İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada konuşan tutuklu sanık Mustafa Balbay savunmasını yapmasının üzerinden 4 ay geçtiğini belirterek, ''Darbe planı yaptıkları iddia edilen kuvvet komutanlarının ifadelerinin alındığını, bu ifadelerle ilgili hiçbir şey yapılmadığını, basından öğrendiği kadarıyla da dosyalarının görevsizlikle Ankara'ya gittiğini öğrendiğini'' kaydetti.

Balbay, tutukluluğunun 15'inci ayında olduğunu ifade ederek, görüşmelerinden, gazetecilik notlarından, bir darbe zemini yaratmak istediğinin iddia edildiğini söyledi.

''Duyumlar gazeteci tarafından yazıldığında darbe mi olur?'' diyen Balbay, gazetecinin haberi nedeniyle tutuklanmasının bir sansür olduğunu dile getirdi.

Balbay, ''Genç subaylar tedirgin'' haberini anımsatarak, ''Bir gerilimi okurla paylaşmak suçsa, bu suçu işledim. Bu, darbeye zemin değil. Türkiye'den vazgeçtim, üçüncü dünya ülkelerinde bile gazete haberiyle darbe olmaz'' şeklinde konuştu.

Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu'un yeni yayımlanan ''Karargah'' adlı kitabında 61 belge olduğunu, bunların 26'sında gizli ya da çok gizli ibaresi bulunduğunu vurgulayan Balbay, ''Belgelere dayalı gazeteciliği Balbay yapınca suç, Baransu yapınca ödül mü vereceğiz? Baransu'yu kutluyorum, ama ben eşitlik istiyorum. Bu ülkede yargılanma eşitliği istiyorum. Adil, hızlı, tutuksuz ve eşit yargılayın. Aynı işi yapan iki kişiden biri ödüllendirilirken ötekinin tutuklanmasına, hukuk devletini bir yana bırakalım yargı, yasa devleti diyebilir miyiz?'' diye konuştu.

Balbay, bugün yaşanan tartışmalara baktığında 23 Mayıs 2003'teki ''Genç subaylar tedirgin'' başlıklı haberinin ''tavşanın suyunun suyunun da suyu'' olduğunu dile getirdi.

Herkesin kendisine göre bir hikayesi olduğunu ifade eden Balbay, ''Tutuklandığımda oğlum 9 aylıktı, şimdi 2 yaşında. Dayanamıyorum, görüşmeye çağırıyorum, aradaki camı pencere sanıp açmaya çalışıyor. Kızım, babaları hapis yatan, cinayete kurban giden çocukları inceliyor. Bu bir sosyal olgu. Elinizi vicdanınıza koyun'' dedi.