Kitap öncelikle Türkiye’deki su, biyolojik çeşitlilik, tarımda artan kimyasal kullanımı gibi konuları işliyor. Daha sonra yapılan alan çalışmalarının sonuçlarını ortaya koyarak somut örnekler veriyor. Bu örneklerden ve Avrupa’daki başarılı uygulamalardan yola çıkarak Türkiye’nin önündeki fırsatları ve alınması gereken tedbirleri ortaya koyuyor.

Tüm dünyada uygulanan farklı tarım metodları doğa üzerinde olumlu veya olumsuz etkiler bırakabiliyor. Örneğin, meralarda otlatma gibi atadan kalma yöntemler yarı-doğal alanlar yaratarak olumlu bir etki yaratırken, mono-kültürel ve yoğun üretim amaçlı tarım uygulamaları biyolojik çeşitliliğin kaybedilmesi, toprak bozulması, yüzey ve yeraltı sularının kirlenmesi gibi olumsuz etkilere yol açabiliyor.

Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Victor Ananias, proje hakkındaki heyecanını “Artık doğaya zarar veren uygulamaları bir kenara bırakmanın, (toprak) anaya, tohuma değer vermenin zamanı geldi, büyüdük, gücümüz kuvvetimiz arttı, aklımızı başımıza toplamanın zamanı” diyerek anlatıyor.

Avrupa Birliği’nin uyguladığı Ortak Tarım Politikası’nda yer alan çiftçi desteklerinin gerçekleşebilmesi için Ulusal Doğa Dostu Tarım Politikasının (National Agri-Environment Program) hazırlanması AB ülkelerinde zorunlu tutuluyor. Kitapçık, “Doğal açıdan değerli tarım alanı” kavramının Çevre ve Orman Bakanlığı ile Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı başta olmak üzere, çevre koruma, kırsal kalkınma ve tarım ile çalışan STK’lar, bu konularda çalışmalar yapan özel sektör kuruluşlarının ve bilim adamlarının bulunduğu taraflara tanıtılmasına önayak olacak.
“Türkiye için Doğa Dostu Tarım” kitabı ilgi gruplarına ücretsiz olarak dağıtılacak. Kitapçığı edinmek isteyen kişi ve kuruluşlar Buğday Derneği ile temasa geçebilirler.