Üç yıl önce Başbakan Rcep Tayyi Erdoğan'ı protesto eden ve Erdoğan'dan "ananı da al git" karşılığını alan Mersinli çiftçi Kemal Öncel, dün AK Parti mitinginden önce gözaltına alındı. Mezitli ilçesinde bir kahvehanede çay içen Öncel, karakolda yedi saat tutulduktan sonra serbest bırakıldı. Öncel, NTV'ye yaptığı açıklamada AK Parti Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Eyicioğlu'nun daha önce kendisine Başbakan Erdoğan'dan özür dilemesi için baskı yaptığını iddia etti. Emniyet yetkilileri ise Öncel'in mitingde eylem yapma olasılığına karşı, kontrol altında tutulduğunu söyledi. Ceza hukuku uzmanı Doç Dr. Ümit Kocasakal, Öncel'e yapılanın hukuka aykırı olduğunu ve dava hakkının bulnuduğunu söyledi. Öte yandan Başbakan'a hakaret ettiği iddiasıyla açılan davadan beraat eden çiftçi Kemal Öncel hakkında, başka eylemlerle ilgili açılmış altı dava var.

KULLANDIĞI DİL TARTIŞILIYOR
Bu olayla birlikte Erdoğan'ın polemiklerde kullandığı dil yeniden tartışılmaya başlandı. NTVMSNBC'ye Başbakan'ın kullandığı dili değerlendiren mizahçılar "İstediğini söylesin ama bizim de söylememize izin versin" dedi. Gani Müjde, "Böyle konuşan bir Başbakanımızın olması en azından beni mutlu eder. Ne olacak ki, ağzına geleni söylesin. Çok hesapçı insanları sevmiyorum ben zaten. Ama bizim de ağzımıza geleni söylememize izin versin. Her önüne gelene dava açmasın" derken, karikatürist Mehmet Çağçağ, "Erdoğan'ınki savunmadan çok karşı tarafı baskılamaya ve 'kaybol' şeklinde bir tavırla dışlamaya ya da küçümsemeye yönelik bir dil" dedi. Mizah yazarı Vedat Özdemiroğlu da "Erdoğan en yaratıcı olmayan lider; altyapısı, tadı olmayan laflar söylüyor. Paparazzi programları diliyle konuşuyor" diye konuştu.

Gani Müjde (Mizah Yazarı):
BİZİM DE AĞZIMIZA GELENİ SÖYLEMEMİZE İZİN VERSİN
Başbakan'ın söyledikleri aslında bir mizah malzemesi ama biz yapınca dava açıyor. Kendi yapınca iyi, biz yapınca kötü. O yüzden de ben bunu çok samimi bulmuyorum. Böyle konuşan bir Başbakanımızın olması en azından beni mutlu eder. Ne olacak ki, ağzına geleni söylesin. Çok hesapçı insanları sevmiyorum ben zaten. Ama bizim de ağzımıza geleni söylememize izin versin o zaman. Her önüne gelene dava açmasın.

BAŞBAKAN'IN DİLİNDE MİZAH YOK ÖFKE VAR
Erdoğan öfkeyle söylüyor. Diğer liderler eğlenmek için söylüyorlardı. Başbakan'ın dilinde mizah yok öfke var aslında. Öbürlerinde mizah vardı gerçekten. Erbakan komik bir adamdı, komiklik olsun diye söylerdi. Sayın Erdoğan'ın bunları komiklik olsun diye söylediğini sanmıyorum. Öfkeyle söylüyor, yani tutamadığı bir öfkeyi böyle dillendiriyor. Adı üzerinde, "Kasımpaşalı eli maşalı"... O anlamda sert bir üslubu var aslında. Hesap yapmasını çok iyi bilmeyen bir insan. Her ne kadar sinirleniyorsa da ben bunu bir eksi olarak görmüyorum. Ağzına geleni söylesin. Ben bunu tercih ederim.

VATANDAŞIN YERİNDE OLSAM DAVA AÇARDIM


"Ananı da al git" sözünde öfke var. Aslında komik bir cümle, ben söylesem güler insanlar ama öfkeyle söylenmiş. Başbakan'ın gerçek üslubu bu işte. Gerçek üslubu buysa ne yapalım, insanlar dava açsınlar. Vatandaşın yerinde olsam dava açardım. Başbakan her şeye dava açıyor. Böyle avukatları var herhalde, "Biri bir şey söylesin de tazminat alalım. Hep beraber yiyelim" diye düşünüyorlar anladığım kadarıyla. Bunu çok sağlıklı bulmuyorum. Başbakan ağzına geleni söylesin. Vatandaşta söylesin. Konuşa konuşa anlaşacağız. Bazen üslubumuzda ayarı kaçırırsak toplarız. Başbakan'ında toplayacağını düşünüyorum. Biraz daha politikada olgunlaştıkça, geliştikçe, büyüdükçe bu üslubu toparlayacağını düşünüyorum. Ama o zaman da samimiyetten uzaklaşacak diye de korkuyorum.

Mehmet Çağçağ (Karikatürist)
KÖTÜ NİYETİNDEN DEĞİL DİLİNİ TUTAMIYOR
"Ananı da al git" sözü aşağılayıcı, küçümseyici bir dil. Siyaseten doğruculuk adına bile en azından bunu yapmak gerekir. Başbakan bir yandan da çelişkili. Edebiyatı çok seviyor, şiir tutkusu var. Şiirdeki imgelere, metaforlara, kelimelerin taşıdığı güce karşı bir merakı var. Bundan keyif alıyor, şiir sevgisi bunu gösteriyor. Şiir sevgisi olan birisi küçümseyici, sıradan bir dil kullanmaz. Kötü niyetinden de olduğunu sanmıyorum, dilini tutamıyor. Kelimelere hakim olamıyor. Belki çok fazla baskı altında, belki Türkiye'nin koşulları da belirliyor. Bazen anlayışla da karşılıyorum gerçekten bu kadar baskı, bu kadar stres altında çok daha büyük hatalar yapabilir.

BAŞBAKANIN AĞZINDA HOŞ DURMUYOR
Sokak dili bir başbakanın ağzında hoş durmuyor. Tâbii ki bu dili yakışıksız buluyorum. Topluma örnek olması açısından da, siyasete örnek olması açısından doğru bir tavır değil. Ama başbakanın kontrolünde de değil anladığım kadarıyla zevk alarak söylemiyor. Bence alışkanlık, yaşamış olduğu ortamın dili üzerinde hakim olmuş ve bu hakimiyetten kurtulamıyor. İnsanın dilini yaşadığı koşullar şekillendirir. Aile, yaşadığı mahalle, eğitim aldığı kurumlarda geçirdiği yıllar içerisinde o kurumların etkisi. Bunların dışında tabii güncel moda bir dil söz konusu. Mesela mizah dergilerinin dili güncel aktüel bir dil, televizyonların dilinden, reklamların dilinden etkilenir. Bunlar yaşanılan geniş coğrafya ile ilgili etkilenmedir ama esas belirleyici olan daha küçük yaşlarda aile ve sosyal çevre insanın üzerinde belirleyici olan.

EDEBİYAT DERSLERİNİ DE KALDIKMAK LAZIM


Erdoğan'ın dilini agresif buluyorum. Diğer liderler arasında bu kadar bariz refleksle konuşan bir isim yoktu. Demirel daha düşünülmüş, tasarlanmış bir dil, sözcükler kullanırdı. Sanki cebinde her zaman onlar bekliyor ve yeri geldiğinde kullanılıyor. "Petrol vardı da biz mi içtik" demişti. Erbakan, "Kadayıfın altı kızarıyor" demişti. Bunlar hiç agresif değil, sadece eleştiriye karşı savunma niteliği taşıyan çıkışlar. Erdoğan'ınki savunmadan çok karşı tarafı baskılamaya ve "kaybol" şeklinde bir tavırla dışlamaya ya da küçümsemeye yönelik, karşısındakine değer vermeyen bir dil. Başbakan böyle konuşursa sokaktaki insanı hiç yadırgamamak lazım. O zaman edebiyat derslerini falan hepsini kaldırmak lazım, ne anlamı var. Hitabet sanatının, dil bilgisinin ne önemi var.

YÜZ İFADESİYLE KONUŞMA YETENEĞİ VAR
Halk kodumu oturtan, otoriter, bağıran, çağıran ya da dersini veren insanları seviyor. Otoriteyi seviyor. Halk otorite arıyor çünkü bu cahil refleksidir. Cehaletle yola çıktığın da bilgiye güvenmiyorsa otoriteye güvenir. Erdoğan'ın tavrı onlara çok kolay yenilir, yutulur lokmalar geliyor ve çok rahat anlıyorlar onu. Konuşmasına gerek yok yüz ifadesinden anlıyorlar. Erdoğan'ın yüz ifadesiyle konuşma yeteneği var. Ben bu kadar yüz ifadesiyle konuşabilen bir lider görmedim. Bir aktör gibi yüzünüze baktığı anda birçok sözcük aktarıyor art arda.

Vedat Özdemiroğlu (Mizah Yazarı)
KABADAYIDAN ZİYADE KÜLHANBEYİ GİBİ


Başbakan Mehmet Akif'i seviyor. Kendisi biraz sussun, Mehmet Akif'ten konuşsun. Paparazzi programları diliyle konuşuyor, Başbakan'a hiç yakışmıyor. Kasımpaşa standartında besleyip Kemal Sunal tipleri gibi, Recep İvedik gibi halka oynuyor da olabilir. Ama böyle olmuyor kabadayıdan ziyade külhanbeyi gibi.

ESNAF AĞZI DİYECEĞİM ESNAFIMIZA YAZIK
Erdoğan en yaratıcı olmayan lider. Altyapısı, tadı olmayan laflar söylüyor. Erbakan'ın bir üslubu, tadı vardı. "Kadayıfın altı kızarıyor", "Gulu gulucular, tamtamcılar" bunlarda bir özellik vardı. Demirel'in de "Benzin vardı da biz mi içtik" klasiktir. Bence Demirel içti onları; bu arada kanaatim o yöndedir. "Ananı da al git" el insaf yani. Esnaf ağzı diyeceğim, esnafımıza yazık. Esnafımız çok daha esprili. Kasımpaşalı mı kalacak bilemiyorum. Orada kalsa kendini daha çok geliştirme imkânı bulurdu.