Fas‘tan sonra İspanya'nın Endülüs bölgesine giderseniz şaşkınlığınız daha havaalanında başlıyor. Yüzünüze çarpan sıcak havadan başlayarak yediğiniz yemeğe, gezdiğiniz tarihi eserlere yaptığınız alışverişe kadar pekçok şey size Doğu‘yu hatırlatıyor.

Doğu'ya duyulan hayranlık çok uzun bir süre Avrupa saraylarında da konu olmuştu. Hatta Napolyon‘un 1798-1801‘de Mısır‘a 167 sanatçı ve araştırmacı ile düzenlediği sefer bu hayranlığı adeta çılgınlığa çevirmişti. Avrupa bilim ve sanatının Doğu'yu konu edinmesi ve gerçek dışı bir oryantalizm algısı da bu dönemde kendini göstermeye başlar. Binbir Gece Masalları ve Harem fantezileri Avrupalıların hafızasına öylesine kazınır ki bugüne kadar taşınır.

Münih‘te açılan 'Avrupa‘da Oryantalizm' adlı sergi işte bu sürecin altını çiziyor. Delacroix‘dan Kandinsky‘ye, Inges ve Renoir‘dan Klee‘ye 100‘e yakın sanatçının eserlerini sanatseverlerle buluşturan sergide Avrupa‘nın Orient algısının bir özeti çıkarılıyor. Sergide Osman Hamdi Bey, Lawrence Alma Tadema, Gustave Bauernfeind, Jaroslav Cermák, Henri Evenepoel, Fabio Fabbi, John Frederick Lewis, Alberto Pasini, Edward Poynter ve José Villegas Cordero gibi Avrupa‘da az tanınan sanatçıların eserlerini de keşfetmek mümkün.

Oryantalizmin sosyal, politik, etnik, kültürel ve dini yapısı sergide Avrupa‘nın sömürgeci ve korku dolu ruh haliyle vücut buluyor. Sergi özellikle Mısır‘daki halk ayaklanmasının yaşandığı bugünlerde, aynı duyguların 21. yüzyılda da hakim olduğunu hem de Arap turistlerin cenneti sayılan Münih‘te hatırlatması açısından ilginç.