Bahçeli, partisince Anadolu Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, on beş gün sonra yapılacak genel seçimlerin ülkenin birliğine, milletin dirliğine, vatandaşların refahına en üst düzeyde katkı sağlamasını Allah'tan niyaz ederek seçimlerin barış, huzur, güven ve demokratik yarış içinde geçmesini temenni etti, siyasi partilere ve milletvekili adaylarına başarı diledi.

Bugün 34'üncü açık hava toplantısını yaptıklarını ifade eden Bahçeli, günden güne büyüdüklerini, her gün güçlendiklerini söyledi.

Milli mücadelenin kararlılığıyla çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Bahçeli, Atatürk'ü Dikmen sırtlarında karşılayan Seğmenlerin cesareti ile karanlığa meydan okuduklarını dile getirdi. Ankara'yı "habis ve hain emellerin" tahakkümünden kurtarmak için yeni bir kurtuluş seferinde olduklarını bildiren Bahçeli, şöyle devam etti:

"Ankara'nın yıllarını ve ümitlerini çalan müfterilere dur demek için yürüyoruz. Yürüyüşümüz, Türk bayrağını dalgalandırmaktır. Yürüyüşümüz, Türk milletine heyecan katmaktır. Yürüyüşümüz, Türk vatanına umut aşılamaktır. Yürüyüşümüz, hakaret ve hıyanet kadrolarına unutamayacakları acı bir ders olacaktır. Varsın birileri PKK ile yan yana dursun, biz milletle yürüyelim. Varsın birileri teröristleri davul zurna ile karşılasın, biz sizinle yürüyelim. Varsın birileri düşmanları ile düşüp kalksın, biz şehitlerimizin aziz hatıraları ile yürüyelim. Varsın birileri yalanla iç içe geçsin, biz dosdoğru yoldan ayrılmayalım, inanç ve irfanla yürüyelim. Ne gam ne tasa, onlar yerinde saysın, bize onurluca yürümek yakışır. Onlar ilkesizliklerine yansın, bize şerefli yürümek düşer."

"TERÖRİSTLERLE PAZARLIK YAPACAK KADAR ZİLLETE DÜŞTÜLER"

Bahçeli, AK Parti'nin "12 yıl 6 ay 7 gündür, bir başka deyişle 4 bin 571 gündür" iktidarda olduğuna işaret ederek, Türkiye'nin AK Parti'nin yönetimi altında "tahribat üstüne tahribat yaşadığını" savundu. "Türk milletinin 4 bin 571 gündür çile çektiğini, Türk devletinin eziyet ve işkence gördüğünü" iddia eden Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

"AKP, taviz verdi; adına bir adım önde olma dedi. AKP'yle birlikte ilkesizliğin adı ilerleme, yıkımın adı açılım, çözülmenin kılıfı çözüm olarak gösterildi. Her dayatmaya boyun eğdiler, diyalog bahanesine sığındılar. Küresel taşeronluk çarkına kapıldılar, eş başkanlıkla övündüler. PKK'ya, Ermeni'ye, Rum'a, Türk düşmanlarına el uzattılar, sözü dinlenen ülke olduk yalanından medet umdular. Çaldılar, soydular, götürdüler, 'Ne var ya bunda' dediler. Teröristlerle pazarlık yapacak kadar zillete düştüler, milli birlik ve kardeşlik projesi uydurmasını ürettiler. AKP'yle geçen yılların faturası çok ağırdır. AKP'yle geçen yılların maliyeti kabarıktır."

"İMRALI CANİSİ İLE PAZARLIK YAPANLAR, ŞEREF KAYBI YAŞAMIŞTIR"

"Türkiye'nin iyi yönetilmediğini, teslimiyetçilerin mevki ve koltuk sahibi olduğunu, hukuktan kaçan bir hükümetin iş başında olduğunu" öne süren Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İmralı canisi ile pazarlık yapanlar, şeref kaybı yaşamıştır. Bölücülük meşrulaşmış, terör mevzi kazanmıştır. Bitmeyen yoksulluk, sonu gelmeyen işsizlik, ülkemizin etrafını kabus gibi sarmıştır. Adalet laçkalaşmış, hukuk devreden çıkmıştır. Beka sorunları artmış, milli güvenlik duvarları aşılmıştır. Milli kimlik düşmanları, çıtayı yükseltmiştir. Tarihimiz, milletimiz, vatanımız, inançlarımız ve bayrağımız, alçakça tartışmaya açılmıştır. Türklükle kimin hesabı varsa sıraya girmiştir. Türkiye ile kimin alıp veremediği varsa AKP'nin kuyruğuna takılmıştır. 'Türk'üm' diyemeyenler, Andımız'ı kaldırmıştır. Bununla da yetinmemişler, 'Ne mutlu Türk'üm' diyen sözünü kazımaya ve kaldırmaya yeltenmişlerdir.

Cumhuriyetin ve başkent Ankara'nın birikimlerinden rahatsız olanlar, milli bayramları gölgelemişlerdir. Türkiye, böylesine art ve kirli niyetli bir iktidarı hiç görmemiştir. Türk milleti, yetki verdiklerinin tahrik ve operasyonlarına hiç bu kadar muhatap kalmamıştır. AKP zillettir, iftiradır, başarısızlıktır, günahkardır ve artık vebaldir. Bu vebale ortak olacak mısınız? Küresel bir proje olan zihniyete sabır ve tahammül gösterecek misiniz? Yerli görünüp aslında kozmopolit ve kozmik ihanet çetesi olan bu siyaset tasarımına daha fazla dayanacak mısınız?"

Devlet Bahçeli, "AK Parti hükümetinin yıpranmış, yorgun ve aciz" olduğunu iddia ederek "AKP, haram ve yolsuzluğa batmıştır. Vatandaş yoksul, umutsuz ve çaresizdir" dedi.

AK Parti Hükümeti'nin ülkenin sorunlarını çözme iradesini tümüyle kaybettiğini ileri süren Bahçeli, "Terör, bölücük ve güvenlik için seçeneksiz olan adalet, silahlı kuvvetler, emniyet, istihbarat birimleri, içten içe çürütülmüştür ve Türkiye korunmasız bir ülke haline getirilmiştir. Silahlı ve silahsız bölücülere müzakere fırsatı verilmiş, bu hainler adım adım cesaret, moral ve mevzi kazanmıştır. Bölücü terör, kimlik sorunu olarak tanımlanmış, PKK'nın hedeflerini haklı ve meşru gören bir görüşme ve el sıkışma dönemi başlatılmıştır. AKP'nin soygun ve haram düzenini sorgulayanları bastırmak için şer ortaklıkları, hakaret ittifakları, iş birlikçi cepheler oluşturmuştur. Kardeşliğimiz tehlikeye atılmış, birliğimiz ve bütünlüğümüz ucuz siyaset uğruna yargılanır hale getirilmiştir" diye konuştu.

"KUR'AN-I KERİM, SİYASET SAHNESİNE ÇIKARILMAKTADIR"

Devlet Bahçeli, milli değerlerin istismarı ile ayrışma ve kutuplaşma tehlikesinin baş gösterdiğini, mukaddesatın ağır istismarlara maruz kaldığını, inançların hırsızların ve haramzadelerin malzemesi yapıldığını öne sürerek, şunları kaydetti:

"Erdoğan ve Davutoğlu, meydanlarda konuşurken ezanlarımız gecikmeli okunmaktadır. Camiler, siyasi propaganda alanına dönüştürülmektedir. Kur'an-ı Kerim, siyaset sahnesine çıkarılmaktadır. Kabe, Kudüs, Diyanet, imam hatip, başörtüsü, sürekli istismar edilmektedir. Din tacirleri bir yanda tekbir getirmekte diğer yanda hırsızlık yapmaktadır. Bir yanda 'Kur'an' demekte diğer yanda ahlaksızca cuma günleri internetten ayet salladıklarını söylemektedirler. AKP, soygun yapmakta, başörtüsünün altına saklanmaktadır. AKP, rüşvet alıp vermekte, imam hatiplerin bahçelerine gizlenmektedir. AKP, haram ve hıyanete sapmakta, Kudüs diyerek Kabe'yi işaret ederek tertemiz ve ihlaslı vicdanları kandırmaktadır. Maneviyat yağmacıları, Allah'la aldatmak için yarış içindedir.

Bunlarda Allah korkusunun zerresi kalmamıştır. Bunlarda kul hakkına hürmet ve riayetten eser yoktur. İsraf bunlarda, yetim malını yemek, fukaranın malına göz dikmek bunların mesleğidir. Erdoğan, müjde diyerek Diyanet İşleri Başkanı'na zırhlı ve son derece lüks bir otomobil vermiştir. Sanki kesesinden harcamaktadır. Sanki milyar dolarlarından hayır yapmaktadır. Peki zırh, günaha engel olacak mıdır? Zırh, müsrifliği kapatacak mıdır? Erdoğan, kimin parası ile kimlerin namına cömertlik taslamaktadır?"

ÇEREZ TEPKİSİ

"Bu bakan ve hükümeti için 3 milyar 300 milyon lira çerez parası olabilir. Erdoğan için fındık fıstık, Davutoğlu için bir gecelik yemek parası da olabilir. Ancak emeklilerimize sağlayacağımız imkanlara itiraz eden, kamu araç saltanatına harcanan paralara 'çerez' diyen bu şahıs bilsin ki kendisi emekli düşmanı, asgari ücretli muhalifi, esnaf ve çiftçi karşıtıdır" iddiasını dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:

"Madem 3 milyar 300 milyon lira çerez parası ise bu çerezden biraz da milletimizin istifade etmesinden niçin korkulmaktadır? Sayın Davutoğlu, hep siz mi yiyecek, hep siz mi giyecek, hep siz mi gezeceksiniz? Böyle bir dünya nerede vardır? Böyle bir adaletsizlik nerede ayakta kalmıştır? Ankaralının doymasına karşı çıkanlar, Ankaralının feraha ulaşmasını kabullenemeyenler 7 Haziran'da Allah'ın izniyle şamarı yiyeceklerdir. Kursaklarındaki çerez paralarını birer birer çıkaracaklardır. Bunun başka bir yolu yoktur ve kalmamıştır."