Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Hükümet sözcüsü Bülent Arınç, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın sözlerinin hatırlatılması üzerine, ''Bu konu bireysel olarak sorulup bireysel olarak belki cevaplandırılacak bir husustur. Bunun hükümetimizle, Bakanlar Kurulu toplantımızla hiçbir ilişkisi yok'' diye konuştu.

Arınç, konunun Bakanlar Kurulu'nda bir gündem maddesi olarak görüşülmediğini de söyledi.

Bir gazetecinin terörle mücadelede yeni bir konseptten bahsedildiğini belirterek, bununla ilgili çalışmanın olup olmadığını sorması üzerine Arınç, bunun yeni olmadığını vurguladı.

Arınç, ''Terörle mücadele konusunda, evet kayıplarımız çok, bunlar bize çok büyük üzüntü veriyor ama unutmayın ki teröristler de örgüt de ağır darbeler alıyor" dedi.

Hükümet Sözcüsü Arınç, şunları söyledi:

“Özellikle son üç-dört yıldır terörle mücadele konusunda Türkiye, son 30 yılda yapılamayanları çok daha başarılı, çok daha etkili bir mücadele yapmayı kabul etti ve buna uygun olarak da mücadelesini yürütüyor. Gazetede yayımlanan haberin elbette resmi bir kurum tarafından 'evet, tamamen böyledir' denilmedikçe tartışılacak yönleri olabilir. Ama her olay terörle mücadele konusunda geçmişte, bize bir tecrübe kazandırmıştır ve bu tecrübenin ışığında biz dün de evvelki gün de üç sene evvel de bugün de terörle mücadeleyi çok daha akıllıca, çok daha iyi sonuçlar alıcı bir noktaya getirdik.

Dolayısıyla bunu sadece TSK'ya indirgemek de doğru değil. Bu, güvenlik güçlerimizin işidir. Bunun içinde polisi de vardır, özel harekatı da vardır, yerine göre korucuları da vardır. Ama kara kuvvetleri unsurları ve jandarma unsurları şüphesiz bu konuda çok daha görev üstlenen, çok daha fedakarlıkla çalışan güçlerimizdir. Dolayısıyla haberin yeni bir olaymış gibi takdim edilmesi doğru değil, geçmişten bu yana bu konuda çok daha başarılı bir terörle mücadele konseptine sahibiz. Bu hareket mobildir, hareketlidir. Yarın başka yöntemlerin de denenmesi mümkündür. Elimizdeki tüm imkanları bu konuda başarı sağlamak üzere kullanacağız.”

Zafiyet iddialarına da yanıt veren Arınç, “Bir zafiyet olmaması için tüm güçlerimizi, dikkatlerimizi, hassasiyetlerimizi topluyoruz. Ama her olaydan sonra da bir ihmal veya kötüye kullanma, bir zafiyet söz konusu mudur diye adli ve idari yönden de soruşturuyoruz” diye konuştu.

‘SURİYELİLERE KUCAK AÇMAK ZORUNDAYIZ’
Suriyeli sığınmacıların ölümden kaçtığının ve tamamen insani amaçlı Türkiye'ye geldiğinin altını çizen Arınç, ''Orada uçaklar, helikopterler bombalıyor, camiler, evler bombalanıyor ve mevcut rejim ayakta kalabilmek için insanını öldürmeye devam ediyor'' dedi.

Arınç, Türkiye'nin ahlakında ve geleneğinde çok yakın köylerden eşleriyle çocuklarıyla sığınan insanlara kapılarını kapatmak olmadığına işaret ederek, ''Sığınmacı sayısının 80 binin üstüne çıkmış olması olağanüstü, beklenmeyen bir hadise değildir. Tüm hazırlıklarımız vardır'' diye konuştu.

BM'nin Türkiye'ye maddi destek sağlayıp sağlamadığı konusunda hükümete nakledilen ayni ya da nakdi para olup olmadığını bilmediğini belirten Arınç, Türkiye'nin kendi imkanlarıyla komşuda yaşanan trajediye kayıtsız kalamayacağını ifade etti. Bülent Arınç, ''O sığınmacılara kucaklarımızı açmak mecburiyetinde olduğumuzu biliyoruz. Dünya da bu fedakarlığından dolayı Türkiye'yi takdirle karşılıyor. Umarız ki Suriye'de yaşanan bu trajedi bir an evvel sona erer ve insanlar özgürlüklerine ve yaşam haklarına kavuşurlar'' ifadesini kullandı.

‘CHP’NİN MANİVELASI’
Arınç, terör örgütü liderlerinin ''Oslovari'' görüşmelerin yeniden başlaması için hazır olduklarını açıkladıklarının belirtilmesi üzerine, o kişinin kim olduğunu sordu ve Zübeyir Aydar yanıtını aldı.

Bu konudaki görüşü sorulan Arınç, CHP Sözcüsü Haluk Koç'un konuyu bir sene sonra tekrar gündeme getirdiğini hatırlattı.

Bunun gündemi değiştirmek için kullanılan bir “manivela” olduğunu vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:

“Geçmişte yaşanmış olay, devletin istihbarat birimlerinden birkaç kişinin bu örgütü temsil eden birkaç kişiyle bazı konuları konuşmuş olmasıdır. Mutabakat, imzalanmış belge, bunların hiçbiri yoktur. Bizim söylediğimiz şudur; devletin istihbarat örgütleri, o devletin bekası için her şeyi yaparlar. Kiminle görüşülecekse görüşürler, kime gidilecekse giderler. Burada ölçü, Türkiye ise söz konusu ülke, Türkiye'nin güvenliğinin, huzurunun, barışının sağlanabilmesi, silahlı terör örgütünün eylemlerine son verebilmesi ve Türkiye'nin bu gaileden bir an önce kurtarılmasıdır. Geçmişte bu tür görüşmeler yapılmış ve deşifre edilmiştir, sonunda akamete uğramıştır.

Ben açık yüreklilikle söyledim, bir ülkede istihbarat örgütü varsa onun görevi bunu yapmaktır. Yapmazsa sorumlu olur. Şu anda nerededir, ne yapıyor, bunu bilmem mümkün değil, doğru da değil. Çünkü onun bağlı olduğu devletin organlarında belirli kişiler vardır. Onlar bu bilgileri, belgeleri yeri geldiğinde Türkiye'nin lehine kullanırlar. Sanıyorum ki Haluk Koç'un ortaya attığı bu konu kimse tarafından sahiplenilmedi ve AK Parti aleyhine kullanılabilecek materyal haline gelmedi.

İster MİT olsun ister devlete bağlı herhangi bir istihbarat servisi olsun görevi, bu tür örgütlerle mücadele etmenin yöntemini kendi yöntemleriyle bir araya getirmek suretiyle karşılayabilmektir. Dolayısıyla MİT Kanunu'nun 36. maddesinde bu görevleri yüklenmiş insanların doğrudan yargı önüne çıkarılamayacakları, yargılanamayacakları, sorgu, suale tabi olamayacakları hükmü varsa işte bunun için getirilmiştir. Yaptıkları işin niteliği onlara böyle bir koruma kalkanı getiriyor. Bundan sonra ne yaparlar, konuşurlar mı konuşmazlar mı bilemiyorum.

'TERÖR ÖRGÜTÜ LİDERİ DEMEYİN'
'Terör örgütü lideri' dediniz. Bu tabirleri bence kullanmamak lazım. Zübeyir Aydar, eskiden milletvekiliyken yurtdışına kaçmış, orada örgüt ile Avrupa bağlantılarını sağlayan biridir. O veya bir başkası kanun nezdinde, Türkiye nezdinde bu sıfatları hak etmiyor. Onlarla mı görüşülür, başkalarıyla mı görüşülür hiç bilmediğiniz, tasavvur etmediğiniz başkasıyla mı bu konu konuşulur, onları, görevi bu iş olan örgütlere bırakmamız gerektiğini düşünüyorum.''