdu. Onun için bu kritik anlarda Sayın Başbakanın doğrudan emir vermesinin ne kadar önemli olduğunu gördük" değerlendirmesinde bulundu.

''PKK'NIN KÜRESEL GÜÇ MERKEZLERİNİN MAŞASI OLDUĞUNUN GÖSTERGESİ''

Bakan Işık, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından terör örgütü PKK'nın yine Diyarbakır, Mardin gibi birçok ilde bombalı araçlarla saldırılar düzenlediğinin ve Elazığ'da da il emniyet müdürlüğüne yönelik saldırıda sivillerin de yaşamını yitirdiğinin anımsatılması üzerine, PKK'nın özellikle sivillere yönelik saldırılarını değerlendirdi.

Saldırılarda hayatını kaybeden asker ve sivil vatandaşlara Allah'tan rahmet ve yaralılara acil şifa dileyen Işık, "Aslında bu Türkiye Cumhuriyeti'nin çok iyi bildiği ama vatandaşın yeni yeni fark ettiği terör örgütü PKK'nın gerçek yüzünü ortaya koymasıdır. Burada, PKK'nın ne kadar kanlı bir örgüt olduğunu, gerektiğinde kendi adına savaştığını iddia ettiği, kendi adına mücadele ettiğini iddia ettiği insanları bile öldürürken gözünü kırpmadığını 23 Temmuz'da başlayan süreçte bir kez daha görmüş olduk. Hele hele 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra ortaya koydukları haince eylem tarzı, bu konuda PKK'nın bizim bildiğimiz ama dünyanın çok görmek istemediği gerçek yüzünü ortaya koydu" diye konuştu.

Sivillere yönelik saldırıların da terör örgütü PKK'nın, kendi hedefine ulaşmak için hiçbir şeyden kaçınmayacağının en önemli göstergesi olduğunu vurgulayan Işık, şöyle devam etti:

"Bu, aslında başka bir şeyin daha göstergesidir. O da PKK terör örgütünün, bölge halkının dertleriyle değil de birtakım küresel güçlerin istekleriyle hareket ettiğinin bir göstergesidir. Sözde 'bölge halkının haklarını savunuyorum' diyen bir örgütün, sivilleri hedef alan bombalı saldırılar gerçekleştirmesinin hiçbir şekilde izahı olamaz. Bu, terör örgütünün, küresel güç merkezlerinin maşası olduğunun çok net göstergesidir. Bunu, maalesef 40 yıla yakın zamandır yapıyor ama son dönemde özellikle 15 Temmuz'dan sonra sanki 'Türk Silahlı Kuvvetlerinde ve güvenlik güçlerinde bir zaaf oluşmuştur. Ben de bu zaafı değerlendireyim' fırsatçılığıyla bu kadar bombalı saldırılarla eylem yapması, aslında PKK'nın 23 Temmuz'da iki polisimizi Ceylanpınar'da yatağında haince şehit etmesiyle yaptığı büyük bir hesap yanlışını, bir kez daha yaptığını gösteriyor.''

''BUNDAN SONRASINI PKK DÜŞÜNSÜN''

"Şunu, PKK'nın çok iyi bilmesi lazım ki bugün Türkiye Cumhuriyeti 15 Temmuz gecesinden çok daha güçlüdür. En azından Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içerisine sızmış hainler, kendi içerisinden çok büyük oranda temizlenmiştir ve PKK'nın içeriden destek alma imkanı ortadan kalkmıştır" ifadesini kullanan Işık, şunları söyledi:

"Bundan sonrasını PKK düşünsün, bundan sonrasını PKK'nın yöneticileri düşünsün. Bu açıdan milletimizin özellikle bölge halkımızın güvenlik güçlerimizle çok sıkı bir işbirliği yapmasının, bölgemizin geleceği açısından da çok değerli olduğunu düşünüyorum. Bu hainlerin eylem yapmalarına fırsat vermeyecek çalışmaları, devlet, millet el ele yapmalıyız. Halkımız, bu konudaki haberdar olduğu hazırlıkları en yakın güvenlik gücüne bildirme noktasında eminim çok hassas ama şu dönemde bu hassasiyetini biraz daha artırmaları çok yerinde olacak."

Milli Savunma Bakanı Işık, terörle mücadelenin kesintisiz devam edeceğinin altını çizerek, "Nasıl 23 Temmuz'da giriştikleri haince süreçte çok ağır bedeller ödediler, şimdi 15 Temmuz'dan sonra da bu yaptıklarının çok ağır şekilde karşılığını alacaklar, bedellerini ödeyecekler. Burada hiç tereddüt taşımıyoruz. İnşallah bu konuda halkımızla el ele bu hainlerin ihanetlerini boşa çıkaracağız. Nasıl FETÖ ihanetini boşa çıkardıysak, PKK ihanetini de boşa çıkaracağız" diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlü bir devlet olduğuna vurgu yapan Işık, "Şunu bilmeliyiz ki Türk Silahlı Kuvvetleri de emniyet güçlerimiz de Türkiye Cumhuriyeti de 15 Temmuz'dan çok daha güçlüdür. Zaaf alanlarını büyük oranda ortadan kaldırmıştır. Terör örgütünün içeride iş birliği yaptığı veya yapmak durumunda olduğu ihanet odakları, devletin içerisinden büyük oranda temizlenmiştir. PKK'nın bundan sonra çok daha fazla korkmasını gerektiren bir yeni durumdur" açıklamasında bulundu.

''ETKİNLİĞİ DAHA DA DÜŞÜRÜLDÜ"

Dün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren kanun hükmünde kararnamelerle TSK'nın yapısında yeni düzenlemelere gidildiği hatırlatılarak, "Genelkurmay Başkanının görev ve yetkileri ile kuvvet komutanlıkları arasındaki bağlantılar yapıldı. Bunlarla neler amaçlandı, yeni düzenlemeler neler getiriyor?" sorusu üzerine Bakan Işık, bir musibetin bin nasihatten iyi olduğunu bildirdi.

Çoğu demokratik ülkede Savunma Bakanlığına verilen görevi yüzde 50'den fazla sivillerin yürüttüğüne dikkati çeken Fikri Işık, "Ama Türkiye'de tamamen askerin hakim olduğu bir Milli Savunma Bakanlığı vardı, bakanlık maalesef tedarik başkanlığı konumunda veya bir şube müdürlüğü konumunda işler görüyordu" dedi.

Işık, yapılan düzenleme ile MSB'nin etkinliğinin 1987'de daha da düşürüldüğünü belirterek, bütün bunların bilindiğini ve değiştirilmesi gerektiğinin konuşulduğunu ifade etti.

DÜZENLEMELERİN HEDEFİ

Işık, bu düzenlemelerin üç temel hedefinin olduğuna işaret ederek, şu görüşlere yer verdi:

"Bunlardan birincisi, 15 Temmuz itibarıyla MSB'nin fiili görevlerini de üzerine almış Genelkurmay Başkanlığının üzerindeki gereksiz yükleri alıyoruz, Genelkurmay Başkanlığını kendi askerin asli işlerine döndürüyoruz.

Batı demokrasilerinde MSB'nin yapması gereken işlerin yüzde 90'ından fazlasını bizde Genelkurmay yapıyor. Kağıt üzerinde MSB yapıyor gibi gözüken işleri de MSB'ye atadığı kadrolarla yine emir komuta zinciri içerisinde kendisi yapıyor. Bu, demokratik ülkede anlaşılamayacak, izah edilemeyecek bir durum. Öncelikle Genelkurmay Başkanlığını bu aşırı yükten kurtarıyoruz. İkinci olarak MSB'yi yeniden yapılandırıyoruz. MSB'yi yeniden yapılandırırken, MSB'nin tamamen askerlerden oluşması ne kadar yanlışsa, tamamen sivillerden oluşmasının da yanlış olacağını düşünüyoruz. Bütün demokratik ülkelerde savunma bakanlıkları, askerlerle sivillerin birlikte çalıştığı, iç içe çalıştığı bakanlıklardır. Biz bu anlayışla MSB'nin görev, yetki ve sorumluluklarını, Genelkurmayla olan kesişmelerini, hatta Genelkurmayın bir alt kümesi olmaktan kurtarıyoruz. Gerçekte birlikte çok iyi çalışan, güvene dayalı bir çalışma yapan iki ayrım kurum haline getiriyoruz. Bu Türkiye açısından son derece önemli."

"KAPALI YAPILAR BİRBİRİNE KUŞKUYLA BAKAR"

Askerle sivilin iç içe çalışmasının özellikle Türkiye açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Işık, şunları ifade etti:

"Kapalı yapılarda birbirlerine karşı her yapı kuşkuyla bakar. Birlikte çalışma önce kuşkuları ortadan kaldırır. Birbirini daha iyi tanımayı ve daha anlayışla yaklaşmayı, hatta birbirine daha sevgiyle yaklaşmayı sağlar. Asker sivil ilişkilerinin çok rasyonel bir düzleme oturması için zeminin güçlenmesi için birlikte çalışmayı çok önemsiyoruz. Asker sivil iç içe olacak."

''AĞUSTOS AYI İÇİNDE BİR YAŞ YAPMAYI HEDEFLİYORUZ''

Yüksek Askeri Şura'nın (YAŞ) gerçekleştirileceği tarih ve ele alınacak konulara ilişkin bilgi veren Işık, YAŞ'ın Türkiye'de bilinenin aksine bir danışma organı olduğunu, istişarenin yapıldığı bir mekanizma olduğunu söyledi. Türkiye'de terfilerden dolayı YAŞ'ın bir icra makamı görüldüğüne dikkati çeken Işık, bunun doğru olmadığını vurguladı.

Bakan Işık, "Ağustos ayı içinde bir Yüksek Askeri Şura toplantısı yapmayı hedefliyoruz, bununla ilgili Başbakanlıktan bir tarih bekliyoruz. Burada da konu özellikle albayların durumu olacak. Yani görev süresinin uzatılması uygun görülen albayların görev sürelerinin uzatılmasıyla ilgili bir YAŞ toplantısı yapmayı hedefliyoruz" ifadesini kulandı.

Haziran ayında, 15 Temmuz'dan önce çıkarılan yasayla hizmetine ihtiyaç duyulan albayların görev sürelerinin uzatılması imkanını getirdiklerini anımsatan Işık, bu konuda teknik çalışmanın tamamlandığını, YAŞ'ta bu konunun değerlendirileceğini ve bir karar alınacağını söyledi.

''PAZARTESİ GÜNÜ İLK SEVKİYATI YAPACAĞIZ''

Milli Savunma Bakanı Işık, askeri birliklerin taşınmasına ilişkin ''Kara Kuvvetlerimizin bize verdiği bilgi, önümüzdeki pazartesi günü ilk sevkiyatı yapacağız'' diye konuştu.

İHRAÇLAR

Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) uzun yıllardır yapılanan örgütün temizlenmesi doğrultusunda kaç askerin ihraç edildiği ve bunun bir zafiyet yaratıp yaratmayacağına ilişkin soru üzerine Işık, şöyle dedi:

"Öncelikle dün yayımlanan kararnameden sonra son rakam; kara, deniz, hava, jandarma ve sahil güvenlik dahil 3 bin 725 kişi ihraç edildi.

Şu an soruşturmalar da devam ediyor, bu soruşturmaların sonucunda ortaya çıkacak yeni bilgilerle, yeni belgelerle, bazı başka iltisaklı TSK mensubu diyeceğimiz isimler de ortaya çıkarsa bunlar için de gereken yapılır.

Bu süreç içerisinde başka bilgilere de ulaşıldıkça bu yapıyla organik bağı olan yani kendi amiri yerine abisinden emir alan kişilerin TSK'da barındırılması söz konusu olamaz. Düşünebiliyor musunuz adam general, kendi üstündeki generalden emir almıyor, sivilde düz memur olarak çalışan bir abisinden emir alıyor, böyle bir anlayış olabilir mi Bu konuda ihtiyaç duyulduğunda tabii ki gereken yapılacak. 'Bu bitti artık, bu sondu, bundan sonra böyle bir şey olmayacak' diyemeyiz.

Bu yapıyla irtibatı olmayan hiçbir askerimizin en küçük bir endişe taşımasına gerek yok. Bu yapıyla bağlantısı olmayan askerlerimiz, kendi asli görevlerini en güzel şekilde yürütecektir, onlara yönelik zaten Allah'a şükürler olsun hiçbir şey yapılmasının akıldan dahi geçirilmesi mümkün değildir."

Bakan Işık, ihraçların bir zafiyet oluşturacağını düşünmediğini bildirdi. Türk ordusunun güçlü bir ordu olduğunu vurgulayan Işık, ordunun kriz dönemlerinde kendisini hızlı bir şekilde adapte edebildiğini ve insan kaynağını hızlı bir şekilde ihtiyaç duyulan yere kaydırabildiğini belirtti. Bakan Işık, hem Genelkurmay Başkanlığının hem de kuvvet komutanlıklarının yoğun bir çalışma yürüttüğünü, bu çalışma sonucunda kesinlikle bir zafiyet oluşmayacağının da görüldüğünü dile getirdi. Fikri Işık, askeri pilot gibi ihtiyaç duyulan konularda gereken adımların atıldığını ve atılacağını ifade etti.

FİRARİ ASKERLER

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, firar eden askerlerin sayısına ilişkin soru üzerine, ilk rakamın 311 olduğunu, sonraki süreçte yakalanan ve teslim olanlarla bu sayının düştüğüne dikkati çekti. Işık, "TSK'da 9'u general, amiral, 137 firar var ve bu sürekli düşüyor" diye konuştu.

Işık, aralarında Kuzey Görev Komutanı, Güney Görev Komutanı, Harekat Planlama Başkanı ve Gölcük Deniz Ana Üs Komutanının da olduğu 6 amiralin yanı sıra 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanı'nın şu anda firarda olduğunu bildirdi. ABD'deki bir komutanın da sığınma talebinde bulunduğunu duyduklarını ve bununla ilgili Dışişleri ve Adalet bakanlıklarının gereken çalışmaları yürüttüğüne işaret eden Işık, GATA'da görev yapan bir tuğgeneralin de firarda olduğunu ifade etti.

Işık, Türkiye'nin binlerce kilometre sınırı olduğunu ve firarilerin buralardan kaçmış olabileceğine değinerek, sınırlarda gereken önlemlerin alındığını dile getirdi. Işık, Tümamiral Mehmet Zeki Uğurlu dışında yurt dışına kaçan komutanlarla ilgili bilgileri olmadığını, önemli bir kısmının hala yurt içinde saklandığını düşündüklerini açıkladı.

Işık, sınırı geçmek üzere olan bazı askerlerin yakalandığını ancak PKK'ya sığınan subaylarla ilgili medyada yer alan bazı haberlerin teyit edilmediğini kaydetti.

Sayfa Yükleniyor...