Alparslan Arslan'ın babası: İlaç mı verildi?

Birinci Ergenekon Davasının, 104. duruşmasında savunmasını yapan İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever, Talatpaşa komitesinin yurtdışındaki çalışmalarının aydınlatılması için Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in tanık olarak dinlenmesini istedi.

Anadolu Ajansı 23.08.2009 - 12:14

Alparslan Arslan'ın babası: İlaç mı verildi?

19 günlük aranın ardından yeniden başlayan davada, sağlık gerekçesiyle tahliye edilen Ferit İlsever savunmasını yapıyor.

İlsever, Ergenekon operasyonu ile başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere devlet kurumlarının baskı altına alındığını savundu.

İlsever, demokratik açılım sürecinin de milli birliğe değil etnik bölünmeye hizmet edeceğini ileri sürdü.

Talatpaşa komitesinin,, ergenekon örgütü faaliyeti gibi gösterildiğini de söyleyen İlsever, Cenevre'de yapılan konferansla ilgili olarak dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile 3 kez görüştüğünü belirtti.

Ferit İlsever, Çiçek'in bu davada tanık olarak dinlenmesi gerektiğini söyledi.

İlsever, terör örgütleri arasında ''kuryelik'' yapmaktan suçlandığını belirterek, ''İddia makamı bu suçlamayı benim 1992 yılında Bekaa'da Abdullah Öcalan ile görüşmeme dayandırmaktadır. Öncelikle, PKK kamplarında çekilmiş fotoğraflarımızı, 18 yıl sonra bir yerlerde görünce üzerine atlamak huyundan vazgeçin. Biz o fotoğrafları daha Bekaa'ya gittiğimiz günlerde 2000'e Doğru dergisinde yaptığımız söyleşiyle beraber yayımlamışız'' diye konuştu.

''Örgüt kamplarına her gazetecinin gidemeyeceği'' görüşünün, ''iddianamenin uydurması olduğunu'' ifade eden İlsever, ''Çünkü isteyen gitmiş ve Öcalan'la görüşmüştür'' dedi.

Terör örgütü PKK kamplarına Doğu Perinçek ve kendisinin yaptığı ziyaretler kadar anlamlısının yapılmadığını dile getiren İlsever, ''terör örgütleri arasında kuryelik'' iddiasını ''şerefsizlik'' saydığını ve nefretle reddettiğini söyledi. İlsever, gerek emniyet, gerekse savcılık sorgusuna yöneltilen soruların neredeyse tamamının telefon görüşmeleri ile ilgili olduğuna işaret ederek, ''Emniyet'te sorulan soruların yüzde 90'ı Ulusal Kanal ve İP çalışmalarıma ait konulardaydı. Toplam 49 sorunun 18'i Ulusal Kanal çalışmalarımla ilgiliydi'' dedi.

İlsever, 2001-2008 yılları arasında telefonlarının dinlenildiğini, ancak sadece 2008 şubat ayına ilişkin dinleme kararı bulunduğunu belirterek, ''Yaklaşık 7,5 yıl izinsiz dinlenmişim. Avukatlarım aracılığıyla gerekli müracaatları yapacağım'' diye konuştu.

Ulusal Kanal'ın haberciliğinin soruşturulduğunu ileri süren İlsever, şunları söyledi: ''Değerli yargıçlar, şunu samimiyetle soruyorum; Hepimizin aklına, zamanına yazık değil mi? Burada oturmuşuz, haham bozuntusu bir şizofrenin saçmalıklarını çözmeye çalışıyoruz. Bir ruh hastası bütün Türkiye'yi makaraya sarıyor. Adam ruh hastası ama bunu hastalığı dolayısıyla yapmıyor. CIA'nın ve Eymür'ün talimatlarını işte bu ruhla, bu kafayla uyguluyor. Vahim olan iddia makamının, bu saçmalıkları geldikleri adresi bildiği için iddianameye aynen koymasıdır.''

''Cumhuriyet gazetesini satın almak'' ve ''medya grubu kurmak'' iddialarının doğru olmadığını savunan Ferit İlsever, ''Ayrıca temel gerçek; Cumhuriyet'i niye satın alayım, Cumhuriyet gazetesi zaten bizimdir'' dedi.

ALPARSLAN ARSLAN'IN BABASI: ACABA İLAÇ MI VERİLDİ?

Tutuklu sanıklarından Alparslan Arslan'ın babası İdris Arslan, oğlunun yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili olarak, ''Bu işin içinde 'Ergenekon'un parmağı var' diye düşünüyorum. Acaba ilaç mı verildi?'' dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya eşi Hatice ve kızı Hilal ile katılan İdris Arslan, oğlunun duruşmanın öğlenden sonraki bölümüne de katılmaması üzerine salondan ayrıldı.

Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki duruşma salonundan ayrılırken gazetecilere açıklamalarda bulunan İdris Arslan, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılara ilişkin davanın, 17 Mayıs 2006 tarihinden beri devam ettiğini anımsattı.

''Sabırla bekliyorum. Devletimiz inşallah bu olayı aydınlatacak. Konu açığa çıkacaktır diye bekliyorum'' diyen Arslan, oğlu Alparslan Arslan ile en son 21 Nisan 2008 tarihinde görüştüklerini ve yaklaşık 17 aydır oğlu ile açık veya kapalı görüş, telefon ve mektupla hiçbir görüşmeleri olmadığını ileri sürdü.

İdris Arslan, bir gazetecinin, ''Oğlunuzun durumunu nasıl yorumluyorsunuz?'' sorusu üzerine, şunları söyledi.

''F tipi cezaevlerinde durum farklı. Alparslan, 4 yıldır bir odada yalnız başına kalmakta. Acaba o yalnız başına kaldığı odanın verdiği sıkıntıdan dolayı rahatsızlık mı geçiriyor? Yoksa farklı bir şey mi var? Bugün duruşmada kendisiyle hiç yüz yüze gelmedik. Bizim anladığımız kadarıyla görüşmek istemiyor. Ankara Sincan F Tipi Cezaevine gittiğimiz zaman oradaki yetkili arkadaşlara durumu açıkladığımızda, Alparslan'ın görüşmeye çıkmadığını söylediler defalarca.

Ankara'dayken yetkili mercilere Alparslan'ın doktora götürülmesi konusunda defalarca dilekçe yazdım. Ama bu talebimiz hiç dikkate alınmadı. 17 Mayıs 2006 tarihinden itibaren bütün görüşmelerimizde Alparslan'ın rahatsız olduğunu gözlemledim. Ama bu rahatsızlığının nasıl bir rahatsızlık olduğuna bir anlam veremedim.''

İdris Arslan, ''Oğlunuzun baskı altında olduğunu düşünüyor musunuz?'' soruna karşılık, ''Acaba Alparslan bir baskı altında mı? Yoksa kendisine ilaç mı veriliyor? Yoksa zihin yönlendirmesi mi var? Böyle durumlarda insanın aklına her türlü ihtimal gelebiliyor'' dedi.

Oğlunun, Danıştay saldırısından yaklaşık 2 ay önce Elazığ'a geldiğinde rahatsız olduğunu gözlemlediklerini, telefon konuşmalarında da ses tonunun iyi olmadığını, çok rahatsız ve gergin olduğunu hissettiklerini anlatan Arslan, ''(Bırak gel memlekete dinlen) dedim. (Tamam babacığım geleceğim) dedi. Daha sonra İstanbul'a geldiğimizde özel eşyaları arasında, 17 Mayıs 2006 tarihine bir rezervasyon notunu gördüm. Uçakta Elazığ'a yer ayırtılmış. Bana 2 gün önce (Elazığ'a geliyorum) dediği halde gelmedi. Ankara'da çıktı. Bu da beni düşündürüyor'' diye konuştu.

Bir gazetecinin, ''Danıştay davası Ergenekon davasıyla birleştirildikten sonra farklı bir mecraya girdi. Siz bu aşamadan sonra oğlunuzu birileri tarafından yönlendirilme ihtimalini nasıl eğerlendiriyorsunuz? Bu konuda Ergenekon savcılarına bir başvurunuz oldu mu?'' sorusu üzerine İdris Arslan, Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz ile bizzat görüşmek istediğini telefonla bildirdiğini, mahkeme heyetine defalarca dilekçe yazdığını, ancak bu dilekçenin dikkate alınmadığını iddia etti.

Davanın, soruşturulmayan, incelenmeyen bazı yönleri bulunduğunu ileri süren Arslan, bunun için Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini Adalet Bakanlığına şikayet ettiğini, mahkeme heyetinin de bunun üzerine soruşturma geçirdiğini bildirdi.

Bir gazetecinin, İdris Arslan, ''Danıştay saldırısından sonra (Oğlum bunu türban için yaptı) dediniz. Şimdi ise daha farklı değerlendiriyorsunuz'' sözleri üzerine ise şunları kaydetti:

''Olayı, ilk etapta, Danıştay baskını şeklinde duydum. Cumhuriyet gazetesi ile ilgili bilgim yoktu. Araştırdım, inceledim, bir de baktım olay farklı. O zamanlar öyle düşünüyordum. Bu işin içinde 'Ergenekon'un parmağı var' diye düşünüyorum. Acaba ilaç mı verildi? Uzmanlar, zihin yönlendirmesinden bahsederler. Hüseyin Görüm, Alparslan'ın bir gece fabrikada kaldığından söz ediyor. Alparslan'ın kaldığı fabrika acaba 'Ergenekon'a ait bir fabrika mı? Acaba o uyku sırasında Alparslan üzerinde bir operasyon mu yapıldı? Babası olarak tabii her şeyden şüphelenmek durumundayım. Her şeyi dikkate almak durumundayız.''

İdris Arslan, bir başka soru üzerine de, oğlunun söylemeyeceği şeyler bulunabileceğini ifade ederek, ''Belki de başkası yaptı. Alparslan, kendisinin yaptığı yanılgısı içerisine girdi'' dedi. Bir gazetecinin, ''Siz oğlunuzun Ergenekon tarafından yönlendirilmesiyle böyle bir olaya alet olduğunu mu düşünüyorsunuz?'' sorusuna, ''Zihin yönlendirmesi belki. İlaç, kimyasal ilaç... Alparslan idealist bir insandı'' yanıtını verdi.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...